BİR KAR TANESİ OL

14. BÖLÜM

Kaldığımız Yerden Devam

Kim Sun “Girebilir miyim?” diye sorar. Tae Yang şaşkınlığı atlattıktan sonra “Tabi buyur.” diyerek ona yol verir ve salona kadar eşlik eder. Song-i ve Leun plana dalmış incelerlerken Kim Sun içeri girmiştir bile. Leo’nun havlamasıyla ikiside kafalarını kaldırırlar ve karşılarında Kim Sun’u görünce şaşkınlıklarını gizleyemezler. Kim Sun ne diyeceğini bilmez bir halde “Ben Song-i’nin nasıl olduğunu merak ettim de.” diye bir şeyler söylemeye çalışır. Song-i sanki başkasının eşyalarını karıştırıyorken yakalanmışcasına çekinerek “İyiyim.” diyip yan gözle sehpaya bakar. Kim Sun’da onun baktığı yere bakınca kendi çizdiği planı görür. Üçü suç üstü yakalanmışcasına sessizce cezalarını beklerler. Sessizliği Leun bozarak “Song-i’nin hatırlamasına yardımcı olmaya çalışıyoruz. Doktor hayatında ki önemli anları hatırlatmamızı söylemişti. Biz de bunun iyi bir fikir olacağını düşündük.” diyerek bir solukta açıklar. Kim Sun tamam anlamında kafasını sallar. Tae Yang “Otur lütfen.” diyerek nihayet ayakta kaldıklarını farkeder ve kendisi de oturur. Kim Sun, Leun’a dönüp “İşe yaradı mı?” diyince Leun anlamaz gözlerle bakar. Kim Sun “Plandan bahsediyorum.” Leun “Ha o mu? Pek sayılmaz.” diyip dudak büker. Song-i “Aslında..” diye söze başladığında üç erkek de dönüp ona bakar. Bunu farkedince söyleyeceklerinden emin olmayarak devam eder “Aslında bir şey hatırlıyorum ama çok garip belki de bununla bile alakalı değil.” Leun “Olsun sen söyle. Nasılsa olayın birinci şahitlerinden Kim Sun burada doğru olup olmadığı o söyler.” der. Song-i plana dönerek “Bir şeylerin silindiğini hatırlıyorum ama ne olduğunu bilmiyorum.”  diyince Kim Sun gülümser. Tae Yang “Doğru mu?”  diye merakla sorar. Kim Sun gülümsemeye devam ederek evet anlamında kafasını sallar. Hepsinin yüzü gülüyordur. Leun “İlk defa bir şey hatırladın.”  Song-i “Aslında ilk defa değil. Yani bunun gibi küçük şeyleri hayal meyal hatırlıyorum ama anlatamıyorum. Yani o kadar ayrıntı şeyler ki sözcüklerle anlatılmıyor. Sadece hissediyorum.” diye açıklar. Tae Yang “Tamam bu da gayet güzel.”  der. Leun, Kim Sun’a dönerek “Ney silinmiş.” diye merakla sorar. Kim Sun nasıl söyleyeceğini düşünürken, Tae Yang olaya müdahile ederek “Haydi Leun biz bir dolaşıp gelelim.” Leun “Dolaşmak mı? O da nereden çıktı bir yere kımıldamam. Burası çok heyecanlı oldu.” diyince Tae Yang gözlerinden kıvılcımlar çıkartarak “Yiyecek bir şey alalım. Evde hiç bir şey kalmamış.” Leun “Dolapta bir sürü şey var.” dediği anda Tae Yang kolundan tutup zorla kaldırır. Kim Sun ve Song-i’ye dönerek “Biz çıkıyoruz. Siz de bu arada şu plan olayını konuşursunuz.” der. Tae Yang’ın elinden kurtulmayı başarak Leun, Kim Sun’a “Bu arada biz hala tanışmadık. Ben Leun.” diyerek elini uzatır. Kim Sun toparlanıp ayağa kalkar ve Leun’un elini sıkarak “Memnun oldum. Ben Kim Sun. Gerçi biliyorsun.” der. Tae Yang ve Leun dışarı çıkıp arabaya bindiklerinde Leun “Of ama çok merak ediyorum. Tam heyecanlı anda neden çıkalım diye tutturuyorsun.” diye mızmızlanınca Tae Yang “Asıl sen neden kalmak için ısrar ediyorsun. Bırak rahat rahat konuşsunlar. İkisini bir araya getirmek için neler çektim biliyor musun?” diyince Leun hemen kulak kesilip “Kim Sun’u eve sen mi çağırdın?” diye sorar. Tae Yang “Gelmesini sağladım diyelim.” Leun “Hemen anlatıyorsun.” Tae Yang “Tamam ama sen de karşılığında plan olayını anlatıyorsun.” Leun “Aa bir de bana meraklısın derler. Asıl meraklı buradaymış.” diyip güler. Tae Yang “Madem olayın içine bu kadar girdik. Bilmek hakkımız.” diyip dil çıkarır.

Bu sırada Song-i ve Kim Sun evde sessizce oturuyorlardır. İkisi de nereden başlayacaklarını bilemezler. En sonunda Song-i “Bir şeyler içer misin?”  diye sessizliği bozar. Kim Sun “Farketmez.”

Leun ve Tae Yang bahçede konuştuktan sonra nihayet üşüdüklerinin farkına varmış olacaklar ki arabaya binerler. Tae Yang “Hımm demek bu plan sayesinde sevgili olmuşlar.” diyip manalı manalı güler. Leun “Neden güldün?” Tae Yang “Yine bu planın başında bir araya geldiler, güzel bir tesadüf değil mi?” der. Leun “Ah, umarım her şeyi hatırlar da, yine bu plan sayesinde bir şeyler olur.” Tae Yang birden  arabayı çalıştırır. Leun “Nereye gidiyoruz?” diye sorunca “Aklıma birden bizim nasıl başladığımız geldi.” diyerek Leun’a bakıp göz kırpar. Tae Yang arabayı Seokchon Gölü’nü çevreleyen parkın biraz uzağına park ettiği için biraz yürümek zorunda kalmışlardır ama sonunda eskiden sürekli geldikleri bankın yanına ulaşırlar. Hala orada olduğunu görünce birbirlerine bakıp gülümserler.  İkisi de eskiden olduğu gibi yan yana otururlar. Bir süre sessiz kaldıktan sonra Tae Yang, Leun’un dizlerine yatarak “Ah çok yürük yoruldum. biraz dinlenmem lazım.” der. Leun onun yaptığı sevgi hareketlerine bir bahane bulmasına alışık olduğu için, sadece gülümser. sonra eğilip Tae Yang’ı öperek “Yorulmuşsun ya, enerji vermesi için der.” ve ikisi birbirine bakıp kahkaha atar. Tae Yang ciddi bir yüz ifadesi takınarak “Hazır mısın?” diye sorar. Leun “Neye hazır mıyım? Bugün çok gizemli konuştuğunun farkında mısın?” Tae Yang son cümleyi duymamış gibi devam eder. “Bir karar verdim. Song-i her şeyi hatırlayınca ve her şey yoluna girince ailemi bizi açıklayacağım.” Leun “Ne!” diye şaşırıp yerinden kalkmak isteyince Tae Yang düşecek gibi olur. Yattığı yerden doğrularak oturup Leun’a bakar. “Babamın saçma sapan tehditlerine yenilmeyeceğim.” Leun “Yani Song-i’den ayrılmayacak mısın?” diye sorar. Tae Yang “Hayır tabi ki ayrılacağım. Hem onun için babamın tehdidine gerek yok. Son durumlara göre zaten ayrılmamız gerekecek. Babam bunu iş mevzularında bile kullanıyor. Buna daha fazla dayanamam. Hem artık açıklamanın vakti geldi.” deyip gülümser. Leun endişeli gözlerle “Peki ya büyükbaban, nasıl tepki verecek? Ya ona bir şey olursa?” Tae Yang biraz düşünerek “Ona söyleyip söylememe konusunda henüz karar vermedim. Ama bir yolunu bulurum. Anneme söyledikten sonra onunda fikrini alırım.” diyip biraz sessiz kaldıktan sonra “Tabi hala benimle konuşursa.” diye sözünü bitirir. Leun “İstemiyorum.” diyip Tae Yang’dan gözlerini kaçırır. Tae Yang “Söylememi mi istemiyorsun?” der. Leun suratını asarak “Benim yüzümden üzülmeni istemiyorum.” der. Tae Yang “Saçmalama bu ikimizin meselesi nasıl sadece senin yüzünden oluyormuş. Hem söylemezsem daha fazla üzüleceğim.” der. Leun dönüp “Emin misin?” diye sorar. Tae Yang kararlılıkla kafasını evet anlamında sallayarak, Leun’un boynuna uzanıp onu kendine çeker ve öper.

Bu sırada çekingenliği üstünden atan Kim Sun, Song-i ile ilk tanıştıkları günden planı çizdiği güne kadar olan olayları anlatır. Çoktan ilk kahvelerini bitirip ikinciye geçmişlerdir.  Song-i, ilk asansörde tanıştıklarını öğrenince “Geçen gün asansörde kendimi çok garip hissettim. Bunun onunla bir ilgisi var mı?” diye sorar. Kim Sun’un aklına asansörde Song-i’yi öppek istediği gelir ve saçlarını karıştırarak “Hıım o ayrı bir konu ama yakın zaman da oldu. Sırayla gidelim aklın karışmasın.” der. Bunun üzerine Song-i bir kahkaha atınca Kim Sun şaşırır. Şaşkın gözlerle kıza bakınca birden bu gülüşü görmeyeli ne kadar uzun zaman olduğunu hatırlar ve bakışları birden değişir. KimSun’a baktığında ona üzgün üzgün baktığını gören Song-i toparlanarak “Şey, sanki bir öğretmenin ders anlatması gibi o konuya daha sonra değineceğiz falan.” der. Kim Sun gülümseyerek “Biraz öyle oldu dimi?” diyerek ayağa kalkar “Ben artık gideyim, geç oldu. Hem ilk günden bu kadar olay yeter sanırım.” der. Song-i de ayağa kalkıp onu geçirerek “Pekala öyle olsun.” der. Kim Sun iyi geceler diyip kapıdan çıktığı anda Song-i “Yine geleceksin değil mi?” diye sorar. Kim Sun arkasını dönüp gülümseyerek “Tabiki.” der.

Kim Sun’u yolcu edip salona döndüğünde Song-i’nin içini bir hüzün kaplamıştır. Koltuğa oturup biraz önce konuştukları olayları düşünmeye başlar. Ufak tefek ayrıntıları hatırlasa da olayların bütünü ona hala yabancı gelmektedir. Şimdi ye kadar Kim sun ona hep ters davrandığı için onu soğuk biri olarak görmüştür ama bu gece ne kadar yanıldığını anlar. o bu düşüncelerle boğuşurken kapı açılır, Tae Yang ve Leun eve gelmiştir. İkisininde yüzünde kocaman bir gülümseme görünce Song-i “Bakıyorum, keyfiniz yerinde. Nerelere gittiniz?” diye sorar. Leun, Tae Yang’ın yanından ayrılıp kızın yanına gelir ve elini omzuna atarak “Valla asıl haberler sen de, Noona neler oldu anlat çabuk. Meraktan çatlamak üzereyim.” Song-i dudaklarını büzerek “Hımm, bir düşünelim.” diye elini çenesine götürüp uzunca bir süre düşünüyormuş gibi yapar. Bu sırada Leun onun ağzından çıkacaklar için pür dikkat izlemektedir. Song-i sessiz kaldıktan sonra “Hiçbir şey olmadı.” diyip ortamdan uzaklaşınca Leun’un elini boşta kalır. Tae Yang kahkaha atarak gidip Leun’un şaşkınlıktan açık kalan ağzını kapatarak “Bir gün bu merakın yüzünden başına işler açıcaksın.” der. Leun, pis pis sırıtan Song-i’ye  bakar ve “Bu kız kesin hatırlıyor,  ben sana diyim.” diyerek. Song-i’nin peşinden gider. Song-i merdivenlerden koşarak çıkar. Leun Tae Yang’a dönüp “Bak görüyor musun? Eskisi gibi cinlikler yapıyor. Kesin hatırlıyor, kesin.” der. Tae Yang kahkaha atıp “Haydi, rahat bırak onları. Bizim seninle bir işimiz var.” diyip, kolundan çeker. Leun arkasından sürüklenirken “Ne işi yaa, dur bir dakika açıktım ben yemek yiyicem.”, Tae Yang “Yatağa girmeden hemen önce yemek yenmez çok sağlıksız.” diye merdivenleri çıkmaya başlar tabi bu arada hala Leun’un kolunu bırakmamıştır. “Hemen yatmayacağım ki, daha erken yaa..” diye sızlanırken sonunda kafasında şimşekler çakar ve Tae Yang’ın demek istediğini anlar. Tam o anda  Song-i’nin merdivenlerden aşağı indiğini görür. Leun, hızla kızın yanına çıkarak “Aa bu saatte hala ayakta mısın sen? Haydi uyku saati herkes odasına.” Song-i şaşırarak “Daha erken değil mi?” diye sorar. Leun kızı tutup odasına sokar “Çabuk yatağına, hastaların bu saate kalması bile hata. Git hemen uyu ve sabaha her şeyi hatırla, aa ne bu?” der ve kapıyı kapatarak dönüp merdivenleri yavaş yavaş çıkan Tae Yang’a sırıtır “Ne diyorduk?” Tae Yang “En son sen karnının acıktığından bahsediyordun.” Leun ilk defa duyuyormuş gibi yaparak “Aa bu saatte yemek mi olurmuş? Çok sağlıksız, hadi herkes odasına dedim ya.” diye Tae Yang’ın kolundan çekerek odaya götürür.

Ertesi gün, herkes işine gidince Song-i yine yalnız kalır. Evde sıkıntıdan kendini bir koltuktan diğerine atarken, Leo’da onun yaptıklarına anlam vermek için dikkatlice izler. Sonunda kız “Sıkıntıdan ölmek üzeriyim.” diye bağırınca o da tepki vermek için havlar. Song-i ona bakıp “Sen de sıkıldın değil mi? Haydi gezmeye gidelim mi?” diye sorar. Leo’dan gelen iki havlamayı evet olarak kabul eder ve tasmasını takarak dışarı çıkarır. “Hımm bu sokağı biliyorum sanki buradan gitsek kaybolmayız.” diye başlayan yolculukları yirmi dakika sonra kaybolmalarıyla sona erer. Kaldırıma çökerek köpeğin başını okşayan Song-i “Sahiplerin seni hiç dışarı çıkarmıyor ki sen de yolları öğrenesin.Öyleyse Tae Yang’ı rahatsız etmenin zamanı geldi.” diyip telefonunu çıkarır.

Tae Yang elindeki belgelerle uğraşırken telefonu açar. “Ne dedin? Ben sana dışarı çıkma demedim mi? Gelemem, birazdan toplantı başlayacak. Dur bir dakika daha iyi bir fikrim var. Sen orada bekle, sakın bir yere kaybolma.” diyip telefonu kapatır. Song-i, Leo ile volta atarken Tae Yang’ın arabası yanaştı ama inen Kim Sun’du.  Kim sun telaşla kızın yanına gelerek “İyi misin?” diye sordu. Song-i sakinliğini bozmayarak “Şey telaş yapma yaralanmadım. Sadece kayboldum.” der.Kim Sun, kendi telaşına gülerek “Doğru, Tae Yang o kadar acele ettirdi ki bende bir şey oldu sandım.” der.  Sonra etrafına bakıp “Haydi sizi eve götüreyim.” der. Song-i olduğu yerde kıpırdamayınca, Kim Sun durup “Ne oldu?” diye sorar. “Eğer vaktin varsa, yemek yiyebilir miyiz? Çok acıktım da.” diyip gülümser. Kim Sun saatine bakıp “Aslında pek vaktim yok ama..”  sözünü tamamlamadan Song-i “Tamam o zaman evde yerim. Sorun değil.” diyip arabaya biner. Yol boyunca camdan dışarı izler.  Evin önüne geldiklerin de  Song-i inip arka koltuktan Leo’yu indirdikten sonra “Sana da iş çıkardım, üzgünüm. Tekrar teşekkürler.” diyip ayrılmak üzereyken Kim Sun “Şey başka bir işin yoksa, akşam yemeğine ne dersin. Bu akşam?” Song-i şaşırıp “Yok, ben senin vaktini daha fazla almayayım.” der. Tae Yang gülümseyip “Şu anda bir toplantı var. Tae Yang idare ederim dedi ama yine de orada olmam lazım. O yüzden kısa bir öğle yemeği değil de, güzel bir akşam yemeği daha iyi olur bence.” diyerek gülümser. Song-i onun gülümsemesini görünce kalp atışlarının hızlandığını hisseder. Tek kelime edemez hal gelir sadece kafa sallar. Kim sun “Öyleyse akşama görüşürüz. 7’de alırım seni.” diyerek arabayı çalıştırır. Song-i arabanın arkasından bakarken elini göğsüne götürüp bastırır. Kaldırıma oturarak “Neydi şimdi bu, neden bu kadar heyecanlandım.” diye söylenir. Leo’da eve girme isteğiyle gelip kızın suratını yalar. “Tamam tamam kalkıyorum.” diyerek toparlanıp içeri girerler.

Kim Sun işe dönerken biraz önce ki olayları düşünür ve yüzünde bir gülümseme belirir. “Tıpkı eski günlerde ki gibi..” der. İçinden Song-i’nin eskisi gibi çok küçük şeylerde bile alındığını düşünür. Sonra onu ne kadar çabuk affettiğini düşünür. İki gün önce aklına geldiği an kızarken şimdi aklına geldiğinde yüzünde gülümsemeden başka bir şey olmadığını düşünür. “Sanırım tekrar aşık oluyorum.” diyip dikiz aynasında ki yansımasına bakar. “Kendini kandırma, onu sevmeyi hiç bırakmadın ki tekrar aşık olasın.” der ve gaza basarak vites değiştirir.

Song-i yemek için bir şeyler hazırlar, evi toplar, Leo ile oynarken akşam olur. Tüm bunları yaparken aklında ki tek şey öğlen ki olaylardır. “Off düşünmekten başım ağrıyor. Gerçi sürekli başım ağrıyor.” diyip kendini koltuğa atar. Kapının açılma sesi duyulur. Tae Yang ve Leun birlikte girerler. Song-i yattığı yerden “Nerede kaldınız?” diye sorar. Sesin nereden geldiğini anlamayan ikili etrafına bakar. Sonra Song-i’nin koltukta yüzüstü yattığını keşfederler ve yanına gidip telaşla “Bir şey mi oldu?” diye sorarlar. Song-i “Hayır, sadece dinleniyorum. Siz nerede kaldınız?” Leun “Birilerinin bugün yemek randevusu varmış. O yüzden biz de yemeğimizi yiyip geldik.” der. Song-i doğrulup oturarak “Siz nerden biliyorsunuz?” diye sorar. Tae Yang “Kim Sun söyledi. Aslında daha çok izin alırmış gibi bir tavrı vardı. Çok eğlenceliydi kendimi senin baban gibi hissettim.” diyerek güler. Leun kızı sıkıştırarak “Nereden çıktı bu yemek planı? Hem neden hazırlanmadın birazdan burada olur.” Song-i yine kendini koltuğa atıp yatmaya devam eder. “Sanırım gitmeyeceğim.” diyince ikisi aynı anda “Neden!” diye bağırır. “Çok hastayım.” Leun “Yalancı. Neren ağrıyor söyle o zaman.” Song-i tekrar doğrulup oturur “Öncelikle kalbim sıkışıyor. Sonra başım dönüyor, yok dönmüyor da sanki biri kafamın içinde davul çalıyor gibi oluyor.” Leun doktor edasıyla eliyle şikayetleri yazıyormuş gibi yaparak “Hımm, bu şikayetleriniz ne zaman başladı hanımefendi?” Song-i biraz düşündükten sonra “Bugün.” “Bugün derken, tam olarak saat verebilir misiniz?”  Song-i’de  kendini olaya kaptırmış ciddi ciddi soruları cevaplar “Şey işte öğlen gibi. acaba çok yürüdük ondan mı?” Tae Yang ikisinin bu haline bakıp kahkaha atmamak içini kendini zor durdurur. Leun “Öyleyse bu kaybolmandan hemen sonra oldu. Dur tahmin edeyim Kim Sun, seni eve bırakınca ya da bırakırken.” Song-i dönüp, evet anlamında kafasını sallar. Leun iyi bir av yakalamış kaplan edasıyla ayağa kalkıp ellerini göğsünde birleştirir ve “Öyleyse hastalığınızı buldum, hanımefendi.” Song-i meraklı gözlerle bakarken “Aşık olmuşsunuz.” Song-i “Çok saçma, onu tanımıyorum bile.” Leun “aklın tanımıyor olabilir ama kalbin tanıyor.” Tae Yang çocuğun kafasına vurarak “Bazen öyle laflar ediyorsun ki şaşırıyorum.” Leun hiç istifini bozmadan “Bana yeniden aşık oluyorsun değil mi? tamam tamam utanma söyleyebilirsin.” der. Tae Yang onu duymamış gibi “Ama tanın yanlış bay aşk doktoru.” Leun hemen yanına oturup “Yaa nedenmiş o?” bu sefer Tae Yang bilmiş bilmiş “Aşık olmuşsun dedin ama zaten aşıktı sadece vücudu hatırlaması için sinyaller gönderiyor bence.” Leun “Eski Song-i aşıktı ama yeni Song-i yeni aşık oluyor.” Tae Yang “Saçma saçma konuşma yeni Song-i’ymiş. Sanki başka birinden bahsediyoruz.”  Song-i daha fazla dayanamayarak “Aaa sizin başka işiniz yok mu? Gidin kendi işinizle ilgilenin. ” Leun “Cık cık cık biz burda sana yardımcı olmak için neler yapıyoruz şu dediğine bak. Şu andan itibaren parmağımı kıpırdatmıyorum.” diyip oturur. Tam o anda kapı çalınca Song-i saate bakarak “Eyvah geldi. Daha hazırlanmadım, kapıyı siz açsanıza.” diye ikiliye bakar. Leun duymamış gibi “Tea Yang biz ne yapacaktık. Hani kendi işimize bakıyorduk ya..” Tae Yang halinden memnun eğlenir. Song-i “Aman açmayın, ben hallederim.” diyip kapıya gider.

Onu öğlenki kıyafetleriyle görünce şaşıran Kim Sun, “Yemekten vaz mı geçtin?” diye sorar. “Yok hemen üstümü değiştirip geliyorum. Sen içeri gir.” deyip merdivenlere koşar. Kim Sun salona geçip diğerlerine selam verip oturur. Tae Yang “Leun, haydi bize kahve yapsana.” Leun “Şu parmağımı görüyor musun? Sence onu kıpırdatmadan kahve yapabilir miyim?” Tae Yang çocuğun parmağını bükerek “Bak kıpırdattın bir kere haydi kalk.” Leun “Ah acıdı ama biri bağırsın biri parmağımı kırsın. Alıp başımı gideceğim.” diye söylene söylene mutfağa gider. Kim Sun şaşkın şaşkın bakarken Tae Yang “Gördüğün gibi işte bir sürü sorunla uğraşıp bir de evdekiyle uğraşıyorum. Bir de bunlar iki taneydi Song-i ile bir olup beni deli ederlerdi.” diyip durgunlaşır ve Kim Sun’a dönüp “Teşekkür ederim.” der. Kim Sun şaşırarak “Neden?” diye sorar. “Kızgınlığını bir kenara bırakıp geldiğin için. Song-i’nin sana çok ihtiyacı vardı.” Kim sun gülümseyerek “Asıl benim ona ihtiyacım varmış.” der. Leun elinde kahvelerle gelir. Kim sun’a kahvesini verirken “Ee nereye gidiyorsunuz?” diye sorunca Tae Yang’ın öldürücü bakışlarına maruz kalır. Hiç aldırmayıp omuzlarını silkerek “Bir kere parmağını kıpırdattın diye sen dedin.” der. Kim sun muhabeti anlamasa da cevap verir “Daha önce gittiğimiz bir yerdi. Hatırlatması açısından iyi olur diye düşündüm.” Leun manalı manalı  “Tabi hatırlatmak için.”  diyince karnına Tae Yang tarafından bir darbe alır. Leun, dönüp Tae Yang’a bakınca Tae Yang hiç bir şey olmamış gibi sırıtır. Kim Sun onların bu halini görünce gülümsemesine engel olamaz. Tam o anda Song-i merdivenlerden inip “Hazırım, çıkabiliriz.” der. Koyu renk sade bir elbise giymiştir. Kim sun onu görünce bir an olduğu yerde kalır “Rica etsem, başka bir şey giyer misin?” der. Diğerleri nedenini anlamadıkları için şaşkın şaşkın bakarlar, kim Sun “Ya da neyse boş ver saçmalıyorum işte.” der. Song-i “Yok, üstümü değiştireyim. Zaten bu elbise dolabın en köşesindeydi. Giyilmeyeceğini anlamalıydım.” der ve tekrar yukarı çıkar.   Kim Sun sıkıntılı bir şekilde yerine oturur. İkisinin de ona baktığını görünce “Ayrıldığımızda üzerinde o elbise vardı. Bir an görünce kötü oldum. Saçma bir tepkiydi.” diye söylediğinden pişman olmuştu. Leun gerilen ortamı sakinleştirmek için “Olsun, üzerini değiştirmesi iyi oldu. Böylece tüm gece aklına gelmeyecek. Boş ver birazdan unutturursun bu elbise işini. Zaten bu aralar bir unutkan bir unutkan ki sorma.” diyip göz kırpar. Üçü de gülümserler. Beş dakika sonra Song-i elbisesini değiştirip aşağı iner ve çıkarlar. Tae Yang, anahtarını Kim Sun’a uzatarak “Benimkini alın.”  Kim Sun “Teşekkürler bu sefer arabayla geldim.” der.  Onlar çıktıktan sonra, Leun “Ah şimdi oturup ağlayacağım. Kendimi kızını sevgilisiyle gönderen babalar gibi hissettim.” Tae Yang “Hadi ordan, yarım saat önce şımarık çocuklar gibi mızmızlanıyordun.” diyip salona geçer.

Song-i ve Kim Sun geceye gergin başlasalar da dönüş yolunda ikisinin de yüzleri güler. Evin önüne gelince Kim Sun arabadan inerek Song-i’nin kapısı açar. Song-i “Çok teşekkürler, güzel bir geceydi.” Kim sun “Rica ederim. Benim  için de güzeldi.” Song-i “İçeri gelmek ister misin?” diye sorunca Kim Sun “Yok, geç oldu. Rahatsız etmeyeyim. Sen gir hadi.” Song-i “Tamam ama önce sen bin araya.” diyince Kim sun kendi kendi güler. Song-i “Ne oldu?” diye sorunca “Hiç, ilk çıktığımız zamanlarda ki gibi oldu. Onu hatırladım.” der. Song-i suratını asarak “Keşke ben de hatırlayabilsem.” diyince Kim Sun kızın yanına gelerek elini tutar ve “Asma suratı hemen, mutlaka hatırlayacaksın. Çünkü unutulmayacak kadar güzel anılarımız vardı.” der. bir üsre öyle kaldıktan sonra Song-i elini çekerek “İyi geceler.” der.  Çünkü kalp atışları yine alarma geçmiştir. Bahçe kapısından içeri girer ve duvara dayanarak kalbini tutar ve sakinleşmesini bekler. O sırada Kim sun yüzünde hüzünlü bir gülümsemeyle arabasına biner. Arabanın çalışma sesini duyduktan sonra araba gitmiş mi diye bahçe kapısından kafasını uzatmak üzereyken. Karanlığın içinden bir ses gelir “Demek, doğruymuş.” Kız yerinden korkudan yerinden zıplayarak sesin geldiği yöne bakar, Jang bahçe kapısının öbür tarafında ki karanlık bölgeden çıkıp ışığa yürür. Song-i onu görünce derin bir nefes alarak “Ödümü patlattın.” diye kızar. Jang “Özür dilerim. Tam evden çıkıyor ki, sizi gördüm bende konuşmanızı bölmemek için bekledim.” der. Song-i şüpheli şüpheli bakınca “Tamam konuşmanıza kulak misafiri olmak için de olabilir.” diye itiraf eder.  Song-i “Şimdi inandım işte.” diye güler. “İçeri girsene haa soğuk.” diye Jang2ı içeri davet eder. Jang “Yok almayayım, şimdi çıktı Tae Yang’ın azarlarını yeterince dinledim. Bugünlük yeter” der. Song-i gülerek “Biraz önce doğruymuş, dediğin neydi?” diye sorar. Jang “Ha o mu? Hani şu aşk filmlerinde ki meşhur replik var ya, ‘Bu dünyaya tekrar gelsem yine sana aşık olurum.’ işte o doğruymuş.” diyip Song-i’ye bakar kızın anlamaz gözlerle baktığını görüce “Burada, dünyaya yeniden gelen sen oluyorsun.” diye açıklar. Song-i “Yani Kim Sun’a aşık oldun mu diyorsun?” diye sorar. Jang “Aynen öyle.” Song-i sıkıntılı bir şekilde “Off bilmiyorum, artık ne düşündüğümü ne hissettiğimi bilmiyorum. Song-i bir an önce dönmeli.” der. Jang “Dur bakalım. Burada üzgün olması gereken benim. Az bir şansım vardı, görünüşe göre artık hiç yok.” der. Song-i çocuğa üzgün gözlerle bakınca, Jang “Yapma ama o kadar da açıklı durumda değilim.” diyerek güler. Song-i “Sen çok iyi birisin. Eminim günün birinde sende aradığın insanı bulacaksın.” Jang “Aslında bulmuştum ama anlaşılan o beni aramıyormuş. Haydi içeri gir, üşüyeceksin.” Song-i “İyi olduğuna emin misin?” diye sorar. Jang “Evet evet, haydi içeri. Beni üzüntümle baş başa bırak.” diyince Song-i yine içeri gidemez Jang “Şaka yapıyorum. Haydi git yarın görüşürüz.” der. Song-i’nin aklı Jang’da kalsa da yavaş yavaş eve doğru yürür. Jang kızın arkasından bakarken, ilk aşkın ne kadar acı verdiğini öğrenmiş olur.

Aradan bir kaç gün geçince Kim Sun, Tae Yang ve Leun’la konuşmak istediğini söylemiştir. İş çıkışı Tae Yang Kim Sun ile birlikte Leun’un çalıştığı yere gider. Üçü masaya oturunca daha fazla sabredemeyen Leun “Ee ne anlatacaksın?” diye konuya dalar. Tae Yang “Çatladın değil mi?” diye yine Leun’a sataşır.Leun alışmış olacak ki aldırmaz. Kim Sun ikisinden fırsat bulup söze başlar “Aklıma bir fikir geldi. Aslında geri de tepebilir ama bir planım var. Song-i’ye şimdiye kadar yaşadıklarımı anlattım ama sözlerle anlatmak işe yaramıyor. Bence o anı tekrar yaşaması lazım.”  diye bir nefeste derdini anlatır. Leun “Süper fikir. Peki hangi anı nasıl yaşatmayı düşünüyorsun.”  Kim sun “İşte o noktada sizin yardımınıza ihtiyacım var. Aslında ben her şeyi hallederim sadece Song-i’yi  vaktinde oraya getirseniz yeter. Düşündüm ve en etkilisinin ayrılma anımız olduğuna karar verdim. Biraz hassas bir konu ama etkisi açısından faydası olacaktır.” der. Tae Yang’ı bu planı beğenmiş olacak ki “Peki Song-i’yi nereye ve ne zaman getirmemiz gerekiyor?” diye sorar. Kim Sun “Yarın akşam dokuz gibi Seokchon Gölü’nün orada  bir park var ya, hani orman olan tarafında, zaten gelince mutlaka anlarsınız mumlarla süslemiş olacağım. Aslında bulabilirsem ateş böcekleriyle…” dediği anda Tae Yang ve Leun birbirlerine dönerler şaşırmış gözlerle bakıp tekrar Kim Sun’a dönerler. Tae Yang heyecanlı bir şekilde “Sen şu olayı baştan anlatsana bize.” diye merakla sorar. Kim sun’da neden bu kadar heyecanlandıklarını anlamadan ayrılma gününü anlatır. (Hatırlamayanlar için küçük bir hatırlatma: 4. Bölüm‘de Kim Sun ve Song-i’nin ayrılmalarını gören, Tae Yang ve Leun birbirlerini kaybetme korkusuyla birbirlerini sevdiklerini itiraf etmişlerdi.)

Kim Sun anlatmayı bitirince Tae Yang ve Leun gülme krizine girerler Kim Sun ne olduğunu anlamadan “Aslında bu hüzünlü bir hikaye olmalıydı.” diye tuhaf tuhaf ikisine bakar. Gülmesini durdurabilen Tae Yang “Özür dileriz. Üzüldüm gerçekten, hatta o anı görünce içim parçalandı ama böylesine büyük bir tesadüf olunca içimden gülmek geldi.” der. Kim Sun şaşırarak “Görünce mi dedin?” Tae Yang ve Leun evet anlamında başlarını sallar ve o an orda olduklarını anlatmaya başlar. Üçüde şaşkın şaşkın otururken Leun bir anda “Ah bir dakika ben bunu Song-i’ye anlattığım da hiç tepki vermedi.” Tae Yang “Song-i’ye anlattın mı dedin?” Leun suçlu çocuklar gibi “Şey o da bana şu plan işini anlatmıştı ben de seninle nasıl sevgili olduğumuzu anlattım işte. Aslında şimdi hatırladım ağlamıştı, hatta ben bu kadar duygusal ne var demiştim.” diyerek ortama sessizlik çökmesine neden olur. Daha sonra üç genç bu büyük tesadüfü ve yarın yapacaklarını konuşur ve ayrılırlar.

Tae Yang ve Leun eve geldiklerinde Song-i onları kapıda karşılar. “Nerede kaldınız, kaç saattir sizi bekliyorum.” Tae Yang “Geç kalacağımızı söyledim ya, bir şey mi oldu?” diye sorar. Song-i “Söyledin ama ben güzel haberi vermek için sabırsızlandım.” diyince Tae Yang ve Leun aynı anda “Hatırlıyor musun yoksa?” derler. Song-i “Tam olarak değil ama çocukluk anılarımdan küçük parçalar.” der. İkiside sevinçle kıza sarılırlar. Leun “Bu süper bir haber, demek ki her şeyi hatırlaman çok yakın. Nasıl hissediyorsun peki?” Song-i gülerek “Gerçekten insanın anıları onları hayata bağlayan kökleri, şimdi kendimi bu dünyaya ait hissediyorum.” Leun “Önceden uzaydan mı geldiğini düşünüyordun?” diye soğuk esprisiyle salonu dondurunca Tae Yang “Saçmalamaya başladığına göre gidip kahve yapma zamanın gelmiştir.” Leun mızmızlanarak mutfağa gider, o akşam Song-i’nin hatırladığı çocukluk anılarından bahsederler.

Ertesi sabaha Song-i odasında gözlerini açtığında aşağıdan Leun ve Tae Yang’ın seslerinin geldiğini duyar. Yatağından doğrularak etrafına bakar “Ben hala burada mıyım?” diye düşünür. Odasına göz gezdirdiğinde en son bıraktığı gibi olmadığını düşünür. Ayağa kalkıp her zaman kalkınca giydiği ceketini arar ama bir türlü bulamaz. Sonra durup üzerine bakarak “Ben bunlarla mı uyudum?” der. Etrafta bir gariplik olduğunu hisseder ama ne yapacağını bilmediği için yüzünü yıkayıp aşağı iner. Mutfağa girdiğinde Tae Yang ve Leun’u mutlu bir şekilde kahvaltılarını yaptıklarını görür. Leun onu görün “Günaydın, ben de tam seni uyandırmaya geliyordum. Haydi kahvaltıya.” Song-i çekinerek mutfağa girer ikisinin önünde duru ama oturmaz. İkisi ona bakınca “Şey ben, en son gidecektim ama ne olduğunu anlamıyorum. Hemen toparlanıyorum. Merak etmeyin akşam geldiğinizde burada olmam.” der. Tae Yang ve Leun şaşırarak ona  bakarlar, Tae Yang “Bu da nereden çıktı?” diye sorar. Song-i’de şaşırır, “Sen git demiştin ya?” diye safça sorar. Leun ve Tae Yang’ın kafası iyice karışmıştır. Bir anlık sessizlikten sonra Tae Yang durumu anlar. “Song-i, yoksa sen benim sana babamla anlama yaptığın için  kızdığım günde misin?” Song-i “Bu nasıl bir soru siz o gün de değil misiz?” diye sorunca Leun ve Tae Yang birbirlerine bakıp sesli bir şekilde gülerler. Song-i hiç bir şey anlamadan orada öylece dikilirken ikisi gelir ve Song-i’ye sarılır. Leun “Song-i geri döndün.” diye kıza iyice sarılır. Song-i “Ah ne diyorsunuz hiç bir şey anlamıyorum. Nereye gitmiştim ki?” Tae Yang “Tamam her şeyi anlatıcaz, sakin ol sen geç otur önce.” diyerek kızı sandalye ye oturtur.

Song-i “Yani şimdi ben ameliyat oldum ve kurtuldum öyle mi?”  ve inanamıyormuş gibi alaycı alaycı güler. Leun “Evet, ameliyat oldun ve hafızanı kaybettin. Şimdi de garip bir şekilde kaldığın yerden geri döndün.” der ve kocaman gülümser. Song-i hala inanamayan gözlerle bakınca ayağa kalkıp kızın yanına gider ve elini tutup kafasının arkasında saçlarının arasında ki ameliyat izinin bulunduğu bölgeye getirir. “Bak işte burada” der. Song-i elleyince o bölgede saçların kazınmış olduğunu ve bir iz olduğunu fark eder. Kalkıp aynaya bakmaya gider. Geri döndüğünde şaşkınlıktan çökmüş bir şekilde yerine oturur.  “Ne kadar zaman oldu?” diye sorar. Leun “Hımm iki ay falan.” diye cevap verir. Leun heyecanlanarak Tae Yang’a ” Kim Sun sürpriz yapmak isterken ona sürpriz yapsak süper olur.” diyince Song-i “Kim Sun mu? Ah çıldırcam neler oldu bu iki içerisinde?” Tae Yang bıkkın bir şekilde “Önce tüm hayatını hatırlamıyordu, şimdi iki ayı. Ne beceriksiz kızsın.” diye dalga geçer. Sonra gülerek ekler “Seni çok özlemiştik.” Leun “Hem de nasıl. Sana tüm hayatını hatırlatmaya çalıştığımız düşünülürse, iki ayı hatırlatmak çocuk oyuncağı.” diyerek güler. Tae Yang “Bence de hatta anlatmamıza bile gerek yok. Song-i yani hatırlamayan Song-i senin için bir günlük tutmuştu.” Der ve sonra kendi dediğine güler “Song-i’ler karıştı.” Onlar eğlenirken Song-i iyice kafası karışmış bir halde oturduğu yerde kalır. Daha sonra Leun iş yerini arar ve bugün gelemeyeceğini söyler, Tae Yang  sekreterine haber verir. Leun elinde telefon salona gelirken “Bu gidişle işten kovulmam yakındır.” diyerek oturur. Tae Yang’da kahveler ve Song-i’ye hazırladığı sandviçle gelir ve kıza uzatarak “Al bakalım, sen kahvaltını yaparken biz de neler olduğunu anlatalım.” diye söz başlar.

Song-i büyük bir şaşkınlıkla dinlerken arada söze girip “Şimdi Kim Sun beni affetti mi?” Tae Yang “Öyle görünüyor.” der. Song-i çekinerek “Peki siz beni affettiniz mi? Bu ameliyat işini söylemediğim için ve de…” Tae Yang’a dönerek “… Babanla olanlar yüzünden.” der. Tae Yang “Evet ameliyatı haber vermediğin için kızdık ama önemli olan şuanda iyi ve bizimle olman. Ayrıca o olayda fazla tepki verdi asıl ben özür dilerim.” diyerek kıza bakar. Song-i “Yok, haklıydın. Özür dileyecek bir şey yok.” Leun  “Herkes herkesi affettiğine göre sorun yok.” diye söze girer. Song-i gülerek “Bu hafıza kaybı işi benim açımdan avantajlı oldu sanırım.” diyince hepsi birlikte güler. Leun kalkıp tekrar kıza sarılar “İşte, benim Song-i’m.” der.

En Son Kim Sun’un bugünkü planını anlatırlar ve Song-i’nin aklına bir fikir gelir. Tüm konuşma boyunca Song-i, durup durup “Demek Kim Sun beni affetti ha?” diye sırıtmaktadır. Tae Yang dayanamayarak “Demek ona hala aşıksın.” der. Song-i “Ona aşık olmayı hiç bırakmadım ki… Bir ihtimal ameliyat başarılı olursa, onu bu yüzden terkettiğimi nasıl açıklarım diye düşünüyordum. Gerçi ameliyat için parayı bulamamıştım ama..” diyip bir anda durur ve Tae Yang’a bakarak devam eder “Ameliyat parasını sen mi ödedin?” diye sorar.  Tae Yang “Evet ama sakın ödemeye falan çalışma çünkü daha önce haber verip benden istemediğin için yeterince kızgınım sana, bak yine hatırlattın.” der. Song-i “Bunu kabul edemem, mutlaka ödeyeceğim.” der. Tae Yang “Ben de mutlaka ödetmeyeceğim. Haydi bakalım kim kazanacak görelim.” diyerek güler. Song-i bir şey hatırlamış gibi birden ayağa kalkarak “Annem, anneme söylemeliyiz? Off aklım o kadar karışık ki, kim bilir unuttuğum daha kimler var.” der. Tae Yang “Tamam sakin ol, birazdan yanına gideriz. Önce bir sakinleş, sonra doktora gideceğiz oradan annene uğrarız. ” Leun “Aslında ilk işimiz doktor olmalıydı, geç bile kaldık.” diyince hepsi kalkıp toparlanır ve evden çıkarlar.

Akşama eve döndüklerinde hepsi yorgun düşmüş haldedir. Önce doktora gidip fiziksel hiç bir sorun olmadığının onayı almışlardır. Daha sonra psikologa uğramışlar ve oradan da Song-i’nin annesine geçmişlerdir. Üçü koltuğa yığılınca, Leun “Benim anlamadığım şey, Song-i neden ameliyat gününden sonrasını hatırlamıyor?” diye sabahtan beri aklında olan soruyu sorar. Tae Yang “Doktor dedi ya işte zamanla o hafızası kayıp ettiği dönemde yaşadıklarını da hatırlayacaktık. Zaten hatırlamasa da pek bir şey katbetmez geçmişi hatırlatmaya çalışmaktan başka ne yaptık.” der ve asıl mevzuya değinerek  “Yapacak çok işimiz. Annene bizim evlilik işini açıklamalıyız. Boşanma durumları var. Bir de annemlere Leun’la ilişkimizi açıklayacağım.” diyince Song-i yerinden kalkarak “Ne! Gerçekten mi? Bence en doğru karar.” der ve sırıtarak yerine oturur. “Sürekli kendi sorunlarımı düşünmekten sizi hiç sormadım değil mi?” Leun “Bizimkiler acil değil, nasıl olursa olsun bir şekilde beraberiz ve mutluyuz.” diyerek Tae Yang’ın elini tutar. Tae Yang “Elbette, şimdi sıra beraber olamayanları kavuşturmakta. Sahi saat kaç 9.00’da orada olmalıyız. Ama açlıktan ölmeden biri telefon edip yemek söyleme fedakarlığını göstersin, parmağımı oynatamayacak kadar yorgunum.” diyince Song-i “Benim için yaptıklarınıza karşı, bir yemeğin lafı mı olur.” diyerek telefon eder.  Yemeklerini yiyip dinlenerek kendilerine gelirler.

Song-i yorgunluktan koltukta uyuyakalmıştır. Bu arada Kim Sun, Tae Yang’ı arayıp tekrar nerede buluşacaklarını söylemiştir. Saat 8.30 olunca Leun kızı uyandırır. “Haydi kalk bakalım. İnsan heyecandan uyuyamaz bee, ne uykucusun.” der. Song-i gülerek “Haklısın ama bedenen ve zihnen o kadar yoruldum ki daha fazla dayanamadım.” der va kalkar. Leun “Yine o elbiseyi giy.” diyince Song-i “Hangi elbise?” Leun “O gün ne giydiysen onu.” Song-i “İyi fikir. O günü yeni baştan yaşamalıyız, her şey aynı olmalı.” der ve giyinmeye gider.

Saat 9.00 biraz geçe parka varmışlardır. Song-i arabada heyecandan kalbini tutmuş bir halde oturmaktadır. Tae Yang “Haydi yolu biliyorsun, sana eşlik etmemize gerek yok. ” diyip göz kırpar, Leun “Git ve Kim Sun’u şaşırt. İyi şanslar.” der. Song-i “Size nasıl teşekkür edeceğimi bilmiyorum. Umarım ilerde hatırlayacak çok güzel anılar biriktirirsiniz.” der. Tae Yang “İşte bu güzel bir dilek. Sende kötü anıları güzelleriyle değiştirmiş olarak dön.” der. Tae Yang kız inince Kim Sun’u arayarak “Song-i geliyor, şu böceklerini serbest bırakabilirsin.” der. Leun şaşırarak “Ne böceği?” diye sorar.

Song-i o yeri  çok iyi hatırlıyordur, bu yüzden bulmak kolay olmuştur. Yaklaştıkça parlayan ışıkları görür ama ışıklar yer değiştir. Kız şaşırarak ilerler o açıklığa yaklaştıkça onların fener değil ateş böcekleri olduğunu görür. “Ateş böcekleri!” diye çığlık atmasına ramak kala kendine engel olur. Kim Sun ağaçların arasında onu görünce gülümser. “Hoş geldin.” kız da gülerek “Hoş bulduk, burası çok güzel olmuş.” der. Kim Sun “Teşekkürler, peki sana bir şey hatırlattı mı?” diye sorar. Song-i başını hayır anlamında iki yana sallayarak “Malesef.” der. Kim Sun “Tamam sorun değil, ne olursa olsun bunu yapacağım.” der ve cebinden küçük bir kutu çıkarır. Derin bir nefes alarak konuşmaya başlar “Song-i, sana aramızda geçenlerin hepsini anlattım. Tabi ki bu an hariç, bundan yaklaşık 3 yıl önce seni buraya çağırmıştım. İşler planlandığı gibi gitmemişti o yüzden şimdi  tekrar deneyeceğim.”  der  ve kararlılıkla kıza doğru yaklaşır. “O zamanlar seni çok ama çok sevdiğimi düşünüyordum. Ama şimdi düşününce  sandığımdan daha çok sevdiğimi anladım. Aradan ne kadar yıl geçtiğinin, senin beni terk ettiğinin, başka biriyle evlendiğinin, hasta olduğunu bana söylemediğinin hiç bir önemi olmayacak bir derecede seviyorum. Bana ne yaparsan yap, ne kadar üzülürsem üzüleyim, yinede seni seveceğimi anladım.” diyip kendi kendine gülerek “Sen bana ne yaptın bilmiyorum ama artık sensiz yaşayamam.” Kafasını kaldırıp kıza baktığında Kim Sun’un gözleri dolmuştur ama şaşırdığı bir şey varsa oda Song-i’nin ağlamasıdır. Kararlığını bozmadan sözlerine devam ederek “Sensiz yaşayamayacak olan bu adama hayat verip benim yanımda kalır mısın? Benimle evlenir misin?” diye sorar. Song-i gözyaşlarını silerek “Bu sefer ateş böcekleri var öyleyse evet diyebilirim.” der ve göz yaşları içinde gülümser.  Kim Sun bir an şaşırıp kalır. elleriyle etraflarında uçuşan ateş böceklerini göstererek “Hatırlıyor musun?” Song-i hala durmayan gözyaşlarını silerek “Evet.” der. Kim Sun “Her şeyi mi?” Song-i başını sallamakla yetinir.  Kim Sun ne yapacağını bilmeden etrafta dolanır, birden durup “Sen biraz önce evlilik teklifime evet mi dedin?” diye sorar. Song-i “Hala geçerliyse, evet.” diyip ondan gelecek tepkiyi merakla bekler.  Kim Sun “Sen şimdi her şeyi hatırlıyorsun ve bana evet dedin.” Song-i başını sallayıp gülümser.  Kim Sun yüzünde kocaman gülümsemeyle kızın yanına gelir ve daha fazla dayanamayarak öper. “Üzgünüm bunun için çok beklemiştim.” der ve tekrar öpmeye devam eder. Kim Sun hala olanlara inanamaz, kızın yüzünü ellerinin içine alarak “Şimdi sen iyileştin, her şeyi hatırlıyorsun ve evlenme teklifimi kabul ettin, değil mi?” Song-i “İstersen tekrar söyleyebilirim. Evet, evet ,evet. ” der çocuğun dudağına öpücük kondurur. Kim Sun kıza sıkıca sarılarak “Bu anı 3 yıl önce hayal etmiştim ama olsun, şimdi de kabul.” der. Song-i “Sen beni affettin mi?” diye sorar. Kim Sun kıza sarılmayı bırakarak “Onlar için daha sonra sana kızacağım ama şuan her şeyi affettim.” der ve tekrar sarılır. Song-i “Sun, hani beni sandığından çok sevdiğini şimdi fark ettin ya?”  Kim Sun “Evet.” Song-i “Ben onu 3 yıl önce fark etmiştim, işte bu yüzden sakladım.” der.  Kim Sun, kıza sıkı sıkı sarılır, Song-i de çocuğun kulağına fısıltıyla:

“Seni çok sevdim, seviyorum ve hep seveceğim.”

~SON~

Bir hikayenin daha sonuna geldik, yeni hikayelerle buluşmak üzere diye devam etmek isterdim ama yakın zamanda yeni bir hikaye haberi gözükmüyor^^ Öncelikle bölümler arasını çok uzattığım ve sizi beklettiğim için hikayenin tüm takipçilerinden özür dilerim. Çoğunlukla okulsal sebepler ve bazen de çıkan aksilikler yüzünden bölümler arasını uzun tutmak zorunda kaldım. Eminim aklınız, hayalinizde daha farklı sonlar vardı ama baştan beri aklımda olan bu şekildeydi ve ondan vazgeçmek istemedim.Umarım içine sinen bir son olmuştur. 14 bölümdür takip eden, okuyan, yorumlayan, yorumlamayan herkese çok ama çok teşekkür ederim.

Hikaye yazmaya başlamam da bana destek olan, vazgeçtiğim anlarda sözleriyle beni cesaretlendiren devam etmemi sağlayan, fotoğraf olsun şarkı olsun ne istediysem yardımcı olan kuzularım, pandalarım  Kimbapsushi  ve  SerMin ‘e  çok ama çok teşekkür ediyorum.

Bir özel teşekkürde, en başından beri yorumlarıyla bana destek olan,  bölümleri yazmam için bana gaz veren, hikayemi beğendiğini söyleyerek bana cesaret veren ve sona kadar gelmemde katkıda bulunan tarih84‘e gidiyor. Kendisine destekleri ve yorumları için çok ama çok teşekkür ediyorum. Ayrıca normalde hikaye okumayan ve tarih84’ün tavsiyesiyle Bir Kar Tanesi Ol’a başlayan ve her konuşmamızda beğendiğini söyleyerek bana destek olan  la fea ‘ya da kocaman teşekkürler. Twitterda n bana yeni bölümü hatırlatarak, yazma sürecimi hızlandıran ve yorumlarıyla yalnız bırakmayan OhYoonJoo’ya   çok teşekkür ediyorum.

Yorum yapan, yapmayan her okucuyu benim için çok değerli, kendi vaktinizi ayırıp hikayemi okuduğunuz için çok teşekkür ediyorum, umarım içinize sinen bir şekilde bitmiştir. Ayrıca kendi vakitlerinden biraz daha ayırıp yorum yapan tüm arkadaşlara; winpohu ‘ca,  evisirtinda,  bures_mi,  Ecthelion, mydestiny,  ajax02,  nomuyeppuda,  hikaruivy,  kohnah, akira,  Arzu,  guneykore,  BuSe,  Yukihanam,  seyma,  elif Henecia(@elif_khj) ,  leeminho,  mervy, Tuğçe Tekeli,  korearzu, elifmavis,  masalevi’ ne teşekkürlerimi sunuyorum ve ellerine sağlık diyorum. ( Unuttuklarım varsa çok özür diliyorum.)

~Mutlu sonlar, sizlerle olsun.~

^^Hoşçakalın^^

Bir Kar Tanesi &  Bir Bahar Dalı

Part – 1

Astrea’dan: Aslında tek bölüm halinde yayınlayacaktım ama kendimi yazmaya kaptırınca çok uzun oldu. Üstelik henüz yazamadığım ve aklımda kalan çok sahne vardı. Ya finali kısaltacaktım ya da ikiye bölecektim. Ben de ikiye bölmeyi seçtim. Hem okurken sıkılmayacağınzı uzunlukta hem de daha çok ayrıntı içeren bir final oldu^^

Tae Yang kapıdan çekilerek Kim Sun’a içeri girmesini işaret eder. Kim Sun odaya adımını atıp Song-i’yi görür görmez gözleri dolar. Hastaneye girdiği andan beri tuttuğu göz yaşlarını daha fazla tutamaz. Tae Yang, Jang’a dışarı gelmesini işaret edip “Biz sizi biraz yalnız bırakalım.” diyip dışarı çıkar.

Song-i dönüp Kim Sun’a bakınca ağladığını görür. “İyi misin?” diye sorar. Kim Sun yatağa biraz daha yaklaşarak “Neden Song-i neden?” diye sorar. Kız, onun  neden bahsettiğini anlamaya çalışır ama tek gördüğü şey Kim Sun hayal kırıklığına uğramış yüz ifadesidir. Song-i bir şey söylemeden ona bakınca Kim Sun devam eder “Neden bana söylemedin, neden onca ayı ayrı geçirdik, neden bilmeme izin vermedin, neden böyle aptalca bir sebepten ayrıldık?” der ama son cümleyi bağırark söylediği için Song-i şaşırmıştır. Ne diyeceğini bilemez. Bu sırada Kim Sun oturarak başını ellerinin arasına alır ve “Anlamıyorum. duyduğum andan beri düşünüyorum ama neden bunları yaptığını anlayamıyorum.” diye yavaş ve sessiz biçimde konuşmaya devam eder. Song-i onun tek kişilik konuşmasının arasına girerek “Bunları Song-i’ye sormalısın.” der. Kim Sun başını kaldırıp kıza anlamaz gözlerle bakınca Song-i “Şuan bahsettiğin şeyler hakkında hiç bir şey hatırlamıyorum. Üzgünüm. Hafızam geri geldiğinde tabi eğer gelirse bunları tekrar sormalısın.” diye açıklar. Kim Sun kıza şaşkınlıkla baktıktan sonra acı acı gülerek “Bunu Song-i’ye sormalıyım öyle mi?” der ve ayağa kalkıp kapıya yönelir. Arkasına bakmadan hızla odadan çıkar ve aynı hızla koridorda ilerler. Kimsenin olmadığı bir köşe görünce durup yere çökerek baştan beri içinde tuttuğu öfkeyle karışan üzüntüsünü daha fazla tutamaz ve ağlamaya başlar. Song-i odada tek başına biraz önce olanları düşünür. Kim Sun’u yüzü aklından çıkmıyordur. “Acaba kimdi? Ayrılmak dediğine göre eski sevgilim miydi? Belki de eski eşimdi. Bana kızdığı kesin. Neler yaptım acaba?” diye bir sürü soruyla boğuşurken Tae Yang’ın biran önce gelmesini diler.

 

Tae Yang kapıyı çalıp içeri girince odada sadece Song-i olduğunu görür ve şaşırarak sorar “Kim Sun nerede?” Song-i dudaklarını bükerek “Çoktan gitti. Peki o kimdi?” diye sorar. Tae Yang “Nasıl yani söylemedi mi?” diye şaşkınlığına bir yenisini ekler. Song-i Kim Sun’la konuştuklarını ona anlatınca “Hımm demek ki tahmin ettiğimden daha çok kızmış.” der. Song-i “Neye kızmış bana da söyliyecek misin? Yoksa benimle ilgili olan bir şeyi bilmeyen tek insan olarak kalayım mı?” diyince Tae Yang “Her şeyi unutmuşsun ama şu garip iğneleme yeteneğin hala yerinde.” der. Song-i “Hıım sanırım kişilikle ilgili bir şey, malüm çoğu doğuştan gelen özellikler.” diye açıklama yaparken Tae Yang “Tamam tamam bu kadar bilgi yeter. Tam emin değilim ama sen bu tümör işini duyunca Kim Sun’u terk etmiş olabilirsin. Hani şu benim için üzülmesin saçmalıkları ki ben de onun yerinde olsaydım sana kızardım.” Song-i biraz düşündükten sonra “Ben de Song-i ile aynı şeyi yapardım.” der. Tae Yang “Sanki başka biriymişsin  gibi konuşmasana garip oluyor.” Song-i “Öyle hissediyorum. elimde değil. Song-i’den bahsederken sanki başka birinin hikayesini dinliyorum gibi oluyor.” diyip surat asar. Tae Yang ” Tamam asma hemen suratını şimdi ne yapacağız onu bulmalıyız.”  Song-i “Yapacak bir şey yok. Kim Sun…” diyip donup kalır. Tae Yang “Ne oldu?” diye telaşla sorar. Song-i aklındaki düşünceleri dağıtmak istercesine kafasını sallayıp “Hiç, hiç bir şey. Sadece ismini sesli söylemek garip hissetirdi.” Tae Yang olayın üstüne giderek “Nasıl yani garip? Ne hissetirdi mesela?”  Song-i hiisettiği şeyi bulmaya çalışarak “Bilmiyorum işte garip, çok tanıdık gelen ama bilmediğim bir şeyler.” deyince Tae Yang sevinerek “İşte bu, böyle devam hatırlama belirtileri bunlar.” Song-i “Uydurma hemen garip bir his dedim sadece. Her neyse diyecektim ki yapabileceğimiz bir şey yok. Siniri elbet zamanla geçecektir.” diyip yorganın içine gömülür. Tae Yang kızın yatağından kalkıp “Uykun mu geldi?” diye sorunca Song-i sadece başına sallar.  “Tamam o zaman ben şirkete gidiyorum birazdan annenler gelir zaten, bu akşam onlar kalıcak. Yarın görüşürüz.” diyerek odadan çıkar. Song-i  yatağa iyice gömülür. Aslında uykusu yoktur ama akına sürekli Kim Sun’un üzgün yüzü gelir ve bunu engellemek için kendini uyumaya zorlar.

Birkaç gün sonra Tae Yang, Song-i’nin odasına girdiğinde doktorun Song-‘nin başında bulunan bandajları açtığını  görür. Doktor, Tae Yang’a dönerek “Ben de tam Song-i’nin istediği zaman taburcu olabileceğini söylüyordum. Bundan sonra düzenli olarak kontrole gelecek ve en önemlisi hafıza kaybı için bir psikologla tedavisi devam edecek.” der. Tae Yang başını sallayarak “Önerebileceğiniz bir isim var mı?” diye sorar. Doktor “Evet, fizyolojik kökenli olmayan hafıza kayıtlarıyla ilgilenen bir psikolog var. Sizi ona yönlendireceğim merak etmeyin. O halde istediğiniz zaman çıkış işlemlerine başlayabilirsiniz.” diyip odadan çıkar. Tae Yang kıza dönüp “Evet çıkmaya hazır mısın bakalım?” diye sorar. Song-i “Sanırım.” diyip annesine bakar. Kadın kızına çok üzülse de ona belli etmemek için elinden geleni yapmaktadır. “Ben biraz hava alayım.” diyerek odadan çıkar. Song-i, Tae Yang’a dönüp “Peki ben çıkınca nerede kalacağım.” diye sorar. Tae Yang “Hıım bunu hiç düşünmedim ama annen bizim durumumuzu bilmediği için en mantıklısı kocanın yani benim yanımda kalacaksın.” deyip gülerek  tek parmağını havaya kaldırıp onu uyarırmış gibi yapar. “O zaman ben gidip şu çıkış işlemlerini hallediyorum. Akşam şirket dönüşü seni alırım.” diye kapıya yönelirken Song-i “Tae Yang, hafızamı kaybetmiş olabilirim ama bu ameliyatların ne kadar pahalı olduğunu biliyorum. Eğer her şeyi hatırladığımda bunu unutursam bana hatırlat sana borcumu mutlaka ödeyeceğim.”  diyerek gülümser. Tae Yang’da gülerek “Bence sen herşeyi hatırladığında bunları unut.” diyip göz kırpar ve odadan çıkar.

Tae Yang şirkette Kim Sun ile karşılaşır, bu durumda ne diyeceğini bilemediğinden sadece selam vermekle yetinir. Kim Sun bu soruyu sormak için milyon kere düşündüğü yetmiyormuş gibi yine düşünerek en sonunda “Song-i nasıl oldu?” diye sorar. Tae Yang ilk hamlenin ondan geldiğine şükrederek “Gayet iyi, bugün taburcu oluyor.” diyip aklındakileri söyler  “Geçen gün geldiğinde seni hatırlamadığı için şaşırmış olabilirsin. Yani ilk başta bize de çok garip geldi ama zamanla alıştık ve ona nasıl yardım ederiz diye düşünmeye başladık.” diye Kim Sun’u yüreklendirmeye çalışır. Kim Sun kararlı ifadesinden bir milim bile oynamadan “Umarım en kısa sürede hatırlar.” diyerek oradan ayrılmak için bir adım atar. Tae Yang onu yakalamışken kaçırmak istemez “Yani hatırlayacak elbette ama biz de yardımcı olmalıyız. Eski anılarını canlandırmalıyız. Mesela sizin- ” diye cümlesine devam edemeden Kim Sun “Bizim pek anımız yok.” diyip yoluna devam eder. Tae Yang genç adamın arkasından bakıp “Off ne inatcısın illa her şeyi tek tek anlatmam mı gerekiyor?” diye söylenir. Akşam Leun’u alıp hastaneye geçer oraya geldiğinde Jang’ın çoktan odada olduğunu görür. Ona ters bir bakış attıktan sonra tüm eşyalarını toplamış ve yatakta hazır bir şekilde oturan Song-i’ye ve annesine selam verirler. “Hazırsanız hemen çıkalım.” der. Song-i “Hazırım. Haydi gidelim artık çok sıkıldım buradan.” diyip kalkar. Tae Yang, kızın annesine dönerek “Önce sizi bırakalım. ” diyince kadın endişeli gözlerle Song-i’ye dönüp “Kendi başına idare edebileceğinden emin misin? Tae Yang işte olduğunda ne yapacaksın?” diye sorar. Song-i “Gayet iyiyim, hem sen sık sık gelirsin.” diye kadına güven vermeye çalışır.

Annesini bırakıp eve gelene kadar Jang’da onları takip etmiştir.  Evin önüne gelip arabadan indiklerinde Tae Yang, Jang’a “Sapık gibi her dakika bizi takip etmeyi ne zaman bırakacaksın?” diye sorar. Jang kahkaha atarak “Merak etme sapıklık yapacağım en son insan sensin. Sadece eve geldiğinde Song-i’nin yanında olmak istedim. Fazla kalmam merak etme.” der. Leun Song-i’nin arabadan inmesine yardım eder ve koluna girerek “Sensiz bu ev çok renksizleşti Noona. İyiki geldin.” diyince Tae Yang’ın öldürücü bakışlarının kurbanı olur. Tae Yang elinde ki bavulu Leun’a vererek “Renksiz öyle mi? Bunun hesabını daha sonra soracağım.” der. Kapıyı açıp içeri girdiklerinde Leo birden yanlarına gelip havlayınca Song-i olduğu yerde sıçrar. Köpeğe bakarak “Köpeğiniz mi var?” diye sorunca üç adam birbirlerine yine hüzünlü bakışlar atarlar. Song-i uzun zamandır hatırlamadığına dair böyle tepkiler vermediği için bir anlığına da olsa onun hafızasını kaybettiği gerçeğini unutmuşlardır ve bu tepkisi tekrar hatırlamalarını sağlamıştır. Leo  her zamn yaptığı gibi arka ayaklarının üzerinde doğrularak kızı yalamaya çalışırız. Tae Yang, Leo’yu uzaklaştırıp “Tamam yeter bu kadar.” der. Hep birlikte salona geçerler. Leun “Song-i bu ev hiç tanıdık gelmedi mi?” diye sorunca kız etrafa iyice göz gezdirdikten sonra. Hımm nasıl anlatsam, burayı hatırlamıyorum ama bilmediğim yerlerde yaşadığım o gerginliğide yaşamıyorum. Yani sanki bildiğim bir yermiş gibi huzurlu hissettiriyor.” diyince hepsinin yüzü güler. Leun “Bu da iyi bir başlangıç değil mi?” diyerek kocaman gülümser. Song-i bu genç adamın sıcacık gülümsemesinin onu mutlu ettiğini farkeder. Etrafında olan herkes onun hatırlaması için elinden geleni yapmaktadır. Bir an aklıan Kim Sun gelir ve içini yine o garip hüzün kaplar. Sonra düşüncelerinden sıyrılıp bu üç adamı incelemeye başlar. Yine Tae Yang ve Jang o klasik atışmalarından birini yapıyorlardır. Song-i gülümseyerek birdek “Song-i çok şanslı biri.” der. Hepsi ona döner. Bir sessizliğin ardından Tae Yang sessizliği bozarak “Kendinden başkası gibi bahsetme demedim mi? Çok garip oluyor.” Song-i “Pekala, etrafımda bu kadar kişi bana yardım etmeye çalıyor. Birden kendimi çok şanslı hisettim. Hatırlatın hafızam geri geldiğinde size çok iyi davranacağım.” diyince ortamın elektiriği bir an dağılır ve hepsi isteklerini sıralamaya başlar Leun “Hafızan geri geldiğinde bize yardımlarımı geri ödemek için her gün bize yemek yapmalısın.” Tae Yang çocuğu dürterek “Yemekten başka bir şey isteseydin şaşırırdım.” der. Song-i gülerek “Sen ne istiyorsun?”  Tae Yang biraz düşündükten sonra “Tek istediğim babamla arkamdan gizli anlaşmalar yapmaman. bbaşka bir şey istemiyorum.” diye ortamın neşesini kaçırınca Leun’undan karnına bir darbe alır. Song-i o olayı anlattıklarını hatırlayarak “Çok özür dilerim. Bir daha olmayacak. Yani her şeyi hatırladığımda her halde dersimi çok iyi almış olarak bir daha yapmam. Ne dersiniz?” diye gülerek sorunca gergin ortam tekrar dağılır. Leun “Eğer söz konusu Song-i ise aynı hatayı yapma olasılığı yüksek. Ama benim Tae Yang’ım artık bu kadar çok tepki vermemesi gerektiğini anlamış olmalı değil mi?” diye ağzından zorla evet almak istermiş gibi sorar. Tae Yang pes ederek “Tamam anladım, ben de hatalıydım. Bu konuyu kapatabilir miyiz?” deyip kalkar ve mutfağa doğru giderek “Bir şey içmek isteyen varsa gelsin kendi yapsın.” der ve odadakileri güldürerek mutfağa gider. 

Jang gittikten sonra Song-i’ye odasına çıkarırlar ve iki adamda pür dikkat kızın yüzünde hatırladığına dair  belirti ararlar. Leun dayanamayıp “Eee?” diyince Song-i anlamaz gözlerle bakıp “Ne ee si?” Leun “Bir şey hatırlatmadı mı bu oda sana?” Song-i bu sorudan bıkmış bir şekilde “Bir şey hatırlayınca söz hemen söyleyeceğim  tamam mı?” Tae Yang “Zaten burayı hatırlamanı beklemiyordum. Asıl kendi evini görmelisin. Bir kaç gün sonra size gideriz hem annen de seni görmüş olur. Neyse hadi sen dinlen, biz de çıkalım.” diyip Leun’un kolundan tutup dışarı çeker. Kapıyı kapattıktan sonra Leun’a “Hatırladın mı diye sıkıştırıp durmasana, annesini hatırlamadı odasını mı hatırlayacak?” Leun “Mekanların anlamı büyük derler.” diye bilge bilge konuşunca Tae Yang kolunu omzunu atarak “Bak sen nelerde bilirmiş. Bu konunun devamını bana odamda anlatsana.” diyip yürür. Sabah şirkete gitmeden önce Tae Yang Song-i’ye yapması gerekenleri söylüyordur “Bir şey olursa acilen beni veya Leun’u arıyorsun. Telefonunda numaralarımız var.  Eğer canın çok sıkılırsa dışarı çıkmak istersen taksi çağır, evin adresini buraya yazdım. Ya da en iyisi taksi çağırma beni ara ben şöförü gönderirim. Ya da en iyisi sen hiç dışarı çıkma evde Leo ile oyalan, yemek yap, film izle..” diye sabah konferansını sürdürüyordur ki Leun sıkılıp “Biraz daah konuşursan kızın hiç bir şey yapmaya hali kalmayacak zaten. Hadi çıkalım işe geç kalıyorum.” diye kapıdan seslenir. Song-i “Merak etme başımın çaresine bakarım. Hem küçücük hastane odasından sonra burada sıkılacağımı sanmıyorum.” Tae Yang “Tamam öyleyse akşama görüşürüz.” diyip evden çıkar. 

Song-i tekrar odasına çıkıp yatağını düzeltmeye başlar. Yastığını kaldırınca altında ki mektupları görür. Bir şaşkınlıktanm sonra mektupları eline aldığında üzerinde isimler yazdığını görür. “Veda mektubu gibi bir şey mi?” diye sesli düşünür mektupları elinde çevirirken üzerinde Kim Sun yazana geldiğinde duraklar. Aklında açma düşüncesi geçer ama aynı zamanda buna hakkı yokmuş gibi hisseder. Song-i’nin hayatını sanki uzaktan izleyen biriymiş gibi hissediyordur ve şimdi onun mektuplarını okumanın saygısızlık olacağını düşünür. “Acaba sahiplerine mi versem?” diye düşünür. Sonra akşam gelince diğerlerine danışmak için mektupları masanın üzerine koyar ve aklındaki düşüncelerle yatağını düzeltmeye devam eder.  Akşam ilk gelen her zaman ki gibi Leun’dur. İçeri girdiğinde evden yine miss kokular geldiğini duyar hemen mutfağa koşar. “Ah bu kokuyu çok özlemişim diye ocağı karıştırmaya başlar.” Song-i “Sana da merhaba.” diye laf vurunca ağzına tıkıştırma işini bırakıp gidip kızı yanağından öperek “Bu evde olmanı çok özledim Noona.” der. Song-i elindeki deftere bakıp “Bir malzemeyi unutmuşum bakalım nasıl olacak.” der. Leun yine atıştırma işine dönmüş “Ne defteri o?” diye sorar Song-i “Yemek tariflerinin olduğu bir defter odamda buldum.” Leun “Vay demek Song-i’nin sırrı buymuş, tarifleri bakarak yapıyormuş.” diye sinsi sinsi güler. Song-i dönüp ona baktığında tencereye yumulduğu görür “Sen atıştırmayı bırakıp gidip ellerini yıkasana.” diyince Leun şaşkın gözlerle bakıp “Eskiden de hep böyle derdim ama ilk dakika da bu sefer biraz geç kaldın.” diyip tencereyi kapatır. Song-i “Bunu bütün kadınlar der. Bize özel bir şey sanırım.” diyip omuz silker. Tae Yang’da gelince yemeklerini yerler. Hepsi salona geçince Song-i yukarıdan mektupları getirip sehpanın üzerine koyar. Tae Yang “Bunlar ne?” Song-i “Bende size soracaktım. Yastığın altında buldum.” der. Leun mektuplara dikkatlice bakarak  birden “Hatırladım!” diye bağırır. İkisi birden sıçrayarak ona döner. Tae Yang “Adam gibi hatırlasa, ödümü patlattın.” diye azarladıktan sonra “Neyi hatırladın?” diye sorar. Leun “Song-i bayılmadan önce odasına girdiğimde mektupları saklamaya çalıştığını gördüm. O sırada ciddiye almadım tabiki böyle bir durum olduğunu bilmiyordum. Sonra da ameliyat, hafıza kaybı derken unutmuşum.”  Tae Yang masada ki mektuplardan birine uzanarak “Bunda bizim adımız yazıyor.” diyip Leun’a bakar. Leun “Muhtemelen veda mektubu gibi bir şeydi.” Song-i “Açıcak mısınız?” diye sorunca iki adam birbirlerine bakarlar. Tae Yang mektubu tekrar yerine koyup “Açmayacağız. Sen burda yanımızda olduğuna göre artık bu mektupların bir önemi yok. At gitsin.” der. Leun şaşırarak ona bakar “Emin misin? Ben ne yazdığını merak ediyorum.” diyip masaya uzanınca Tae Yang eline vurarak “Çok merak ediyorsan Song-i hatırlayınca kendisine sorarsın.”  der. Song-i “Bence de en iyisi açmamak.” diyip mektupları alır. Leun “Nereye götürüyorsun, atmaya mı?” Song-i başını hayır anlamında sallayarak “Tekrar odaya götürüyorum. Hafızam tekrar gelince ne yapacağımı bulurum umarım.” diyip yukarı çıkar. Tae Yang koltuğa yaslanmış derin derin düşüncelere dalmışken Leun éNe düşünüyorsun?” Tae Yang “Mektupları görünce aklıma bir fikir geldi. Eğer çok mecbur kalırsam onu yapacağım.” diyip sinsi sinsi gülünce Leun “Bana anlatmıyacak mısın?” diye dudaklarını büküp sorar. Tae Yang merdivenleri göstererek ” Şimdi Song-i gelir, sonra anlatırım.” der. Song-i gelince yarın ki psikolog randevusunu ve nasıl gideceklerini  konuşurlar.  Tae Yang “Doktor randevun 10.00’daymış,  ben zaten 9.00 da  çıkıyorum. Tekrar dönüp seni almam saçma olur. O yüzden en iyisi sabah beraber çıkmamız.” diye son noktayı koyar. Sabah önce birlikte şirkete giderler ve çalışanların gözü üzerlerinde direk Tae Yang’ın odasına geçerler. Tae Yang “Sen otur rahatına bak, benim halletmem gereken bir kaç iş var.” diyip odadan çıkar. Yarım saat sonra tekrar gelip “Tamam şimdi çıkabiliriz.” dediği anda babası içeri girer “Neredesin sen, hemen çıkmamız lazım. Çin’den birlikte proje yürüttüğümüz ortaklar geliyor. Onlarla tanışman lazım.” diye cümlesini bitirdiği anda gözü Song-i’ye takılır. “Sen ne arıyorsun burada?” diye sertçe sorar. Song-i ne diyeceğini bilmeden kalınca Tae Yang hemen söze girer “Bunu seninle konuşmuştuk değil mi? Song-i iyileşene kadar bizimle kalıcak. Bugün de doktora gitmemiz gerekiyor.” der ve masadaki eşyalarını toplamaya başlar. Babası “Sana burada işten bahsediyorum, sen haal doktor diyorsun. Saçmalamayı kes ve benimle gel.” Tae Yang tam ağazını açacakken babası “Şimdi gelmezsen bu saçma oyununuzu annene açıklarım ve her şey biter. Aşağıda bekliyorum.” diyerek çıkar. Song-i şaşkın gözlerle Tae Yang’a bakar. Tae Yang elindeki kağıtları masaya fırlatıp koltuğa oturur. Bir süre düşündükten sonra telefonundan bir arama yapar “Neredesin? – Tamam öyleyse odama gel hemen. – Song-i’yi doktora götüreceksin.” diyip kapatır. Tae Yang’ın gözleri kızın meraklı gözleri ile karşılaşınca “Biraz önceki babamdı. Sana son olayları anlatmıştım. O yüzden şimdilik suyuna gitsem iyi olacak.” dediği anda içeriye Jang girer. Tae Yang onu göstererek devam eder “Seni bu seferlik Jang götürecek. Akşama görüşürüz.” der ve Jang’a bakıp ekler “Dikkatli olun ve işiniz bitince hemen eve dönün.” Jang “Peki anne.” der ama Tae Yang bu lafla uğraşamayacak kadar meşgul olduğu için hemen çıkar. Jang ve Song-i odadan çıkıp asansöre geldiklerin de Kim Sun ve Ba Lam’ın da beklediğini görürler. Kim Sun, Song-i ile karşılaşınca küçük bir şaşkınlığın ardından onu görmemiş gibi davranmaya karar verir. Ba Lam kızı görür görmez her zaman ki üslubuyla “Geçmiş olsun. Başına gelenleri duydum. Şimdi hiç bir şey hatırlamıyor musunu?” diye inanamamış gibi sorar. Song-i “Teşekkürler, evet mesela senin kim olduğunu hatırlayamamam gibi.” der. Ba Lam bunu soru gibi algılayarak “Ah ben mi? Tae Yang ve Kim Sun’un yakın bir arkadaşı diyelim.” diye sinsice gülümser. Song-i sadece kafa salamakla yetinir. Bu arada asansör gelmiş ve bu gergin havayı dağıtmıştır. Hep birlikte asansöre binerler. Song-i yine o garip duyguyu hissetmiştir. Asansörde boğulacak gibi oluyordur. Elini boğazına götürerek başını öne eğer. Bunu gören Kim Sun ve Jang aynı anda “İyi misin?” diye sorarlar ve şaşkınlıkla birbirlerine bakarlar.  Song-i başını kaldırıp Jang’a bakarak “Asansör fobim var mıydı?” diye sorar. Jang biraz düşündükten sonra başını sallayarak “Hayır daha önce böyle bir şey dediğini hiç hatırlamıyorum.” der. Song-i umtusuzca başını arkasına yaslar ve biran önce inmek ister. Kim Sun’un aklından o sırada bir sürü düşünce geçiyordur. “Song-i’nin asansörde huzursuz hissetmesinin nedeni ameliyattan önceki son konuşmaları mıdır? Eğer öyleyse hatırlamaya başlıyor mudur? Bu adamla nereye gidiyordur? Ve kendisi neden böyle aptalca davranışlarına engel olamıyordur?” bu sorular aklını kurcalarken asansör çoktan en alt kata ulaşmıştır. Song-i ve Jang önden inerler. Jang Song-i’ye asansörde hissettiklerini doktora anlatmasını söylerken arkalarında Kim Sun elinde olmadan kıza bakmaya devam ediyordur. Yanında konuşan Ba Lam’ı hiç duymayan Kim Sun “Nasıl oldu da bu hale geldik? Nasıl oldu da bu kadar yabancılaştık?” diye içinden söyleniyordur. Jang ve Song-i arabaya binip uzaklaştıklarında Ba Lam, Kim Sun’u dürterek “Ne oldu? Dondun kaldın. İyi misin?” der. Kim Sun tükenmiş bir şekilde “Bu dışarı çıkma işini iptal etsek. Benim hiç halim yok.” Ba Lam koluna girerek “Hadi ama alt tarafı birer kahve içecektik. Hem hava almak sana iyi gelir.” diye yürümeye devam etmeye çalışır ama Kim Sun’un kıpırdamadığını görür ve durup ona bakar. Kim Sun kolunu çekerek “Çok özür dilerim. Başka bir zaman yaparız.” diyip tekrar asansöre doğru yürür.

 Jang, Song-i’yi doktordan sonra yemek yemeğe götürür. Biraz dolaşıp hava aldıktan sonra kızı eve bırakır. Tabi bu sırada Tae Yang arayıp sürekli Song-i’yi hemen eve bırakmasını söylemiştir. Leun ve Tae Yang eve birlikte gelirler. Leun eve girer girmez soluğu Song-i’nin yanında alarak “Nasıl geçti randavun? Bir faydası oldu mu?” Song-i “Bugün tanışma gibiydi. İlerleyen zamanlarda anlayacağız faydası var mı yok mu?” Tae Yang “Doktor’dan sonra ne yaptınız?”  Song-i “Hıım, acıkmıştık yemek yedik. Sonra da eve geldik zaten. Bir de bugün Kim Sun’u gördüm. Beni tanımıyormuş gibi davrandı. Siz gerçekten emin misiniz, onun eski sevgilim olduğuna?” Tae Yang yumruğunu sıkarak “Hay ben bu adamın inadına..” diye başladığı cümlesini bitirmeden merdivenlere yönelir. O giderken Leun ona eskiden Kim Sun ile ilgili anlattıklarını anlatmaya başlar. Tae Yang odasına gidip duş alıp üstünü değiştirir ve tekrar aşağı doğru gitmek için odasından çıkar. Tam Song-i’nin odasının önünden geçerken aklına bir şey  gelir. Merdivenlere gidip aşağıyı kolaçan ettiğinde Song-i ve Leun’un derin bir konuşma içinde olduklarını duyup tekrar kızın odasına gelir ve sessizce kapıyı açar.  Dolapları, çekmeceleri karıştırırken bir yandan da bu yaptığına inanamıyordur. Bulamayınca ümitsizce odadan çıkmak üzereyken masanın üzerinde ki defteri görür. Defterin kapağını açtığında “Song-i’ye Notlar.” yazısını görür. İlgisini çekince defteri eline alır ve tam o anda içindeki mektuplar yere düşer. Ayaklarının önündeki mektupları gördüğünde aradığı şeyin ayağına geldiğini düşünür. Mektupları yerden alıp içinden Kim Sun’un isminin yazdığını alır ve diğerlerini defterin arasına koyar. Anlaşılan kız hafızası yerine geldiğinde Song-inin o sırada yaşadıklarını iblmesi için ona notlar yazıyordur.  Yazılanları hiç okumadan defteri yerine bırakır ve odadan çıkar. Odasına uğrayıp mektubu bıraktıktan sonra aşağı indiğinde Song-i ve Leun’un plan gibi bir şey bahsettiğini duyar. “Song-i’nin çizdiği plan mı?”  diye konuya dalar. Leun “Yok, Kim Sun’un çizdiği.”  Tae Yang “Ne palnı şirketle mi ilgili hiç bir şey anlamadım.” Leun “Off değil. Sen bilmiyorsun. Song-i bana anlatmıştı. Kim Sun ve Song-i bir ev planı sayesinde sevgili olmuşlar. Şimdi Song-i’nin evinde olmalı. Belki hatırlamasına yardımcı olur.” diye açıklar. Tae Yang “O zaman yarın gidip alırız. Hem anneni de görmüş olursun.” der ve sonra aklına yeni gelmiş gibi birden Leun’a dönerek “Demek Song-i sadece sana anlatmıştı ve sen bana hiç anlatmadın. Yazdım bunu kenara.” der. Leun “Tabiki anlatmadım. Song-i’ye söz vermiştim. Ben sözüme sadık biriyim.” diyip kıza göz kırpar. Tae Yang “Karnım aç olmasaydı bu söylediklerin karşısında ağlayabilirdim. Yemek işine ne oldu?” diye kıza bakar. Song-i “Bir şeyler ayarlamaya çalıştım. Mutfakta.”  diyip kalkar. Song-i mutfağa gidince Leun, Tae Yang’a yanaşıp “Song-i’nin çizdiği projeden bahsetmişken, ona ne oldu? Sen bu olaylar olmadan önce süpriz gibi bir şey diyordun. Yoksa o mu seçildi?” Tae Yang “Malesef o seçilmedi ama ben oldukça beğendim. Şirket için yeni bir bina düşünülüyordu. Bu çizimi kullanabileceğimizi düşündüm. Ama tabi önce babamın onayı gerekiyor. O yüzden şimdilik Song-i’ye bir şey söyleme.”  Leun “Ah Song-i’nin olduğunu söylersen kesin kabul etmez. O yüzden başka bir isim uydur.” diyip güler. Tae Yang “Bakalım halletmeye çalışıcam.” diyerek mutfağın yolunu tutar.

Ertesi gün akşama doğru işlerini bitiren Tae Yang, Kim Sun’un odasına gider. Kim Sun şaşırarak “Anlaşmada bir sorun mu çıktı?” diye son işlerinden bahseder. Tae Yang “Hayır. Başka bir şey için geldim. Birazdan yapacağım şey sana dünyanın en saçma şeyi gibi gelebilir.” diyerek koltuğa oturur. Kim Sun dikkat kesilir. Tae Yang “Aslında seni anlıyorum. Yani Song-i’ye hastalığını sakladığı için, başka biriyle evlendiği için kızgınsın. İlk şey için elimden gelen bir şey yok. Yani onu sen kendi içinde çözmelisin. Ama ikincisi için bir şeyler yapabilirim diye düşündüm. Yani bizim evliliğimiz hakkında.” der ve aklındakileri toplamak için sustuğunda Kim Sun “Biliyorum.” der. Tae Yang şaşırarak ona bakar ve “Neyi?” diye sorar. “Evililiğiniz gerçek olmadığını.” Tae Yang’ın daha fazla şaşırdığını gördüğünde “Partideki konuşmalarınızı duydum. Çatıdaki.” dediğinde Tae Yang  kafa sallayarak “Her şeyi biliyorsun ve hala küçük şımarık bir çocuk gibi Song-i’ye küsüyorsun öyle mi? Hem de böyle bir durumdayken?” Kim Sun böyle bir cevap geleceğini tahmin etmiyordur ve bir an sessiz kaldıktan sonra “Sen benim ne hissettiğimi bilemezsin. Kaç yıldır neler çektiğimi, ne kadar üzüldüğümü, kendime binlerce kere neden diye sorduğu mu, hiç birini bilemezsin.”  diye sesini yükseltir. Tae Yang  kararlı bir ses tonuyla  “Evet haklısın kaç yıldır neler hissettiğini bilemem ama anlayabilirim ve anlıyorumda. Song-i ameliyat olmadan önceki gün ona benden sakladığı bir şey için ona çok kızmıştım. O zaman o kadar sinirliydim ki, bunu neden yapmış olabileceğini hiç anlamıyordum. Daha doğrusu anlamak istemiyordum. Kendi kızgınlığımdan başka hiç bir şey görmüyordum. Ama tüm bu olaylardan sonra onun bakış açısından düşünmeye çalıştım ve  tamamen iyi amaçlar için yaptığını anladım. Tek istediği başka insanların üzülmemesiydi.” diyip ayağa kalkar ve Kim Sun’a bakarak “Şimdi kararını ver. O olmadan mutlu olabilecek misin? ” der ve cebinden bir zarf çıkarıp masaya koyar. “Bu mektup Song-i’nin öldükten sonra açılmasını istediği mektuplardan. Bunu bilerek oku. Belki olaylara onun gözünden bakmana ve onu anlamana yardımcı olur.”  der ve odadan çıkar. Kim Sun arkasından bir müddet baktıktan sonra gözleri masada ki mektuba kayar.

Tae Yang sinirle odasından eşyalarını alıp şirketten çıkar. Evden Song-i’yi alır ve birlikte kızın evine giderler. Song-i annesi ile hasret giderdikten sonra odasını görmek istediğini söyler. Tae Yang ve Song-i birlikte odaya girerler. Oldukça küçük bir odadır, duvarlarda çeşitli afişler asılmıştır. Annesi “Eşyalarını hiç ellemedik. Arada kardeşin bir kaç şeyi ödünç alsada tekrar yerine koyuyor.” der. Song-i gülümseyerek “Çok şirin bir odam varmış.” der. Annesi “Sen burada biraz vakit geçir belki yardımcı olur.” diyerek odadan çıkıp mutfağa  ikram hazırlıkları yapmaya gider. Song-i eşyalara eliyle dokunarak oda da yürümeye başlar. Yüzünden kocaman bir gülümseme oluşur. Kapıdan onu izleyen Tae Yang “ameliyattan sonra seni ilk defa böyle görüyorum.” der. Song-i ona bakıp “Nasıl?”  diye sorar. Tae Yang “Gerçekten mutlu. Hafızanı kaybetmeden önceki günler de güldüğün gibi.” der. Song-i duvardaki aynaya bakıp sessizce  “Demek böyle gülüyordum.” der. Tae Yang “Plan nerede olabilir sence.” diye asıl mevzuya döner. Song-i etrafına tekrar bakınır ve köşedeki plan çantalarını görür. İçini açtıklarında bir çok çizim olduğunu görürler. Sonunda üzerinde “Kim Sun ve Song-i’nin Masal Evi” evi yazanı bulup çıkarırlar. Tae Yang çizime şöyle bir bakarak “İlginç bir itiraf yöntemiymiş. Her şeyi hatırlayınca şu itiraf meselesini anlat bana.” der. Song-i “Peki biz bunu nasıl alacağız?  Annem demez mi neden eski sevgilinin çizdiği bir şeyi kocanın evine götürüyorsun diye?”  Tae Yang düşünerek “Ne olduğunu söylemeyiz biz de, herhangi bir çizim deriz. Eski günleri hatırlamak için aldım dersin.”  diyerek planı rulo yapar. Biraz daha oturduktan sonra eve dönerler.

Kim Sun, yaklaşık bir saattir masadaki mektuba bakıyordur. Sonunda dudaklarını aralama gücünü kendinde bulup ” Bu onun son mektubu olabilirdi.” der. Tae Yang masaya sadece mektup değil adeta bir bomba bırakmış gibi hisseder. Tae Yang çıkarken söylediği sözler onun aklını başına getirmişdir. Yavaşça zarfa uzanır. Sıradan beyaz zarflardan biridir. Onu diğerlerinden ayıran tek şey arkasında Song-i’nin el yazısyla Kim Sun yazmasıdır. Mektubu okumanın doğru olup olmayacağını kısa bir an düşünür ama “Neden bunu yaptı?” sorusu galip gelir ve mektubu açar.

Ölen birinin arkasından mektup bırakmasını hep tuhaf bulmuşumdur. Aslında en tuhaf bulduğum şey yaşamak için az zamanı kalan birinin neden bu kısacık zamanı sevdikleriyle yaşamayıp, kaçmayı seçmesidir. Evet kaçmak… Eskiden böyle düşünürdüm, yani benim başıma gelmeden önce.  Hep filmlerde olurdu, bizim başımıza gelmezdi. O yüzden biz de  “Ben olsam hastalığımı saklamazdım. O kısa zamanı sevdiğimle geçirirdim.”  diye cümleler kurardık. Ta ki bizim başımıza gelene kadar. İşte o zaman gerçekleri gördüm. Bu sadece etrafımdaki insanların acısı artıracaktı. Kalan zamanımda benimle birlikte acı çektikleri yetmiyormuş gibi ben gittikten sonra da o kötü zamanları düşünüp daha fazla üzüleceklerdi. Sana bunları neden mi anlatıyorum. Çünkü sana söylemediğim için bana kızacağını biliyorum. Çok ama çok sinirleneceksin. Ama beni affet olur mu? Eğer bana her zaman kızgın olursan beni unutamazsın. Beni affet ve zamanla beni unut. Çok ama çok mutlu ol. Çünkü ben senin mutluluğun için “bizi” yok ettim. Hayattımda hiç olmadığım kadar mutlu olduğum zamanları bıraktım, en sevdiğim insanı terkettim, çok ama çok değer verdiğim birini üzdüm… O yüzden mutlu olmasın, bunlara değmeli değil mi? Bunu benim için yapar mısın?”

Tae Yang ve Song-i eve geldiklerinde Leun meraktan ölmek üzeredir. Kapıdan girdikleri anda ellerinden kağıdı alır ve doğru salona geçer. Arkasından Tae Yang ve Song-i de gelip kanepeye otururlar. Leun “Bakalım nasılmış şu meşur plan.” diyerek kağıdı sehbanın üzerine açar. Leo önemli bir şey olduğunu hissetmiş gibi gelip sehbenın yayında durur ve meraklı gözlerle üçünün baktığı plana bakar. Bu görüntüüyü görünce hepsi birlikte gülmeye başlarlar. Tae Yang, Leo’nun başını okşarak “Sen de mi merak ettin.” der. Song-i planın kıvrılan kenarını düzeltir, odaların isimlerini okur, üzerine düşülen küçük notlara, minik çizimlere bakar. Yüzünd ekoman bir gülümseme oluşur. “Bu çok güzel.” sözleri ağzından çıkıverir. Tae Yang onaylarak “İtiraf edeyim, Kim Sun’un zekasına hayran kaldım. Böyle bir itiraf yöntemi süpermiş. Aklımda olsun ilerde kullanayım.” diyip Leun’a munzur bir bakış atar. Leun hemen kızarak “Ne demek ilerde kullanayım, kim için yapacak mışsın?” diye kaşlarını çatıp sorar. Tae Yang çocuğun yanağından makas alarak “Oyy seni kızdırıyorum. Yapar mıyım hiç öyle bir şey?” der. Bir süre daha planı inceledikten sonra Tae Yang “Eee anlat bakalım Leun efendi, neymiş bu planın hikayesi. Anlaşılan planın hatırlamaya bir etkisi olmadı. Belki hikayesi etkili olur.” Song-i “Sanki bir şeyler..” der ve tam o anda kapı çalar. Tae Yang “Kim bu saatte? durun ben bakarım.” diyerek kapıya gider. Kapıyı açınca gözlerine inanamaz.

Part-2 ‘de görüşmek üzere;)

Bir Kar Tanesi Ol

12. Bölüm

“Siz kimsiniz?”

Song-i’nin bu sorusuna anlam veremeyen iki adam  şaşkın gözlerle doktora bakarlar. Doktor tamamlayamadığı cümlesini tamamlayarak  “Ama gördüğünüz gibi bir hafıza sorunumuz var.” der ve endişeli gözlerle kıza bakar. Song-i elini başına götürerek sarılı olduğunu fark eder ve “Ne oldu bana?” diye sorar. Doktor “Tamam sakin ol her şeyi açıklayacağım. Şimdi ellerini başından uzak tut lütfen.” diyerek kızın ellerini tutarak yatağa koyar. Tae Yang doktora bakarak “Hafızasını mı kaybetti yani?” diye sorar. Doktor kızı muayene etmeye devam ederken “Önce bazı testler yapmamız gerekiyor. Şimdi siz çıkarsanız Song-i’yi daha fazla endişelendirmeden ona durumu açıklayacağım.” der. Tae Yang ve Leun dışarı çıktıklarında birbirlerine anlamsızca bakarlar. Leun “Geçici bir şeydir heralde.” der. Tae Yang’da “Umarım.” diye ona katılıp derin bir nefes alıp verdikten sonra “Sapasağlam hayatta ya gerisi önemli değil.” der. Uzunca bir süre dışarda bekledikten sonra doktor yanlarına gelerek  “Hafıza kaybıda ameliyat sonrası beklediğimiz sonuçlardan biriydi ama beklediğimiz gibi beyinde hafıza kaybına neden olabilecek herhangi bir hasar görünmüyor. Yani ameliyat sırasında buna neden olabilacek bir şey olmadı. Bunun nedenini araştıracağız. Şimdilik geçici bir hafıza kaybı gibi görünüyor ama emin olmalıyız.” der. Tae Yang “Peki bizim bu süreçte yapabileceğimiz bir şey var mı?”  diye sorunca, Doktor “Evet, bende size ona söyleyecektim. Öncelikle hatıralarını hatırlatarak onun nasıl tepkiler verdiğine bakmalıyız. Bazı hastalarda küçük bir anı işe yararken bazılarında bu hatırlatma çabaları tam tersi etki yapabiliyor. Öncelikle ona eski günlerden bahsedebilirsiniz ama onu çok yormamaya özen gösterin. Birden yüklenmeyin yavaş yavaş eski anılarını anlatmakla başlayalım. Bu sırada bizde nedenini anlamak için araştırmaya devam edelim.” der. Leun ve Tae Yang başlarını sallayarak onaylarlar. Leun “Öyleyse ben içeri giriyorum.” der demez kapıya yönelmişken Doktor “Ah, şimdi uyuyor. Uyanınca girersiniz.” der.

Leun mızmızlanmak için doktorun gitmesini bekledikten sonra “Ya of ama ama Song-i’mi görmek istiyorum artık!” diyerek yere çöker. Tae Yang çocuğun dağınık saçlarını iyice karıştırarak “Biraz daha sabret, yeni bir hayata başladı yorulmuş olmalı bırak dinlensin.” diyerek çocuğa gülümser ve devam eder “Ayrıca şimdi fark ettim senin bu halin ne? Zaten paspal gezerdin iyice beter olmuşsun. Git üstünü değiştir.” diye Leun’un yakasından tutup kaldırır. Leun’un tüm karşı koymalarına  rağmen kapıya kadar çıkarır ve eline arabanın anahtarını tutuşturur. Sonunda Leun  pes ederek dudaklarını büküp evin yolunu tutar. Tae Yang bekleme odasında oyalanırken bir hemşire gelerek Song-i’yi görebileceğini söyler. Tae Yang odaya girdiğinde Doktor’da oradadır. Onu gören Doktor “Ah ben de senden bahsediyordum. İşte eşin Tae Yang.” diyince Song-i şaşkın gözlerle Tae Yang’a bakar. Bu sırada ne yapacağını bilemeyen Tae Yang gülümseyip el sallar. Bu hareketi gören Song-i kaşlarını çatıp sessizce bekler. Doktor “Ben sizi yalnız bırakayım.” diyerek odadan çıkar. Tae Yang odada ki koltuğa oturur. Bu sırada Song-i onu izlemektedir sonunda dayanamayıp “Şimdi sen gerçekten benim kocam mısın?” diye sorar. Tae Yang başını sallar. Song-i şüpheli şüpheli bakarak “Boşanmak üzere miydik?” diye sorunca Tae Yang birden kafasını kaldırarak “Hatırlıyor musun?” diye sorar. Song-i “Demek gerçekten boşanmak üzereydik.” Tae Yang “Nasıl yani hatırlamadın mı?” diye sorunca kız “Hayır hatırlamıyorum sadece o kadar soğuk duruyorsun ki oradan çıkardım. İnsan ölümden dönen karısına uzaktan el mi sallar?” diyip suratını asar. Tae Yang ne diyeceğini kafasında toplamaya çalışırken kız “Burada kalmak zorunda değilsin, ben başımın çaresine bakarım.” diyerek yatağına gömülür ve arkasını döner. Tae Yang “Bak beni yanlış anladın.” diye açıklamaya çalışırken içeriye Leun girer ve “Noona!” (Kore’de erkeklerin kendinden büyük kadınları söylediği bir hitap) diyerek kıza sarılır. Song-i ne olduğunu anlamaya çalışırken Leun  “Çok özledim seni.” diyerek sarılmaya devam eder. Song-i çocuğun elinden kurtularak “Sen de kimsin kardeşim mi?” diye sorar. Leun kafasını yana yatırarak “Hımm öyle de denebilir.” diyip sırıtır. Song-i anlamaz gözlerle bakınca “Yani kardeşin kadar yakınım.” diye açıklama yapar. Song-i iki adama bakarak “Boşanmak üzere olduğum kocam ve kardeşim gibi yakın olduğum ama kardeş olmadığım biri, ailem falan yok mu benim?” diye sorar. Leun kaşlarını çatarak Tae Yang’a dönüp “Ona boşanacağınızı mı söyledin? Onca şeyin arasından bunu mu buldun?” diye kızar. Tae Yang “Off ben bir şey söylemedim.” diye mızmızlanmaya başlar. Leun “Öyleyse kendin mi hatırladın?” diyip kıza bakar. Song-i umursamazca omuzlarını silkip “Hiçbir şey hatırlamıyorum.”  der. Tae Yang “Tamam şu konuya bir açıklık getirelim artık. Sana tüm hikayemizi bizimle nasıl tanıştığını ve bu evlilik meselesini en baştan anlatıcağım. Ama bunu bir kez yapacağım o yüzden şimdi iyi dinle.” diyince Song-i kafa sallar ve yatağında doğrulmaya çalışır. Leun ona yardım eder yatağın kenarına oturur.

Tae Yang ilk olarak nasıl tanıştıklarından başlar, evlenme nedenleri, evlilik sözleşmesi, işe başlaması, kaldıkları ev, yaşadıkları olaylar ve son olarak ameliyattan önceki olay da dahil olmak üzere üçü hakkında ki tüm olayları anlatır. Kim Sun ve Jang’ı şimdilik hikayeye dahil etmemeye özen gösterir hepsi bir anda kızın kafasını karıştıracağından korkar. Anlatacakları bittiğinde “İşte tüm hikaye bu, bunlar sana bir şeyler hatırlattı mı?” diye sorar. Song-i bir an sessiz kaldıktan sonra kahkaha atarak “Ahaha iyi bir şakaydı, şimdi gerçek hikayeyi duyalım.” der. Leun gülerek “Üzgünüz elimizde kalan bu.” der. Tae Yang çocuğu dürterek “Ciddi bir şey konuşuyoruz şurada iki dakika ciddi ol.” der. Leun  “Senin ciddiliğin ikimize de yeter.” diyip Tae Yang’ın yanağından makas alır. Tae Yang  “Biraz önce ne dedim ben?” diyip pis pis Leun’a bakar. Song-i ikisine bakarak “Yani şimdi siz sevgilisiniz ve ailenden bunu saklamak için benimle evlendin.” diye anladıklarını onaylamak ister. İkisi birden kafa sallar. Song-i tavana bakarak “Bunu yapmak için delirmiş olmalıyım kesinlikle delirmiş olmalıyım.” der. Leun “Açıkcası ben de seni ilk gördüğüm de böyle düşündüm.” diyince Tae Yang çocuğun kafasına bir tane vurur. Leun kafasını tutarak “Ya şurada içtenlikle bir şey söylüyorum.” der. Tae Yang “İçten düşüncelerini içinde tut.” der ve biraz önce duyduklarının şokunu atlatamamış kıza bakar. “Sana bunlar hiç bir şey hatırlatmadı mı?” diye tekrar sorar. Song-i kafasını hayır anlamında sallayarak “Hatırlatmayı bırak daha da kafamı karıştırdı. Başım ağrımaya başladı.” diyerek uzanır. Tam bu sırada içeri giren doktor “Üzgünüm baylar ama Song-i’nin ilaçlarını alması ve uyuması lazım bugünlük bu kadar ziyaret yeter.” der. Leun yataktan kalkarak “Ona bir şeyler anlatık yani hayatıyla ilgili ama hiç birini hatırlamadı.” der. Doktor “Hımm ondan hemen tepki beklemeyin eminim zamanla hatırlayacaktır.” diyip kıza gülümser. Sonra Tae Yang’a dönüp “Sanırım evleneli fazla olmadı. Ona daha eski anılarını hatırlatırsanız işe yarayacağını düşünüyorum bu yüzden ailesine haber vermenizi öneriyorum.” der. Tae Yang “Evet bende bugün haber vermeyi düşünüyordum. Öyleyse biz şimdilik dışardayız.” diyip çıkarlar.

Doktor, Song-i’nin kontrollerini yaptıktan ve ilacını verdikten sonra dışarı çıkar. Dışarıda bekleyen gençlere bakıp “Verdiğimiz ilaçlar uyku yapıyor bu yüzden Song-i’nin yarın sabaha kadar uyanacağını sanmam. Siz de evlerinize gidip dinlenseniz iyi olur.” der ve gider. Leun Tae Yang’a bakınca o da “Burada beklemek bir işe yaramayacak haydi gidelim. Yarın Song-i’nin evine gidip annesine durumu açıklamamız lazım” der. Daha sonra arabanın  anahtarlarını isteyip “Önce şirkete ugrasam daha iyi olur. Babamla son durumları konuşurum. Sen eve git, bir saate dönerim.” diyip Leun’dan ayrılır.

Ertesi gün Leun işe gitmek zorunda kaldığı için Tae Yang tek başına Song-i’nin evine uğrayıp ailesine durumu açıklamıştır. Kızın annesi ve kardeşi duydukları karşısında şok olmuştur, bunca zamandır anlamadıkları için kendilerine ve hiçbir şey söylemediği için Song-i’ye kızmışlardır. Hastaneye Tae Yang’la birlikte gelirler. Song-i’nin odasına girdiklerinde kız kahvaltısını yapmaya çalışıyordur. Annesi kızını öyle görür görmez gidip sarılır. Song-i ona kızım diye sarılan bu kadının annesi olduğunu anlamıştır ama onu tanıyamadığı için ne tepki vereceğini bilmez. Annesinin  içten sarılması karşısında tek yaptığı öylece durmaktır. Annesinden sonra kız kardeşide ablasına sarılır. Onlar tanışırken Tae Yang anne ve kızları yalnız bırakmak için dışarı çıkar. Bir süre sonra odaya geri döndüğünde kızın annesinin ağladığını görür. Tae Yang içeri girince kadın “Bizi hatırlamıyor hiç bir şeyi hatırlamıyor.” diyerek yaşlı gözlerle ona bakar. Tae Yang kadının yanına giderek “Merak etmeyin yakında hatırlamaya başlayacaktır, henüz çok erken. Siz gidip yüzünü yıkayın, hava alın ben burdayım.” diyerek kalmasına yardımcı olur. Song-i’nin kız kardeşi annesinin koluna girerek dışarı çıkarır. Tae Yang Song-i’ye baktığında onun da üzgün olduğunu görür. Song-i elleriyle oynayarak “İnsan anılarından ibaret değil mi? Anılarımız olmadan hiçbir şeyiz. O kadın yani annem benim için göz yaşı döküyor ama ben hiçbir şey hissetmiyorum. Yani ağladığı için üzülüyorum ama bu bir yabancıya duyulan üzüntü gibi bir şey. Boşluktaymışım gibi, hiçbir yere bağlı değilim, köklerim yok gibi… ve bu çok huzursuz hissettiyor. Sence huzuru bulabilecek miyim?” diye sorar. Tae Yang elini kısın omzuna koyarak “Doktor hazfıza kaybının geçici olduğunu söyledi o yüzden zamana bırakalım.” der. Song-i endişeli gözlerle “Ya geçmezse?” diye sorar. “Geçmezse, biz burdayız Song-i, boşlukta değilsin, köklerin sapasağlam yerlerinde duruyor sadece sen şimdi onları görmüyorsun. Ama biz onları görmeni sağlayabiliriz. Onları farketmeni ve onlara tutunmanı…” Bu sırada kızın annesi içeri girer, Tae Yang kadına dönerek “Siz bugün burada kalırsınız benim şimdi şirkete dönmem geriyor akşama tekrar uğrarım.” der.

Tae Yang şirkette odasında biriken işlerini yaparken odaya aniden Jang girer ve “Neden bana söylemedin.” diye çıkışır. Tae Yang sakin tavrını koruyarak ve başını dosyalardan ayırmadan “Neyi söylemem gerekiyormuş?” diye sorar. Jang sinirlerine hakim olmaya çalışarak “Song-i ciddi bir ameliyat geçirmiş. Biraz önce amcamdan duydum. Şimdi nerde hangi hastane?” diye sorsada cevap alamaz. Sonunda dosyalardan kafasını kaldıran Tae Yang “Şuan iyi merak etme. Ziyaret etmezsen daha iyi olur. Zaten seni hatırlamayacaktır.” der. Jang “Hatırlamayacak mı? Neden?” diye merakla sorar. “Çünkü hafızasını kaybetti ve kimseyi hatırlamıyor. Ayrıca dinlenmesi gerekiyor. Kısaca senin gitmene hiç ama hiç gerek yok.” Jang ona aldırmadan “Hangi hastane söyler misin? Onu görmem gerek. Kahretsin daha iki gün önce onunla konuşmak için gelmiştim ama evde kimse yoktu. Onu görmem lazım.” diye tekrarlar. Tae Yang usanmış sesle “Sözlerimi nerenle dinliyorsun bilmiyorum ama kulağın olmadığı kesin.” der. Jang kapıya yönelerek “Tamam söyleme bende tüm hastanelere sordururum, sanki bulmam çok zor.” diyerek çıkar. Tae Yang arkasından ters ters baktıktan sonra birden aklına Kim Sun gelir ve hızla odasına doğru yol alır. Sekreteri bir araziyi görmek için şehir dışına çıktığını ve en erken yarın döneceğini söyler.

Akşama kadar huzursuzca işlerine konsantre olmaya çalışan Tae Yang, Leun’u arayarak buluşup hastaneye gitmek için sözleşir. Song-i’nin odasına girdiklerinde annesi kız kardeşi ve Jang’ı görürler. Tae Yang ona pis bir bakış atar ve herkesi selamlayarak içeri girer. Song-i’nin annesi Tae Yang’a bakarak “Kuzenin Song-i’yi ziyarete gelmiş.” der. Tae Yang “Sağ olsun hiç bir fırsatı kaçırmaz.” der ve sonra düzelterek “Yani tüm zor anlarımızda yanımızdadır.” diyerek zorla gülümser. Jang’da sinsi sinsi gülerek “Song-i ile çok iyi anlaşırız. Geç haberim olmasaydı ameliyatta da burada olmak isterdim.” der. Bu sırada Song-i ortamda negatifliği farkedip bir Jang’a bir de Tae Yang’a bakar. Leun Tae Yang’ın duyacağı bir sesle “Hıh sanki ameliyatı kendi yapacak.” der ve sonra eğilere selam verir ve odadakilere kendini Song-i ve Tae Yang’ın yakın bir arkadaşı olarak tanıtır. Tae Yang kadına bakarak “Siz bu gece eve gidip dinlenin ben buradayım merak etmeyin.” der. Kadın bu gece kalmak için ısrar edince Tae Yang kabul eder.

Üç genç hastane kapısından çıkarken Jang birden “Song-i’yi seviyorum.” der. Tae Yang ve Leun durup ona dönerler. Tae Yang “Ne dedin sen? Tekrar söyle!” diye sesini yükseltir. Jang etrafına bakınarak “Song-i’yi seviyorum dedim. Bunu ona daha önce söyliyecektim ama bir türlü cesaret edemedim. Bu ameliyattan sonra anladım ki onu kaybetme düşüncesi bile korkunçtu, bunu hayal bile edemiyorum. O yüzden sen ne dersen de, onu seviyorum ve onun da beni sevmesini sağlayacağım.” diyerek yürür. Tae Yang arkasından bağırarak “Bu haldeyken bunu ona söylersen seni gebertirim.” Jang onlara dönüp gülerek “Öyleyse şimdi gebertmen gerek çünkü söyledim bile.” der. Tae Yang yumruklarını sıkarak Jang’ın üzerine yürüyünce Leun araya girerek “Sakin ol, etraftakiler bize bakıyor.” der. Sonra Jang’a dönüp “Sadece kendini kandırıyorsun. Kimseyi hatırlamıyorken senden hoşlansa bile elbet hafızası gelecek.”  Jang gülerek “Ya hafızası geldiğinde de benden hoşlanırsa?” der ve Tae Yang’a döner “Ne kadar engel olmaya çalışırsan çalış ona hiserimi göstereceğim. Elimden geleni yapacağım. Çünkü daha önce hiç böyle hissetmedim ve bu hislerimin peşinden gideceğim.” der. Tae Yang yine ona bir hamle yapmak üzereyken Leun ona zorlukla engel olur ve  Jang’a bakarak “Sen de git artık.” diye bağırır.

Jang gittikten sonra Tae Yang tekrar hastaneye yönelir. Leun “Nereye gidiyorsun?” diye peşine düşer. “Gidip Song-i’ye söylemeliyiz onu uyarmalıyız.” Leun onu kolundan tutarak “Şimdi annesi var yarın gideriz. Hem nasıl uyaracaksın. Sakın Jang’a aşık olma mı diyeceksin?” der. Tae Yang bunu hiç düşünmemiştir, duraklayarak “Ne bilim onun iyi biri olmadığını falan söylerim ya da aslında Kim Sun’a aşık olduğunu.” der. Leun “Şey bundan emin değiliz değil mi? Ya biz öyle tahmin ediyoruz. Hiç onun ağzından duymadık. Ya Kim Sun sadece eski bir sevgiliyse ya hastalığından önce ayrılmışlarsa?” diye sorunca Tae Yang kararlı bir sesle “Hayır kesinlikle hala onu seviyor. Ona nasıl baktığını gördüm.” der. Leun telaşla “Kim Sun’a haber vermedik.” Tae Yang “Bugün söylemek için odasına gittim ama iş gezisine gitmiş yarın dönecekmiş.” Leun “Pekala o zaman şimdi eve gidelim. Yarın sabah Jang meselesinin ayrıntılarını Song-i’den öğreniriz.” der ve Tae Yang’ın kolundan çekip yürümeye başlar.

Sabah işe gitmeden önce hastaneye uğrayan Leun ve Tae Yang, Song-i’nin annesiyle birlikte albümlere baktığını görür. Annesi onları karşılayarak “Günaydın çocuklar hoş geldiniz. Biz de eski fotograflara bakıyorduk. Doktor iyi bir fikir olduğunu söyleyince Min Ah eve uğrayıp getirdi.” der. Tae Yang “İyi fikir umarım işe yarar.” diyerek gülümser. Song-i’ye dönüp “Bugün nasılsın bakalım?” diye sorar. Song-i “Olmayan hafızamı saymazsak gayet iyiyim.” der. Annesi bir şey yemek için dışarı çıkınca Tae Yang hazır fırsatını bulmuşken kıza “Dün Jang’la ne konuştunuz?” diye sorar. Song-i “Ben de sana onu soracaktım. Sizin aranız kötü mü?” diye soruyla karşılık verir. Tae Yang “Önce ben sordun, dün ne konuştunuz?” diye karşılık verir. Song-i pes ederek “Bunu sana söylemem doğru mu bilmiyorum.” diyip bir süre bekledikten sonra “Bana aşık olduğunu söyledi.” diyince Tae Yang hemen “Biliyordum işte senin hafıza kaybından yarralanıp kim bilir neler uydurmuştur. Bak Song-i, onunla sevgili falan değildiniz. Yani sen ona aşık değildin, tamam mı?”  Song-i “Biliyorum.” diyince Leun “Nasıl yani?” diye sorar. Kız yatağına iyice yerleşerek “Yani sevgili olduğumuzu falan söylemedi zaten. Daha önce bunu itiraf etmeye cesaret edemediğini ve daha fazla geç kalmak istemediğini söyledi. Eskiden yani ameliyattan önce aramızda bir şey yokmuş, arkadaşmışız.” der ve yorganını iyice çekerek yatma pozisyonu alır. Sonra gözlerini kapayarak “Bu ilaçlar yüzünden sabah akşam uykum geliyor, kendime engel olamıyorum.” diyip uykuya dalar. Leun kıza bakıp gülerek “Haha uyudu bile.” der. Sonra Tae Yang’a bakıp “Vay be, Jang gerçekten dürüst davranmış.” der. Tae Yang kafasını sallayıp “Hem de ondan beklenmeyecek kadar. Ben ameliyattan önce birbirlerini sevdiklerine dair bir hikaye uyduracağını düşünmüştüm.” der. Leun “Bence bu onu gerçekten sevdiğini gösteriyor.” diyip Tae Yang’a bir bakış atar. Tae Yang “Her neyse o adamın hiçbir şeyine güvenmiyorum.” diyip kalkar.

Tae Yang iş yerine gider gitmez sekreterine Kim Sun gelince ona haber vermesini söyler. Tüm gün işleriyle ilgilenip sonunda Song-i’yi arayacak vakit bulur. Tam işten çıkmak üzereyken sekreteri Kim Sun’un geldiğini haber verir. Hemen toparlanıp onun odasına doğru yol alır. Odaya girdiğin de Kim Sun’u masasının başında kağıtlarla uğraşırken bulur. Kim Sun onu görünce önce kapıyı çalmadan girdiği için şaşırır sonra da “Önemli bir şey mi oldu?” diye sorar. Tae Yang birden ne söyleyeceğini daha doğrusu nasıl söyleyeceğini unutur ve tek kelime etmez. Kim Sun onun bugünkü davranışlarına anlam veremez ama  konuşmaya devam eder; “İş için şehir dışındayım normalde 2 gündü ama sorun çıktığı için biraz uzadı. Uçaktan biraz önce indim imzalanacak belgeler için ofise uğradım.” der. Tae Yang’ın tek yaptığı başını sallamaktır. Sonra “Sana bir şey söylemeliyim.” diye söze giriş yapar. “Song-i…” Kim Sun “Song-i’ye bir şey mi oldu?” diye telaşlanır. Tae Yang “Yok hayır iyi yani iyi sayılır. O hastaymış… Yani onun beyninde tümör varmış.” Kim Sun “Ne?!” der sonra ayağa kalkıp Tae Yang’ın yanına giderek “Şimdi nerede, nasıl?” diye endişeli gözlerle sorar. Tae Yang “Sakin ol. Şimdi gayet iyi. Ameliyat oldu ve tümör tamamen alındı. Ama küçük bir sorunumuz var… Ameliyat başarılı geçti ama yine de hafızasını kaybetti. Doktor geçici olduğunu söyledi. Bu yüzden şimdi ona geçmişi hatırlatmaya çalışıyoruz.” der.

Kim Sun ne yapacağını bilmeden bir süre başını eğip düşünür daha sonra ağzında yavaşca “Onu görebilir miyim?” cümlesi çıkar. Tae Yang “Tabiki görebilirsin ben de seni hastaneye götürmeye geldim.” der. Odadan çıkıp arabaya gidene kadar Kim Sun’un ağzını bıçak açmaz, yüzünden karmakarışık olmuş bir ifade ile Tae Yang’ı takip eder. Yolda giderken Kim Sun suskunluğunu bozar ve “Ne zamandır?” diye sorar Tae Yang anlamaz gözlerle ona bakınca “Ne zamandır hastaymış?” diye tekrarlar. Tae Yang  “Şey sanırım iki yıldır. Ama ben ameliyattan önce öğrendim. Belki de evde bayılmasaydı hiç öğrenemeyecektim.” der. Kim Sun’un içinden tekrar ettiği sözcükler ağzından çıkar “Demek iki yıl.” biraz durduktan sonra “İki yıl olduğuna emin misin? iki buçuk yıl olabilir mi?” diye emin olmak için sorar. Tae Yang “Evet haklısın doktor tam olarak iki buçuk yıl demişti. Peki bunu nasıl bildin?” diye sorar. Kim Sun  önce garip bir şekilde gülümser sonra da gözlerinden yaşlar akmaya başlar. Tae Yang onu böyle görünce şaşırır ama sonra iki buçuk yıl önce ayrıldıklarını anlar. Bu tam Song-i’den beklenecek bir davranıştır. Ayrıca Tae Yang haklı çıkmıştır; Song-i, hastalığı yüzünden Kim Sun’dan ayrılmıştır. Uzun bir sessizlikten sonra Tae Yang söze başlar “Seni hastaneye götürmem, sana tuhaf gelecektir ama..” diye konuşurken Kim Sun lafını kesip “Gelmedi… Tuhaf gelmedi.” der ve ona bakar. Tae Yang soran gözlerle bakınca “Yani bizim eskiden sevgili olduğumuzu biliyordun ve beni hatırlayabileceğini düşündün. O yüzden tuhaf gelmedi.” diye açıklama yapar. Tae Yang bir an onun her şeyi bildiğini düşünmüştür ama sonra bunun imkansız olduğunu düşünüp rahatlar. “Evet aynen öyle.” diye cevap verir. 

Sonunda hastaneye varmışlardır. Kim sun yavaş adımlarla Tae Yang’ı izler. Karma karışık hisler içindedir. Hem Song-i için üzgün hem de bunca yıl ondan sakladığı için kızgındır Bu sırada Song-i odasında Jang ile konuşmaktadır. Jang “Cevabını henüz söylemedin.”  Song-i “Ne cevabı?” diye sorar. Jang “Unuttun mu? Dün seni sevdiğimi söylemiştim.”  Song-i “Yok o kadar da değil dün ne yaptığımı hatırlıyorum en azından. Ama senin sevdiğin Song-i’yi hatırlamıyorum. Bu yüzden onun adına bir karar vermek istemiyorum. Bence eski Song-i dönünce yani hafızam yerine gelince tekrar söylemelisin. O zaman doğru cevabı alabilirsin.” der. Jang gülümseyerek “Ya eski Song-i bir daha geri dönmezse? O zaman cevabımı senden alacağım. Bu yüzden beni seni seven biri olarak görmeni istiyorum, bir arkadaş olarak değil.”  Song Jang’ın gözlerinin içine bakarak “Eski Song-i geri gelmezse diyorsun. Peki sen Bu Song-i’yi de seveceğine emin misin?” diye sorunca Jang ne diyeceğini bilemez. Tam bu sırada odaya Tae Yang girer “Sen de mi burdaydın?” diyip Jang’a pis bir bakış attıktan sonra Song-i’ye dönüp “Bugün nasılsın?” diye sorar. Song-i “Her zaman ki gibi.” Tae Yang kapıdan çekilere Kim Sun’a içeri girmesini işaret eder. Kim Sun odaya adımını atıp Song-i’yi görür görmez gözleri dolar. Hastaneye girdiği andan beri tuttuğu göz yaşlarını daha fazla tutamaz. Tae Yang, Jang’a dışarı gelmesini işaret edip “Biz sizi biraz yalnız bırakalım.” diyip dışarı çıkar. Ne olup bittiğini anlamayan Jang kaşlarını çatıp zorla dışarı çıkar kapıyı kapattıktan sonra “Neden şirketin mimarıyla Song-i’yi yalnız bırakıyormuşuz söylesene?” diye  sorar. Tae Yang “O sadece şirketin mimarı değil. Bilmediğin şeyler var.” diyip Jang’ın meraklı yüzüne bakıp sinsi sinsi güler. Jang “Söyleyecek misin? Yoksa şimdi içeri gidip sorayım mı?” diye kapı koluna elini atar. Tae Yang ona engel olup “Dur! Tamam anlatacağım. Hadi biz gidip birer kahve içelim. Onların konuşması bitince geri döneriz.”

“Ne eski sevgilisi mi?!” diyerek masadan kalkar. Tae Yang onu oturmaya çalışarak “Tamam otur şöyle, anlatıyorum işte.” Jang “Yalan söylemiyorsun değil mi? Hani beni vaz geçirmek için falan.” diyince Tae Yang sinirlenir “Evet yalan söylüyorum. Zaten  boşuna adamın kolundan tuttum getirdim. Hem neden oturmuş bunları sana anlatıyorsam.” diyip masadan kalkar. Bu sefer Jang kalkıp onu tekrar masaya oturtarak “Tamam, bir şey demedim sadece çok şaşırdım.” der. Bu arada etrafta ki diğer insanlar bu iki gencin neden sandelye kapmaca oynar gibi yaptıklarına anlam vermeye çalışıyorlardır. Jang “Peki şimdi neden geldi.” Tae Yang “Ne demek neden geldi eski sevgilisi işte eskilerden biri hafızasını geri kazanması için iyi olabilir diye düşündüm.” Jang “Sadece bunu mu düşündün?” Tae Yang “Tamam kabul sadece bu değil. Bak beni iyi dinle Song-i hasta olduğu için bu çocuktan ayrılmış. Yani hala onu seviyor olabilir. Bu yüzden ondan uzak dur diyorum.” Jang “Biliyordum işte, beni engellemek için yaptın.”  Tae Yang “Kendini fazla önemsiyorsun. Song-i’nin iyiliği için yaptım.” Jang “Tamam o zaman bırak kendi kararını kendisi  versin. Eğer gerçekten onu seviyorsa onu seçecektir.” der. Tae Yang sinirlenir “İşte sorun da bu şuan onu hatırlamıyor ve sen kafasını karıştırıyorsun.” Jang “Bak eğer hafızasını kaybetmeden önce ona aşıksa bu haldeyken ona tekrar aşık olacaktır. O yüzden bırak kararı kendi versin.” der. Tae Yang “Ne halin varsa gör şimdi seninle uğraşamam.” diyip kalkar ve Song-i’nin odasına doğru gider. Kapıyı çalıp içeri girince odada sadece Song-i olduğunu görür ve şaşırarak sorar “Kim Sun nerede?” Song-i dudaklarını bükerek

“Çoktan gitti.”

12. Bölümün Sonu

13. Bölüm: “Bir Kar Tanesi & Bir Bahar Dalı” 

Bir Kar Tanesi Ol

11. Bölüm

“Benden ikinci bir şans isteyen biri için ben de hayattan ikinci bir şans istemeye karar verdim”

Doktor kıza  gülümser ve doğrulayarak  başını sallar ” Zaten hayatımıza anlam katan onlar değil midir?” der. Song-i’nin suratı aniden değişir “Bir anda buraya geldim ama aslında hala çok korkuyorum.” der. Doktor “Önemli olan ilk adımı atmaktı ve sen bunu başardın. Şimdi  kararından vazgeçmeden hemen ameliyat için testlere başlayalım.” diyince Song-i direk “Yine mi testler?” diye elini alnına götürür. Doktor “Bu sefer çok kısa sürecek sonuçları bahsettiğim doktora göndericeğim ve onun fikrini de aldıktan sonra yarın senle oturup ameliyat sürecinde yaşayacakların hakkında konuşacağız.” der. Song-i kafa sallayarak yavaş yavaş ayağa kalkar ve doktora selam verir tam çıkmak üzereyken Doktor “Ha unutmadan, para meselesini ayarladın mı? Avusturya’dan gelecek doktor belirlediğimiz miktardan fazla isteyebilir ama ben onunla konuşup ayarlarım. Sen merak etme.” der. Song-i kafasını sallayarak dışarı çıkar. “Daha o parayı tamamlayamamışken daha fazla mı? Off acaba şimdiden vaz mı geçsem?” diye düşünerek hemşireyi takip eder.

Hastaneden sonra markete uğrayıp alışveriş yapar. Eve döndüğünde diğerlerini gelmesine çok az kalmıştır bu yüzden hemen yemek hazırlıklarına girişir. Bu akşam verdiği kararın şerefine bir kutlama yapmak ister. Yemekler bittikten sonra odasına geçip banka cüzdanını alır ve hesap yapmaya başlar. Aslında bu parayı o gittikten sonra ailesi kullansın diye biriktirmiştir ama şimdi hesaplayınca ameliyat parasının yarısı eder. “Hıım kalan yarısını nereden bulabilirim?” diye düşünürken kapı sesi duyulur. Hemen hesap defterini yatağın içine sıkıştırarak aşağı iner. Tae Yang içeri girip çoktan mutfağa dalmıştır bile, masanın önünde durmuş inceleyerek “Hayrola kutlamamı var.” der. Song-i gülerek “Hıım kutlama sayabiliriz.” der. Tea Yang kıza şüpheli bakarak “Planı mı öğrendin yoksa?” der. Song-i anlamaz gözlerle bakar “Plan mı, nolmuş plana?” diye sorunca Tae Yang pot kırdığını anlayıp “Bir şey yok canım, ne planı nereden çıkardın onu?” diye merdivenlere doğru yürür. Song-i peşinden giderek “Ne demek nereden çıkardın, sen söyledin ya şimdi.”  Tae Yang ona dönüp ellerini bilmiyorum anlamında açarak hızla yukarı çıkar. Song-i olduğu yerde somurtup “Meraktan çatlarım ama” der. Tam o anda içeri giren Leun “Burada meraktan çatlayacak biri varsa oda ben olmalıyım. Neler oluyor.” der. Song-i hemen çocuğun yanına giderek “Tae Yang planla ilgili bir şeyler dedi sen kesin biliyorsundur.” diyerek elini omzuna atar. Leun kızın elinden kurtularak “Şey benim yukarı çıkmam lazım.” der ve hızlıca merdivenlere yönelir. Song-i yine umduğunu bulamayınca “Bir şeyler çeviriryorsunuz ama yakında öğreniriz.”  der ve mutfağa yönelir.

 

 

Tae Yang ve Leun gelince hep birlikte yemeğe başlarlar. Tae Yang “Madem kutlama yapıyoruz şarapsız olmaz.” der ve uzun zamandır sakladığı şaraplardan birini getirir. Leun “Ne için kutlama yapıyoruz?” diye sorunca Song-i “İşte gayet mutluyuz falan diye, olamaz mı?” Leun “Böyle güzel yemekler olacaksa her gün kutlama yapabiliriz.” diyip yemeğe başlar. Tae Yang “Sabret biraz şunu açayım.” diyip sonunda açabildiği şarabı kadehlere doldurur. Yemeklerini her zaman ki gibi konuşmaktan geç saate kadar bitiremezler. Tae Yang saate bakarak “Ah neredeyse üç saatir sofradayız, haydi kalkın artık. Daha bir sürü işim var.” diyerek masadan kalkıp merdivenlere yönelmişken geriye dönüp “Song-i bu gece için teşekkürler.” der. Song-i gülümseyerek “Rica ederim. Benim için zevkti.” der. Leun hemen lafa atlayarak “Öyleyse her gün isteriz bu ziyafet sofrasını.” diyince Tae Yang “Öyleyse her gün yardım edersin.” der. Leun  “Her gün kutlama mı olurmuş canım.” diyerek yavaş yavaş kalkar.  Song-i “Sanırım bunu her gün yapabilirim.” diyince ikiside dönüp bakar. Tae Yang “Bugün fazla mı iyisin bana mı öyle geldi?” der. Song-i “Aman size de hiç yaranılmıyor.” diyip tabakları toplamaya başlar.  Diğerleri yukarı çıkınca sandalyesine oturup “Bu hergün kaç gün olacak acaba…” diye düşünmeye başlar. Aslında bugün onlara ameliyattan bahsetmeyi planlamıştır ama ikisini de bu kadar neşeli görmüşken bahsedip ortamın neşesini kaçırmak istememiştir. “Neyse yarın ki görüşmeden sonra söylerim.” diyerek kalkar ve masayı toplamaya devam eder.

Doktor bir yandan elinde ki sonuçlara göz gezdirirken bir yandan Song-i ile konuşmaktadır. “Seninle ameliyatın tehlikelerini daha önce konuşmuştuk. O tehlikeler şimdide geçerli, malesef ilaçlarla tümörü küçültmeyi başaramadık. kullandığın ilaçlar  sadece onun büyümemesini sağladı. Bu da iyi bir şey.” diyerek tekrar masada ki kağıtlara gömülür.  Song-i korkarak “Felç olma ihtimali hala var mı?” diye sorar. Doktor başını sallayarak “Malesef  böyle bir ihtimal var. Ayrıca tümörün bulunduğu yer itibariyle konuşmama gibi bir durumda ortaya çıkabilir. Ama bunlar hayatta kalırsan olabilecek şeyler, önceliğimiz seni hayatta tutmak.” dedikten sonra kızın yüzüne bakınca  “Sakın umutsuzluğa düşme, ameliyatı yapacak olan doktor daha önce seninkine benzer bir kaç ameliyata girmiş ve tüm hastaları iyileşmiş.” diyerek onu cesaretlendirmeye çalışır. Song-i “Biraz daha konuşursak vazgeçeceğim. En iyisi daha fazla ameliyattan bahsetmeyelim. Siz bana günü ve saati söyleyin.” diyerek zorla da olsa gülümser. Doktor onun vazgeçebileceğ ihtimalini göz önünde bulundurarak “Öyleyse Avusturya’dan doktor gelir gelmez yapalım. Yani  üç gün sonra.Ama bir gün önceden hastanede olman gerekiyor. İstersen bugün bile yatış işlemlerine başlayabiliriz.” der. Song-i telaşlanarak  “Bugün mü? Eğer sakıncası yoksa ameliyattan bir gün önce yatmayı tercih ederim. Yapmam gereken bazı işler varda.” der. Doktor “Pekala öyle olsun, o zaman ilaçları kullanmaya devam et. Ama ağrıların şiddetlenebilir.  Eğer baş edemeyeceğin şekilde olursa hemen buraya geleceğine söz ver.” der. Kız sessizce başını tamam anlamaında sallar ve teşekkür ederek çıkar.

Yol boyunca parayı Tae Yang’dan istemenin planlarını yapar. Hala söyleyip söylememekte kararsızdır ama sonunda elbette öğreneceklerdir. Bu yüzden ondan duymaları daha iyi diye düşünür. Ama en başından beri karar verdiği gibi ailesine söylemeyecektir. Sonra aklına Kim Sun gelir. “Bir gün önceden yatacaksam şimdilik 2 günüm var bu iki gün içinde onu mutlaka görmem lazım.” diye düşünür. Önce alesine uğrayıp onlarla vakit geçirdikten sonra eve döner. Geldiğinde Leun evdedir. “Bugün erkencisin.” diyerek oturur. Leun “Evet, bir kaç gün böyle part-time çalışacağım. Sen nerelerdesin?” diye sorar. Song-i koltuğa uzanarak “Ah çok yoruldum. Annemlerdeydim.” der. Leo gelip kızın suratını yalayınca Song-i “Ah, biri uzanınca gel beni yala mesajı mı veriyor nedir. Hemen koşup geliyorsun.” diyerek köpeğin dilinden kurtulmaya çalışır. Leun “Leo! mama ister misin?” diye sorunca Leo gidip mama kabını getirir. Leun ona mama verip tekrar salona döndüğünde kızın uyuya kaldığını görür. “Hah annen eve gelince seni çalıştırıyor mu yoksa? Ne bu yorgunluk.” diyerek kızın üzerini örtmek için bir şeyler bulmaya gider.

Tae Yang kapıdan bir hışımla girerek “Song-i nerdesin?” diye bağırır. Kız gözlerini açmaya çalışırken, sesi duyan Leun merdivenlerden koşarak iner. “Neden bağırıyorsun?” diye sorsada Tae Yang onu dinlemeden salona geçer. Bu sırada Song-i ayağa kalkmaya çalışsa da dengesini sağlayamıyordur. Sonra eliyle koltuğun kenarına tutunara kalkar. “Burdayım bir şey mi oldu?” diye anlamaz gözlerle Tae Yang’a bakar. “Hah bir şey mi oldu diyor bir de. Hiç bir şey olmadı canım sadece karım  babamla arkamdan anlaşmalar imzalıyor.” diyince Song-i onun babasıyla konuştuğunu anlar. “Demek öğrendin.” diyerek yere bakar. Tae Yang’ın yüzüne bakmaya cesareti yoktur. Onun ne kadar kızdığını biliyordur. Leun “Ne olduğunu biri bana da söyleyecek mi?” diye sinirlenir. Tae Yang “Hemen anlatayım. Biz burda bu saçma evcilik oyununu oynarken babamın her şeyden haberi varmış.” der. Leun korkarak “Nasıl yani?” diye sorar. Tae Yang, Song-i’nin daha önce hiç görmediği kadar sinirlenmiştir. Sesini yükselterek konuşmaya devam eder.” Yani bu evliliğin sahte olduğundan, ilişkimizden, her şeyden başından beri haberi var. Ve Song-i ile bir anlaşma bile yapmış.” der. Leun Song-i’ye dönerek “Ne anlaşması?” der. Leun da hiç olmadığı kadar ciddi görünüyordur. Kız daha ağzını açmadan Tae Yang “Boşandığımız da hiç bir şey istemeyeceğine dair bir anlaşma.Ama asıl önemli olan babamın Leun ve benden haberi olması ve senin bize bunu söylememen.” diyerek Song-i’ye döner. Leun ne söyleyeceğini bilmeden en yakınında ki koltuğa oturur. Song-i zorla konuşarak “Be- ben sadece sizin keyfinizi kaçırmak istemedim. Böyle iyi gidiyordu.” diyince Tae Yang yüksek sesle güler ve “İyi gidiyordu öyle mi? Demek sen eğleniyordun. Sanırım diken üstünde olan sadece bendim. Ya öğrenilirse, ya büyükbabam duyarsa, ya yakalanırsak diye düşünen sadece bendim.” diyip parmağını Song-i’ye uzatarak “Eğlenen sadece sendin ve kendi huzurun kaçmasın diye bize söylemedin.” der. Song-i her zaman söylemekle söylememek arasında gidip gelmiş hangisinin iyi olacağına karar verememiştir. En sonunda onların mutlu hallerini görünce şuan için durumun iyi olduğunu düşünüp söylememeye karar vermiştir. Şimdi düşününce  Tae Yang haklıdır. Aslında bencillik yaparak kendi huzuru için söylememiştir. Tae Yang ve Leun’un yanında gerçekten mutludur ve bunu kaybetmek istememiştir. Eğer öğrenirse bu evliliğe daha fazla devam etmeyeceğini düşünmüştür. Kalan son günlerini rahat geçirmek için söylememeyi tercih etmiştir. Song-i bunları düşünürken Tae Yang onun konuşmamasına sinirlenip “Bir şey söylemeyecek misin? Yani bunu kabul ediyor musun?” der. Song-i kafasını kaldırıp Tae Yang’a bakarak “Özür dilerim. Haklısın.” der. Tae Yang sinirden evin ortasında dönüp duruyordur. Sonra aniden kıza dönüp “Bu saçma sapan evliliğe bir son vereceğiz. Yarın seni burada görmek istemiyorum. Boşanma işlemlerini sonra hallederiz.” der. Song-i ve Leun şaşkınlıkla ona bakar. Leun “Tae Yang biraz ileri gitmiyor musun? Tamam bir hata yaptı ama…” diye sözünü bitirmeden Tae Yang “Bir hata mı? Bu basit bir hata değil. Hem babamla bunu da konuştuk. Diğerlerine hiç bir şey söylemeyecek. Ama hemen boşanmamı istiyor.” diyip yukarı çıkar. Song-i başını ellerinin arasına alır ve eğilir yanaklarından süzülen göz yaşları yere düşer. Şimdi başı o kadar çok ağrıyordur ki ne yapacağını bilemez. Leun kıza bakar ama şu anda ne diyeceğini bilmiyordur o yüzden ilk önce Tae Yang’ı yatıştırmanın daha iyi olduğunu düşünüp yukarı çıkar.

Leo Song-i’nin yanına gelerek onu yalamaya başlar. Song-i başını kaldırıp “Bir tek sen bana kızgın değilsin değil mi? Ama eminim sende anlasaydın sende kızardın.” diyerek köpeğin başını okşar. Sonra ayağa kalkar ama dengesini kaybedip tekrar koltuğa düşer. “Ah şimdi bi de bu çıktı. Dengemi sağlayamıyorum.  Sanırım hastaneye yatmak en iyisi.” diye içinden geçirerek koltuğa tutunur ve ayağa kalkar. Yavaş yavaş merdivenleri çıktıktan sonra odasına ulaşır ve kendini direk yatağa atar. Gözlerini açtığında pencereden sızan güneşle çoktan sabah olduğunu anlar. Akşam yattığından beri hiç kıpırdamamıştır, yatak bozulmamıştır bile. “Acaba bayıldım mı?” diye düşünerek kalkmaya çalışır. Son bir kaç gündür sabah çok kötü bir baş ağrısı ile uyanıyordur ve bugün de öyle olmuştur üstelik mide bulantısı ile birlikte. Hızla kalkarak lavobaya zor yetişir. Duş aldıktan sonra odaya gelir ve “Evet Song-i gitme vakti geldi.” diyerek bavulünü dolabın üstünden almaya çalışır. Kıyafetlerini yerleştiriken bir yandan bu evde ki güzel anılarını düşünür ve göz yaşlarına engel olamaz.

 

Eşyalarını toplarken mektuplarını bulur. Bunları öldükten sonra okuması için ailesine ve Kim Sun’a yazmıştır. Onlardan bunca yıl sakladıkladığı için onu affetmeyeceklerini bildiği için onlarla bu şekilde vedalaşmak istemiştir. Bunları ameliyat sonrası ona bir şey olursa sahiplerine ulaştırmaları için Tae Yang ve Leun’a vermeyi planlamıştır ama şimdi onlara da söyleyemeyeceğine göre doktora vermek en iyisi diye düşünür. Aklına bir şey gelir ve kalkarak kağıt kalem alarak alarak yazmaya başlar. Bitince kağıdı katlayıp bir zarfa koyar ve zarfın üzerine Tae Yang ve Leun’a diye yazar. Mektuplarını bir pakete koymaya çalışırken odaya Leun girer. “Ne o ek iş olarak postacılığa mı başladın?” diye şaka yaparak girsede yerde duran bavulu görünce “Saçmalama, nereye gidiyorsun?” diye sorar. Song-i “Duydun sende, beni görmek istemediğini söyledi.” der. Bir yandan da mektuplarını yastığın altına sıkıştırır. Leun “Hadi ama yapma Tae Yang’ı sen de tanıyorsun. Böyle birden sinirlenir ama zaman geçince her şeyi unutur.” der. Song-i hayır anlamında kafasını sallayarak “Bu sefer farklı. Hem babası ile konuşmuşlar.” der. “Tamam boşanacağını söylemiş ama bu senin hemen gitmeni gerektirmiyor değil mi? Dava sonuçlanana kadar kalabilirsin. Hem bu ani alınmış bir karar belki değişir. Hala anlamış değilim sadece babası öğrendiyse neden boşanıyorsunuz. Ne bilim hala diğer aile üyeleri bilmiyor.” der. Song-i “Sanırım babası benim mirasta hak iddia edeceğimi falan düşünüyor. Her neyse şimdi toparlanmam lazım.” diyerek katladığı elbiseleri alır. Leun onları bıraktırarak “Lütfen bu kadar acele etme bir gece daha bekle. Bak görüceksin bugün Tae Yang’da kalmanı isteyecek.” der. Song-i çocuğa sarılarak “Gerçekten özür dilerim, ben bu kadar büyük bir olay olacağını bilmiyordum.” der. Çocuk kızın sırtını sıvazlayarak “Endişelenme artık, bir şekilde ortalık durulacak.” der. Song-i Leun’un yüzüne bakarak “Sen neden bana kızgın değilsin?” diye sorar. Leun biraz düşünerek “Aslında her zaman herkesin öğrenmesini istemişimdir. Yani ben eşcinsel olduğumu kimseden saklamıyordum. Ta ki Tae Yang’la tanışana kadar. O bu konuda biraz daha kapalı kimsenin öğrenmesini istemedi ben de kabul ettim. Ama böyle yaşamak zor, kendini saklamak zor. O yüzden babası öğrenince sanırım beni pek etkilemedi.” diyerek kıza gülümser ve devam eder “Senin tuzun kuru tabi, burada Tae Yang’ın ailesi söz konusu diye düşünüyorsun değil mi?”  diye kıza sorar. Song-i kafa sallayarak “Hayır, seni anlıyorum.” der. Leun “Öyleyse karnımızı doyuralım. Şahsen ben çok açım. Eğer biraz daha aç kalmaya devam edersen sana kızabilirim.” diyerek kızın kolundan çeker. Song-i gülerek ayağa kalkar, Leun “Hah şöyle, gül biraz. Somurtunca çok çirkin oluyorsun benden söylemesi.” diyip odadan çıkar. Song-i mutfakta yiyecek bir şeyler hazırlarken, dün öğlenden beri hiç bir şey yemediğini fark eder.

Leun masaya gelip hemen yemeğe başlar. “Hımm, bence Tae Yang acıktığı anda bu yemekler aklına gelecek ve seni affedecektir.” der. Song-i gülerek “Sanmam ama kızgın olan sen olsaydın yemekler kesin işe yarardı.” der. Leun “Ah aklıma süper bir fikir geldi. Siz boşanınca seni aşcı olarak eve alabiliriz. Evet evet süper bir fikir.” diyerek yemeğe devam eder. Song-i ona izleyip gülümser tam yemeğinden yiyecekken kapı sesi duyulur. Gelen Tae Yang’dır. Leun “Zamanlaman süper, hadi yemeğe gel.” der. Song-i huzursuzca Tae Yang’ın vereceği tepkiyi merak ediyordur. Tae Yang mutfağa girdiğinde Song-i ve Leun’u masa başında görünce ilk söylediği söz “Ben sana seni burada görmek istemediğimi söylemedim mi?” olur. Song-i’nin gözleri sulanıp sesi çatallaşmaya başlar ağzından yavaşca “Birazdan gidiceğim.” sözleri dökülür. Leun “Tae Yang yeter artık bu biraz fazla olmuyor mu? Kendine gel.” diye sesini yükseltir. Tae Yang şaşkın gözlerle Leun’a bakarak “Bakıyorum senin hiç umrunda değil bu olanlar.” der. Leun “Umrumda ama  böyle aşırı tepkiler vermiyorum.” der. Tae Yang gülerek “Aşırı tepki veriyorum öyle mi? O zaman aşırı tepkilerime devam edeyim. Song-i’yi bu kadar çok istiyorsan sen de onunla birlikte git.” der. Leun tam bir şey söyleyecekken Song-i ayağa kalkar “Lütfen yapmayın. Benim yüzümden kavga etmeyin.” der. Bunları söylerken yerin ayağının altından kaydığını hissediyordur. Şimdi her şey bulanık görünmeye başlamıştır. Yukarı çıkıp eşyalarını toplamak istiyordur ama yürüyecek hali yoktur. Düşmemek için masaya tutunur o sırada tabağına çarpar ve yemekleri aşağıya döker. Leun kıza bakarak “İyi misin?” diye sorar, Song-i kısık bir sesle “Özür dilerim.” der ve o anda yere yığılır. Tae Yang ve Leun aynı anda telaşla kızın yanına gelirler. Leun “Song-i, song-i beni duyuyor musun?” diye sorsa da karşılığını alamaz. Tae Yang kızı kucaklayıp salona koltuğa götürür. Leun “Sanırım bu saate kadar hiç bir şey yememiş ondan olabilir mi?” diye sorar. Tae Yang’ı ise çok endişeli görünmektedir. Ne yapacağını bilmeden bir o yana bir bu yana döner durur. Sonra kızı tekrar kucaklayarak Leun’a “Arabanın anahtarlarını al hastaneye gidiyoruz.” diyerek hızla kapıya yönelir.

Song-i’nin her zaman gittiğini hastaneye gelmişlerdir. Acil servise giderler. Doktorlar Song-i’ye bakarken onlar da kayıt işlemlerini yaparlar. Kayıt sırasında Song-i’nin doktoruna da haber verilir. Tae Yang ve Leun kapıda baklerken doktor hızla yanlarından geçer ve içeri girer. “Song-i benim hastam. Ne olmuş?” diye içeride ki doktora sorar. Doktor “Birden bayılmış. Ben de durumu anlamak için bazı testler istedim. Ama sizin hastanızsa sizin bakmanız daha iyi.” diyerek çekilir. Doktor kısa bir muaneden sonra “Kahretsin, ameliyattan önce en çok korktuğum şey oldu. Bilincini kaybetmiş olabilir, çabuk yoğun bakım odasına alın.” derken bunları açık kapıdan duyan Tae Yang  içeri girerek “Ameliyat mı?” der. Doktor adamın yüzüne bakarak “Sen kimsin?” diye sorar. Tae Yang “Song-i’nin eşiyim. Onun nesi var?” diye sorar. Doktor telaşla “Şimdi zaman kaybetmeden yapmamız gerekenler var. Sizinle sonra konuşacağım.” diyerek ayrılır.  Tae Yang ve Leun anlamaz gözlerle birbirlerine bakarlar ve beklemeye devam ederler. Leun sessizliği bozarak “O doktor benim hastam dedi yaa, yani daha önce de mi gelmiş?” diye sorar. Tae Yang “Bilmiyorum ve biraz daha hiç bir şey bilmeden beklersek delireceğim.” der. Ta bu sırada bir hemşire gelir “Efendim. Song-i Hanım’ın eşi siz misiniz?”” diye sorar. Tae Yang evet anlamında başını sallayınca “Doktoru sizinle görüşmek istiyor beni takip edin.” der ve onları doktorun odasına götürür.

İçeri girdiklerinde Doktor  telefon görüşmesi yapıyordur. Telefonu kapatıp “Buyrun oturun.” diye Tae Yang’a masanın önünde ki koltukları gösterir.Doktor Leun2a bakarak “Siz nesi oluyorsunuz?” diye sorar. Leun “Çok yakın bir arkadaşıyım, ben de kalabilir miyim?” diye sorar. Doktor “Tabi buyrun.” der ve sandalyesine oturup derin bir nefes alır. “Sanırım sizin olanlardan haberiniz yok. Tam da Song-i’den beklenildiği gibi bu zamana kadar kimseye söylememiş.” diyerek konuya başlar. Merakını daha fazla dizginleyemeyen Tae Yang “Neyi söylememiş?” diye sorar. Doktor sözlerine devam ederek “Song-i buraya ilk, iki buçuk yıl önce geldi ve beyin tümörü tehşisi konudu.” diye söze başlayınca Tae Yang ve Leun birlikte “Ne?” diye şaşırırlar. Doktor “Tümörün bulunduğu yer itibariyle ameliyatla alınması çok riskliydi. Masada kalma ihtimali çok yüksekti. Ama tümör alınmazsa da yaşama şansı çok azdı ama yinede bir kaç yıl yaşayabilirdi. Song-i ameliyat olmayı istemedi ve 2.5 yıl boyunca yaşadı. Tabi bu sağlıklı bir yaşam değildi. Sürekli ilaç kullanmalı ve büyük bir ağrıyla başa çıkmalıydı. Ama artık bu yaşamında sonuna gelmişti. Son günlerde ağrıları iyice arttı ve ona bir ay önce ameliyat olmazsa daha fazla yaşamayacağını söyledim. Yine ameliyatı kabul etmedi. Fakat bir kaç gün önce aniden gelip fikrini değiştirdiğini söyledi. Bu kadar yıldan sonra artık sona yaklaşmışken böyle bir karar verdiğine çok sevindim. Normalde iki gün sonra ameliyat olmasına karar vermiştik. Ama bu gece bilincini kaybetmesi her şeyi daha da zorlaştırdı. Biraz önce ameliyatı yapacak doktorla konuştum. Avusturya2dan iki gün sonra gelecekti ama böyle bir durum çıkınca ilk uçakla buraya gelmesi için ricada bulundum. Yarın ameliyatı yapıyoruz. şimdi sizin bazı belgeleri imzalamanız gerekiyor. Diyerek Tae Yang2ın önüne bir dosya koyar. Tae Yang ve Leun şaşkınlıktan ve üzüntüden adete dillerini yutmuş gibi susarlar. Leun göz yaşlarına engel olamaz.  Tae Yang yumruklarını sıkarak sessizce  “Nasıl böyle bir şeyi söylemez.” der. Leun korkarak doktora aklında ki soruyu sorar “Ameliyat tehlikeli demiştiniz, peki şimdi bu durumda daha da tehlikeli olmuyor mu?” diye sorar. Doktor “Biz elimizden geleni yapacağız. Bu ameliyat tek şansı, biraz daha beklersek onu kaybedeceğiz.” der. Tae Yang masada ki belgelere bakarak “Bunlar ne için?” diye sorar. doktor “Riskli ameliyatlarda prosedür gereği yaptığımız bir uygulama. Ameliyat sonunda ne olursa olsun kabul ettiğinize dair.” der. Tae Yang  elelriyle saçlarını karıştırark sinirle masadan kalemi alır ve hiç okumadan imzalayarak kendini odadan dışarı atar. Leun odadan çıkmadan doktora “Onu ameliyattan önce görebilir miyiz?” diye sorar. Doktor “Tabi ama yoğun bakımda olduğu için odaya giremezsiniz. Cam bölmeden görebilirsiniz.” der. Leun odadan çıkıp Tae Yang’a yetişmeye çalışır. Tae Yang anlamsızca hızlı hızlı yürüyerek sonunda bekleme odasına gelir ve bulduğu ilk sandalyeye oturur. Leun’da yanına gelp oturur, ikiside biraz önce duydukları sözlerden dolayı şoka girmiştir. Dayak yemiş gibi hiç hareket etmeden oturduktan sonra Tae Yang’ın ağzından şu sözler dökülür: “Ona söylediğim son şey seni görmek istemiyorumdu.” başından beri tuttuğu göz yaşlarına daha fazla engel olamaz ve elleriyle yüzünü kapatıp ağlamaya başlar. Leun aniden ona dönüp “Saçlama o daha ölmedi. Son sözlerin falan değildi. O ölmeyecek, ölemez.” diyerek ayağa kalkar “Ben Song-i’yi görmeye gidiyorum. Geliyor musun yoksa ölmemiş birinin yasını tutmaya devam mı edeceksin?” diye sorar. Tae Yang göz yaşlarını silerek “Geliyorum.” der.

 

İki adam camın arkasında durup içerde bir yatakta yatan bir bir sürü kabloya bağlı olan kıza bakarlar. Bir süre sessiz kaldıktan sonra Leun “Neden o kadar sinirlendin?” diye sorar. Tae Yang  düşüncelerinden sıyrılarak irkilir, soruyu tam anlamadığı için “Hı?” diye sorar. Leun gözlerini Song-i’den ayırmayarak “Neden o kadar sinirlendin dedim.” diye tekrarlar. Tae Yang “Bilmiyorum. Şimdi düşününce bu yaptıklarım o kadar saçma geliyor ki… Ama bunu geri çevirmenin bir yolu yok değil mi?” diye Leun’a dönüp sorar. Leun ona dönüp “Geri çevirmenin bir yolu yok ama o affedecektir. Yeter ki iyileşsin.” diyip tekrar kıza kıza döner. Tae Yang “Ben babamla görüştüğünü bizden saklamasına kızarken, o çok daha önemli bir şeyi bizden saklıyormuş.” diye devam eder. Leun “Sadece bizden değil ailesinden de…” dedikten sonra duraklayarak Tae Yang’a bakar. Tae Yang yüzündeki şaşkınlık ifadesini görünce “Ne var?” diye sorar. Leun kafasını sallayarak “Şimdi anlıyorum.” der. Tae Yang anlamaz gözlerle bakınca, Leun “Kim Sun.” der. Tae Yang sonunda anlayıp “Yani bu yüzden mi ayrıldılar demek istiyorsun.” diye sorar. Leun “Kesinlikle bu yüzden ayrıldı ama ona hiç bir şey söylemedi. Hatta okuluda bu yüzden bıraktı. Çünkü çok az zamanı kaldığını düşünüyordu.” der. Tae Yang başını sallayarak onaylar. Sonra “Kim Sun’a haber vermemiz gerekiyor.” der. Leun “Peki ya ailesi?” diye sorunca Tae Yang biraz düşünerek “Ailesine ameliyattan sonra haber vermek daha iyi olacaktır. Of ya da bilmiyorum şuan için hangisi iyi hangisi kötü hiç bilmiyorum.” der. Leun “O kimsenin bilmesini istemiyordu. Bence onun istediği gibi yapalım. Yarın ki ameliyattan sonra diğerlerine haber veririz.” der. Tae Yang’da bunu onaylar.

 Tüm geceyi hastanede geçirirler. Sabah olduğun ilk iş doktorun yanına giderler ve kızın durmunu sorarlar. Doktor “Şimdilik her hangi bir gelişme yok. Durumun kötüye gitmesinden iyi. birazdan beklediğimiz doktor gelecek ve ameliyata alacağız.” diye onları bilgilendirir. Leun, Tae Yang’a “İstersen sen işe git. Ben beklerim burada.” diyince Tae Yang “Bugün gitmeyeceği şirkete çoktan haber verdim bile.” der. Öğlene doğru beklenen doktor gelir ve Song-i ameliyat için hazırlanır. Ameliyattan önce onu görmek isteyen Tae Yang ve Leun’da ordadır. Sedye ile ameliyathaneye götürülürken Leun kızın elini sıkarak “Seni dışarda bekliyoruz. Bizi çok bekletme olur mu? Bu huysuz Tae Yang’ın beklemekten hoşlanmadığını biliyorsun.” diyerek gülümser. Tae Yang’da arkalarından bakarak sessizce “Asıl ben özür dilerim.” der ve bir damla göz yaşı  yanağından süzülerek yere düşer.

Ameliyat süresi boyunca Tae Yang ve Leun koridorda volta atarlar. Tae Yang sabırsızlanarak “Çok uzun sürmedi mi?” diye sorar. Leun “Evet ama uzun sürmesi iyi bir şey değil mi? Yani ne bilim şu ana kadar kötü bir haber gelmedi.” der.  Bir kaç saat sonra nihayet doktorlar çıkmaya başlar. Song-i’nin Doktor’unu görünce hemen yanına giderler. Doktor “Zorlu bir ameliyattı ama elimizden geleni yaptık. Ameliyatta bir kez kalbi durdu ama tekrar hayata döndürmeyi başardık.” diye konuşurken Leun daha fazla dayanamayarak “Yani?” diye sorar. Doktor “Yani ameliyat başarılı geçti tümörü aldık. Ama sonuçlarını henüz bilmiyoruz. Uyanınca anlayacağız.” diyerek gider.

İlaçların etkisi geçmesi ve uyanması için bir gün geçmesi gerekiyordur. Bu süre boyunca Leun ve Tae Yang sırayla eve gidip üzerlerini değiştirmenin dışında hep hastanede beklemiştir. Bir günün sonunda Song-i hala uyanmamıştır sonra birden doktor ve hemşireler telaşla kızın odasına girerler. Tae Yang ve Leun’da içeri girmek istesede hemşireler dışarda beklemelerini söylerler. Bir süre sonra doktor onları odaya çağırır. Song-i’nin elini kımıldatmaya başladığını görünce ikili telaşla yatağın yanına giderler. Leun “Song-i!” diye heyecanla kızın yanına gelir. Kız onun yüzüne anlamsızca bakarak “Kar mı yağıyor?” (Song-i’nin kelime anlamı kar) diye sorar. Leun şaşırarak Tae Yang’a döner. Doktor kızın avcuna elini koyarak “Elimi sıkar mısın?” diye sorar. Kız elini sıkınca Doktor “Evet çok güzel. Şimdi ayaklara bakalım.” diyerek ayaklarının altına dokunur. Song-i “Ah gıdıklanıyorum.” diyince Doktor gülerek “Çok iyi korktuğumuz şey olmamış ama..” diye konuşurken Song-i sözlerini kesip deminden beri merak ettiği şeyi Tae Yang ve Leun’a bakarak  sorar.

 “Siz kimsiniz?”

11. Bölümün Sonu

BİR KAR TANESİ OL

10. BÖLÜM

Kim Sun hala asansör önünde duyduğu sözleri düşünür. Tae Yang Song-i’ye “Eğer bir gün birine aşık olursan o kesinlikle Jang olmayacak tamam mı?”  demiştir. Bir adam karısına nasıl böyle bir şey söyler diye düşünürken Ba Lam yan koltuktan onu izlemektedir. Sun’un dalgın olduğunu görünce “Canın sıkkın görünüyor.” der. Sun bir anda irkilerek “Yo, sadece bir şey düşünüyordum.” diye geçiştirmeye çalışır. Sonra  “Tae Yang’ı önceden tanıyorsun değil mi? Nasıl biri?” der. Lam bir an şaşırarak  “Çocukluğumdan beri tanırım onu, ailelerimiz uzun yıllar birlikte iş yaptı. Ama nasıl desem Tae Yang her zaman insanlarla arasına mesafe koyar. Çocukluktan beri böyledir. Yani onu iyi tanıyorum desem yalan olur.”  der. Sun kafa sallayarak sözlerine devam eder “Peki Song-i ile ne zaman tanıştı ne zaman evlenmeye karar verdi biliyor musun?” diye sorunca Lam’ın bir an yüzü düşer. Sonra toparlanarak “Siz Song-i ile okul arkadaşıydınız değil mi? Şimdi hatırladım. Aslına bakarsan bunu kimse bilmiyor. Bir gün eve gelip ailesine ben evlendim deyiverdi. O gün bende oradaydım.” der. Sun şaşırarak “Nasıl yani gizlice mi evlendi?” diye heyecanlı bir şekilde sorar. Lam sakinliğini koruyarak “Evet öyle görünüyor. Üstelik dengi olmayan bir kızla.” diye Song-i’e laf vurduktan sonra Sun’a dönerek “Sen bilmiyor muydun? Song-i arkadaşın sonuçta.” der. Sun kafa sallayarak “Okuldan sonra hiç görüşmedim.” der ve arabanın camını açar kafasında ki şüpheleri toparlayarak bir sonuca varmaya çalışır. Sonunda parti alanına gelmişlerdir. İçeri girip Ba Lam’ın ailesine merhaba dedikten sonra masalarına geçerler. Kim Sun etrafa göz gezdirirken kapıda Song-i’yi görür yanında daha önce iş yerinde gördüğü genç bir çocuk vardır. Tae Yang onların yanına gelerek Song-i’nin koluna girer ve ailesinin yanına götürür. Kim Sun onları izlemeye devam ederken Song-i’nin bugün çok güzel olduğunu düşünür. O sırada Ba Lam onu bazı iş adamlarıyla tanıştırmak ister.

 

Kim Sun, Song-i’nin masadan kalktığını görünce yanına gidip bu meselenin aslını öğrenmek ister. Tam adım atacakken Jang’ın da kızın peşinden gittiğini görür. Jang’da yukarı çıktıktan sonra Sun arkasından yavaş yavaş çıkar. Kapıya geldiğinde  konuşmalarını oradan duyduğunu fark eder. Tam bu sırada ayak sesleri duyunca refleks olarak birden kapının arkasına saklanır. Seslerden gelenin Tae Yang olduğunu anlar.  Tae Yang terasa çıkıp “Aşağı inmemiz lazım.” diye bağırır.  Jang  “Biraz sakin olur musun?” der. Tae Yang  “Sakin mi olayım. Ben dedikodulardan kaçmak için evleniyorum. Siz de burada  başbaşa yeni dedikodulara davetiye çıkarıyorsunuz. Bir de Tae Yang’ın karısı kuzeniyle aldatıyor diyenler mi uğraşayım? Bunu mu istiyorsunuz?” diye sesini yükseltir. Kim Sun’un sesini daha önce duymadığı biri  “Biraz sessiz olun.” diye uyarır. Kim Sun bulunduğu yerden çıkıp ne olduğunu görmek istiyordur ama bunun için çok geç kalmıştır. Bu durumdayken çıkıp onlara yakalanırsa kötü olacaktır. Song-i  ”Özür dilerim haklısın dikkat etmem gerekiyordu.” diyerek Tae Yang’dan özür diler.   Jang  “Bir de özür mü diliyorsun? Bu ne bencillik. Adam sevgilisiyle rahatça yaşamak için senin tüm hayatını engelliyor. Bir de özür diliyorsun.”  diyerek Song-i’ye bağırır. Tae Yang “Bu seni hiç ilgilendirmez bu ikimizin arasında.” der. Jang  “İlgilendirir. Song-i’yi bir eşya gibi kullanmana izin vermem.” der. Kim Sun duyduklarının etkisiyle donup kalır. Sabahtan beri çözmeye çalıştığı olay aydınlığa kavuşmaktadır.  Tae Yang “Onunla bir anlaşma yaptık ve buna uymalıyız. Bu kullanmak değil. Kesinlikle değil.” diyince  Song-i “Yeter artık iyice saçmaladınız. Burda söz konusu olan benim ve hiçbir şikayetim yok. Kesin artık. Ben aşağıya iniyorum.”  deyince Kim Sun kızın sesinden ne kadar üzgün olduğunun anlar. Göğsünün sıkıştığını hisseder, şuan hem Song-i’ye kızmaktadır hem de onun için üzülmektedir. Ayak seslerini duyunca iyice köşeye geçer gelen Song-i olmalıdır. Kız biran duraklar, arkada gelen biri “İyi misin?” diye sormaktadır. Kim Sun kız için endişelenip tam ortaya çıkmak üzereyken Song-i “İyiyim ben. Sen Tae Yang’la ilgilen ve o ikisini birbirinden uzaklaştır.” diyip aşağı iner.

Kim Sun diğerlerinin de aşağı inmesini bekler. Tüm sesler kesilince daha fazla dayanamaz ve duvara tutunarak yere çöker. Biraz önce duyduklarına göre Song-i’nin evliliği bir anlaşma üzerine kuruludur. “Neden, neden böyle bir şey yaptı?” diye düşünmekten nefes alamaz ve kalkıp terasa çıkar.

Tae Yang’ın evinin önüne gelen Jang arabayı park edip yan koltukta uyuyan Song-i’ye bakar. Huzurla uyuduğunu görünce onu kaldırmaya kıyamaz ve bir süre bekler. Çeketini çıkarıp kızın üzerine örttüğü anda Song-i uyanır. Gözlerini açmaya çalışarak “Eve geldik mi?” diye sorar. Jang gülümseyerek “Geldik ama seni uyandırmak istemedim.” der. Song-i kapıyı açarak “Bıraktığın için teşekkürler. Senin geceni de mahfettim istersen geri dönebilirsin, hala devam ediyordur parti.” der. Jang’da inip kızın yanına gelerek “Sana bir sır verim mi?” der. Song-i başı döndüğü için birden dengesini kaybeder. Jang kızın kolundan tutarak “Dur yardım edeyim.” der ve kapıya kadar eşlik ederken “Bence doktora gitmeliydik.” der. Song-i “Birazcık uyusam iyi gelecektir.” diyerek şifreyi girer ve içeri girer. Jang’a tekrar teşekkkür edip kapıyı kapatır. Jang kapının önünde durarak “Demek sır vermemi istemiyorsun. Oysa ben bu partiye sadece seni görmek için geldiğimi söyleyecektim.” der ve gülümseyerek geri dönüp arabasına biner.

Bu sıralarda Tae Yang misafirlerle ilgilenme işi bitince masaya gelir ve Leun’u yalnız görür. Leun “Song-i aradı elbisesine bir şey olmuş. Bu yüzden eve gitmiş.” der. Tae Yang “Jang bırakmış tabi değil mi?” diyip sinirden ellerini yumruk yapar. Leun kafasını sallar. Tae Yang ayağa kalkarak “Sen de eve git o zaman. Ben de birazdan çıkacağım.” der ve gider. Gecenin sonlarına doğru Tae Yang ailesiyle görüşüp dışarı çıkmak üzereyken teras merdivenlerinden inen Kim Sun’u görür. Gece boyunca onu hiç görmediğini düşünür ama bugün düşünücek o kadar çok seyi vardır ki buna ayıracak zamanı yoktur.

Kim Sun merdivenlerden ağır ağır inerken  Lam onu görür ve bir hışımla yanına gelir. “Bir saattir seni arıyorum. Neredesin?” diye sitemlerini iletir. Kim Sun “Çok özür dilerim. Bir kaç telefon görüşmesi yaptım yukarda.” diye atlatmaya çalışır. Lam suratını asıp Kim Sun’un koluna girerek “Haydi biz de gidelim artık.” der.

Leun eve geldiğinde doğruca Song-i’nin  odasına gider ama kız çoktan uyumuştur. Kapıyı sessizce örterek kendi odasına gidip duş alır. Tam duştan çıkınca Tae Yang bir hışımla odaya girer ve çeketi çıkarıp yere fırlatır. Leun şaşkın şaşkın onu izler. Tae Yang çeketine uyguladığı şiddeti  kravatına ve gömleğinede uygular. Leun “Sakin ol biraz. Git duş falan iyi gelecektir.” desede Tae Yang onu dinlemez pantolonunuda çıkardığı gibi yatağa girer. Leun şaşırarak “Vuhaa bırak duşu ellerini bile yıkamadan yatağa girdi. Bunu bir yere yazmalıyım. Bu tarihi bir an.” diye Tae Yang’ı neşelendirmeye çalışsada ondan ses çıkmaz. İstediği tepkiyi alamayınca yorganın altından yavaşca yataga sokulur ve sarılır. Tae Yang birden irkilerek “Ah hala ıslaksın. Düzgünce kurulansa.” diye kızar ama Leun kollanı onun beline sarmış bırakmaya hiç niyeti yoktur. “Sinirin geçene kadar bırakmayacağım ona göre.” diyip kafasını sallayarak henüz kurutmadığı saçlarıyla Tae Yang’ı ıslatır. Tae Yang sonunda pes ederek “Tamam sinirlenmicem bırak hadi.” desede Leun “Tabi bende inandım. Hem sen tam olarak neye kızdın söyle bakalım. Jang ve Song-i’nin terasta baş başa olmalarına mı, yoksa Song-i’nin erkenden çıkmasına mı?” Tae Yang dudaklarına büzerek “İkisine de.” der. Leun’da onun taklidini yapıp dudaklarını büzerek “Oy ikisine de mi?” der. Tae Yang Leun’un suratına bakıp kahkaha atar. “Ahaha bir kere senin dudaklar büyük olduğu için komik oluyorsun. Benim ki karizmatik oluyor.” der. Leun gülerek “Ah karizmatikmiş hiç aynaya baktın mı sen? Bildiğin mızmız çocuklar gibi hıh.” diyince Tae Yang “Ne mızmız çocuk mu, kimmiş çocuk.” diyip Leun’u gıdıklamaya başlar. Leun bir yandan Tae Yang’ı bırakmamaya çalışsa da kahkalarına engel olamaz. En Sonunda oda Tae Yang’ı gıdıklama başlar. Sonunda Tae Yang Leun’un iki elini de yakalayıp sıkı sıkı tutar. “Şimdi kim kimi bırakmıyormuş görelim.” der ve Leun’un dudaklarına uzanır. Tam öpecekken Leun başını çevirir ve “Daha ellerini bile yıkamadan yatağa girdin kesinlikle olmaz.” der. Tae Yang şaşkın şaşkın bakar. Leun “Çok ciddiyim doğru banyoya.” diyip uzaklaşabildiği kadar uzaklaşır. Tae Yang suratını asıp homurdanarak yataktan çıkıp banyoya gider. Leun gülerek “Ha ha her zaman bu bahaneyle sen beni banyoya gönderiyordun, şimdi sıra bende.” diye bağırır. Sonra yatağa uzanıp “Oh her şey eski haline döndü. Gerilimli ortamları hiç sevmiyorum hiç.” diye kendi kendine mırıldanır.

Sabah yavaş yavaş aşağıya inen Song-i, Tae Yang’ın gazabından korkmaktadır. Ayak ucunda merdivenleri indikten sonra sinsi sinsi mutfağa girer. Leun ve Tae Yang çoktan kalkmış kahvaltı yapıyorlardır. Tae Yang her zaman ki gibi kahvesini eline almış bir yandan Ipad’iyle haber sitelerinde turluyordur. Song-i “Günaydın.” diyerek masaya oturur. Leun “Günaydın. Seni uyandıracaktım ama işe gitmediğin için uyumak istersin diye düşündüm.” diyip ona da bir kase pilav koyar. Song-i suçlular gibi kenara pısıp yemeğini yerken birden “Çok özür dilerim.” der. Leun ve Tae Yang ona dönünce sözlerine devam eder “Dün gece hatalı olan bendim. Yani Jang gelince hemen aşağıya inmeliydim. Bir de tabi erken ayrılmaz zorunda kaldım ama beyaz elbisenin gazabına uğradım diyelim. Bir daha böyle bir şey olmayacak. Özür dilerim.” diyip koonuşmanın başından beri tuttuğu nefesini bırakır. Tae Yang gülerek “Özür mektubun bittiyse kahvaltını bitir ve bu hafta ev temziliği sana ait.” diyip masadan kalkar. Song-i hibir şey anlamaz Leun’a dönüp “Affetti mi şimdi?”  der. Leun kafa sallayarak “Sinirli olsaydı hiç konuşmazdı. Ben onun siniri aldım gece merak etme.” diyip göz kırpar sonra “Ah sinirlendiriyorsunuz sevgilimi sonra hep ben çekiyorum olmaz ki ama cık cık cık.” diye söylenirken Tae Yang “Leun! seni de bırakmamı istiyorsan acele edersin.” diye bağırınca tabağındakileri aceleyle ağzına tıkıştırıp kalkar.

Song-i masada yalnız kalınca “Yani şimdi affettimi hala anlamadım.” diyip omuz silker sonra kendi kendine güler. Yemeğini bitirdikten sonra ilk önce mutfaktan başlayarak temizliğe girişir. Leo onunla beraber tüm odaları gezer ve Song-i sürekli onu kovunca oda küsüp bir köşeye kıvrılır. Alt katı bitirince tüm enerjisinin tükendiğini hisseder ve kanapeye uzandığı gibi uyuyakalır. Leo’nun suratını yalamasıyla uyanan Song-i akşam olduğunu görünce hemen mutfağa gider ve yemek yapılacak malzemelere bakar. Bu sırada Leo gözlerini dikmiş onu izlemektedir. Song-i köpeğe bakıp “Bir şey istiyorsun ama ney?” diye sorar. Leo soruyu anlamış gibi gidip mama kabını getirir. Song-i kabı görür görmez “Hii sabahtan beri bir şey yemedin mi sen? Çıkmadan  Leun beslerdi seni, ama bugün unutmuş. Gelince ondan öcünü alırsın oldu mu?” derken bir yandan mamasını önüne koyar.

Eve ilk gelen her zaman ki gibi Leun’dur. Leun’dan sonra gelen Tae Yang  “Hım güzel şeyler kokuyor. Ne var yemekte diyip” mutfağa dalar. Tam tencereye elini atmışken Song-i eline vurarak “Önce eller yıkanıcak.”  der. Tae Yang  şaşırmış ve korkmuş korkmuş bakarak “Bu evde de bir el yıkamadır gidiyor.” diye trip atıp yukarı çıkar. Song-i bu kadar tepki vermesine anlam veremez ama “Senden öğrendik.” diyip Leun’a bakar. Bu sırada Leun gülme krizlerine girmiştir. Song-i onlar yemeğin tadına bakarken onları izleyip suratlarından nasıl bulduklarını anlamaya çalışır. Dayanamayıp “Eee nasıl olmuş?” diyince Leun “Öyle acıklı acıklı bakmaya devam edersen iğrenç bile olsa güzel diyeceğiz.” der. Song-i “Tamam bakmıyorum adil davranın.” diyerek yemeğini yer ama göz ucuyla hala takip etmektedir. Leun gülerek “Tamam tamam gayet güzel.” der ama Song-i “Senin beğenmen sayılmaz sen yenilebilen her şeyi seviyorsun zaten.” diyip Tae Yang’a bakar. Tae Yang “Nasıl olsun işte klasik yemek.” der. Leun kahkaha atıp Song-i’ye karşıdan dil çıkartmaktadır. Song-i “İyi o zaman bundan sonra o klasik yemeklerden isteriz dışardan.” diyip yemeğini yemeğe devam eder. Tae Yang sinsi sinsi gülerek “Tamam yaa bir şaka yaptırmıyorsunuz. Güzel olmuş, ellerine sağlık.” dese de Song-i sessizce  “Ne zaman şaka yapıp ne zaman ciddi olduğun belli olmuyor ki.” der. Kafasını kaldırıp Tae Yang’la göz göze gelince “Ahaha ben de şaka yaptım canım.” diye geçiştirir. Bu sırada Leun kendi kendine çok eğleniyordur.

Song-i günlerini evde planını bitirmekle geçirir. Bu planın hiç bir işe yaramayacağını bilse de bir işi bitirmiş olmanın sevinciyle geriye doğru yaslanır. Gözlerini kapatıp düşününce doktorun verdiği bir aylık sürenin neredeyse sonuna gelmiştir. “Ben kararımı çoktan verdim.” diye içinden tekrar eder. Annesini ziyarete gitmek için hazırlanıp çıkar. Tüm öğleden sonrayı orada harcadıktan sonra şirkete gidip Tae Yang’la birlikte eve dönmeye karar verir. Şirketin önünde taksiden inince  Kim Sun’un Ba Lam’ın arabasından indiğini görür. Daha fazla görmek istemediğinden hızlıca kapıya yönelir. Kim Sun, Ba Lam tarafından her zaman ki gibi ısrarla öğle yemeğine davet edildiği için bu sefer kabul etmek zorunda kalmıştır. Göz ucuyla Song-i’yi görünce ona yetişmek için Lam’a teşekkür edip hızla yürür. Günlerdir ona ulaşmaya çalışmıştır. Song-i asansöre biner kapı tam kapanmak üzereyken Sun yetişir. “Merhaba” diyerek içeri girer. Song-i onun asansöre nasıl yetiştiğine anlam vermeye çalışarak “Merhaba.” der. Kim Sun nereden başlayacağını bilmiyordur “Nasılsın?” diye sorar. Tam o anda bir gürültüyle asansör durur. İkisi de etrafına bakıp sonra birirlerine bakarak “Kaldık mı?” diye sorarlar. Song-i’nin telaşlandığını gören Kim Sun “Merak etme birazdan sorunu çözerler.” diye teselli etmeye çalışır. Sonra aklına bir şey gelir ve gülerek Song-i’ye “Yine tekme atarsan belki çalışır.” der. Song-i şaşırır ve Kim Sun’a bakarak gülümser.

~*~

Üniversite sınavına bir ay kala Song-i ‘de stress kırıntıları bile yoktur. Lise son sınıf çok yoğun geçmektedir. Bu yüzden arkadaşıyla buluşup kendilerine bugün tatil ilan etmek istemiştir. Ama arkadaşının kursta işi olduğu için orada buluşmayı tercih etmişlerdir. Song-i kursa gitmemiştir çünkü kardeşinin okul masraflarıyla birlikte annesine yeterince yük olduğunu düşünür. Kapıdan girince etrafına bakarak asansörü arar ve sonunda görür. Asansöre bindiğinde kapı kapanmak üzereyken birinin eliyle kapıyı durdurduğunu görür. Çocuk elindeki kitapları düzelterek asansöre biner. Gözlüğünü düzeltip Song-i’ye gülümser. Song-i’de bu gülümsemeye karşılık verir. O anda asansör tam iki kat arasında durur. Çocuk endişeli bir ses tonuyla “Kahretsin,deneme  sınavına  geç kalıcam.” der. Song-i bir çocuğa bir kapıya bakar ve  geri çekilip kapıya bir tekme atar. Tam o anda asansör çalışır. Çocuk şaşkın şaşkın kıza baktığında, Song-i   “Bizim apartmanda ki asansör hep böyle çalışır.” diyip omuz silker. Çocuk gülümser ve ineceği katta asansör durduğunda “Teşekkürler.” diyerek çıkar.

~Seul Üniversitesi~

Kim Sun okulun ilk gününden aynı bölümü kazandığı arkadaşlarıyla anlaşıp gelmiştir. Dört  arkadaş sınıfın en arkasında ve yıllarca oturacakları sıraları seçip yerleşmiştir. Kang biraz önce bahçede gördüğü ve ilk görüşte aşık olduğunu iddia ettiği kızdan bahsetmektedir. Sun çocuğun kafasına bir tane vurarak “İlk görüşte aşk diye bir şey yok.” der. Min Ho bir kahkaha atarak “Aşk hakkında konuşana da bakın. Lisedeyken  sevgilimden ayrıldım diye ağlayan kimdi.” Sun hemen savunmaya geçerek “Ne alakası var şimdi. Ben hiç aşık olduğumu söyledim mi?” diyince gruptan bir “Vuuu” sesi yükselir. Kang “Yoksa aşka inanmıyor musun?” der. Sun “Yok artık o kadar da değil. Aşka inanıyorum ama ilk görüşte aşka inanmıyorum. O sadece anlık bir beğenidir.” derken birden gözü kapıdan giren kıza takılır. Kız  yağmurdan ıslanmış bir şekilde ağır ağır sınıfa girer. İlk günün heyecanı gözlerinde ki parıltıdan anlaşılıyordur. Saçlarını başında topuz yapmıştır ama ıslanınca saçlarını açıp kafasını sallar. Önlerden kendine bir yer seçip oturur ve ıslak çeketini çıkarmaya çalışır. Kim Sun gözlerini kırpmadan kızı izler. Kang ellerini Sun’ın suratının önünde sallayarak “Hey kendine gel. Dondun kaldın.” der. Sun hala aynı yere bakıp “İlk görüşte aşka inanmıyorum ama ikinci görüşte aşk diye bir şey var.” der. Bu sözden sonra hepsi dönüp Sun’ın baktığı yere bakarlar. Tam bu anda Song-i izlendiğini hissetmiş gibi dönüp arkasına baktığında en arka sıradakilerin aynı anda ona baktığını görür. Önüne dönüp saçlarını düzeltirken “Heralde sırılsıklam olduğumdan.”  diye düşünüp çıkardığı çeketini kuruyacak biçimde sırasına koymaya çalışır.

Bundan bir yıl sonra okulun ikinci yılında Song-i ve Kim Sun sınıfta oturuyorlardır. Kim Sun sırasına uzanmış kimsecikler yokken dinleniyordur. Song-i ise bir sonra ki derste anlatacağı konu için ezber çalışması yaparken Kim Sun birden kalkıp “İlk karşılaşmamızı hatırlıyor musun? diye sorar. Song-i “Hatırlamaz mıyım?” diye cümleye başlayınca Sun’ın suratında kocaman bir gülümseme oluşur. Song-i “Okulun ilk günü ben sırılsıklam olmuştum ve siz arkadan bana acayip acayip bakıyordunuz.” diye devam edince Sun’ın suratında ki gülümseme oluştuğu hızla kaybolur. Sun sitemkar bir sesle “Ne? Beni acayip acayip bakan biri olarak mı hatırlıyorsun yani?” diyip sıraya kapanır. Song-i bir süre anlamadan baktıktan sonra “Ahaha ne oldu şimdi, siz de öyle bakmasaydınız ne yapayım.”  diyip Sun’u kapandığı sıradan kaldırmaya çalışır. Sun bir şeyler homurdanır ama Song-i ne olduğunu anlayamaz “Ne diyorsun, anlamıyorum.” diyip Sun’a iyice yaklaşınca, onun “İlk karşılaşmamız o değildi.” dediğini duyar. Şaşırmış bir şekilde “O değil miydi? Neredeydi? Yolda falan diyeceksen yürüken insanların suratına hiç dikkatlice bakmam.” der. Kim Sun sonunda başını kaldırarak “Yolda da değildi.” Song-i pes ederek “İpucu ver bari.” der. Kim Sun suratını asıp “Asansör” diyince Song-i kahkaha atarak “Ohoo ha yol ha asansör. Asansöre birlikte bindiğim her insanı hatırlayamam ya.” cümlesinden sonra Sun küsüp yerinden kalkar. Song-i arkasından baka kalıp “Nesi var bu çocuğun bugün. Hala hatırlayamıyorum acaba çok özel bir şey miydi?” diye söylenerek kalkar. Sun’ın arkasından giderken bir yandan da nerede tanışmış olabileceklerini düşünür. Sun çoktan bahçeye çıkıp banklardan birine oturmuştur. Song-i karşısına geçip ayaklarına tekme atar, Sun “Ah acıdı.” diyerek kıza bakar. Song-i gülüp “Buydu değil mi?” der. Sun yeni anladığı için gülerek “Evet buydu. Ama daha yeni hatırladın.” der. Song-i yanına oturarak “Ama ben o hareketi çok sık yaparım. Bizim asansör sürekli bozulur. Yani alıştığım için unuttum. Sen ne yapıyor bu deli kız diye düşündüğünden unutmamışsındır.” diyerek dirseğiyle dürter. Sun “Hiç de bir kere, sen benim sınava yetişmemi sağladım. Minnetter olmuştum.” der. Song-i çocuğun yanaklarından tutup sıkarak “Hii yoksa o zaman mı aşık oldun bana.” der. Sun “Ben ilk görüşte aşka inanmam.” diyince Song-i önüne dönüp “Peki o zaman.” der. Sun yandan kıza bakıp gülerek “Ama ikinci görüşte aşka inanırım.” der. Song-i çocuğa dönüp “Yani okulun ilk günü mü?” der. Sun kafa sallar, Song-i “Yani o yüzden öyle bakıyordun?” Sun gülerek yine kafa sallar. Song-i çocuğun kafasının iki yanından tutarak öper. Daha sonra gülerek “Ahaha bende benimle dalga geçiyorsunuz falan sanmıştım.” der. Sonra bir an duraklayarak “Peki neden daha önce söylemedin?” diye sorar. Sun omuz silkip “Sen de hatırlıyorsun sandım.” diyip somurtur. Song-i çocuğa sarılarak “Demek ikinci görüşte aşk ha?” der. Sun kızı omuzlarından tutup tam karşısında alır ve gözlerinin içine bakarak açıklamaya başlar  “İlk görüşte birine aşık olunmaz eğer öyle olsaydı şimdiye yüzlerce keze aşık olmuştuk. En fazla o kişiden etkilenirsin. Eğer onu bir daha görüyorsan ve bir daha aynı etkiyi hatta daha fazlasını yaratıyorsa işte o zaman ilk başta onu daha önce  gördüğünü hatırlarsın sonra şimdi ne güzel göründüğünü fark edersin daha sonra o zamanda çok güzel olduğunu ve ömrün boyunca senin için çok güzel kalacağını farkedersin.  Bunu anladıktan sonra bunu çoktan farkedip hızlanmış olan kalbini dinlersin. Kalbin o anda çıkıp her şeyi haykıracak gibi atar. Gözlerini ondan ayıramazsın bir saniye bile.Ve o bir saniye  bir ömür gibi gelir. İşte böyle..” diyip utanarak başını öne eğer. Song-i tekrar sıkı sıkı sarılır. Kafasını Sun’ın göğsüne yaslayınca kalp atışalarını duyar. Sun’ın kalbi o günkü gibi atmaktadır.

~*~

İkiside bu günleri hatırlamanın verdiği o hisle birbirlerine gülümserler. Song-i arkasında ki duvara iyice yaslanarak “Bu kapıda  işe yarayacağını sanmıyorum.” der. Sun günlerdir kafasında kurduğu konuşmayı yapmanın tam zamanı diye düşünür. “Belki hala bir şansımız vardır.” der.  Song-i kafasını kaldırıp Sun’un gözlerini içine bakar. Sun asansörden bahsetmiyordur. Sun sözlerine devam eder “Tae Yang’la gerçekten evli olmadığını biliyorum.” diye günlerdir içinde tuttuğu cümleyi söyler. Song-i bu cümlenin yarattığı etkiyle başının döndüğünü hissedip duvara tutunur. Ağzından sadece “Nasıl?” sözcüğü çıkar. Sun kararlı bir sesle konuşmasına devam ederek “Nasıl öğrendiğimin bir önemi yok, biliyorum işte. Biliyorum ve artık buna bir son vermeni sitiyorum.” der. Song-i gözlerinden akan yaşları silerken Sun elini tutup “Sen saklamaya çalışsan da vücudun bunu gizleyemiyor. Sen de beni seviyorsun. O gün de söylediğim gibi hala aynı gözlerle bakıyorsun.” der. Song-i elini kurtarmaya çalışır ama Sun izin vermez. Şuan ne yapması gerektiğini bilmez. Kalbi yerinden çıkacak gibi atmaktadır bir de baş ağrısı ve baş dönmesi buna eklenince söyleyeceklerini toparlayamaz.

Sun onun bu sessizliğinden yararlanıp devam eder “Song-i, hatırlıyorsun değil mi? İkinci görüşte aşk gibi bu da ikinci şansımız olsun.  Bana ikinci bir şans verir misin?” derken Song-i’ye  iyice yaklaşır. Kızın gözyaşlarını silerek yüzüne doğru eğilir, tam öpeceği anda asansör çalışmaya başlar. Gürültüyle birlikte bir anlık boşluktan yararlanan Song-i ellerini Sun’ın elinden kurtarır ve göz yaşlarını silmeye çalışır. Asansör tekrar ilk kata inmiştir. Kapı açılınca bir sürü insanın kapıda beklediğini görürler. Teknik ekipten biri “Kusura bakmayın. Elektrikler kesilince jeneratör devreye giriyordu ama bu sefer asansör bağlantılarında sorun çıkmış. Düzeltmemiz biraz zaman aldı.” der. Song-i adamın tek kelimesinden bile anlamayacak haldedir. Kendini hemen dışarı atmak ister. Asansörden hızla çıkıp giriş kapısına doğru yürür.  Sun onun peşinden gitmek üzere adımı atmışken çalışanlardan biri arkasından seslenerek  “Efendim, size ulaşamadım. Toplantıya geç kaldınız herkes sizi bekliyor.” der.Kim Sun Song-i’nin arkasından bakarak içinden “En azından konuşabildim. Şimdi sıra onda.” der. Song-i dışarı çıkıp kendine oturacak bir yer bulduktan sonra elini göğsüne götürür hala eski atışına dönmemiştir. Derin derin nefes alarak kendine gelmeye çalışır. Sakinleştikten sonra tekrar Sun söylediklerini düşünür ve bir anda karar verip yerinden kalkar.

Doktor kulaklarına inanamayarak kızın söylediklerini tekrar eder “Yani ameliyat olmak istiyorsun öyle mi?” Song-i bu üçüncü tekrarı olduğu için derin bir nefes alıp “Evet olmak istiyorum dedim yaa. O kadar zorluyordun, şimdi yapmak istemiyor musun yoksa? Çok tehlikeli diye vaz mı geçtin?” der. Doktor telaşla cevap vererek “Yoo yoo tabiki hayır, vazgeçmedim. Sadece iki yıldır fikrini değiştirmek için uğraşıp duruyorum. Fikrini ne değiştirdi merak ettim.” diye  sorar. Song-i gülümseyerek:

“Benden ikinci bir şans isteyen biri için ben de hayattan ikinci bir şans istemeye karar verdim”

10. Bölümün Sonu