Tea Yang: Öyleyse bir çözüm yolu daha var… Evlen benimle.

Song-i açık kalan ağzını elleriyle zorla kapatarak. ” Doğrusu şaka konusunda sende benden başarılı sayılmazsın” dedi. Tea Yang “Şakadan hoşlanmam, ne bana yapılmasından ne de yapmaktan. Ee cevabın ne, çok işim var daha fazla bekleyemem.” Song-i 10 dakiladır yaşadığı olayların garipliğiyle diyecek tek kelime bulamadı. Tea Yang, ” Şu an işsizsin değil mi? Bunu bir iş gibi düşün, hem arabanın parasını ödenmiş sayacağım hem de sana aylık ödeyeceğim.” Bunu duyan Song-i ” Haa yani numaradan evlilik diyorsun.”

Tea Yang’ın yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluştu. “Ne yani arabamın üzerine derin dondurucu fırlatıp pestile çevirdiğin için sana âşık olduğumu mu sandın? Üzgünüm bir aşk başlangıcı bu kadar büyük nefreti kaldıramaz.” Song-i “Ahaha yok canım, şey bu arada ona fırlattın demesek.”  Tea Yang’ın telefonu çaldı,  telefona bakıp “Bir sen eksiktin bugün.” dedi ve telefonu kapattı. “Her neyse kimliğini görebilir miyim?” dedi. Tam bu sırada Cafe çalışanlarından biri Song-i’nin eşyalarını getirip “Patron Cafe’ye adımı dahi atmanı istemiyor, çok üzgünüm Song-i şimdi içeri gitmeliyim. Mutlaka beni ara.”  diyerek aceleyle içeri koştu. Song-i çantasında kimliğini çıkarıp Tea Yang uzatırken bir anda dank etti, “Hey neden kimliğimi istiyor-” demeye kalmadan Tea Yang kimliği kapmıştı bile. “Bu bugünlük bende kalacak.” Kartvizitini uzatarak; “Bu akşam düşün eğer ve yarın beni ara. Evliliği kabul edersen buluşup anlaşma maddelerini konuşuruz. Eğer etmezsen ve kimliğini geri istiyorsan arabanın parasını  getirmelisin.”  diyerek kurnazca gülüp yoldan geçen bir taksiyi durdurup biner.

Song-i olayın şokunu üstünden atamadığı için bir müddet olduğu yerde kalır. Kendine geldiğinde eve doğru yürümeye başlar kafasında iki gündür yaşadıkları ve son bir yıldır hayatının sürekli kötüye gittiği düşüncesi vardır. “Yok yok bu normal bir insanın başına gelemez, kesin bir dizi karakteri falanım” diye etrafta kamera arama numarası yapar ve sonra kendi kendine güler. “Bunca olaydan sonra hala gülebiliyorsan zaten normal bir insan değilsin kızım.” diye düşünür.

Kar yağmaya başlamıştır, Song-i her zaman ki gibi yukarı bakıp karın geldiği yeri kestirmeye çalışır. “Hey burada aşağı düşmek yerine yukarı çıkmayı isteyen bir kar tanesi var.” diye bağırır, etrafına bakıp insanların ona baktığını görünce yaramaz bir çocuk gibi koşmaya başlar.

Eve erken geldiği için annesinin milyon tane sorusuyla karşı karşıyadır. “Anne önce bir banyo yapmam lazım, sonra söz bütün soruları cevaplayacağım. ” der ve tam banyoya adım atarken kız kardeşi: “Beni okuldan atıcaklar” der.

Hep birlikte odaya geçerler Song-i “Düzgünce anlatsa şunu.” der ve kardeşini çekip karşısına oturtur. “Anlatıcak bir şey yok ki. Senin de bildiğin gibi okulum özel bir okul ve yıllık harcını yatırmazsam kapı dışarı etmeleri normal.”

Nun Min Ah piyano konusunda oldukça iyidir ve Kore’deki çoğu yetenekli gencin gittiği bir liseye gitmektedir. Bu lise sadece müzik eğitimi vermektedir ve yıllık ücretleri oldukça pahalıdır. Buna rağmen okul çok zor bir mülakat ve sınavla öğrenci almaktadır. Min ah ise bu sınavı geçecek kadar yeteneklidir. Geçen sene birikmiş paraları olduğu için bir şekilde okul harcını yatırmışlardı ama bu sene Song-i doğru düzgün bir iş bulamamış ve kazandığı para günlük harcamalarına anca yetmiştir.

Song-i ” Ben bunu nasıl unuturum.” diye dövünürken. Min Ah “Sorun değil, normal bir liseye de gidebilir değil mi? Zaten en başında bu okula gitmek hataydı. Sonunda bunun olacağını biliyordum, lütfen canını sıkma abla.” der ve Song-i başka şey söylemesine izin vermeden onu kucaklar. “Bu ailede birinin hayalleri gerçekleşmeli değil mi? Bu sensin Min ah, o yüzden hiç merak etme bu parayı bulmaya çalışıcağım.”

Annesi de manzara karşısında gözyaşlarını tutamaz ve ” Hem ben de bir iş buldum. İlerdeki küçük restoranın mutfak kısmında yardıma ihtiyaçları varmış. Haftaya işe başlayacağım. Bankadan kredi çekebilirsek Song-i ve benim maaşımla ödeyebiliriz.” der. Song-i maaş kelimesini duyduğunda bir an kalakalır. Sonra toparlayarak ” Siz hiç merak etmeyin bu parayı bulacağıma söz veriyorum.” Annesi nasıl olduğunu sorduğunda ise: “Benim de iyi arkadaşlarım var değil mi anne.” der gülümseyerek. Banyoya geçerken içinden “..onları bir anda terk etmeden önce vardı tabi ki”…

Akşam yatağına uzanmış elinde ki kartvizite bakarak düşüncelere dalmıştır. Acaba bu adam kimdir, neden anlaşmalı bir evlilik istiyor? Tüm bu sorular aklını kurcalarken bir yanda yarın para isteyebileceği kişileri düşünmektedir. “Ahh bir kere de tek tek gelseniz sorunlar, bir anda insanın hayatı bu kadar karışamaz.” diye kendi kendine söylenirken yorgunluğa daha fazla dayanamaz ve uyuya kalır.

Sabah ilk ışıklarıyla birlikte kendini sokağa atar. Zorluklar karşısında karamsarlığa düşen bir insan değildir. Ama bu sefer tamamen köşeye sıkışmıştır. Öncelikle Cafe’ye uğrayıp patrondan özür dilemeyi düşünür. Bu işe gerçekten ihtiyacı vardır. Creme Cafe’nin kapısı tam açacakken Patron içerden seslenir. “Hey sen dur orada, verdiğin onca zarardan sonra bir daha nası buraya gelirsin.” bu sözlerden sonra Song-i’nin tüm ısrarlarına karşı Patron onu yeniden işe almaya yanaşmaz. Para istemek için hala iletişimde olduğu nadir insanları arar ama bunlardan olumlu yanıtlar gelmez. İyi arkadaşlarını aramaya ise yüzü yoktur, oysa 2 yıl önce her şey ne kadar güzel ve kolaydı diye düşünür.

“Sanırım başka bir seçeneğim kalmadı.” der ve cebinden kartviziti çıkarır. 3 kere üst üste aramasına rağmen cevap veren olmaz. 4. de karşı taraftan ses gelir: “Kimsin?” Song- i “Heyy sen hiç görgü kuralı nedir bilmez misin? Telefon kimsin diye açılmaz.”  Sesi tanıyan Tea Yang “Aha, nihayet aradınız Bayan Araba Pestil Edici, bende kimliğini polise teslim etmek üzereydim.” “Ne? Bir gün 24 saat Bay Arabası Çok Kıymetli, birazcık daha bekleyemedin mi?” “Her neyse çok işim var,  parayı bulduysan Galeride bulaşalım.” Bu çocuk tüm dünyanın zengin olduğunu falan mı sanıyor diye düşünen Song-i “Şey dün ki teklifin hala geçerliyse şartları konuşalım diyecektim. Ama kabul ettiğimi söylemiyorum, şartlarına bağlı.” İstediği sözcükleri duymanın verdiği mutlulukla Tea Yang 2 saat sonra Seul Otelde buluşmalarını söyleyip telefonu kapatır.

Song-i telefon suratına kapanınca “Hah ne açmayı ne kapatmayı biliyor.” diye söylenir. Sonra birden adını sormayı unuttuğunu fark eder, “Ahh o kadar çaresiz durumdayım ki adını bilmediğim bir adamla evleniyorum.”  2 saat oyalandıktan sonra Seul Otel’e gelir. Burası Seul’ün en büyük otelidir ve Song-i mimarisine her zaman hayran olmuştur. İlk defa içerisini görecek olmanın heyecanıyla içeri girer. Neden geldiğini soran güvenlik görevlilerine derdini anlatmaya çalışırken Tea Yang görünür.  Te Yang “Beni takip et.” der ve lobiye doğru yürür. “Sana da merhaba, iyiyim sen nasılsın?” diye arkadan laf vuran Song-i’yi duymamış gibi yapar. Masaya oturduklarında Tea Yang “Hemen konuya girelim, bundan sonra önemli bir toplantım var.” der.

Dosyasından bir kağıt çıkarıp yazmaya başlayan Tea Yang’ı görünce Song-i “Heyy ne yapıyorsun, daha adını bile bilmiyorum farkında mısın?” Tea Yang umursamaz şekilde tek kaşını kaldırarak: ” Adımı bilmemem senin kabahatin, hiç televizyon izlemez misin sen? Ne yaptığıma gelince evlilik anlaşmasını hazırlıyorum. Bazı kurallar koymamız gerekiyor.” Hiçbir şey anlamaz gözlerle bakan Song-i görünce yüzünde ufakta olsa bir gülümseme belirir ve ekler; ” Ben Kim Yapı Şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı Kim Tea Yang, memnun oldum Nun Song-i.”  Song-i adını Tea Yang’dan duyunca biran şaşırır sonra kimliğinin onda olduğu aklına gelir. “Kim Yapı Şirketi mi? Yani Kore’deki birçok ünlü binanın yapımcısı, hatta bu otelin de. ”  Tea Yang “Hımm beklediğimden iyisin, çoğu insan Kore’nin büyük şirketlerinden der geçerdi.”

Tanışma faslını atlattıktan sonra Song-i en merak ettiği 2. soruya geçer: “Peki neden böyle bir evlilik yapıyorsun? Ailen seni başka biriyle evlenmeye mi zorluyor? Ya da evlenip rahat rahat çapkınlık yapmaya devam mı edeceksin?  Ya da kimse senin gibi bir psikopatla evlenmek istemiyor ve sen de insanların ağzını kapatmak için evleniyorsun, değil mi?”  Tea Yang kahvesinden bir yudum alıp ” Tahminlerin bitti mi? Televizyon izlemiyor musun derken yanılmışın fazla izliyorsun, özellikle sabah yayınlanan uzatmalı dizileri, gerçek hayat bundan daha karışık maalesef. Nedenini şimdi söyleyemem ama evlenince öğreneceksin zaten” der.

“Bak buna katılıyorum, hayatım o kadar karışık ki benden dizi konusu bile yapmazlar, hayır zaten bölüm yetmez 5 yıl falan devam eder.” Bunu duyan Tea Yang’ın yüzünde ilk defa gerçek bir gülümseme oluşur. Song-i ” İnanmıyorum, sende gülmeyi biliyormuşsun.” Tea Yang hemen toparlanır, “Her neyse işimize bakalım.”

 “Şimdi gelelim kurallara ilk ve en önemlisi Kural 1: Bana kesinlikle âşık olmayacaksın.” Song-i yüksek sesle bir kahkaha atar, “Ahaha sen hayatımda gördüğüm en narsist insansın.  Senin gibi birine âşık olmam zaten merak etme. Asıl sen bana aşık olma yoksa üzülebilirsin.”  Tea Yang “Sen de bundan yüzde yüz emin olabilirsin” der ve ilk maddeyi yazmaya koyulur.  “Bu konuda anlaştığımıza göre Madde 2: Benimle evli kaldığın süre boyunca asla başka biriyle görüşmeyeceksin, bunun gerçek bir evlilik olduğuna insanları inandırmak için elimizden geleni yapmalıyız.”

Song-i: Pekâlâ anlaştık ama sende başka kadınlarla görüşmeyeceksin, aldatılmış bir eş gibi görünmek istemem.

Tea Yang, sinsi bir gülümsemeyle “Başka kadın yok.” der ellerini izci sözü yaparak.  “Bundan sonrasını hızlı geçeceğim iyi dinle, öncelikle ailem bu evliliğe karşı çıkacaktır ama önce evlenip sonra açıklayacağımız için kabul etmek zorundalar. Sana biraz kötü davranabilirler buna hazırlıklı olmalısın. “

Song-i bir an kendi ailesinin ne tepki vereceğini düşündü, bunun anlaşmalı bir evlilik olduğunu asla bilmemeliler.

Tea Yang devam etti: ” Evde ayrı bir odan olucak, bu yüzden eve kimseyi çağıramayız. Bu yüzden temizlik ve yemekleri sen yapıcaksın.”  Song-i tam kahvesinden yudum almıştı ki boğazında kaldı. Öksürükler içinde ” Hey hizmetçi mi tutuyorsun, bunu kesinlikle kabul etmiyor sil onu sil.”  Tea Yang “Peki ne önerirsin, aynı oda da mı kalalım?” Song-i yine kahveyle zor anlar yaşayarak: “Tabi ki hayır, ortak yapabiliriz, neden hepsini bana yüklüyorsun?” Tea Yang bunu makul görür ve “Temizlikten anlamam ama yemek işini alıyorum kabul.” der.

Bunun gibi birkaç madde daha yazdıktan sonra Tea Yang, “Bitmiş gibi görünüyor, hadi bakalım imzala.” der. “Dur bir dakika” diye atılır Song-i “Benimde şartlarım var, yoksa imzalamam.” Tea Yang sakinliğini koruyarak “Neymiş bakalım?” der. “Öncelikle arabayı ödenmiş kabul ediceksin, aylık yüklü bir miktar maaş ve en önemlisi kardeşimin eğitim masraflarını karşılayacaksın, hatta bana bir şey olsa bile o bir meslek sahibi olana kadar desteğini çekmemelisin.”

Tea Yang  “Pekâlâ araba kısmını kabul ediyorum, aylık kısmını ise yüklü kelimesi hariç kabul ediyorum. Ama okul işi olmaz, hem burada borçlu olan sensin, neden benmişim gibi davranıyorsun.” Song-i kararlı bir hareketle masadan kalkar, “Peki öyleyse, kabul etmiyorum, anlaşmayı çöpe atabilirsin. Giderken Tea Yang kolundan yakalar. “Tamam, tamam kabul ne kadar Kardeşini ben okutacağım. Umarım okula yeni başlamamıştır.” Gözleri ışıldayan Song-i tekrar yerine oturur “Hayır, lise 2 şanslısın bu konuda ama özel bir lise.” der ve yapmacık yapmacık gülümser. Tea Yang bu şartlardan memnun olmasada bunu yapmaya mecburum diye düşünür ve maddeleri anlaşmanın sonuna ekler. Song-i “Bana bir şey olursa kısmını yazmamışsın ama ekle hemen.” Tea Yang “Pekala pekala, sanki heran suikaste uğrayacak.” Tea Yang kağıda son kez bakarak imzalar ve Song-i’ye uzatır. “Haydi sıra sende, tüm isteklerin yerine geldiğine göre imzalayabilirsin.

Song-i parmak kaldırır “Son bir şey isteyebilir miyim?” , Tea Yang sinirlenmeye başlamıştır, “Yine ne var” der, sanki başımda bir bela yokmuş gibi ikinci bir bela açıyorum diye düşünür.  Song-i birazcık çekinerek “Şey evlilik nasıl olacak, yani mesela gelinlik giyecek miyim  diye soracaktım.” Tea Yang “Oldu o zaman balayı da istermisin, bu bir formalite gidip imza atacağız ve bitecek anlıyor musun? Anlaşmamızın ilk maddesini okumak ister misin?”  diyerek kağıdı Song-i’nin suratına tutar. Song-i kağıtı çekerek  “Tamam tamam biliyorum, sadece belki bir daha gelinlik giyme fırsatı bulamam diye söylemiştim, unut gitsin.” Tea Yang dalga geçme fırsatı bulmuşken hemen değerlendirir “Ahh senin gibi sakar biriyle kimsenin evlenmeyeceğinin farkında olman da güzel bir şey, takdir ettim.” der gülerek. Song-i  “Aynı şey senin içinde geçerli zaten benden büyük görünüyorsun, hem de zenginsin şimdiye çoktan varlıklı bir ailenin 2. kızıyla evlenmen gerekirdi, hımm ülkemize göre şüpheli bir durum.” der elini çenesine götürerek. Tea Yang birden ciddileşir “Artık imzalamayı düşünmüyor musun?” Song-i onda ki bu değişimin nedenini anlamasa da onun göründüğü gibi soğuk biri olmadığını düşünür. Kalemi eline alır ve kararlı bir şekilde imza atmaya hazırlanırken masanın başına biri gelir.

“Neden telefonunu açmıyorsun Huyung “

2. BÖLÜMÜN SONU

Reklamlar