You are currently browsing the category archive for the ‘3. Bölüm’ category.

~ NUNSONG-İ  GAİB  ~

3. BÖLÜM

Coffee Prince OST- GoodBye

Song-i, kalemi eline alır ve kararlı bir şekilde imza atmaya hazırlanırken masanın başına biri gelir.

“Neden telefonunu açmıyorsun Hyung “

 Woo Gu Leun, bir yandan sorusuna cevap beklerken bir yandan da Song-i’ye öldürücü bir bakış atmaktadır. Tae Yang sesini biraz yükselterek ” Ne işin var burada, sana beni bekle demedim mi?” der.  Gu Leun dudaklarını büzerek “2 gündür bekliyorum zaten insan bir mesaj atar.”  Tae Yang “Gördüğün gibi işim var git ve beklemeye devam et.” Song-i olanları anlamak için bir Tae Yang’a bir Gu Leun’a bakar. Leun, Song-i’yi gösterek “Yoksa o mu?” der. Tae Yang sakinliğini korumaya çalışarak ” Artık gidecek misin?” Leun “Puff tamam tamam gidiyorum ama haberlerini bekliyorum.” diyerek kapıya yönelir. Song-i tam soru sormaya hazırlanırken Tae Yang, “Bugünlük bu kadar soru yeter, imzala artık toplantım başlamak üzere.” deyince Song-i içinde kalan merakıyla anlaşmayı imzalar. Tae  Yang ayağa kalkıp elini uzatır, Song-i’nin suratında ki memnuniyetsiz ifadeyi görünce “Daha iki saniye geçmedi şimdiden pişman mısın?” der. Song-i “Sadece doğru şeyi yapıp yapmadığım konusunda emin değilim.” der. Tae Yang “Vazgeçmeyi düşünmüyorsun değil mi?”  Song-i istemeyerek de olsa “Merak etme bir söz verdiysem, bunu kesinlikle tutarım.” der. Tae Yang “Bunu duymak güzel. Öyleyse yarın gidip imzaları atalım.” Song-i “Ne!! Bu kadar çabuk mu?” Tae Yang aslında bir iki hafta sonraya planlasa da Song-i’nin vazgeçmesinden korktuğu için bu işi biran önce halletmeye karar vermiştir. “Evet, nede olsa davetiye, balayı, konuklar gibi dertlerimiz yok değil mi? Ahh nikah işinin  en sıkıcı kısımlarını atladığımız için mutlu olmalısın. Kimliğin bugünlük de bende, işlemleri hallederim, sen sadece vaktinde orada ol yeter.” diyerek göz kırpar ve Song-i’nin elini zorla da olsa sıkar. “Anlaştık mı?”  Song-i sadece kafasını sallar.

~ * ~

Song-i otelden çıktığında kar başlamıştır. Kafasında bir sürü düşünce bir süre yürümeye devam eder. Sonra kendini toplar ve bir an önce olması iyi oldu yoksa her an vazgeçebilirdim diye düşünür. Ama asıl sorun ailesine bu durumu nasıl açıklayacağıdır. Emin olduğu tek şey, anlaşmalı bir evlilik olduğu asla bilmemeleri gerektiğidir. Soğuktan buz tutmuş burnunu ovalayarak, düşüncelerden sıyrılır. Karşıdaki otobüs durağına geçer ve beklemeye koyulur.

~ * ~

Leun asansörlerin orda Tae Yang beklemektedir. Tae Yang onu görünce yine sinirlenir “Bir kere olsun sözümü dinlemez misin sen?” diyerek asansörü çağırır. Leun “Sadece çok merak ettim, dün haberi verdiğinden beri bir daha aramadın.”  Tae Yang gelmiş olan asansöre binerken “Çünkü bende biraz önce haber aldım senin de gördüğün gibi.” Leun tam kapı kapanacakken içeri girer. “Yani gerçekten o muydu?” Tae Yang “Evet, noldu suratın asıldı, anlaşmalı evlilik için başımın etini yiyen sendin, ben halimden memnundum.” Leun dinlemiyormuş gibi yaparak “Hayır o yüzden değil.” der. Tae Yang “Hey hadi ama bu ne biçim surat.” Leun sonunda ağzındaki baklayı çıkarır. “O olmasın.” der.  Tae Yang şaşkın bir şekilde “Nedenmiş?” Leun lafı geveleyerek “Güzelmiş.” der. Tae Yang bunu duyunca bir kahkaha patladır. “Ahaha, o suratın nedeni buydu demek, ahaha Leun saçmalamayı kes ve yarın için hazırlan nikâh şahidimsin.” Bunu söylediğinde asansör çoktan toplantı salonunun bulunduğu kata varmıştır. Tae Yang gülmeye devam ederek iner ve kapılar kapanır. Toplantı salonun kapısına gelince kendini toplar ciddileşir ve içeri girer. Leun tekrar lobiye iner aklı yarınki nikâhtadır. Bir yönden sevinirken diğer yandan nedenini bilmediği bir üzüntü içindedir.

~ * ~

Song-i yeni bir sabaha gözlerini açar. Yine iş saatinde kalkmıştır, evdekilere işten kovulduğunu bile söyleyemezken bu evlilik meselesini nasıl anlatacağı ise en büyük sorunudur. Elbise dolabının karşısına geçer ve sinirlenerek  “Şeytan diyor pijamayla git de görsün bay kibirli ilk madde neymiş.” der. Şöyle bir göz gezdirince bütün kıyafetlerinin spor olduğunu fark eder. Birkaç sene önce alınmış ve hiç giyilmemiş bir elbise bulup giyer. Mutfağa girince annesi onu elbiseyle gördüğüne şaşırır “Bugün özel bir gün mü?”  diye sorar. Song-i ne cevap vereceğini bilemez “Sayılır, dönünce mutlaka anlatacağım, annecim mutlaka. Ama şunu bil ki kızın yanlış karar vermez.” der ve annesine söz bırakmadan geç kalıyorum diyerek evden çıkar. Tae Yang’dan haber gelene kadar oyalanmak için bir kafeye oturup kitabını okur. Öğlen olmadan Tae Yang arar, “Saat 1 de Seul otelde buluşuyoruz, tamam mı?” Song-i kızarak “Sana da merhaba, anlaştık yakınlardayım zaten.” der.

~ * ~

Saat bir olduğunda Song-i otele gelmiştir. Tae Yang’dan bir mesaj gelir: [ 2006 numaralı odaya gel.] Song-i hiçbir şey anlamasa da birazdan öğreniriz diyerek odanın kapısı çalar. Kapıyı Leun açar. ” Hoşgeldin noona.” Song-i “Noona mı? O kadarda küçük görünmüyorsun ama.” Leun hınzırca “Senden 2 yaş küçüğüm, kimliğinden gördüm.”  Song-i sinirlenetek “Kimliği görmeyen kalmış olabilir diye gazeyete ilan mı versem acaba?” Tae Yang kimliği uzatarak “Al bakalım çok değerli kimliğini ama yakında değişmek zorunda kalacak” der ve devam eder “Sizi tanıştırayım, Leun bu yarım saat sonra eşim olacak Song-i, Song-i bu da nikah şahidimiz Leun.”  İki taraf da birbirlerine eğilerek selam verir. Tae Yang gidip koltuğa oturarak “Memur yarım saat sonra buraya gelicek, böylesi daha rahat olur diye düşündüm.” Song-i etkilenmiş gibi yaparak “Vay canına bir günde tüm işlemleri halledip birde memuru ayağına çağırdın, sanırım düşündüğümden daha güçlüsün.” Bu sözler Tae Yang’ın hoşuna gider “Sıra alıp gün bekleyeceğimizi mi sandın, hallederim diyorsam var bir bildiğim.”  Song-i etrafı gezer ve sonra bir koltuğa oturur. Tae Yang bir paket uzatarak “Aç bakalım.” der. Song-i ” Bana mı?” diyerek paketi alır. İçinden uzun beyaz bir elbise çıkar. Song-i şaşkınlıkla Tae Yang’a bakar. Tae Yang “Düşündüm de bu gidişle seni kimse almaz. Formalitede olsa beyaz bir şeyler giymelisin. Hiç anlamasam da kızların böyle bir hayali var işte.” Song-i çok mutlu olsa da belli etmemeye çalışarak teşekkür eder. Leun’a baktığında ise gözünden kıvılcımlar çıktığına yemin edebilir. Tae Yang, Leun’a “Aşağı gidip memuru karşılar mısın? Bir de personelden Wang’ı getir. Diğer şahidimiz o olacak.” Sonra Song-i’ye dönerek “Sen de onu giymek istiyorsan kıpırda, banyoyu kullanabilirsin.” Song-i banyoya giderken, Leun isteksizce odadan çıkar.

~*~

~ * ~

Memur gelir ve imzalar atılır. Tae Yang memuru kapıya kadar geçirip Song-i ve Leun’un yanına döner. Koltuğa kendini atar ve “Sanırım sonunda bitti.” der. Song-i Dünden beri içini kemiren soruyu sorar. “İmzalarda atıldığına göre anlaşmalı bir evlilik yapmanın nedenini sorabilir miyim?” Tae Yang “Pekâlâ gelelim o meseleye” diyerek Leun’a bakar. Tekrar Song-i’ye dönüp “Bu evliliği yapmak zorundaydım çünkü annem istediği kızla evlenmemi istiyor ama benim bir sevgilim var.”  diyerek Leun’u kolundan tutup yanına çeker ve gülümser.

~ * ~

Tae Yang, Song-i ve Leun lobiye inerler. Tae Yang “Leun sen eve git, ben Song-i eve bırakıp döneceğim.” diyerek otoparka inerler. Arabaya bindiklerinde Song-i’nin çok sessiz olduğunu gören Tae Yang sorar: “Ne o hayal kırıklığına mı uğradın, yoksa ilk maddeyi çiğneme gibi bir amacın mı vardı.” der gülerek. Song-i “Ahh senin kadar kendini beğenmişi zor bulunur, tam tersi çok sevindim tamam mı, asıl ben senin ilk maddeyi çiğneyeceğinden korkuyordum, hıh!” Tae Yang kahkaha atar ve “İki tarafda memnunsa ne mutlu.” der. Song-i devam eder “Sadece anneme nasıl söyleyeceğimi düşünüyordum. Bugün söylemesek olmaz mı?” Tae Yang kızın gerçekten bu konuda endişeli olduğu görür ve o da ciddileşir: “Bence biran önce söylesen daha iyi edersin. Her geçen gün onlardan bir şey saklamanın ne kadar zor olduğunu tahmin edemezsin.” Song-i iç çekerek “Tahmin edemem.” der ve gülümser. Tae Yang ” Bu akşam senin ailenle konuşuruz. Bu gece evde kalırsın yarın seni yeni evimize götürürüm.” der ve göz kırpar. “Asıl sorun benim ailem, fırtına çıkacak hazırlıklı olmalısın. Ama şu günleri bir atlatalım gerisi kolay.” der.

~ * ~

Song-i’nin evinin önüne gelmişlerdir. Tae Yang “Öyle durma güçlü ol, bana bırak ben konuşurum.” diyerek Song-i’ye moral vermeye çalışır. Arabadan inerler ve içeri girerler. Annesi iki gençi karşısında görünce şaşırır. Tae Yang kendini tanıtır ve konuşmaya başlar. Daha önce arabada konuştukları bir hafta önce tanışma ve birbirlerine aşık olma hikayesini anlatır son olarak bugün evlendiklerini söylediğinde derin bir sessizlik olur. Song-i bir annesine bir kardeşine bakar. Bu kadar kolay kabul edeceklerini beklemiyordur yoksa bu fırtınadan önceki sessizlik midir? Song-i bu sessizliğe daha fazla dayanamaz ve “Özür dilerim anne sana söylemeliydim biliyorum ama..” derken annesi eliyle dur işareti yapar. Tae Yang’a döner ve “Öncelikle böyle her şey bittikten sonra haber vermenizi kesinlikle kabul etmiyorum ama benim kabul etmemen hiçbir şeyi değiştirmeyecek gibi görünüyor. Bu yüzden sana tek sözüm umarım kızımı pişman etmezsin. Song-i bu güne kadar annesinden gizli hiçbir şey yapmadı, böyle bir şeye kalkıştıysa onun için çok önemli biri olmalısın umarım onu pişman edecek bir şey yapmazsın.” der. Tae Yang kararlı bir şekilde “Size söz veriyorum efendim.” der. Song-i Tae Yang’ın bütün bir konuşmalar boyunca ne kadar soğukkanlı ve kendinden emin göründüğünü düşünür. O gelmeseydi tek başına böyle bir şeyi asla yapamazdı. Tae Yang ayaka kalkar ve “Bu akşamlık Song-i’yi size bırakıyorum. Anne kız konuşcaklarınız vardır. Yarın onu almaya gelirim. İyi akşamlar efedim.” diyerek kapıya yönelir. Annesi kapıya kadar geçirdikten sonra içeriye döner. Song-i annesinin gittiğinden emin olarak Tae Yang’a “Çok teşekkür ederim, sen olmazsan tek başıma söyleyemezdim.” Tae Yang arabaya doğru yürürken: “Bence ailen gayet anlayışlı çok şanslısın esas işimiz bizimkilere durumu açıklamakta, onu da sonra düşünürüz. Hadi üşüyeceksin içeri gir.” diyerek arabaya biner. Song-i içeriye korka korka girer annesinin bu sessiz hali hayra alamet değildir. Annesi ve kız kardeşi sessizce oturmaktadır. Song-i odaya girer girmez annesi “Bu duruma inanmıyorum ama sana güveniyorum.” der ve odasına girer. Song-i bu sözlerden sonra sabahtan beri tuttuğu gözyaşlarını bırakır odasına girip doyasıya ağlar. Kız kardeşi Min Ah sessizce ablasının yanına gelir ve ona sarılır iki kardeş Song-i’nin evdeki son gecesinde birbirlerine sarılarak uykuya dalarlar.

Sabah kalktığında akşamki garip sessizlik devam etmektedir. Kahvaltıdan sonra song-i odasına girip eşyalarını toplar. Çok geçmeden dışardan bir araba sesi gelir.

~ * ~

Pasta OST – It’s a Lucky Day

~*~

Tae Yang ve Song-i arabadadır, Tae Yang bir yandan yola bakarken diğer yandan Song-i bakıp yüzünden ruh halini anlamaya çalışmaktadır. Ama bunda başarılı olamayınca direk sorar: “Dün gece nasıl geçti?” Song-i düşüncelerinden sıyrılıp “İyi, bir sorun yok.” der ve gülümser. Artık her şeyi geride bırakıp yeni hayatına alışmak zorundadır. Song-i birden kız kardeşinin okulunu hatırlar, Tae Yang’a dönerek “eve gitmeden bir yere uğrayabilir miyiz? Anlaşmamızın şartlarından birini yerine getirmen gerek.” der ve gülümser. Tae Yang “Ahh ilk günden başladık öyle mi? Pekala nereye gidiyoruz?” der ve Song-i’nin tarif ettiği yöne doğru ilerlerler.

Song-i arabadan inince büyük bir şaşkınlıkla “Evin burası mı? Ama bu bina sanat galerisi olarak dizayn edilmişti.” Tae Yang, Song-i’nin bunu bilmesine şaşırsa da “Evet ama çok beğendim ve sanat galerisinden vazgeçtim.” der. Song-i dudak bükerek “Hah, yakında sarayada göz koyarsın sen.” diyerek  evin etrafında dolaşmaya başlar. Tüm cepheyi dolaştıktan sonra tekrar kapının önüne gelir ve sabırsızca bekleyen Tae Yang’ı görür. Tae Yang “Hadi ama müzeye gelmedik, donmak üzereyim içeri girelim. Hem evi gezmek için daha çok zamanın olacak, sonra sıkıldım diye sızlanma.” Song-i güzel bir heykeli inceliyormuşçasına son kez dış cepheye bakarak “Bundan sıkılacağımı hiç sanmıyorum.” der ve koşarak kapıya gelir. Tae Yang içeriye girerek “O zaman biraz da içeri gez bakalım müze ziyaretçisi.” der. Song-i içeri girdiğinde içinin de dışıyla uyumlu olduğunu ve dışı kadar güzel olduğunu görür.

Yine müze ziyaretçisi gibi etrafı gezmeye başlar, onun bu hali Tae Yang’ın hoşuna gitmiştir. Bu sırada Gu Leun mutfaktan çıkar ve “Nerede kaldınız, açlıktan ölmek üzereyim.” diyerek elinde tuttuğu yemek kaşığını gösterir. Tae Yang “Bir yere uğramamız gerekiyordu.” diyip Song-i’ye döner “Söylememe gerek yoktur sanırım, Leun buraya sık sık gelir onu da ailemizin 3. üyesi olarak düşünmelisin bir de 4. üye vardı ama şimdi nerde?” diye etrafa bakınır. Bu sırada Leo merdivenlerden koşarak iner ve Tae Yang’ın üzerine atlar.

Tae Yang köpekten kurtulduktan sonra lafına devam eder: “Taaa taaam ailemizin 4. üyesi Leo, Leo annene merhaba de.” Song-i  “Hey bir dakika nerden annesi oluyorum. Anne olmak için çok gencin istemiyoru-”  derken Leo çoktan Song-i yere düşürmüş yalamaya başlamıştır. “Hey sulu şey bırak beni git babanın o 2 saat uğraşılıp yapışmış saçlarını boz.” der demez, Leo  Song-i’yi bırakıp Tae Yang’ın üstüne atlar. Hepsi bunu görünce önce şaşırır sonra kahkaha atarlar. Song-i “Böyle uslu bir çocuksan annen olmayı kabul ediyorum ufaklık, aferin daha fazla boz daha fazla” diye Tae Yang’ın saçlarını işaret eder.

~*~

Tae Yang Song-i’yi üst kattaki odasına çıkarmıştır. Song-i odayı incelerken içindeki pişmanlık yavaş yavaş kaybolmaktadır. Pencereyi açar ve soğuk havayı içine çeker. Üzerini değişip aşağıya indiğinde Tae Yang ve Leun çoktan masaya oturmuşlardır. Hatta Leo bile önündeki mamasıyla meşguldür. Leun, Song-i görünce “Haydi çabuk yemek soğuyacak.” der.  Yemek boyunca sohbet edip eğlenirler. Hatta bir ara Leo’da bu eğlenceye katılmak ister ve masaya çıkmaya çalışınca Tae Yang engel olur ve onu yukarıya çıkarır. Song-i derin bir sohbete dalmış olan Tae Yang ve Leun’a bakar ve sanki aylardır buradaymış gibi hissettiğini fark eder. Bu ikilinin arasına girdiğinde hiç yabancılık hissetmemiştir, bu evlilik işi beklediğim kadar kötü değilmiş diye düşünür ve kendi kendine gülümser. Song-i’nin gülümsediğini gören Leun onun sözlerine güldüğünü sanır ve  “İlk günden sende mi onun tarafındasın Noona, Leo’da her zaman onun yanıda yine ben mi yalnızım bu evde.” der ve küsmüş gibi yapar. Song-i’de oyuna katılarak “Ahh olur mu, ben her zaman senin yanındayım, hatta Leo’yu da kendi tarafımıza çekeceğiz ve onu alt edeceğiz.” diyerek çubukları silah gibi yapıp Tae Yang’ı vurur. Tae Yang gülerek “Ahaha Leo’yu kendi tarafınıza çekmek çok kolay değildir, Leun 2 yıldır bunu başaramadı.”  der. Leun söze girerek “Ama Noona ilk dakkadan sözünü dinletti, bence başarabiliriz.” der ve Song-i dönerek Leo’nun sevdiği şeyleri anlatmaya başlar. Tae Yang ikisine bakar ve gülümser “Başımda bir tatlı bela yetmiyormuş gibi bir tane daha aldım hem de ilk günden ittifak oldular.” diye düşürür. Aklına yarın ki aileyle tanıştırma işi gelince suratı düşer ama Song-i ve Leun’a belli etmez. “Hey düşmanlarım sabote planlarınız bittiyse masayı toplayın. Hah, hem yemeğimi yiyorlar hem de daha masadayken kuyumu kazıyorlar.”  der ve sofradan kalkar. Leun “Hey bunu bahane ederek işten kaçamazsın çabuk gel ve bize yardım et.” der. Tae Yang çoktan merdivenlere varmıştır. “Size ceza ikiniz toplayacaksınız.” diyerek hızlıca yukarı çıkar. Leun, Song-i’ye “Gördün mü, nasıl yapıyorsa yapıyor sıyrılmasını biliyor.” der. Song-i Leun’un sırtına vurarak “Merak etme Leo’yu da yanımıza çekip onu yeneceğiz, söz veriyorum.” der ve göz kırpar.  Tam bu sırada Leo tekrar aşağıya gelmiştir ve havlamalarıyla onlara destek verir. Song-i Leun’a dönerek “Sanırım dilimizi biliyor.” der ve ikili kahkaha atarlar. Bu sırada Tae Yang evi arayarak yarın akşam yemeğine geleceğini ve çok önemli bir haberi olduğunu bildirir.

~ 3. Bölümün Sonu ~