You are currently browsing the category archive for the ‘6. Bölüm’ category.

Bir Kar Tanesi Ol

6. BÖLÜM

Baek Ji Young – Loving One Person is Enough

Song-i, asansör en alt kata inmeden yağa kalkar, gözyaşlarını siler ve aynadan son bir kez kendine bakar. Asansör giriş katına gelince hemen iner ve kimseye görenmek istemezmiş gibi hızlı adımlarla dışarı çıkar, soğuk havanın birden yüzüne çarpmasıyla kendine gelir. Durup derin derin nefes aldıktan sonra daha iyi düşünme fırsatını bulur ve böylece çekip gitmenin iyi olmayacağına karar verir. En azından bunu Tae Yang’a bildirmelidir. Bu kararından sonra ani bir dönüşle tekrar içeri girer. Asansör aynasından suratını görünce lavaboya gidip kendine çeki düzen vermesinin daha iyi olacağını düşünür. Yüzüne vuran soğuk su biraz önce söyledi o buz gibi cümlelerden daha az etki yapmıştır. Bir daha onun yüzüne bakamam diye düşünür. Sanki  yüz yüze geldiklerin de “Söylediklerim hepsi yalandı.” diye haykıracaktır.

Sekreter girebileceğini söylediğinde süt dökmüş kedi gibi odaya yavaş yavaş girer ve sessizce koltuğa oturur. Tae Yang kızdan bir ses çıkmayınca “Evet, ne söyliyecektin?” der. Song-i korkarak “Düşündüm de benim için evde oturmak en iyisi, hem Leo’ya da bakarım sıkılmam yani. En iyisi işten ayrılayım.” der. Tae Yang gülümseyerek “Kim Sun’la bir şey mi oldu?”  deyince kız bir an şaşırır ve toparlanarak “Nerden çıkardın, bir şey olduğu yok.” der. Tae Yang masasında ki kağıtları karıştırarak “Her halinden belli oluyor. Her neyse, sana zalimce gelebilir ama çıkmana izin veremem. İş hayatında gerektiğinde sevmediğimiz hatta yüzünü bile görmek istemediğimiz insanlarla çalışmak zorunda kalıyoruz. Karşında ki kişi kim olursa olsun yaptığın işe öncelik vermelisin. Ancak böyle profesyonel olursun.” der. Song-i boynunu bükerek “Bu sefer profesyonel olmasam, başka zaman olurum, ne dersin?” diyip ellerini yalvarır pozisyon da birleştirir. Tae Yang “Tamam bu sefer profesyonel olma, o bahsettiğin hayalini de gerçekleştirme, evde otur. Zamanını boş yere öldür, hiç bir amacın olmadan yaşa beni ilgilendirmiyor.” diyip masadan kalkar. Tam odadan çıkmak üzereyken Song-i “Tamam.”, Tae Yang dönüp “Neye tamam?” der. Song-i “Tamam işe devam edeceğim, oldu mu memnun musun?” der ve kalkıp Tae Yang’dan önce çıkar. Tae Yang gülümseyerek kendi kendine  “İşte böyle, hemen pes etmek yok.” der.

Song-i doğruca çizim odasına gider, masasının üstüne çoktan temize çekilecek planlar konmuştur. Bir tananesi alır ve işe koyulur. İşe konsantre olduğunda biraz önceki olayı daha az düşündüğünü farkedince akşama kadar hiç durmadan çalışır, öğle yemeğine bile çıkmaz. Akşama tüm planlar elinde Kim Sun’un odasına doğru ayaklarını sürüyerek yürümeye başlar. Planı hiç Sun’a görünmeden sekretere bırakıp çıkmaktır. Sekreter kızı görünce “Kim Sun odasında değil, sabahtan çıktı. Bana bırakın ben yarın teslim ederim.” der. Song-i demek bir daha gelmemiş diye düşünerek planları masanın üzerine bırakır ve kıza teşekkür ederek çıkar. Eşyalarını toplarken çizim odasına Tae Yang gelir ve “Çıkıyor musun? Bende seni bekliyordum.” der. Song-i çantasını kapıp “Hazırım, çıkabiliriz.” der ve birlikte odadan çıktıkların da diğer çalışanlar çoktan fısıldaşmaya başlamıştır.

TVXQ – Mirotic

Tüm yol boyunca Song-i açım diyerek sızlandığı için Tae Yang bir yerde durup yemek almak zorunda kalır. Eve girdiklerinde, Leun henüz gelmemiştir, Leo klasik bol salyalı karşılamalarından birini yapar. Song-i hızlı davranıp mutfağa kaçtığı için bu sefer Tae Yang hedef olmuştur. Song-i aldıkları yemeklerle masayı hazırlarken, Leun gelir ve eve girer girmez ilk cümlesi “Açım, çok açım.” olur. Tae Yang koltukta Leo ile oynarken “Bir aç daha geldi, hadi bu kız şirkette çalışıyor sen restorantta çalışıp nasıl aç olabiliyorsun?” der. Leun doğru mutfağa yönelir ama cevap vermeyi de ihmal etmez. “Ben doğuştan açım, her an her yerde acıkabilirim.” diye tavuklara uzanırken, Song-i eline bir tane vurarak “Ellerine yıkamadan olmaz.” der. Leun’da “Nonna dedik Omma çıktı.” diye söylenerek yukarı çıkar.

Yemekten sonra Tae Yang yapacak işleri olduğunu söyleyip odasına çekilir. Song-i ise salonda Leun’un Mp4’ü karıştırıp şarkı dinliyordur. Leun elince koca bir kase mısır ve biralarla yanına gelip oturur. Biranın birini kıza uzatarak “Evet, başla bakalım.” der. Song-i ne olduğunu anlayamaz kulaklıklarını çıkararak “Başla mı dedin? Neye başlayayım?” der ve Leun’un uzattığı birayı alır. Leun koltuğa iyice kurulur ve kaseyi kucağına alır “Sabah ki anlaşmamızı unuttum sanma, Kim Sun’u anlatacaktın.” der. Song-i “Hımm şu mesele, ayrıca ben söz verdiğimi hiç hatırlamıyorum. Hem ne bu mısırlar, biralar film mi çevireceğim burada?” Leun kafa sallıyarak “Evet hemde aşk filmi, haydi başlayalım.” der. Tam bu sırada mısırların kokusunu alan Leo yukardan hızla gelir ve ikilinin önünde durur. Leun’un, Leo’yu işaret ederek “Bak gördün mü oda seni dinlemek için gelmiş.” diyip köpeğin başını okşar. Leo’nun gözler ise mısır tabağındadır. Song-i gülerek “Mısır için gelmiş olmasın.” der. Leo artık dayanamaz ve burnunu mısır kasesine doğru yaklaştırınca Song-i sesini yükselterek “Hayır, ordan yeme. Ordan yerse tek bir mısır dahi almam, mısır yoksa hikayede yok.” diyip Leun’a sinsi bir bakış atar. Leun tabağı yukarı kaldırarak “Aman yeme, hem ne var tüm aşıları yapılmış gayet sağlıklı bir köpek o. Geçenlerde birlikte çorba bile içtik biz onla dimi Leo” Köpek adını duyunca onaylıyormuş gibi havlar. Song-i “Ah lütfen yemek anılarınızı sonraya saklayın. Leo yemek kabını getir.” der ve mutfakta duran kabı işaret eder. Leo gidip kabı getirince mısırın birazını ona verirler. Leun tekrar en iyi dinleme pozisyonunu aldıktan sonra “Her şey tamam olduğuna göre  ilk nasıl tanıştığınızdan başlayabilirsin.” der. Kurtuluş yolu olmadığını anlayan Song-i “Hımm düşünelim bakalım. Aynı sınıfta olduğumuz için bir şekilde tanıştık işte, arkadaş grubumuz vardı. O da bir gün gelip bizim masamıza oturdu ve o şekilde konuşmaya başladık.”  Leun hemen itiraz ederek “Hadi ama mutlaka özel bir şey vardır. Ben her şeyi anlatmıştım ama bir daha tek kelime alamazsın benden.” diyip yan döner. Song-i dayanamayıp Leun’un yanağından bir makas alır ve “Oyy tamam tamam nasıl sevgili olduğumuzu anlatayım, garip bir hikayesi vardır.” diyince Leun hemen Song-i’ye döner ve dinlemeye hazırdır.

~*~

Seoul Nationality University

BigBang – Haru Haru

Okulun ilk dönem ortama alışmakla, arkadaşlarla bol bol eğlenmekle ve en önemlisi gezmekle bitmeyen kampüsü keşfetmekle geçtiği için tüm sınıf  derslere konsantre olmakta zorlanır. Bahar yarı yılı geldiğinde proje ödevlerinin de başlamasıyla hepsinde bir telaş başlamıştır. Havalar ısınmaya başladığı için Song-i ve arkadaşları klasik ders arası toplaşmalarını dışarıya taşımıştır. Song-i “Ah şu ödev yüzünden rüyalarım da bile plan çizer oldum. Hele  Sung Jyuk Hocanın rüyalarıma girmesi isteyebileceğim en son şeydi.” derken masaya gelip kendine boş bir yer bulan Kim Sun “Rüyalarına mı girdi, kim?” der. Song-i tam ağzını açacakken, en iyi arkadaşı Sui “Üst sınıflardan çok hoş bir çocuk varda, ondan bahsediyor.” der.Bir yandan da masanın altından Song-i’yi oyununa uyması için dürtüyordur. Kim Sun bir anda kalbinin alev aldığı hisseder, bu öyle bir alev aynı zamanda çok büyük bir acıyla birlikte yanıyordur. Surat ifadeside içinde yaşadıklarıyla bağlı olarak birden değişir, bu değişimi gören Song-i şaşırır, bir an neyapacağını bilemez ama en sonunda  “Şu sıralar ödevlerden başka neyi görebiliriz.” diye oyunu kesmeye karar verir. Bu sırada Kim Sun’un içine sağanak yağmurlar yağıp yangını söndürmüştür, derin bir nefes alarak “Ah şu plan ödevinden bahsediyorsunuz. Bence çok kompleks bir şey yapmamıza gerek yok. Yani sonuçta hayalinizdeki ev dedi. Belki benim hayalim de ormanın içinde bir ağaç evde  yaşamak var.” diyerek sohbete dahil olur. Masada ki gençler işin suyunu çıkarıp baraka, kulube, karavan çizmeyi planlamaya başlarlar. Song-i’nin yanında oturan Jung kalkınca Kim Sun fırsatı kaçırmaz ve hemen kızın yanına geçer. Biraz önce ki yanlış alarm yüzünden yüreğinin kül olduğunu anlayan Sun elini çabuk tutmaya karar vermiştir  “Song-i yarın napıyorsun? Festival alanına gitsek mi diyorum?” diyince masada bulunan erkeklerden biri hemen lafa atlayarak “Süper fikir bizde ne zamandır gidelim diyorduk. Yarın öğlen buluşalım o zaman.”  diyince diğerleri de bunu onaylar. Kim Sun içinden çocuklara bildiği tüm küfürleri sıralarken Song-i’ye döner “Peki sen?” kız bir yandan çantasını toplarken “Çok üzgünüm, artık hafta sonları çalışıyorum, size iyi eğlenceler. Neyse ben önden gidiyorum. Sınıfta görüşürüz.” der ve kalkar. Kim Sun, yarın ki festivali konuşan çocuklara sinirle bakıp elleriyle saçlarını karıştırdıktan sonra   küsmüş küçük çocuklar gibi masaya kapanır. Kaç gündür tek düşünebildiği şey Song-i’ye olan duygularını anlatmanın bir yolunu bulmaktır ama sürekli bir engel çıktığı için ve sürü halinde gezdikleri için bir türlü fırsatını bulamamıştır. Birden aklına şahane bir fikir gelir ve masadan zıplayarak kalkar “Ben eve gidiyorum, görüşürüz.” der. Çocuklar “Hey nereye  bir ders daha var.” dese de hiç oralı olmaz ve omuzlarını salllar. Çocuklardan biri “Yarın buluşuyoruz değil mi?” diyince “Ah çok üzgünüm yarın ödeve başlamaya karar verdim bu yüzden bensiz eğlenin.” der ve onlar daha ağzını açmadan koşmaya başlar.

Bir hafta çizim muhabbetiyle geçmiştir. Kim Sun tüm dolabını yerle bir etmiş şekilde bir şeyler arıyordur. Jung dolabından kitap almaya geldiğinde tüm kitap defter ve gereksiz bir sürü malzemenin yerde olduğunu görünce “Hayrola bahar temizliği mi?” der. Kim Sun çocuğu görünce “Hah iyiki buradasın, dün dolabıma bir plan koymuştum bugün bulamıyorum. Görmüş olabilir misin?” Jung biraz düşünerek “Hımm sanmıyorum. Ne planı bu ödev teslimleri dün değil miydi? Yoksa yapmadın mı?” der. Kim Sun umutsuzca yere attığı kağıtların arasına bakarak “Hayır bu başka bir plandı.Ama artık suya düştü.” diyip yere çöker.

Kim Jong Kook – Sarang Han Da Neun 

Ders başlamış hoca dünkü ödev teslimlerinden bahsederken, Kim Sun hocaya görünmeden kapıdan süzülerek geçip arkalardan bir yere oturur. Hoca masada ki kağıtları gösterek “Hepsini tek tek inceledim ve hatalarınızı işaretledim. Şimdi hep birlikte o hatarın neler olduğunu göreceğiz.” diyerek masadan ilk planı alır ve ödevin sahibine yaptığı hataları anlatmaya başlar. Bir kaç ödev sonra “Evet şimdi geldik sınıfımızın en çalışkanı Kim Sun’a” diyince sırasında düşüncelere dalış olan Sun adını duyup kendine gelir ve dikkat kesilir. Hoca masadan iki plan alarak devam eder “Arkadaşınız hayallerinde tek bir evle sınırlı kalmamış, iki plan çizmiş.” diyince Kim Sun’un başından aşağı kaynar sular dökülür. Hoca gayet eğlenerek devam eder “Biri oldukça sıkıcı bir ev. Doğrusu böyle bir yerde yaşamak istemezdim, ikinci ise oldukça renkli ve sevimli.” diyerek Sun’a bir bakış atar. Sun çoktan eliyle yüzünü kapamış başına geleceklere hazırlanıyordur. “Üstelik bu evin bir de adı var. Kim Sun ve Song-i’nin Masal Evi” dediği anda tüm sınıf kafalarını Song-i’ye çevirir. Bu sırada sıkıntıdan elinde kalem defterine garip şekiller çizerek sürrealist bir çalışma yapan Song-i dona kalır. Dönüp Sun’a bakıp ne olduğunu anlamaya çalıştığında ise Sun’u göremez. Çünkü kendisini saklamak için arkada baya çaba harcamıştır. Hoca ise günün eğlencesini buldum tarzında konuşmaya devam eder “İlk sıkıcı evin için itiraf edeyim çok uğraştım ama bir yanlış bulamadım, hatta bu duruma sinir oldum. Neyseki ikinci evinde bol bol yanlış vardı da sinirim geçti. Başlayalım o zaman, öncelikle bu masal evinin odaları o kadar çok ve büyük ki böyle bir evi yapmak yerine o araziyi futbol sahası olarak değerlendirebiliriz. Özelikle yatak odasının evin en büyük odası olmasını anlayamadım.” dediği anda sınıf gülmekten ölür. Song-i utancından kıpkırmızı olmuş bir halde Kim Sun’a öldürücü bir bakış atar. Kim Sun ise artık ne olacaksa olsun diyip saklandığı yerden çıkmıştır. Song-i’i görünce ellerini iki yana açarak napabilirim gibisinden işaret yapar aynı zaman da sırıtmayı ihmal etmez. Sınıf planı merak ettiği için susarak dinlemeye devam eder. Song-i tüm bunlardan sonra kitabını kendine siper ederek masaya gömülür. Hoca daha fazla yüklenmenin kötü olacağını düşünüp “Şimdilik bu kadar, esas ödevini ilk plan olarak kabul ediyorum. Bunu da sahibine veriyorum.” diyerek kürsüden Song-i’ye doğru yürür ve planı kıza uzatarak “Umarım böyle masallara yakışır bir eve ve masallarda ki gibi bir hayata sahip olursun.”  der ve göz kırpar. Song-i kıpkırmızı olmuş suratıyla planı alarak belli belirsiz bir şekilde teşekkür eder. Hoca “Evet arkadaşlar bugünlük bu kadar ödevlerinizi masamdan alıp hatalarınızı görebilirsiniz. Bir dahaki derste görüşürüz.” der ve arkadaki kapıya doğru yürür. Kim Sun’un yanına geldiğinde omzuna vurarak “İyi şanslar evlat.” der. Sınıf eğlenceden ölmüş bir vaziyette masadan kendi ödevlerini alarak tek tek çıkar, ta ki sınıfta Sun ve Song-i kalıncaya kadar. Sadece ikisinin kaldığını gören Kim Sun süt dökmüş kedi gibi yavaş yavaş Song-i’nin yanına gelip oturur. Song-i hala elindeki plana bakıyordur. Her bir odasına küçük notlar düşülmüştür ve ikisinin komik  resimleriyle canlandırmalar yapılmıştır. Örneğin mutfağa  “Song-i’nin Sun’un kalbine  giden yolu  keşfettiği yer.” yazılmıştır ve canlandırmada  Song-i ocak başındayken Sun sebze doğruyordur. Film Odası yazan yerde  ‘Song-i ve Sun’ın gerçek hayattan uzaklaştıkları yer.’ olarak not düşülmüştür. Burada da Song-i Sun’un dizlerine yatmış film izlerken çizilmiştir. Songi hangi odaya bakacağını şaşırmıştır, çocuk odalarında ise 2 kız 2 erkek ikisinin küçük versiyonları olarak çizilmiştir ve hepsi ayrı bir yaramazlık peşindedir. Song-i resmi incelemeye dalmışken Sun onun kafasını kaldırmadığı için kızdığını düşünür “Çok özür dilerim, nasıl olduda ödevin arasına karıştı anlamadım. Aslında bunu sana kendi elimle vermeyi düşünüyordum ama her şey berbat oldu.” diye açıklamasına devam ederken Song-i kafasını kaldırıp ona bakar. Sun yanlış görmüyorsa yüzünde kocaman bir gülümseme vardır.  Song-i “Bu- bunun hepsini sen mi çizdin?” Sun ilk soru olarak bunu beklemediği için şaşırmıştır “Şey evet.” Song-i gülerek “Ahaha demek bir haftadır ödevimi yapmam lazım diyip eve koşa koşa gitmenin nedeni buydu.” Sun başını öne eğip elleriyle saçlarını karıştırarak “Aslında asıl ödevim 1 saatle bitti.” diyip kıza gülümser. Song-i tekrar plana dönerek “Bütün işleri ben yapıyorum ama, 4 çocuğa bak, yemek yap, evi temizle hem de şato kadar büyük bir evi.” diyip dudak büker. Sun eline sıradaki kalemi alarak mutfağa bir kadın, girişe bir adam çizer. “İşte bu aşçımız bu da uşağımız, ne dersin bir de bahçivan alalım mı?” kız gülerek kafa sallar ve Sun hemen bahçeye bir adam daha çizer. Song-i’de eline bir kalem alıp salona bir şeyler çizmeye başlar “Bir de hizmetçi olsun burada hah birde çocuk bakıcısı ohoo 4 taneye nasıl bakayım.” Sun eline silgiyi alır ve çocuk bakıcısı siler “Olmaz ona paramız yetmez,  hem bütün işleri başkaları yapıyor sen de çocuklara bak.” diyip güler. Song-i çocuğun elinden silgiyi kapıp “Hah bu kadar şeye para varda ona mı yok. Hem ben o zaman çok ünlü bir mimar olacağım için hiç boş vaktim olmayacak. Gerçi bu kadar çocuğu hangi ara yaptım bir anlasam. En iyisi çoçukları silelim bir tane yeter.” diyerek çocuklardan birini siler. Sun kıza engel olmaya çalışıp “Haa nasıl kıydın ona, daha küçükçüktü.” diyip kalemiyle bir yandan çizmeye çalşır. Song-i elinde silgi bir yandan gülüp bir yandan da silgiyi Sun’a kaptırmamak için uğraşmaktadır. Bu kargaşadan faydalanan Sun, kızın yanağına bir öpücük konduruverir. Song-i bu öpücükten sonra durup Sun’a bakar. Sun tüm cesaretini toplayıp “Uzun zamandır bunu söylemenin yolarını arıyorum.” diyip derin bir nefes aldıktan sonra “Seni seviyorum, hem de çok ama çok.” diyip biraz önce aldığı nefesi verir. Günlerdir uğraştığı şeyi sonunda söyleyebilmiştir. Şimdi söylediklerinin yarattığı etkiyi görmek için kıza bakar. Song-i elindeki kalem ve silgiye oynamaya devam ederken  kafasını kaldırıp “Sanırım bende.” der ve gülümser. Sun’un gerilmekten konser öncesi ayarlanmış keman yayına döndünmüş sonunda rahalar ve Song-i öpmek için bir hamle yapar. Song-i elleriyle dudağını kapatarak “İki çocuk ve bakıcı.” diyince Sun kahkaha atarak “Tamam kabul her şey istediğin gibi olsun.” der ve birlikte gülerler.  Sun daha fazla dayanamaz ve kızı kendine doğru çekip öper.

~*~

Leun yüzünde hem şaşırmış hemde mutlu olmuş bir ifadeyle “Vay canına çok güzeldi Noona, bir de bunu benden saklıyorsun ha?” diyip bir tane mısırı Song-i’ye fırlatır. Song-i eski günlere dönmenin verdiği üzüntüyle bir anda durgunlaşmıştır, Leun’un attığı mısırla kenine gelir ve oda birkaç mısır alıp ona fırlatarak “Asıl hem anlatıyoruz hem de suratımıza mısır yiyoruz ha?” der. Leun gülerek “Peki hala sende mi o plan? Kesinlikle görmek istiyorum.” Song-i biran düşünür “Hımm bende ama burada değil evde. Gidince getiririm.” der. Leun “Söz mü? Söz mü?” diyince kafasını sallar. Tae Yang merdivenlerden inip “Ne karıştırıyorsunuz bakalım?”  dediğinde Leun tam ağzını açmışken Song-i tabaktan bir avuç mısır alıp Leun’un açık ağzına doldurur ve “Hiç, hangi filmi izlesek diye tarışıyorduk.”  Tae Yang gelip ikisinin tam ortasına oturur ve mısır kasesini kucağına alarak “Ohoo daha filme başlamadan bitmiş bunlar. Leun makineye koysana biraz daha.” diyince Leun ağzına doldurulmuş mısırları çiğnemeye çalışırken bir yandan da Song-i’ye öldürücü bakışlar atmaktadır. Song-i sırıtarak makineyi gösterir ve git işareti yapar. Leun isteksizce yerinde kalkıp mısır hazırlamaya gider. Tae Yang Leun’un birasından içerek “Off buda ısınmış, Leun dolaptan birada getir. Eee hangi filmi izlemeye karar verdiniz bakalım?” Song-i bilmiyorum anlamında ellerini açınca Tae Yang “Ah şimdi hatırladım geçen hafta bir sürü film siparişi vermiştim. Bir koli falan gedimi ben yokken.” Leun mutfaktan çıkarken “Evet dün gelmişti, filmmiydi onlar.” diyip kaldırğı kutuyu getirip masanın üzerine koyar. Üçüde kutuya gömülmüşken Leo’da meraklanıp masanın başına gelir. Tae Yang kutuyu açıp içindeki DVDleri  çıkararak “İşte buradalar, seçin bakalm.” der. Song-i kutudan eline sığdığı kadar DVD alıp türlerine bakarak  “Bakalım neler varmış, hıım çete, mafya, kaçakçılık, intikam, adam kaçırma. Ohoo bütün organize suçlar var bu kutunun içinde. Komedi istiyorum ben komedi.” diyince Tae Yang itiraz eder “Komedi sevmem ben.” Song-i son çare olarak “Nasıl bir insan komedi sevme? O zaman oylama yapalım çoğunluğun kararına göre izleriz. Komedi diyenler.” diyip elini kaldırır bir yandan Leun’a kaş göz yapar. Leun omuz silkerek “Tae Yang ne isterse ben de onu izlerim.” der. Tae Yang, Leun’un yanaklarını sıkara “Ovv aferin sana. O zaman ben seçiyorum.” der ve tekrar kutuya gömülür. Song-i kızarak Leun’a bakar. Leun dil çıkarıp mutfağa gider ve bir elinde mısır diğer elinde biralarla geri döner. Tae Yang sonunda bir film seçip, koltuktaki yerini alır ve izlemeye başlarlar.

Film bitiğinde sonunda Tae Yang gözünü ekrandan ayırıp Leun’a bakar. Leun dizlerinde çoktan uykuya dalmıştır. Dönüp Song-i’ya baktığında onunda uyuduğunu görür hatta ayak ucunda Leo bile uyumuştur. “Aaa yapmayın ama o kadarda sıkıcı değildi.” diyip kendi kendine söylenir. Leun’a bakarak “Uyan bakalım uyyuyan yakışıklı.” diyip öper. Leun “Yaa 5 dakika daha.” diye öbür tarafa dönünce “Aaa masal da böyle deseydi, prens anında  kaçardı ama.” diyip çocuğu sarsar. Leun gözlerini ovuşturarak kalkınca Tae Yang “Evet sıra bu uykucuda.” diyip kafasına bir  fiske vurup kızı uyandırır, Song-i bağırarak “Aaa acıdı ama.” der. Onun bağırmasıyla uyanan Leo havlama başlar. Song-i kulaklarını kapatarak “Ah ne gürültücüsünüz, ben yatmaya gidiyorum.” diyip kalkar. Tae Yang “Evet herkes yataklarına, bundan sonra uykunuz gelmediğinde size film izleticem.” der ve masada ki boş şişeleri toplamaya başlar.

İşe giderken yan koltukta oturan  Song-i’nin keyifsiz olduğunu gören Tae Yang “Hala işi bırakmak mı istiyorsun?” diye sorar. Song-i o sırada Sun ile karşılaşınca ne yapacağını düşünüyordur. Sonuçta dün işi bırakacağını söyleyip çekip gitmiştir şimdi ise hiçbir şey olmamış gibi işe gidiyordur. “Hayır ama halletmem gereken bir şey var onu düşünüyordum.” diye cevap verir. Tae Yang sorunun ne olduğunu bilmese de Kim Sun ile ilgili olduğunu anlamıştır. Song-i’nin bu konuda çok ketum olduğunu düşündüğü için daha fazla kurcalamak istemez ve ona yardımı dokunur umuduyla “Çözemiyorsan hiç olmamış gibi yap.” diyip göz kırpar. Song-i  bunun en iyi fikir olduğunu düşünür ve sanki hiç işi bırakıyorum dememiş gibi davranmaya karar verir.

Zhang Li yin Ft Xiah Junsu – Timeless 

Çizim odasına geldiğinde bu sefer masası boştur. Hazır temize geçirilecek plan yokken biraz pratik yapmanın iyi olacağını düşünür. Bir kaç saat sonra bir hışımla Sun içeri girer, elinde dün Song-i’nin bıraktığı planlar vardır. “Bu çizimler de ne böyle. Ne istediğimin farkında mısınız? Bu çok büyük bir proje demiştim, sizin çizdiğiniz şeyleri ise ben okuldayken bile çizmiyordum.” dediği anda gözü Song-i’ye takılır. Bir an şaşırıp kalsa da sonra toparlanıp konuşmasına devam eder “Bu çok büyük bir firma arkadaşlar ve bizden çok büyük beklentileri var o yüzden biraz daha özen gösterin. Bunun çok değişik bir alışveriş merkezi olmasını istiyorlar. Daha ilk başta binalarıyla diğerlerinden ayrılmak istiyorlar. Daha önce denenmemiş bir şeyler istiyorlar. O yüzden acele etmeden sakince düşünün ve yaratıcı fikirlerle gelin.” diyip soluklanır. Tüm oda dikkat kesilmiş onu dinliyordur. Elinde ki planları masalardan birine bırakarak “Bu böyle olmayacak en iyisi grup halinde çalışın. Ta ki en iyi planı çizene kadar.” diyip arkasını döner. Son anda vazgeçip tekrar dönerek Song-i’nin yanına gelir ve “Sen de katılabilirsin.” deyip hızla odadan çıkar. Song-i ağzı açık bir şekilde kalmıştır. Sonra kendine gelip etrafına baktığında nefret dolu bakışları görür. Aldırmıyormuş gibi yaparak masasına gömülür. Buradakilerle grup çalışması yapamayacağı kesindir o yüzden bu projede tek başınadır.  “Sun o kadar şeyden sonra neden ona da sorumluluk vermiştir?” diye düşünüp durur. Sonra bu proje hakında bir şey bilmediğini fark eder, burdakilere soramayacağını bildiği için direk Tae Yang’ın odasına gider. 

Sun odadan çıktığı an böyle bir şey yaptığına pişman olmuştur. Daha dün işten ayrıldığını söylemesine rağmen tekrar işe gelme cesaretini göstermişse gerçekten bunu istediğini düşünür. Ayrıca Song-i’in ne kadar yetenekli olduğunu bildiği için bu projede ondan güzel fikirler çıkacağına emindir.

Tae Yang “Hımm şu proje, aile dostumuzu firmasıyla ortak bir iş. Seul’de çok büyük çaplı bir alşveriş merkezi açmak istiyorlar ama daha ilk açılışta ortalığı kasıp kavursun diyorlar.” diyip göz kırpar. “Hatta sanırım sende görmüştüm, bizim evde ki şu saçları bir daha hiç bozulmayacak gibi yapılmış kadın vardı yaa, Ba Lam işte o firmanın varsi oluyor.”  Song-i gülerek “Ahaha hani şu annenin seninle evlendirmek istediği?” diyince Tae Yang şaşırır “Vay canına siz kadınlar hiçbir ayrıntıyı kaçırmıyorsunuz.” der. Yüzü gülen Song-i’ye bakarak “Sabah ki haline bak bir de şimdiki haline. Tavsiyem işe yaradı mı?”  diye sorar. Song-i ayağa kalkıp Tae Yang yanına gider ve yanağınından öperek “Hem de nasıl.” der. Tae Yang iyice şaşırarak “Vay be bir çizimin yaptırdıklarına bak.” diyip güler. Song-i “Bu sadece bir çizim değil bu benim hayalim. Sonunda gerçek bir projede yer alıcam.” der. Tae Yang “Öyleyse bunu kutlayalım. Haydi öğle yemeği saati, sana yemek ısmarlıyım.” der. İkili odadan çıktıklarında karşılaştıkları manzaraya şaşırırlar. Karşıda Sun ve Ba Lam  gülerek asansöre biniyorlardır. Görünüşlerinden oldukça eğlendikleri bellidir. Song-i kalbinin acıdığını hisseder. Bu kadar küçük bir şeyle bile böyle acı çekiyorsa Kim Sun’un onu gördüğünde çektiği acıyı düşünür ama bu manzaradan sonra Song-i’nin  aklına takılan sorular:

 “Belki o kadar üzülmemiştir? Belki beni çoktan unutmuştur? “

Zhang Li yin Ft Xiah Junsu – Timeless (Part 2)

Dip Not: İki yıl önce açtığım ama sonra sonra şifremi ve kullanıcı adımı unuttuğum youtube hesabımı buldum bugün tesadüfen. Bu yüzden bu bölümün tüm şarkıları zamanında beğenip favorite kısmına aldıklarımdan. Özellikle Timeless’ın klibini (iki bölümüde) izlemenizi tassiye ediyorum 😉