You are currently browsing the category archive for the ‘7. Bölüm’ category.

“Belki o kadar üzülmemiştir? Belki beni çoktan unutmuştur? ”

Song-i’nin aklından bu sorular geçerken, Tae Yang kızın kolundan tutarak “Hadi bir saatimiz var.” diyip yürümeye başlar. Asansörün önüne  geldiklerinde Ba Lam ve Kim Sun yeni proje hakkında sohbet etmektedir. Yanlarına gelince birbirlerine başlarıyla selam verirler. Bu sırada asansör gelmiştir ve hepsi binerler. Lam, Song-i’yi süzerek “Burada çalışmaya başladığını duydum. Bildiğim kadarıyla yılın belli dönemlerinde elemelerle mimar alıyordunuz ama…” diye konuşmasına sürdürürken bir yandan da göz ucuyla Tae Yang’a bakıyordur. Tae Yang sözlerini bitirmesine fırsat vermeden “Song-i oldukça yetenekli, elemelere girseydi de geçecekti zaten sadece elemelere kadar beklesin istemedim. Hem şuan daha mimar kadrosunda değil.” diyip Kim Sun’a doğru döner. Kim Sun’da başıyla onaylayıp “Evet.” der. Ba Lam umursamaz şekilde “Her neyse, alışveriş merkezi için ekibinizden güzel fikirler bekliyorum.” diyerek Sun’a gülümser. Song-i ise kendini pek iyi hissetmiyordur, sessiz kalmayı tercih eder. Bu sırada asansör otopark katına gelmiştir ve hepsi iner. Ba Lam iner inmez Tae Yang’a  “Öğle yemeğine gidiyordunuz değil mi? Beraber yiyelim mi? Hem projeyi de konuşuruz.”  der. Tae Yang ne diyeceğini bilemez, sonuçta yemeğe gidiyorlardır ve bahane bulamaz. Ba Lam, Tae Yang’ın sessizliğinden yaralanıp “Birlikte yiyoruz o zaman. bildiğim harika bir yer var. Beni takip edin.” diyip arabasına doğru yönelir. Tae Yang ve Song-i de kendi arabalarına binerler. Song-i suratını asıp “Hayır desen olmazdı değil mi?” diyip arabaya biner. Tae Yang’da binerek “Ben de çok meraklı değilim ama bahanemiz olmadan reddedersek hoş olmayacaktı.” der. Ba Lam’ın arabasına Kim Sun’da binmiştir ve Tae Yang onları takip etmeye başlar.

Song-i başını ellerinin arasına alıp eğilir. Tae Yang  “Bir şey mi oldu? İyi misin?” diye sorunca kafasını kaldırır ve “Başım ağrıyor birazcık, iyiyim.” der. Tae Yang “İstersen eczaneye uğrayıp ilaç alabiliriz.” diyerek kıza bakar. Song-i “Yok yok önemli bir şey değil, geçer birazdan.” der. Tae Yang “Bence sevgili değiller.” diyince Song-i şaşırarak  “Nerden çıktı şimdi bu.” der. Tae Yang gülerek “Hani o yüzden başına ağrılar girdiyse diye söyledim.” diyip kıza bakar. Song-i sinirlenir “Ne alakası var şimdi, hem sevgilisiyse de bana ne. Tabi ki sevgilisi olacak şimdiye kadar olmadığı hata.” der ve camını açarak soğuk rüzgarın yüzüne vurmasıyla bu rüzgarla beraber tüm anılarının ucup gitmesini diler. O güzel günleri bir daha özlemle hatırlamamayı ister ama ne soğuk şubat rüzgarı ne de geçen yılların bu anılar üzerinde hiçbir faydası yoktur. Tae Yang pencereyi kapatarak “Hasta olacaksın çok soğuk.” der. Sonunda  Ba Lam bir restaurantta durur. Burası oldukça lüks görünen bir yerdir. Song-i arabadan inerken “Aa az kalsın unutuyordum. Teşekkür ederim.” diyince Tae Yang şaşırır “Ne için?” kız gülerek “Benim yetenekli olduğumu söyledin ama daha çizdiğim hiç bir şeyi görmemiştin, benim için yalan söyledin.” der. Tae Yang “Görmesem bile bu işi bu kadar istediğine göre yeteneklerine güveniyorsun demektir. Hem bak bu projede yer almayı başardın.” diyip göz kırpar.  Gülerek içeri girerlerken Kim Sun’un gözleri onların üzerindedir.

 Song-i içeri girdiğinde ağzı açık kalır , burası öyle bir dekore edilmiştir ki sanki İngiliz Kraliyet Sarayında yemeğe davet edilmişlerdir. Masalarına otururlar. Song-i sandalyede huzursuzca kıvranmaya başlar. Oldu olası böyle lüks yerlerde rahat edememiştir ve bu hiç değişmeyecektir. Ba Lam söze başlayarak “Buranın yemeklerini çok seviyorum. İzin verirseniz sizin için de söyleyeceğin.” diyerek hemen önüne gelen menüye dalar. Song-i kıza ters ters bakarak içinden “Aman onu da sen yap hatta bizim yerimize de ye her şeyi sen yap.” diye söylenir. Ama önüne gelen menüye baktığında yemeklerinde ortam gibi yabancı olduğunu görür. Bu duurmda Ba Lam’ın seçmesi isabet olmuştur. Ba Lam menüyü inceledikten sonra “Hepinizin seveceğini tahmin ettiğim bir yemek.” diyip gülerek bir Fransız yemeği söyler. Tam o anda Kim Sun “Onda peynir var. Song-i peynir yemez.”  diye bir çıkışta bulununca tüm gözler ona çevrilir. Ba Lam şaşkınlıkla “Kısa zamanda nasıl öğrendin. Önceden tanışıyor muydunuz?” der. Kim Sun biraz önce söylediğine pişman olarak durumu açıklamaya çalışır. Song-i’ye bakarak “Şey üniversitedeyken aynı sınıftaydık.” diyip Tae Yang’a bakar ve şaşırmadığını görür demek ki song-i ona söylemiştir. Tae Yang “Her neyse o zaman izin veririsen Bayan Lam herkes kendi yemeğini seçsin.” diyerek garsondan müsade ister. Ba Lam biraz bozulsada çaktırmamak için elinden geleni yapar. Song-i Tae Yang’ın yardımıyla yemeğini seçer. Yemek boyunca iş hakkında konuşurlar. Restauranttan çıktıklarında Ba Lam kendi şirketine gideğinden Tae Yang, Kim Sun’uda şirkete bırakmayı teklif eder. Böylece önce Tae Yang ve Song-i arkada Kim Sun yola çıkarlar. Song-i bu gergin ortamın bitmesini sabırsızlıkla bekliyordu.

Tae Yang telefonunu Song-i’ye uzatarak “Leun’u ara akşama bize yer ayırtsın.”  diyince kız anlamaz gözlerle bakar. Tae Yang gülerek “Kutlama yapıcaktık, bu sayılmaz.” diyip göz kırpar. Song-i gülümseyip telefonu alır ve Leun’la konuştuktan sonra gülerek telefonu kapatınca Tae Yang sorar “Ne diyor?” “Ahaha hep benim için kutlama yapıyormuşuz ayarlamıyormuş restaurantı arayıp kendiniz rezarvasyon yaptırın diyor.” diyince Tae Yang “Demek öyle akşam gittiğin de hatırlat patronuna şikayet edelim.”

Çemberimde Gül Oya OST – Hep Bana

Bu sırada camdan dışarı izliyormuş gibi yapan Kim Sun kulakları onların üzerindedir. Yemeğin başından beri gülmeyen yüzü daha da asılmaktadır. Song-i’nin başka biriyle evli olması yetmiyor gibi onunla gayet mutlu görünmektedir. Onları her gördüğünde kalbinin bu acıya dayanamayacağını hissediyordur. Yolların çabuk bitmesini ve şirkete varmayı diler. Bir an önce varmalıdır ki bu manzarayı görmeye daha fazla dayanamıyordur.

Otoparka girdikleri anda Kim Sun hemen iner “Bıraktığınız için çok teşekkürler, acelem var hemen gitmeliyim.” diyerek asansöre yönelir. Song-i onun arkasından bakarken hayattan çaldığı yılları, ondan ve kendinden çaldığı mutluğu, düşünmektedir. İşte zamanda onun gibi hızla geçip gitmektedir ve Song-i’nin tek yaptığı şey gidenlerin arkasından bakakalmakdır. En kötüsü de elinden gelen hiçbir şey yoktur. Song-i dalmışken Tae Yang omzuna dokunarak onu kendine getirir ve sorar:

“Bu kadar seviyorken neden ayrıldın?”

Song-i şaşırır “Nerden çıktı şimdi bu?” diyerek yürümeye başlar. Tae Yang arkasından yürür “Ne kadar inkar edersen et. Ağzından çıkanların önemi yok ben gördüğüme inanırım.” Song-i asansörü çağırarak “Yanlış görmüşsün o zaman.”  Tae Yang kıza bakarak “Umarım bir gün bunun nedenini de anlatacağın kadar yakın görürsün beni.” diyince Song-i ona dönerek “Yakın gördüğüm için anlatmıyorum zaten.” diyip gülümseyerek  gelen asansöre biner. Bu sıralar da Kim sun kendini odasına zor atmıştır. Kapıyı kapatır kapatmaz yere çöker. Daha ne kadar dayanabilecektir bu boşluk hissene? Bir yanının olmaması gibi, hep eksikmiş gibi yaşamaya?

Song-i günün geri kalan kısmını çizim için fikir düşünmekle geçirir bir yandan da her zaman ki işine devam etmektedir. Akşam olunca Tae Yang’la birlikte Leun’un çalıştığı yere gidip yemek yerler ve işini kutlarlar. Eve geldiklerin de Leun sorar “Noona yemek boyunca mutsuz gibiydin. Bir şey mi oldu?” Song-i “Bugün  beni sorguya çekme konuusnda sözleştiniz galiba.” Leun anlamaz gözlerle bakınca “Bir şeyim yok diyorum, gayet iyiyim, mutluyum yanımda siz varken nasıl mutsuz olabilirim değil mi?” diyip göz kırpar ve Leun’a sarılır. “Benim için endişelendiğiniz için çok teşekkür ederim ama çok endişelenmeyin olur mu?” der. Yukardan inen Tae Yang, Leun’u kolundan çekip Song-i’nin elinden kurtararak “Hey o benim sevgilim. Git kendine sarılacak başka birini bul.” diyip dil çıkarır ve Leun’a sıkı sıkı sarılır. Leun boğulmak üzereyken “Hey durun durun, biliyorum karşı konulmaz bir cazibem var ama şimdi boğucaksınız beni.” diye konuşmaya çalışır. “Bugün ikinizde de bir tuhaflık var ama neyse.” derken Tae Yang’ın kollarından kurtulur. Tae Yang “Her şeyi bilmek zorunda mısın çoçuk? Biraz merak et.” diyince Leun hemen atlar “Ahh bir şey olmuş demek ki, ne oldu ne oldu çabuk söyleyin.” Tae Yang kaşlarını kaldırarak hayır işareti yapar “Kimmiş bize yer ayırtmayan cezanı çekeceksin, meraktan çatla bakalım.” diyip yukarı çıkar. Leun’da onun arkasından giderek ikna çalışmalarına başlar.

Bir hafta geçmiştir ve Song-i planının kaba taslak halini çizmeyi başarmıştır. Bugün tatil günü olduğu için hepsi evdedir ancak Tae Yang ve Leun dışarı çıkmıştır. Song-i’de hazır evde kimse yokken planını alarak salondaki masa da çalışır, evdeki en büyük masa olduğu için bir yanda kalemleri bir yanda kahvesi rahat rahat yayılmıştır. Bu sırada kapı çalınır. eve misafir gelmediği için çok şaşırır. Kapıyı açtığında şaşkınlığı iki katına çıkar. Gelen Ba Lam’dır “Merhaba Tae Yang’la konuşmam gereken bir şey vardı, girebilir miyim?” Song-i’nin onu çekmeye hiç hali yoktur bu yüzden “Şimdi evde değil. Telefonunda ulaşabilirsin.” diyip gülümseyerek (zorla da olsa) kapıyı kapatmak için hamle yapmıştır ki Ba Lam “Telefonu kapalıydı. İçerde bekleyebilirim.” diyip girer. song-i arkasından şaşkınlıkla bakarak kapıyı kapatır. Lam salona geçerek “Ahh demek çalışıyordun. Seninde bizim proje için çizim yaptığını duydum ama projenin seçilmesi bir mucize olurdu heralde. Çünkü bizim şirketimiz mimarının itibarına çok önem verir.” diyip sinsi sinsi güler.  Song-i içinden “Zaten planıda itibar çiziyor.” desede sadece gülümsemekle yetinir. Ba Lam içecek bir şeyler isteyin mutfağa giderken suratını direk değiştirir “Off gülüyormuş gibi yapmak ne kadar zormuş, ağzım ağrıdı resmen.” diye söylenir. Ba Lam’a da bir kahve getirip oturur. “Aslında Tae Yang geçikebilir. Yani not falan bırakabilirsin, boşuna bekleme diye söylüyorum.” der. Ba Lam aldırmıyormuş gibi yaparak “Sorun değil hem seninle de konuşmuş oluruz. Mesela Tae Yang’la nasıl tanıştınız? Ne zaman evlilik kararı aldınız? Tae Yang bu güne kadar hiç evlenmeyi düşünmemişti, böyle aniden  hem de hiç tarzı olmayan biriyle evlenmesi bana tuhaf geldi doğrusu.” diyip bir yandan da Song-i’yi süzmektedir. Song-i sinirlensede belli etmemeye çalışarak “Demek ki bu güne kadar aşık olmamış. Aşık oldu ve evlendi.” diyip güler. İki kadını uzaktan seyredenler normal bir konu hakkından güzel güzel konuştuklarını düşünebilirler. ama ortamda ki gerilim hissedilmeyecek gibi değildir.

Ba Lam bu sözden sonra sinirini çıkarmak için masada duran kahvesini yanlışlıkla çarpmış gibi yaparak döker ve planı sırılsıklam yapan kahve her yere sıçrar. Song-i biranda kalkarak planı çekmeye çalışsada artık çok geçtir. Tam bu sırada Tae Yang ve Leun içeri girerler. Manzarayı görünce ikisi de çok şaşırır. Ba Lam hemen açıklamaya çalışır “Çok üzgünüm, kazayla oldu.” diye bir kaç şey geveler. Song-i’nin suratını görünce durum hiç kazaya benzemiyordur. Ba Lam yüzsüzlüğü son sınırına dayandırarak “Ahh görüyormusnuz en sevdiğim elbiseyede kahve sıçramış. Kahretsin ne yapacağım ben şimdi.” diye söyleninnce Leun2un tepesi atar. Mutfağa koşup bir elbezi ile dönerek “Hemen temizleyelim Noona yoksa beyaz renkte hiç geçmez.” der ve Ba Lam’ın çekilmesine fırsat vermeden elbezini eteğine sürmeye başlar. Bembeyaz eteğin üzerinde koca bir siyah leke oluşunca Ba Lam çığlık atar. Leun elinde ki beze bakarak “Tüh yanlışlıkla kirli bezi getirmişim.” der ve Song-i’ye dönüp göz kırpar. Ba Lam sızlanarak “Kahretsin hemen çıkmalıyım.” diyip kapıya yönelir. Leun da arkasından el sallayarak “Kusura bakma Noona inan kazayla oldu. Bugünlerde insanlar kazayla ne kadar çok şey yapıyor.” der. Ba Lam çıktıktan sonra Tae Yang Leun’u kolunun altına lıp sıkıştırarak saçlarını dağıtır. “Bu kafan bazen çok iyi çalışıyor.” diyince Leun bozulur “Bazen mi? Benim kafam her zaman çalışır” der. Tae Yang çocuğa sarılarak “Ahaha aferin aferin hep böyle ol.” der. Leun Song-i’ye elleriyle gel şaret yapar. Song-i’de gelir ve sarılma işine katılır. Tae Yang ikisini de bırakarak “Haydi yeter bu kadar sevgi böceği halleri. Ortalığı temizleyelim.”  Song-i’ye döner “Plan kurtarılacak gibi değil mi? ” der. Song-i kafasını sallayarak “Neyse zaten çok ilerlememiştim.” der. Ve planı daha kuru bir yere koyar.

Şirkette diğer tüm mimarlar kendi işlerine gömüldüğü için Song-i’ye kötü bakışlar atmalarına bile vakitleri yoktur. Çizimlerini bitirenler Song-i’ye temize çekmesi için projelerini bırakıyordur ve Kim Sun’a giden hiçbir çizim henüz onayından geçmemiştir. Song-i Kim Sun’un mükemmelliyetçiliğini bildiği için çizimini tamamen bitirmeden ona göstermeyi düşünmüyordur.

Tae Yang televizyon kanalları arasında zapping yaparak parmak kaslarını geliştirirken Song-i yukardan gelip “Biraz daha hızlı çevirirsen hiç bir şey göremiyeceksin.” der. Tae Yang dönüp ona baktığında “Yavaş yavaş çevirsene kanalları ne olduğunu bile bakmadan değiştiriyorsun.”  diyince o da “İzlemek için çevirmiyorum ki bu benim hobim.” diyip kumandayla oynamaya devam eder. Song-i yanına gelip oturur “Ne o, Leun evde olmayınca yalnızları oynuyorsun.” diyip zavallı kumandayı ellerinden kurtarır. Tae Yang “Kaçta gelicekmiş o söyledi mi? Bu mesai işi de nerden çıktıysa.” diye söylenince Song-i “Ovv ovv durum tahmin ettiğimden daha ciddi.” diyip kahkaha atar ama Tae Yang2ın sinirli bakışlarını görünce “Tamam kızma, sadece arkadaşının yerine bu gecelik çalışması gerekiyormuş, birazdan gelir.” der demez zil çalınca “Leun geldi diyeceğim  ama o kapıyı çalmaz.” Tae Yang “Ben bakarım.” diyip kapıya yönelir.

Kim Jang (Noh Min Wu) Tae Yang’un kuzeni, biraz kafasına buyruk, istediğini yapan, kimseleri önemsemeyen bir gençtir. Şu anda ailesinden uzakta yaşamayı seçmiştir. Amerika’dan gelip hikayemize dahil olur.

Gelen Jang’dir. Onu görünce Tae Yang’ın suratı şaşkınlıkla kızgınlık arası bir hal alır. Jang geçen sene tüm aileyi karıştırarak Amerika’ya taşınmıştır. Liseden beri basının ilgi odağı olan Jang, çapkınlıklarıyla Kim ailesinin başını hayli ağrıtmıştır.

Jang kuzanine bakarak “Ee beni tüm gece kapıda mı dikeceksin?” diye sorar. Tae Yang istemeyerekte olsa “Gir tabi.” der. Jang “Evlendiğini duydum da seni tebrik edeyim.” diyerek bir kahkaha patlatır. Tam o andan Song-i görür “Şanslı bayan sen olmalısın.” diye selam verirken sözlerine devam eder. “Eee kaç para alıyorsun bakalım bu evlilik için.” dediği anda Song-i şaşırarak Tae Yang’a bakar. Oda kafasını sallayarak bunu onaylar. Kızın şaşırdığını görenm Jang  gülerek “Evet biliyorum. Tae Yang birden bire kadınlardan hoşlanmaya karar vermeyeceğine göre sahte bir evlilik yapmış olmalısınız. Sakın bana para almadığını söyleme.” diye bir cevap bekler ama Song-i şaşkınlıktan dilini yuttuğu için sessiz kalmayı tercih eder. Jang sözlerine devam ederken kendi eviymişçesine koltuğa yayılarak “Tabi sen de haklısın böyle lüks bir evde yaşamak bile senin gibi biri için ödül olmalı. Yiyip içmek kıyafetler falan.” diye kırıcı sözler etmeye başlayınca song-i tam ağzını açacakken Tae Yang “Zırvalamayı kes, bunlar seni hiç ilgilendirmez.” diyerek konuyu kapatır. “Neden döndün, hani bir daha asla bu aileyi görmek istemiyordun.” diye sorunca Jang dudağının kenarıyla glerek “Haha, ben özgürlüğü seçtim diye bana kızıyorsun değil mi? Çünkü sen bu hapise hayatında kaldın ve ben özgürüm. Sen korkakça kendi hislerini bile ailene söyleyemezken ben istediğimi yapıyorum. Öyle değil mi, Tae Yang?” diye sesini yükselterek konuşur. Tae Yang daha fazla dayanamaz ve oda bağırmaya başlar “Bunun korkaklıkla bir alakası yok. Ben ailemi seviyorum ve üzmek istemiyorum. Senin gibi düşüncesiz değilim. Sen hep ailemizin kötü reklamı oldun. Şu hayatta her gece sarhoş olup saçmalamaktan başka ne yaptın.”

Jang hiç etkilenmemiş gibi görünerek “İstediğim gibi özgürce yaşadım. Ama sen anlamazsın çünkü sen bu ailenin o yüzyıllardan önce kalma kurallarına körü körüne bağlısın. Ailenden hala gay olduğunu saklıyosun ve bu yüzden saçma sapan insanları hayatına dahil ediyorsun.”  Tae Yang sinirlerine hakim olmaya çalışarak “Burda saçma sapan bir insan varsa oda sensin. Evimden gider misin?” der ve kapıyı gösterir. Jang “Her zaman ki sorunlarından kaçıyorsun. Kaçmaya devam et bakalım.” diyerek kalkar ve çıkar.

Song-i şu 10 dakika içinde olanları sindirmek ister gibi tek kelime etmeden ortada dikiliyordur. Tae Yang başını ellerinin arasına almıştır ve hiç ses çıkarmadan öylece duruyordur. Kız ona biraz yaklaşınca yere damlayan göz yaşlarını görür ve şu ana kadar olanlar içinde en çok şaşırdığı şey bu olur. Tae Yang2ı ilk defa ağlarken gördüğü için ne yapacağını bilemez, keşke Leun olsaydı diye düşünür. Sessizce Tae Yang2ın yanına gelip otururnca, çocuk başını kaldırır. Song-i onun gibi güçlü duran birini bu halde görünce o da kendini çaresiz hisseder. Tae Yang gözlerini elinin tersiyle silerek konuşmaya başlar “İnan korkmuyorum, belki beni evlatlıktan bile reddederler. Ne tepki vereceklerini bile tahmin edemiyorum. Ama tek düşündüğüm büyükbabam, o bunu kaldıramaz. Üç yıldır kalp tedavisi görüyor. Sırf kendimi düşünseydim yıllar önce söylemiştim, ama sırf kendimi düşünemem benim ailem var, sevdiğim insanlar, beni sevem insanlar var. Binlerce kişinin çalıştığı ve bana emanet edilen bir şirket. Bu durumda nasıl sırf kendimi düşünebilirim?” diye bir solukta içini dökmüştür. Song-i gülümseyerek “Başkalarını üzmemek adına bir şeyi saklarsan kendi üzüntüne birde onlarınkini eklersin, onlar yerine de sen üzülürsün. Söylememenin daha doğrusu söyleyememenin verdiği o pişmanlık hissi. Sana git söyle veya sakın söyleme gibi bir şey diyemem buna karar verecek olan sensin. Ancak unutma onlar senin ailen ve bu durum da saklanılacak utanılacak hiç bir şey yok. Bu senin gerçeğin ve onlar da anlayacaktır. Belki biraz zaman gerekecek ama sonunda anlayacaklardır. Sadece bunları bil ve zamanı geldiğinde içinden ne geliyorsa öyle yap.” diyerek Tae Yang’ın omzuna destek amacıyla dokunarak odasına çıkmak için merdivenlere yönelir.

Aklından geçenler ise “Hepimiz başkaları üzülmesin diye bir şeyler saklıyoruz. Belki de onlara sorsak sakladığımız için daha fazla üzüldüklerini söyleyecekler. Ama bu riski alamazsın değil mi Song-i? Yıllar sonra çıkıp sana yalan söyledim diyemezsin.”

Song-i odasına girer girmez Leun’u arar ve eve çabuk gelmesini ister. Tae Yang’ın şuan için ihtiyacı olduğu tek şey Leun’dur. Leun’un yolda olduğunu öğrenince rahatlar.

 

Sabah herzaman ki gibi Leun Song-i’nin kapısını kırarcasına vurarak onu uyandırır. “Noona hadi kalk kahvaltı hazırla.” diye dışarda yaygara yapmaktadır. Song-i yataktan kalkıp eline yastığı alarak kapıyı açar açmaz yastığı fırlatır ama yastık hedefi tutturamamış üstelik ordan geçmekte olan Tae Yang’a gelmiştir. Tae Yang ne olduğunu anlamaya çalışırken Leun kapının kenarına pısmış kahkalar atmaktadır. “Her gün seni uyandırdıktan sonra buraya saklanıyordum. Bakalım ne zaman sinirlenip beni döveceksin diye bekliyordum ama şansa bak.” diye gülme krizlerine kaldığı yerden devam ederken suratına yediği yastıkla şok olur. Tae Yang “Al şimdi mutlu oldun mu?” diye elinde yastık suratında ise her zaman ki ifadesiz tavrıyla olayı daha da komik hala getiriyordur. Kısa bir sessizlikten sonra üçü de gülmeye başlarlar. Song-i o gergin ortamdan eser kalmadığını görünce rahatlar. Kahvaltıya inerken Leun’u sıkıştırıp sorar “Ne yaptın bakalım. Tae Yang iyi görünüyor.” Leun bilmiş bilmiş “Hııh bir şey yapmama gerek yok ki, benim varlığım bile başlı başına mutluluk kaynağı. Hem..” diye sözünü bitirmeden Song-i çoçuğun saçlarını bozmaya başlar “Bu ne kendini beğenmişlik ha? Azıcık alçakgönüllü ol.” diye söylenirken Leun koşarak ondan kaçar ve ikisi merdivenlerde hayli gürültü çıkarınca Tae Yang aşağıdan seslenir “Birgün de yetişkin numarsı falan yapsanız. Yetişkin olun demiyorum, rol yapsanız da yeter.” derken bir yandan da halinden gayet memnun bir halde gülümsüyordur.

Öğle yemeği arasında Song-i genelde diğerleriyle birlikte yemek salonun da yemek yemez ya Tae Yangla birlikte dışarı çıkar ya da sandaviç gibi şeylerle günü geçiştirir. Bugün de her zaman ki gibi binanın ormana bakan pencerilerinin birinin önünde oturup manzara eşliğinde sandaviçini yemeğe hazırlanırken oradan geçen Jang onu farkeder. Gelip dünkü laf sokmalarına devam eder. “Ne o, Tae Yang sana çok para vermiyor anlaşılan. Yemeğe çıkacak paran yok mu?” der. Song-i manzaya dalmıştır kimin konuştuğunu anlamak için arkasını döndüğünde tahmin ettiği isimle karşılaşır. Hiç duymamış gibi “Yemek yedin mi?” diye sorar. Jang şaşırarak “Hayır yemedim, ne alakası var sana yemek ısmarlamamı mı istiyorsun?” diye kahkaha atar. Song-i sandaviçinin yarısını bölerek “Al bakalım. Ben yaptım diye söylemiyorum ama lezzetlidir.” diyince Jang şaşırır, kız ısrar eder “Al hadi, merak etme zehir yok,  bak bende yiyorum.” diyerek kocaman ısırır ve yanında ki boşluğu işaret eder. Jang şaşkınlığını üzerinden atmadan sandviçi alır ve kızın yanına oturur.

“Benden nefret etmen gerekmiyor mu?” diye sorar. Song-i gülerek “Bunu özellikle yapıyorsun.” diyince çocuk “Neyi?” diye sorar. “İnsanların senden nefret etmesini istiyorsun. Çünkü sende kendini sevmiyorsun.” diyince Jang bir kahkaha atarak “Şuana kadar duyduğum en saçma şeydi” der. Song-i gülümseyerek devam eder “Öyle olsun bakalım. Sadece şunu bilmeni istiyorum. Bu evliliği teknik olarak para için yaptığım söylenebilir. Yani Tae Yang’a bir borcum vardı ve ödeyecek param yoktu. Ama düşündüm de hiç borcum olmadan gelip bana durumu anlatsaydı da ona yardım ederdim.” diye devam eder. Jang alaycı alaycı gülerek “Saçma hem de çok saçma. Emin ol yapmazdın, hem neden başkaları için kendi hayatından vaz geçesin ki, çok saçma.” der. Song-i düşünüyormuş gibi yaparak “Hıım neden olabilir düşünelim bakalım. Buldum. Çünkü onun durumunu anlardım ve ona yardım etmek isterdim. Bu hayatta birilerine faydam dokunsun isterdim. Kendime faydam yok bari başkalarına olsun derdim sanırım. Tıpkı seninle sandviçimi paylaştığım gibi onunla  sorunlarını paylaşırdım.” diyip kalkar. Jang onun arkasından bakarken tahmin ettiği gibi biri olmadığını hatta şu ana kadar tanıdığı kimseye benzemediğini düşünür.

7. Bölümün Sonu

Dip Not: Baştaki resim için tarih84’e teşekkürlerimi sunarım:)

Bir de Noh Min Wu’yu seçme nedenim Kim Jae Wook’a çok benzemesi:) Hatta kuzen değil direk kardeşi bile oynayabilirler. Sahi neden bunu yapmıyorlar? 😉