You are currently browsing the tag archive for the ‘bir kar tanesi ol 12. bölüm’ tag.

Bir Kar Tanesi Ol

12. Bölüm

“Siz kimsiniz?”

Song-i’nin bu sorusuna anlam veremeyen iki adam  şaşkın gözlerle doktora bakarlar. Doktor tamamlayamadığı cümlesini tamamlayarak  “Ama gördüğünüz gibi bir hafıza sorunumuz var.” der ve endişeli gözlerle kıza bakar. Song-i elini başına götürerek sarılı olduğunu fark eder ve “Ne oldu bana?” diye sorar. Doktor “Tamam sakin ol her şeyi açıklayacağım. Şimdi ellerini başından uzak tut lütfen.” diyerek kızın ellerini tutarak yatağa koyar. Tae Yang doktora bakarak “Hafızasını mı kaybetti yani?” diye sorar. Doktor kızı muayene etmeye devam ederken “Önce bazı testler yapmamız gerekiyor. Şimdi siz çıkarsanız Song-i’yi daha fazla endişelendirmeden ona durumu açıklayacağım.” der. Tae Yang ve Leun dışarı çıktıklarında birbirlerine anlamsızca bakarlar. Leun “Geçici bir şeydir heralde.” der. Tae Yang’da “Umarım.” diye ona katılıp derin bir nefes alıp verdikten sonra “Sapasağlam hayatta ya gerisi önemli değil.” der. Uzunca bir süre dışarda bekledikten sonra doktor yanlarına gelerek  “Hafıza kaybıda ameliyat sonrası beklediğimiz sonuçlardan biriydi ama beklediğimiz gibi beyinde hafıza kaybına neden olabilecek herhangi bir hasar görünmüyor. Yani ameliyat sırasında buna neden olabilacek bir şey olmadı. Bunun nedenini araştıracağız. Şimdilik geçici bir hafıza kaybı gibi görünüyor ama emin olmalıyız.” der. Tae Yang “Peki bizim bu süreçte yapabileceğimiz bir şey var mı?”  diye sorunca, Doktor “Evet, bende size ona söyleyecektim. Öncelikle hatıralarını hatırlatarak onun nasıl tepkiler verdiğine bakmalıyız. Bazı hastalarda küçük bir anı işe yararken bazılarında bu hatırlatma çabaları tam tersi etki yapabiliyor. Öncelikle ona eski günlerden bahsedebilirsiniz ama onu çok yormamaya özen gösterin. Birden yüklenmeyin yavaş yavaş eski anılarını anlatmakla başlayalım. Bu sırada bizde nedenini anlamak için araştırmaya devam edelim.” der. Leun ve Tae Yang başlarını sallayarak onaylarlar. Leun “Öyleyse ben içeri giriyorum.” der demez kapıya yönelmişken Doktor “Ah, şimdi uyuyor. Uyanınca girersiniz.” der.

Leun mızmızlanmak için doktorun gitmesini bekledikten sonra “Ya of ama ama Song-i’mi görmek istiyorum artık!” diyerek yere çöker. Tae Yang çocuğun dağınık saçlarını iyice karıştırarak “Biraz daha sabret, yeni bir hayata başladı yorulmuş olmalı bırak dinlensin.” diyerek çocuğa gülümser ve devam eder “Ayrıca şimdi fark ettim senin bu halin ne? Zaten paspal gezerdin iyice beter olmuşsun. Git üstünü değiştir.” diye Leun’un yakasından tutup kaldırır. Leun’un tüm karşı koymalarına  rağmen kapıya kadar çıkarır ve eline arabanın anahtarını tutuşturur. Sonunda Leun  pes ederek dudaklarını büküp evin yolunu tutar. Tae Yang bekleme odasında oyalanırken bir hemşire gelerek Song-i’yi görebileceğini söyler. Tae Yang odaya girdiğinde Doktor’da oradadır. Onu gören Doktor “Ah ben de senden bahsediyordum. İşte eşin Tae Yang.” diyince Song-i şaşkın gözlerle Tae Yang’a bakar. Bu sırada ne yapacağını bilemeyen Tae Yang gülümseyip el sallar. Bu hareketi gören Song-i kaşlarını çatıp sessizce bekler. Doktor “Ben sizi yalnız bırakayım.” diyerek odadan çıkar. Tae Yang odada ki koltuğa oturur. Bu sırada Song-i onu izlemektedir sonunda dayanamayıp “Şimdi sen gerçekten benim kocam mısın?” diye sorar. Tae Yang başını sallar. Song-i şüpheli şüpheli bakarak “Boşanmak üzere miydik?” diye sorunca Tae Yang birden kafasını kaldırarak “Hatırlıyor musun?” diye sorar. Song-i “Demek gerçekten boşanmak üzereydik.” Tae Yang “Nasıl yani hatırlamadın mı?” diye sorunca kız “Hayır hatırlamıyorum sadece o kadar soğuk duruyorsun ki oradan çıkardım. İnsan ölümden dönen karısına uzaktan el mi sallar?” diyip suratını asar. Tae Yang ne diyeceğini kafasında toplamaya çalışırken kız “Burada kalmak zorunda değilsin, ben başımın çaresine bakarım.” diyerek yatağına gömülür ve arkasını döner. Tae Yang “Bak beni yanlış anladın.” diye açıklamaya çalışırken içeriye Leun girer ve “Noona!” (Kore’de erkeklerin kendinden büyük kadınları söylediği bir hitap) diyerek kıza sarılır. Song-i ne olduğunu anlamaya çalışırken Leun  “Çok özledim seni.” diyerek sarılmaya devam eder. Song-i çocuğun elinden kurtularak “Sen de kimsin kardeşim mi?” diye sorar. Leun kafasını yana yatırarak “Hımm öyle de denebilir.” diyip sırıtır. Song-i anlamaz gözlerle bakınca “Yani kardeşin kadar yakınım.” diye açıklama yapar. Song-i iki adama bakarak “Boşanmak üzere olduğum kocam ve kardeşim gibi yakın olduğum ama kardeş olmadığım biri, ailem falan yok mu benim?” diye sorar. Leun kaşlarını çatarak Tae Yang’a dönüp “Ona boşanacağınızı mı söyledin? Onca şeyin arasından bunu mu buldun?” diye kızar. Tae Yang “Off ben bir şey söylemedim.” diye mızmızlanmaya başlar. Leun “Öyleyse kendin mi hatırladın?” diyip kıza bakar. Song-i umursamazca omuzlarını silkip “Hiçbir şey hatırlamıyorum.”  der. Tae Yang “Tamam şu konuya bir açıklık getirelim artık. Sana tüm hikayemizi bizimle nasıl tanıştığını ve bu evlilik meselesini en baştan anlatıcağım. Ama bunu bir kez yapacağım o yüzden şimdi iyi dinle.” diyince Song-i kafa sallar ve yatağında doğrulmaya çalışır. Leun ona yardım eder yatağın kenarına oturur.

Tae Yang ilk olarak nasıl tanıştıklarından başlar, evlenme nedenleri, evlilik sözleşmesi, işe başlaması, kaldıkları ev, yaşadıkları olaylar ve son olarak ameliyattan önceki olay da dahil olmak üzere üçü hakkında ki tüm olayları anlatır. Kim Sun ve Jang’ı şimdilik hikayeye dahil etmemeye özen gösterir hepsi bir anda kızın kafasını karıştıracağından korkar. Anlatacakları bittiğinde “İşte tüm hikaye bu, bunlar sana bir şeyler hatırlattı mı?” diye sorar. Song-i bir an sessiz kaldıktan sonra kahkaha atarak “Ahaha iyi bir şakaydı, şimdi gerçek hikayeyi duyalım.” der. Leun gülerek “Üzgünüz elimizde kalan bu.” der. Tae Yang çocuğu dürterek “Ciddi bir şey konuşuyoruz şurada iki dakika ciddi ol.” der. Leun  “Senin ciddiliğin ikimize de yeter.” diyip Tae Yang’ın yanağından makas alır. Tae Yang  “Biraz önce ne dedim ben?” diyip pis pis Leun’a bakar. Song-i ikisine bakarak “Yani şimdi siz sevgilisiniz ve ailenden bunu saklamak için benimle evlendin.” diye anladıklarını onaylamak ister. İkisi birden kafa sallar. Song-i tavana bakarak “Bunu yapmak için delirmiş olmalıyım kesinlikle delirmiş olmalıyım.” der. Leun “Açıkcası ben de seni ilk gördüğüm de böyle düşündüm.” diyince Tae Yang çocuğun kafasına bir tane vurur. Leun kafasını tutarak “Ya şurada içtenlikle bir şey söylüyorum.” der. Tae Yang “İçten düşüncelerini içinde tut.” der ve biraz önce duyduklarının şokunu atlatamamış kıza bakar. “Sana bunlar hiç bir şey hatırlatmadı mı?” diye tekrar sorar. Song-i kafasını hayır anlamında sallayarak “Hatırlatmayı bırak daha da kafamı karıştırdı. Başım ağrımaya başladı.” diyerek uzanır. Tam bu sırada içeri giren doktor “Üzgünüm baylar ama Song-i’nin ilaçlarını alması ve uyuması lazım bugünlük bu kadar ziyaret yeter.” der. Leun yataktan kalkarak “Ona bir şeyler anlatık yani hayatıyla ilgili ama hiç birini hatırlamadı.” der. Doktor “Hımm ondan hemen tepki beklemeyin eminim zamanla hatırlayacaktır.” diyip kıza gülümser. Sonra Tae Yang’a dönüp “Sanırım evleneli fazla olmadı. Ona daha eski anılarını hatırlatırsanız işe yarayacağını düşünüyorum bu yüzden ailesine haber vermenizi öneriyorum.” der. Tae Yang “Evet bende bugün haber vermeyi düşünüyordum. Öyleyse biz şimdilik dışardayız.” diyip çıkarlar.

Doktor, Song-i’nin kontrollerini yaptıktan ve ilacını verdikten sonra dışarı çıkar. Dışarıda bekleyen gençlere bakıp “Verdiğimiz ilaçlar uyku yapıyor bu yüzden Song-i’nin yarın sabaha kadar uyanacağını sanmam. Siz de evlerinize gidip dinlenseniz iyi olur.” der ve gider. Leun Tae Yang’a bakınca o da “Burada beklemek bir işe yaramayacak haydi gidelim. Yarın Song-i’nin evine gidip annesine durumu açıklamamız lazım” der. Daha sonra arabanın  anahtarlarını isteyip “Önce şirkete ugrasam daha iyi olur. Babamla son durumları konuşurum. Sen eve git, bir saate dönerim.” diyip Leun’dan ayrılır.

Ertesi gün Leun işe gitmek zorunda kaldığı için Tae Yang tek başına Song-i’nin evine uğrayıp ailesine durumu açıklamıştır. Kızın annesi ve kardeşi duydukları karşısında şok olmuştur, bunca zamandır anlamadıkları için kendilerine ve hiçbir şey söylemediği için Song-i’ye kızmışlardır. Hastaneye Tae Yang’la birlikte gelirler. Song-i’nin odasına girdiklerinde kız kahvaltısını yapmaya çalışıyordur. Annesi kızını öyle görür görmez gidip sarılır. Song-i ona kızım diye sarılan bu kadının annesi olduğunu anlamıştır ama onu tanıyamadığı için ne tepki vereceğini bilmez. Annesinin  içten sarılması karşısında tek yaptığı öylece durmaktır. Annesinden sonra kız kardeşide ablasına sarılır. Onlar tanışırken Tae Yang anne ve kızları yalnız bırakmak için dışarı çıkar. Bir süre sonra odaya geri döndüğünde kızın annesinin ağladığını görür. Tae Yang içeri girince kadın “Bizi hatırlamıyor hiç bir şeyi hatırlamıyor.” diyerek yaşlı gözlerle ona bakar. Tae Yang kadının yanına giderek “Merak etmeyin yakında hatırlamaya başlayacaktır, henüz çok erken. Siz gidip yüzünü yıkayın, hava alın ben burdayım.” diyerek kalmasına yardımcı olur. Song-i’nin kız kardeşi annesinin koluna girerek dışarı çıkarır. Tae Yang Song-i’ye baktığında onun da üzgün olduğunu görür. Song-i elleriyle oynayarak “İnsan anılarından ibaret değil mi? Anılarımız olmadan hiçbir şeyiz. O kadın yani annem benim için göz yaşı döküyor ama ben hiçbir şey hissetmiyorum. Yani ağladığı için üzülüyorum ama bu bir yabancıya duyulan üzüntü gibi bir şey. Boşluktaymışım gibi, hiçbir yere bağlı değilim, köklerim yok gibi… ve bu çok huzursuz hissettiyor. Sence huzuru bulabilecek miyim?” diye sorar. Tae Yang elini kısın omzuna koyarak “Doktor hazfıza kaybının geçici olduğunu söyledi o yüzden zamana bırakalım.” der. Song-i endişeli gözlerle “Ya geçmezse?” diye sorar. “Geçmezse, biz burdayız Song-i, boşlukta değilsin, köklerin sapasağlam yerlerinde duruyor sadece sen şimdi onları görmüyorsun. Ama biz onları görmeni sağlayabiliriz. Onları farketmeni ve onlara tutunmanı…” Bu sırada kızın annesi içeri girer, Tae Yang kadına dönerek “Siz bugün burada kalırsınız benim şimdi şirkete dönmem geriyor akşama tekrar uğrarım.” der.

Tae Yang şirkette odasında biriken işlerini yaparken odaya aniden Jang girer ve “Neden bana söylemedin.” diye çıkışır. Tae Yang sakin tavrını koruyarak ve başını dosyalardan ayırmadan “Neyi söylemem gerekiyormuş?” diye sorar. Jang sinirlerine hakim olmaya çalışarak “Song-i ciddi bir ameliyat geçirmiş. Biraz önce amcamdan duydum. Şimdi nerde hangi hastane?” diye sorsada cevap alamaz. Sonunda dosyalardan kafasını kaldıran Tae Yang “Şuan iyi merak etme. Ziyaret etmezsen daha iyi olur. Zaten seni hatırlamayacaktır.” der. Jang “Hatırlamayacak mı? Neden?” diye merakla sorar. “Çünkü hafızasını kaybetti ve kimseyi hatırlamıyor. Ayrıca dinlenmesi gerekiyor. Kısaca senin gitmene hiç ama hiç gerek yok.” Jang ona aldırmadan “Hangi hastane söyler misin? Onu görmem gerek. Kahretsin daha iki gün önce onunla konuşmak için gelmiştim ama evde kimse yoktu. Onu görmem lazım.” diye tekrarlar. Tae Yang usanmış sesle “Sözlerimi nerenle dinliyorsun bilmiyorum ama kulağın olmadığı kesin.” der. Jang kapıya yönelerek “Tamam söyleme bende tüm hastanelere sordururum, sanki bulmam çok zor.” diyerek çıkar. Tae Yang arkasından ters ters baktıktan sonra birden aklına Kim Sun gelir ve hızla odasına doğru yol alır. Sekreteri bir araziyi görmek için şehir dışına çıktığını ve en erken yarın döneceğini söyler.

Akşama kadar huzursuzca işlerine konsantre olmaya çalışan Tae Yang, Leun’u arayarak buluşup hastaneye gitmek için sözleşir. Song-i’nin odasına girdiklerinde annesi kız kardeşi ve Jang’ı görürler. Tae Yang ona pis bir bakış atar ve herkesi selamlayarak içeri girer. Song-i’nin annesi Tae Yang’a bakarak “Kuzenin Song-i’yi ziyarete gelmiş.” der. Tae Yang “Sağ olsun hiç bir fırsatı kaçırmaz.” der ve sonra düzelterek “Yani tüm zor anlarımızda yanımızdadır.” diyerek zorla gülümser. Jang’da sinsi sinsi gülerek “Song-i ile çok iyi anlaşırız. Geç haberim olmasaydı ameliyatta da burada olmak isterdim.” der. Bu sırada Song-i ortamda negatifliği farkedip bir Jang’a bir de Tae Yang’a bakar. Leun Tae Yang’ın duyacağı bir sesle “Hıh sanki ameliyatı kendi yapacak.” der ve sonra eğilere selam verir ve odadakilere kendini Song-i ve Tae Yang’ın yakın bir arkadaşı olarak tanıtır. Tae Yang kadına bakarak “Siz bu gece eve gidip dinlenin ben buradayım merak etmeyin.” der. Kadın bu gece kalmak için ısrar edince Tae Yang kabul eder.

Üç genç hastane kapısından çıkarken Jang birden “Song-i’yi seviyorum.” der. Tae Yang ve Leun durup ona dönerler. Tae Yang “Ne dedin sen? Tekrar söyle!” diye sesini yükseltir. Jang etrafına bakınarak “Song-i’yi seviyorum dedim. Bunu ona daha önce söyliyecektim ama bir türlü cesaret edemedim. Bu ameliyattan sonra anladım ki onu kaybetme düşüncesi bile korkunçtu, bunu hayal bile edemiyorum. O yüzden sen ne dersen de, onu seviyorum ve onun da beni sevmesini sağlayacağım.” diyerek yürür. Tae Yang arkasından bağırarak “Bu haldeyken bunu ona söylersen seni gebertirim.” Jang onlara dönüp gülerek “Öyleyse şimdi gebertmen gerek çünkü söyledim bile.” der. Tae Yang yumruklarını sıkarak Jang’ın üzerine yürüyünce Leun araya girerek “Sakin ol, etraftakiler bize bakıyor.” der. Sonra Jang’a dönüp “Sadece kendini kandırıyorsun. Kimseyi hatırlamıyorken senden hoşlansa bile elbet hafızası gelecek.”  Jang gülerek “Ya hafızası geldiğinde de benden hoşlanırsa?” der ve Tae Yang’a döner “Ne kadar engel olmaya çalışırsan çalış ona hiserimi göstereceğim. Elimden geleni yapacağım. Çünkü daha önce hiç böyle hissetmedim ve bu hislerimin peşinden gideceğim.” der. Tae Yang yine ona bir hamle yapmak üzereyken Leun ona zorlukla engel olur ve  Jang’a bakarak “Sen de git artık.” diye bağırır.

Jang gittikten sonra Tae Yang tekrar hastaneye yönelir. Leun “Nereye gidiyorsun?” diye peşine düşer. “Gidip Song-i’ye söylemeliyiz onu uyarmalıyız.” Leun onu kolundan tutarak “Şimdi annesi var yarın gideriz. Hem nasıl uyaracaksın. Sakın Jang’a aşık olma mı diyeceksin?” der. Tae Yang bunu hiç düşünmemiştir, duraklayarak “Ne bilim onun iyi biri olmadığını falan söylerim ya da aslında Kim Sun’a aşık olduğunu.” der. Leun “Şey bundan emin değiliz değil mi? Ya biz öyle tahmin ediyoruz. Hiç onun ağzından duymadık. Ya Kim Sun sadece eski bir sevgiliyse ya hastalığından önce ayrılmışlarsa?” diye sorunca Tae Yang kararlı bir sesle “Hayır kesinlikle hala onu seviyor. Ona nasıl baktığını gördüm.” der. Leun telaşla “Kim Sun’a haber vermedik.” Tae Yang “Bugün söylemek için odasına gittim ama iş gezisine gitmiş yarın dönecekmiş.” Leun “Pekala o zaman şimdi eve gidelim. Yarın sabah Jang meselesinin ayrıntılarını Song-i’den öğreniriz.” der ve Tae Yang’ın kolundan çekip yürümeye başlar.

Sabah işe gitmeden önce hastaneye uğrayan Leun ve Tae Yang, Song-i’nin annesiyle birlikte albümlere baktığını görür. Annesi onları karşılayarak “Günaydın çocuklar hoş geldiniz. Biz de eski fotograflara bakıyorduk. Doktor iyi bir fikir olduğunu söyleyince Min Ah eve uğrayıp getirdi.” der. Tae Yang “İyi fikir umarım işe yarar.” diyerek gülümser. Song-i’ye dönüp “Bugün nasılsın bakalım?” diye sorar. Song-i “Olmayan hafızamı saymazsak gayet iyiyim.” der. Annesi bir şey yemek için dışarı çıkınca Tae Yang hazır fırsatını bulmuşken kıza “Dün Jang’la ne konuştunuz?” diye sorar. Song-i “Ben de sana onu soracaktım. Sizin aranız kötü mü?” diye soruyla karşılık verir. Tae Yang “Önce ben sordun, dün ne konuştunuz?” diye karşılık verir. Song-i pes ederek “Bunu sana söylemem doğru mu bilmiyorum.” diyip bir süre bekledikten sonra “Bana aşık olduğunu söyledi.” diyince Tae Yang hemen “Biliyordum işte senin hafıza kaybından yarralanıp kim bilir neler uydurmuştur. Bak Song-i, onunla sevgili falan değildiniz. Yani sen ona aşık değildin, tamam mı?”  Song-i “Biliyorum.” diyince Leun “Nasıl yani?” diye sorar. Kız yatağına iyice yerleşerek “Yani sevgili olduğumuzu falan söylemedi zaten. Daha önce bunu itiraf etmeye cesaret edemediğini ve daha fazla geç kalmak istemediğini söyledi. Eskiden yani ameliyattan önce aramızda bir şey yokmuş, arkadaşmışız.” der ve yorganını iyice çekerek yatma pozisyonu alır. Sonra gözlerini kapayarak “Bu ilaçlar yüzünden sabah akşam uykum geliyor, kendime engel olamıyorum.” diyip uykuya dalar. Leun kıza bakıp gülerek “Haha uyudu bile.” der. Sonra Tae Yang’a bakıp “Vay be, Jang gerçekten dürüst davranmış.” der. Tae Yang kafasını sallayıp “Hem de ondan beklenmeyecek kadar. Ben ameliyattan önce birbirlerini sevdiklerine dair bir hikaye uyduracağını düşünmüştüm.” der. Leun “Bence bu onu gerçekten sevdiğini gösteriyor.” diyip Tae Yang’a bir bakış atar. Tae Yang “Her neyse o adamın hiçbir şeyine güvenmiyorum.” diyip kalkar.

Tae Yang iş yerine gider gitmez sekreterine Kim Sun gelince ona haber vermesini söyler. Tüm gün işleriyle ilgilenip sonunda Song-i’yi arayacak vakit bulur. Tam işten çıkmak üzereyken sekreteri Kim Sun’un geldiğini haber verir. Hemen toparlanıp onun odasına doğru yol alır. Odaya girdiğin de Kim Sun’u masasının başında kağıtlarla uğraşırken bulur. Kim Sun onu görünce önce kapıyı çalmadan girdiği için şaşırır sonra da “Önemli bir şey mi oldu?” diye sorar. Tae Yang birden ne söyleyeceğini daha doğrusu nasıl söyleyeceğini unutur ve tek kelime etmez. Kim Sun onun bugünkü davranışlarına anlam veremez ama  konuşmaya devam eder; “İş için şehir dışındayım normalde 2 gündü ama sorun çıktığı için biraz uzadı. Uçaktan biraz önce indim imzalanacak belgeler için ofise uğradım.” der. Tae Yang’ın tek yaptığı başını sallamaktır. Sonra “Sana bir şey söylemeliyim.” diye söze giriş yapar. “Song-i…” Kim Sun “Song-i’ye bir şey mi oldu?” diye telaşlanır. Tae Yang “Yok hayır iyi yani iyi sayılır. O hastaymış… Yani onun beyninde tümör varmış.” Kim Sun “Ne?!” der sonra ayağa kalkıp Tae Yang’ın yanına giderek “Şimdi nerede, nasıl?” diye endişeli gözlerle sorar. Tae Yang “Sakin ol. Şimdi gayet iyi. Ameliyat oldu ve tümör tamamen alındı. Ama küçük bir sorunumuz var… Ameliyat başarılı geçti ama yine de hafızasını kaybetti. Doktor geçici olduğunu söyledi. Bu yüzden şimdi ona geçmişi hatırlatmaya çalışıyoruz.” der.

Kim Sun ne yapacağını bilmeden bir süre başını eğip düşünür daha sonra ağzında yavaşca “Onu görebilir miyim?” cümlesi çıkar. Tae Yang “Tabiki görebilirsin ben de seni hastaneye götürmeye geldim.” der. Odadan çıkıp arabaya gidene kadar Kim Sun’un ağzını bıçak açmaz, yüzünden karmakarışık olmuş bir ifade ile Tae Yang’ı takip eder. Yolda giderken Kim Sun suskunluğunu bozar ve “Ne zamandır?” diye sorar Tae Yang anlamaz gözlerle ona bakınca “Ne zamandır hastaymış?” diye tekrarlar. Tae Yang  “Şey sanırım iki yıldır. Ama ben ameliyattan önce öğrendim. Belki de evde bayılmasaydı hiç öğrenemeyecektim.” der. Kim Sun’un içinden tekrar ettiği sözcükler ağzından çıkar “Demek iki yıl.” biraz durduktan sonra “İki yıl olduğuna emin misin? iki buçuk yıl olabilir mi?” diye emin olmak için sorar. Tae Yang “Evet haklısın doktor tam olarak iki buçuk yıl demişti. Peki bunu nasıl bildin?” diye sorar. Kim Sun  önce garip bir şekilde gülümser sonra da gözlerinden yaşlar akmaya başlar. Tae Yang onu böyle görünce şaşırır ama sonra iki buçuk yıl önce ayrıldıklarını anlar. Bu tam Song-i’den beklenecek bir davranıştır. Ayrıca Tae Yang haklı çıkmıştır; Song-i, hastalığı yüzünden Kim Sun’dan ayrılmıştır. Uzun bir sessizlikten sonra Tae Yang söze başlar “Seni hastaneye götürmem, sana tuhaf gelecektir ama..” diye konuşurken Kim Sun lafını kesip “Gelmedi… Tuhaf gelmedi.” der ve ona bakar. Tae Yang soran gözlerle bakınca “Yani bizim eskiden sevgili olduğumuzu biliyordun ve beni hatırlayabileceğini düşündün. O yüzden tuhaf gelmedi.” diye açıklama yapar. Tae Yang bir an onun her şeyi bildiğini düşünmüştür ama sonra bunun imkansız olduğunu düşünüp rahatlar. “Evet aynen öyle.” diye cevap verir. 

Sonunda hastaneye varmışlardır. Kim sun yavaş adımlarla Tae Yang’ı izler. Karma karışık hisler içindedir. Hem Song-i için üzgün hem de bunca yıl ondan sakladığı için kızgındır Bu sırada Song-i odasında Jang ile konuşmaktadır. Jang “Cevabını henüz söylemedin.”  Song-i “Ne cevabı?” diye sorar. Jang “Unuttun mu? Dün seni sevdiğimi söylemiştim.”  Song-i “Yok o kadar da değil dün ne yaptığımı hatırlıyorum en azından. Ama senin sevdiğin Song-i’yi hatırlamıyorum. Bu yüzden onun adına bir karar vermek istemiyorum. Bence eski Song-i dönünce yani hafızam yerine gelince tekrar söylemelisin. O zaman doğru cevabı alabilirsin.” der. Jang gülümseyerek “Ya eski Song-i bir daha geri dönmezse? O zaman cevabımı senden alacağım. Bu yüzden beni seni seven biri olarak görmeni istiyorum, bir arkadaş olarak değil.”  Song Jang’ın gözlerinin içine bakarak “Eski Song-i geri gelmezse diyorsun. Peki sen Bu Song-i’yi de seveceğine emin misin?” diye sorunca Jang ne diyeceğini bilemez. Tam bu sırada odaya Tae Yang girer “Sen de mi burdaydın?” diyip Jang’a pis bir bakış attıktan sonra Song-i’ye dönüp “Bugün nasılsın?” diye sorar. Song-i “Her zaman ki gibi.” Tae Yang kapıdan çekilere Kim Sun’a içeri girmesini işaret eder. Kim Sun odaya adımını atıp Song-i’yi görür görmez gözleri dolar. Hastaneye girdiği andan beri tuttuğu göz yaşlarını daha fazla tutamaz. Tae Yang, Jang’a dışarı gelmesini işaret edip “Biz sizi biraz yalnız bırakalım.” diyip dışarı çıkar. Ne olup bittiğini anlamayan Jang kaşlarını çatıp zorla dışarı çıkar kapıyı kapattıktan sonra “Neden şirketin mimarıyla Song-i’yi yalnız bırakıyormuşuz söylesene?” diye  sorar. Tae Yang “O sadece şirketin mimarı değil. Bilmediğin şeyler var.” diyip Jang’ın meraklı yüzüne bakıp sinsi sinsi güler. Jang “Söyleyecek misin? Yoksa şimdi içeri gidip sorayım mı?” diye kapı koluna elini atar. Tae Yang ona engel olup “Dur! Tamam anlatacağım. Hadi biz gidip birer kahve içelim. Onların konuşması bitince geri döneriz.”

“Ne eski sevgilisi mi?!” diyerek masadan kalkar. Tae Yang onu oturmaya çalışarak “Tamam otur şöyle, anlatıyorum işte.” Jang “Yalan söylemiyorsun değil mi? Hani beni vaz geçirmek için falan.” diyince Tae Yang sinirlenir “Evet yalan söylüyorum. Zaten  boşuna adamın kolundan tuttum getirdim. Hem neden oturmuş bunları sana anlatıyorsam.” diyip masadan kalkar. Bu sefer Jang kalkıp onu tekrar masaya oturtarak “Tamam, bir şey demedim sadece çok şaşırdım.” der. Bu arada etrafta ki diğer insanlar bu iki gencin neden sandelye kapmaca oynar gibi yaptıklarına anlam vermeye çalışıyorlardır. Jang “Peki şimdi neden geldi.” Tae Yang “Ne demek neden geldi eski sevgilisi işte eskilerden biri hafızasını geri kazanması için iyi olabilir diye düşündüm.” Jang “Sadece bunu mu düşündün?” Tae Yang “Tamam kabul sadece bu değil. Bak beni iyi dinle Song-i hasta olduğu için bu çocuktan ayrılmış. Yani hala onu seviyor olabilir. Bu yüzden ondan uzak dur diyorum.” Jang “Biliyordum işte, beni engellemek için yaptın.”  Tae Yang “Kendini fazla önemsiyorsun. Song-i’nin iyiliği için yaptım.” Jang “Tamam o zaman bırak kendi kararını kendisi  versin. Eğer gerçekten onu seviyorsa onu seçecektir.” der. Tae Yang sinirlenir “İşte sorun da bu şuan onu hatırlamıyor ve sen kafasını karıştırıyorsun.” Jang “Bak eğer hafızasını kaybetmeden önce ona aşıksa bu haldeyken ona tekrar aşık olacaktır. O yüzden bırak kararı kendi versin.” der. Tae Yang “Ne halin varsa gör şimdi seninle uğraşamam.” diyip kalkar ve Song-i’nin odasına doğru gider. Kapıyı çalıp içeri girince odada sadece Song-i olduğunu görür ve şaşırarak sorar “Kim Sun nerede?” Song-i dudaklarını bükerek

“Çoktan gitti.”

12. Bölümün Sonu

13. Bölüm: “Bir Kar Tanesi & Bir Bahar Dalı” 

Reklamlar