You are currently browsing the tag archive for the ‘bir kar tanesi ol hikaye’ tag.

Bir Kar Tanesi Ol

12. Bölüm

“Siz kimsiniz?”

Song-i’nin bu sorusuna anlam veremeyen iki adam  şaşkın gözlerle doktora bakarlar. Doktor tamamlayamadığı cümlesini tamamlayarak  “Ama gördüğünüz gibi bir hafıza sorunumuz var.” der ve endişeli gözlerle kıza bakar. Song-i elini başına götürerek sarılı olduğunu fark eder ve “Ne oldu bana?” diye sorar. Doktor “Tamam sakin ol her şeyi açıklayacağım. Şimdi ellerini başından uzak tut lütfen.” diyerek kızın ellerini tutarak yatağa koyar. Tae Yang doktora bakarak “Hafızasını mı kaybetti yani?” diye sorar. Doktor kızı muayene etmeye devam ederken “Önce bazı testler yapmamız gerekiyor. Şimdi siz çıkarsanız Song-i’yi daha fazla endişelendirmeden ona durumu açıklayacağım.” der. Tae Yang ve Leun dışarı çıktıklarında birbirlerine anlamsızca bakarlar. Leun “Geçici bir şeydir heralde.” der. Tae Yang’da “Umarım.” diye ona katılıp derin bir nefes alıp verdikten sonra “Sapasağlam hayatta ya gerisi önemli değil.” der. Uzunca bir süre dışarda bekledikten sonra doktor yanlarına gelerek  “Hafıza kaybıda ameliyat sonrası beklediğimiz sonuçlardan biriydi ama beklediğimiz gibi beyinde hafıza kaybına neden olabilecek herhangi bir hasar görünmüyor. Yani ameliyat sırasında buna neden olabilacek bir şey olmadı. Bunun nedenini araştıracağız. Şimdilik geçici bir hafıza kaybı gibi görünüyor ama emin olmalıyız.” der. Tae Yang “Peki bizim bu süreçte yapabileceğimiz bir şey var mı?”  diye sorunca, Doktor “Evet, bende size ona söyleyecektim. Öncelikle hatıralarını hatırlatarak onun nasıl tepkiler verdiğine bakmalıyız. Bazı hastalarda küçük bir anı işe yararken bazılarında bu hatırlatma çabaları tam tersi etki yapabiliyor. Öncelikle ona eski günlerden bahsedebilirsiniz ama onu çok yormamaya özen gösterin. Birden yüklenmeyin yavaş yavaş eski anılarını anlatmakla başlayalım. Bu sırada bizde nedenini anlamak için araştırmaya devam edelim.” der. Leun ve Tae Yang başlarını sallayarak onaylarlar. Leun “Öyleyse ben içeri giriyorum.” der demez kapıya yönelmişken Doktor “Ah, şimdi uyuyor. Uyanınca girersiniz.” der.

Leun mızmızlanmak için doktorun gitmesini bekledikten sonra “Ya of ama ama Song-i’mi görmek istiyorum artık!” diyerek yere çöker. Tae Yang çocuğun dağınık saçlarını iyice karıştırarak “Biraz daha sabret, yeni bir hayata başladı yorulmuş olmalı bırak dinlensin.” diyerek çocuğa gülümser ve devam eder “Ayrıca şimdi fark ettim senin bu halin ne? Zaten paspal gezerdin iyice beter olmuşsun. Git üstünü değiştir.” diye Leun’un yakasından tutup kaldırır. Leun’un tüm karşı koymalarına  rağmen kapıya kadar çıkarır ve eline arabanın anahtarını tutuşturur. Sonunda Leun  pes ederek dudaklarını büküp evin yolunu tutar. Tae Yang bekleme odasında oyalanırken bir hemşire gelerek Song-i’yi görebileceğini söyler. Tae Yang odaya girdiğinde Doktor’da oradadır. Onu gören Doktor “Ah ben de senden bahsediyordum. İşte eşin Tae Yang.” diyince Song-i şaşkın gözlerle Tae Yang’a bakar. Bu sırada ne yapacağını bilemeyen Tae Yang gülümseyip el sallar. Bu hareketi gören Song-i kaşlarını çatıp sessizce bekler. Doktor “Ben sizi yalnız bırakayım.” diyerek odadan çıkar. Tae Yang odada ki koltuğa oturur. Bu sırada Song-i onu izlemektedir sonunda dayanamayıp “Şimdi sen gerçekten benim kocam mısın?” diye sorar. Tae Yang başını sallar. Song-i şüpheli şüpheli bakarak “Boşanmak üzere miydik?” diye sorunca Tae Yang birden kafasını kaldırarak “Hatırlıyor musun?” diye sorar. Song-i “Demek gerçekten boşanmak üzereydik.” Tae Yang “Nasıl yani hatırlamadın mı?” diye sorunca kız “Hayır hatırlamıyorum sadece o kadar soğuk duruyorsun ki oradan çıkardım. İnsan ölümden dönen karısına uzaktan el mi sallar?” diyip suratını asar. Tae Yang ne diyeceğini kafasında toplamaya çalışırken kız “Burada kalmak zorunda değilsin, ben başımın çaresine bakarım.” diyerek yatağına gömülür ve arkasını döner. Tae Yang “Bak beni yanlış anladın.” diye açıklamaya çalışırken içeriye Leun girer ve “Noona!” (Kore’de erkeklerin kendinden büyük kadınları söylediği bir hitap) diyerek kıza sarılır. Song-i ne olduğunu anlamaya çalışırken Leun  “Çok özledim seni.” diyerek sarılmaya devam eder. Song-i çocuğun elinden kurtularak “Sen de kimsin kardeşim mi?” diye sorar. Leun kafasını yana yatırarak “Hımm öyle de denebilir.” diyip sırıtır. Song-i anlamaz gözlerle bakınca “Yani kardeşin kadar yakınım.” diye açıklama yapar. Song-i iki adama bakarak “Boşanmak üzere olduğum kocam ve kardeşim gibi yakın olduğum ama kardeş olmadığım biri, ailem falan yok mu benim?” diye sorar. Leun kaşlarını çatarak Tae Yang’a dönüp “Ona boşanacağınızı mı söyledin? Onca şeyin arasından bunu mu buldun?” diye kızar. Tae Yang “Off ben bir şey söylemedim.” diye mızmızlanmaya başlar. Leun “Öyleyse kendin mi hatırladın?” diyip kıza bakar. Song-i umursamazca omuzlarını silkip “Hiçbir şey hatırlamıyorum.”  der. Tae Yang “Tamam şu konuya bir açıklık getirelim artık. Sana tüm hikayemizi bizimle nasıl tanıştığını ve bu evlilik meselesini en baştan anlatıcağım. Ama bunu bir kez yapacağım o yüzden şimdi iyi dinle.” diyince Song-i kafa sallar ve yatağında doğrulmaya çalışır. Leun ona yardım eder yatağın kenarına oturur.

Tae Yang ilk olarak nasıl tanıştıklarından başlar, evlenme nedenleri, evlilik sözleşmesi, işe başlaması, kaldıkları ev, yaşadıkları olaylar ve son olarak ameliyattan önceki olay da dahil olmak üzere üçü hakkında ki tüm olayları anlatır. Kim Sun ve Jang’ı şimdilik hikayeye dahil etmemeye özen gösterir hepsi bir anda kızın kafasını karıştıracağından korkar. Anlatacakları bittiğinde “İşte tüm hikaye bu, bunlar sana bir şeyler hatırlattı mı?” diye sorar. Song-i bir an sessiz kaldıktan sonra kahkaha atarak “Ahaha iyi bir şakaydı, şimdi gerçek hikayeyi duyalım.” der. Leun gülerek “Üzgünüz elimizde kalan bu.” der. Tae Yang çocuğu dürterek “Ciddi bir şey konuşuyoruz şurada iki dakika ciddi ol.” der. Leun  “Senin ciddiliğin ikimize de yeter.” diyip Tae Yang’ın yanağından makas alır. Tae Yang  “Biraz önce ne dedim ben?” diyip pis pis Leun’a bakar. Song-i ikisine bakarak “Yani şimdi siz sevgilisiniz ve ailenden bunu saklamak için benimle evlendin.” diye anladıklarını onaylamak ister. İkisi birden kafa sallar. Song-i tavana bakarak “Bunu yapmak için delirmiş olmalıyım kesinlikle delirmiş olmalıyım.” der. Leun “Açıkcası ben de seni ilk gördüğüm de böyle düşündüm.” diyince Tae Yang çocuğun kafasına bir tane vurur. Leun kafasını tutarak “Ya şurada içtenlikle bir şey söylüyorum.” der. Tae Yang “İçten düşüncelerini içinde tut.” der ve biraz önce duyduklarının şokunu atlatamamış kıza bakar. “Sana bunlar hiç bir şey hatırlatmadı mı?” diye tekrar sorar. Song-i kafasını hayır anlamında sallayarak “Hatırlatmayı bırak daha da kafamı karıştırdı. Başım ağrımaya başladı.” diyerek uzanır. Tam bu sırada içeri giren doktor “Üzgünüm baylar ama Song-i’nin ilaçlarını alması ve uyuması lazım bugünlük bu kadar ziyaret yeter.” der. Leun yataktan kalkarak “Ona bir şeyler anlatık yani hayatıyla ilgili ama hiç birini hatırlamadı.” der. Doktor “Hımm ondan hemen tepki beklemeyin eminim zamanla hatırlayacaktır.” diyip kıza gülümser. Sonra Tae Yang’a dönüp “Sanırım evleneli fazla olmadı. Ona daha eski anılarını hatırlatırsanız işe yarayacağını düşünüyorum bu yüzden ailesine haber vermenizi öneriyorum.” der. Tae Yang “Evet bende bugün haber vermeyi düşünüyordum. Öyleyse biz şimdilik dışardayız.” diyip çıkarlar.

Doktor, Song-i’nin kontrollerini yaptıktan ve ilacını verdikten sonra dışarı çıkar. Dışarıda bekleyen gençlere bakıp “Verdiğimiz ilaçlar uyku yapıyor bu yüzden Song-i’nin yarın sabaha kadar uyanacağını sanmam. Siz de evlerinize gidip dinlenseniz iyi olur.” der ve gider. Leun Tae Yang’a bakınca o da “Burada beklemek bir işe yaramayacak haydi gidelim. Yarın Song-i’nin evine gidip annesine durumu açıklamamız lazım” der. Daha sonra arabanın  anahtarlarını isteyip “Önce şirkete ugrasam daha iyi olur. Babamla son durumları konuşurum. Sen eve git, bir saate dönerim.” diyip Leun’dan ayrılır.

Ertesi gün Leun işe gitmek zorunda kaldığı için Tae Yang tek başına Song-i’nin evine uğrayıp ailesine durumu açıklamıştır. Kızın annesi ve kardeşi duydukları karşısında şok olmuştur, bunca zamandır anlamadıkları için kendilerine ve hiçbir şey söylemediği için Song-i’ye kızmışlardır. Hastaneye Tae Yang’la birlikte gelirler. Song-i’nin odasına girdiklerinde kız kahvaltısını yapmaya çalışıyordur. Annesi kızını öyle görür görmez gidip sarılır. Song-i ona kızım diye sarılan bu kadının annesi olduğunu anlamıştır ama onu tanıyamadığı için ne tepki vereceğini bilmez. Annesinin  içten sarılması karşısında tek yaptığı öylece durmaktır. Annesinden sonra kız kardeşide ablasına sarılır. Onlar tanışırken Tae Yang anne ve kızları yalnız bırakmak için dışarı çıkar. Bir süre sonra odaya geri döndüğünde kızın annesinin ağladığını görür. Tae Yang içeri girince kadın “Bizi hatırlamıyor hiç bir şeyi hatırlamıyor.” diyerek yaşlı gözlerle ona bakar. Tae Yang kadının yanına giderek “Merak etmeyin yakında hatırlamaya başlayacaktır, henüz çok erken. Siz gidip yüzünü yıkayın, hava alın ben burdayım.” diyerek kalmasına yardımcı olur. Song-i’nin kız kardeşi annesinin koluna girerek dışarı çıkarır. Tae Yang Song-i’ye baktığında onun da üzgün olduğunu görür. Song-i elleriyle oynayarak “İnsan anılarından ibaret değil mi? Anılarımız olmadan hiçbir şeyiz. O kadın yani annem benim için göz yaşı döküyor ama ben hiçbir şey hissetmiyorum. Yani ağladığı için üzülüyorum ama bu bir yabancıya duyulan üzüntü gibi bir şey. Boşluktaymışım gibi, hiçbir yere bağlı değilim, köklerim yok gibi… ve bu çok huzursuz hissettiyor. Sence huzuru bulabilecek miyim?” diye sorar. Tae Yang elini kısın omzuna koyarak “Doktor hazfıza kaybının geçici olduğunu söyledi o yüzden zamana bırakalım.” der. Song-i endişeli gözlerle “Ya geçmezse?” diye sorar. “Geçmezse, biz burdayız Song-i, boşlukta değilsin, köklerin sapasağlam yerlerinde duruyor sadece sen şimdi onları görmüyorsun. Ama biz onları görmeni sağlayabiliriz. Onları farketmeni ve onlara tutunmanı…” Bu sırada kızın annesi içeri girer, Tae Yang kadına dönerek “Siz bugün burada kalırsınız benim şimdi şirkete dönmem geriyor akşama tekrar uğrarım.” der.

Tae Yang şirkette odasında biriken işlerini yaparken odaya aniden Jang girer ve “Neden bana söylemedin.” diye çıkışır. Tae Yang sakin tavrını koruyarak ve başını dosyalardan ayırmadan “Neyi söylemem gerekiyormuş?” diye sorar. Jang sinirlerine hakim olmaya çalışarak “Song-i ciddi bir ameliyat geçirmiş. Biraz önce amcamdan duydum. Şimdi nerde hangi hastane?” diye sorsada cevap alamaz. Sonunda dosyalardan kafasını kaldıran Tae Yang “Şuan iyi merak etme. Ziyaret etmezsen daha iyi olur. Zaten seni hatırlamayacaktır.” der. Jang “Hatırlamayacak mı? Neden?” diye merakla sorar. “Çünkü hafızasını kaybetti ve kimseyi hatırlamıyor. Ayrıca dinlenmesi gerekiyor. Kısaca senin gitmene hiç ama hiç gerek yok.” Jang ona aldırmadan “Hangi hastane söyler misin? Onu görmem gerek. Kahretsin daha iki gün önce onunla konuşmak için gelmiştim ama evde kimse yoktu. Onu görmem lazım.” diye tekrarlar. Tae Yang usanmış sesle “Sözlerimi nerenle dinliyorsun bilmiyorum ama kulağın olmadığı kesin.” der. Jang kapıya yönelerek “Tamam söyleme bende tüm hastanelere sordururum, sanki bulmam çok zor.” diyerek çıkar. Tae Yang arkasından ters ters baktıktan sonra birden aklına Kim Sun gelir ve hızla odasına doğru yol alır. Sekreteri bir araziyi görmek için şehir dışına çıktığını ve en erken yarın döneceğini söyler.

Akşama kadar huzursuzca işlerine konsantre olmaya çalışan Tae Yang, Leun’u arayarak buluşup hastaneye gitmek için sözleşir. Song-i’nin odasına girdiklerinde annesi kız kardeşi ve Jang’ı görürler. Tae Yang ona pis bir bakış atar ve herkesi selamlayarak içeri girer. Song-i’nin annesi Tae Yang’a bakarak “Kuzenin Song-i’yi ziyarete gelmiş.” der. Tae Yang “Sağ olsun hiç bir fırsatı kaçırmaz.” der ve sonra düzelterek “Yani tüm zor anlarımızda yanımızdadır.” diyerek zorla gülümser. Jang’da sinsi sinsi gülerek “Song-i ile çok iyi anlaşırız. Geç haberim olmasaydı ameliyatta da burada olmak isterdim.” der. Bu sırada Song-i ortamda negatifliği farkedip bir Jang’a bir de Tae Yang’a bakar. Leun Tae Yang’ın duyacağı bir sesle “Hıh sanki ameliyatı kendi yapacak.” der ve sonra eğilere selam verir ve odadakilere kendini Song-i ve Tae Yang’ın yakın bir arkadaşı olarak tanıtır. Tae Yang kadına bakarak “Siz bu gece eve gidip dinlenin ben buradayım merak etmeyin.” der. Kadın bu gece kalmak için ısrar edince Tae Yang kabul eder.

Üç genç hastane kapısından çıkarken Jang birden “Song-i’yi seviyorum.” der. Tae Yang ve Leun durup ona dönerler. Tae Yang “Ne dedin sen? Tekrar söyle!” diye sesini yükseltir. Jang etrafına bakınarak “Song-i’yi seviyorum dedim. Bunu ona daha önce söyliyecektim ama bir türlü cesaret edemedim. Bu ameliyattan sonra anladım ki onu kaybetme düşüncesi bile korkunçtu, bunu hayal bile edemiyorum. O yüzden sen ne dersen de, onu seviyorum ve onun da beni sevmesini sağlayacağım.” diyerek yürür. Tae Yang arkasından bağırarak “Bu haldeyken bunu ona söylersen seni gebertirim.” Jang onlara dönüp gülerek “Öyleyse şimdi gebertmen gerek çünkü söyledim bile.” der. Tae Yang yumruklarını sıkarak Jang’ın üzerine yürüyünce Leun araya girerek “Sakin ol, etraftakiler bize bakıyor.” der. Sonra Jang’a dönüp “Sadece kendini kandırıyorsun. Kimseyi hatırlamıyorken senden hoşlansa bile elbet hafızası gelecek.”  Jang gülerek “Ya hafızası geldiğinde de benden hoşlanırsa?” der ve Tae Yang’a döner “Ne kadar engel olmaya çalışırsan çalış ona hiserimi göstereceğim. Elimden geleni yapacağım. Çünkü daha önce hiç böyle hissetmedim ve bu hislerimin peşinden gideceğim.” der. Tae Yang yine ona bir hamle yapmak üzereyken Leun ona zorlukla engel olur ve  Jang’a bakarak “Sen de git artık.” diye bağırır.

Jang gittikten sonra Tae Yang tekrar hastaneye yönelir. Leun “Nereye gidiyorsun?” diye peşine düşer. “Gidip Song-i’ye söylemeliyiz onu uyarmalıyız.” Leun onu kolundan tutarak “Şimdi annesi var yarın gideriz. Hem nasıl uyaracaksın. Sakın Jang’a aşık olma mı diyeceksin?” der. Tae Yang bunu hiç düşünmemiştir, duraklayarak “Ne bilim onun iyi biri olmadığını falan söylerim ya da aslında Kim Sun’a aşık olduğunu.” der. Leun “Şey bundan emin değiliz değil mi? Ya biz öyle tahmin ediyoruz. Hiç onun ağzından duymadık. Ya Kim Sun sadece eski bir sevgiliyse ya hastalığından önce ayrılmışlarsa?” diye sorunca Tae Yang kararlı bir sesle “Hayır kesinlikle hala onu seviyor. Ona nasıl baktığını gördüm.” der. Leun telaşla “Kim Sun’a haber vermedik.” Tae Yang “Bugün söylemek için odasına gittim ama iş gezisine gitmiş yarın dönecekmiş.” Leun “Pekala o zaman şimdi eve gidelim. Yarın sabah Jang meselesinin ayrıntılarını Song-i’den öğreniriz.” der ve Tae Yang’ın kolundan çekip yürümeye başlar.

Sabah işe gitmeden önce hastaneye uğrayan Leun ve Tae Yang, Song-i’nin annesiyle birlikte albümlere baktığını görür. Annesi onları karşılayarak “Günaydın çocuklar hoş geldiniz. Biz de eski fotograflara bakıyorduk. Doktor iyi bir fikir olduğunu söyleyince Min Ah eve uğrayıp getirdi.” der. Tae Yang “İyi fikir umarım işe yarar.” diyerek gülümser. Song-i’ye dönüp “Bugün nasılsın bakalım?” diye sorar. Song-i “Olmayan hafızamı saymazsak gayet iyiyim.” der. Annesi bir şey yemek için dışarı çıkınca Tae Yang hazır fırsatını bulmuşken kıza “Dün Jang’la ne konuştunuz?” diye sorar. Song-i “Ben de sana onu soracaktım. Sizin aranız kötü mü?” diye soruyla karşılık verir. Tae Yang “Önce ben sordun, dün ne konuştunuz?” diye karşılık verir. Song-i pes ederek “Bunu sana söylemem doğru mu bilmiyorum.” diyip bir süre bekledikten sonra “Bana aşık olduğunu söyledi.” diyince Tae Yang hemen “Biliyordum işte senin hafıza kaybından yarralanıp kim bilir neler uydurmuştur. Bak Song-i, onunla sevgili falan değildiniz. Yani sen ona aşık değildin, tamam mı?”  Song-i “Biliyorum.” diyince Leun “Nasıl yani?” diye sorar. Kız yatağına iyice yerleşerek “Yani sevgili olduğumuzu falan söylemedi zaten. Daha önce bunu itiraf etmeye cesaret edemediğini ve daha fazla geç kalmak istemediğini söyledi. Eskiden yani ameliyattan önce aramızda bir şey yokmuş, arkadaşmışız.” der ve yorganını iyice çekerek yatma pozisyonu alır. Sonra gözlerini kapayarak “Bu ilaçlar yüzünden sabah akşam uykum geliyor, kendime engel olamıyorum.” diyip uykuya dalar. Leun kıza bakıp gülerek “Haha uyudu bile.” der. Sonra Tae Yang’a bakıp “Vay be, Jang gerçekten dürüst davranmış.” der. Tae Yang kafasını sallayıp “Hem de ondan beklenmeyecek kadar. Ben ameliyattan önce birbirlerini sevdiklerine dair bir hikaye uyduracağını düşünmüştüm.” der. Leun “Bence bu onu gerçekten sevdiğini gösteriyor.” diyip Tae Yang’a bir bakış atar. Tae Yang “Her neyse o adamın hiçbir şeyine güvenmiyorum.” diyip kalkar.

Tae Yang iş yerine gider gitmez sekreterine Kim Sun gelince ona haber vermesini söyler. Tüm gün işleriyle ilgilenip sonunda Song-i’yi arayacak vakit bulur. Tam işten çıkmak üzereyken sekreteri Kim Sun’un geldiğini haber verir. Hemen toparlanıp onun odasına doğru yol alır. Odaya girdiğin de Kim Sun’u masasının başında kağıtlarla uğraşırken bulur. Kim Sun onu görünce önce kapıyı çalmadan girdiği için şaşırır sonra da “Önemli bir şey mi oldu?” diye sorar. Tae Yang birden ne söyleyeceğini daha doğrusu nasıl söyleyeceğini unutur ve tek kelime etmez. Kim Sun onun bugünkü davranışlarına anlam veremez ama  konuşmaya devam eder; “İş için şehir dışındayım normalde 2 gündü ama sorun çıktığı için biraz uzadı. Uçaktan biraz önce indim imzalanacak belgeler için ofise uğradım.” der. Tae Yang’ın tek yaptığı başını sallamaktır. Sonra “Sana bir şey söylemeliyim.” diye söze giriş yapar. “Song-i…” Kim Sun “Song-i’ye bir şey mi oldu?” diye telaşlanır. Tae Yang “Yok hayır iyi yani iyi sayılır. O hastaymış… Yani onun beyninde tümör varmış.” Kim Sun “Ne?!” der sonra ayağa kalkıp Tae Yang’ın yanına giderek “Şimdi nerede, nasıl?” diye endişeli gözlerle sorar. Tae Yang “Sakin ol. Şimdi gayet iyi. Ameliyat oldu ve tümör tamamen alındı. Ama küçük bir sorunumuz var… Ameliyat başarılı geçti ama yine de hafızasını kaybetti. Doktor geçici olduğunu söyledi. Bu yüzden şimdi ona geçmişi hatırlatmaya çalışıyoruz.” der.

Kim Sun ne yapacağını bilmeden bir süre başını eğip düşünür daha sonra ağzında yavaşca “Onu görebilir miyim?” cümlesi çıkar. Tae Yang “Tabiki görebilirsin ben de seni hastaneye götürmeye geldim.” der. Odadan çıkıp arabaya gidene kadar Kim Sun’un ağzını bıçak açmaz, yüzünden karmakarışık olmuş bir ifade ile Tae Yang’ı takip eder. Yolda giderken Kim Sun suskunluğunu bozar ve “Ne zamandır?” diye sorar Tae Yang anlamaz gözlerle ona bakınca “Ne zamandır hastaymış?” diye tekrarlar. Tae Yang  “Şey sanırım iki yıldır. Ama ben ameliyattan önce öğrendim. Belki de evde bayılmasaydı hiç öğrenemeyecektim.” der. Kim Sun’un içinden tekrar ettiği sözcükler ağzından çıkar “Demek iki yıl.” biraz durduktan sonra “İki yıl olduğuna emin misin? iki buçuk yıl olabilir mi?” diye emin olmak için sorar. Tae Yang “Evet haklısın doktor tam olarak iki buçuk yıl demişti. Peki bunu nasıl bildin?” diye sorar. Kim Sun  önce garip bir şekilde gülümser sonra da gözlerinden yaşlar akmaya başlar. Tae Yang onu böyle görünce şaşırır ama sonra iki buçuk yıl önce ayrıldıklarını anlar. Bu tam Song-i’den beklenecek bir davranıştır. Ayrıca Tae Yang haklı çıkmıştır; Song-i, hastalığı yüzünden Kim Sun’dan ayrılmıştır. Uzun bir sessizlikten sonra Tae Yang söze başlar “Seni hastaneye götürmem, sana tuhaf gelecektir ama..” diye konuşurken Kim Sun lafını kesip “Gelmedi… Tuhaf gelmedi.” der ve ona bakar. Tae Yang soran gözlerle bakınca “Yani bizim eskiden sevgili olduğumuzu biliyordun ve beni hatırlayabileceğini düşündün. O yüzden tuhaf gelmedi.” diye açıklama yapar. Tae Yang bir an onun her şeyi bildiğini düşünmüştür ama sonra bunun imkansız olduğunu düşünüp rahatlar. “Evet aynen öyle.” diye cevap verir. 

Sonunda hastaneye varmışlardır. Kim sun yavaş adımlarla Tae Yang’ı izler. Karma karışık hisler içindedir. Hem Song-i için üzgün hem de bunca yıl ondan sakladığı için kızgındır Bu sırada Song-i odasında Jang ile konuşmaktadır. Jang “Cevabını henüz söylemedin.”  Song-i “Ne cevabı?” diye sorar. Jang “Unuttun mu? Dün seni sevdiğimi söylemiştim.”  Song-i “Yok o kadar da değil dün ne yaptığımı hatırlıyorum en azından. Ama senin sevdiğin Song-i’yi hatırlamıyorum. Bu yüzden onun adına bir karar vermek istemiyorum. Bence eski Song-i dönünce yani hafızam yerine gelince tekrar söylemelisin. O zaman doğru cevabı alabilirsin.” der. Jang gülümseyerek “Ya eski Song-i bir daha geri dönmezse? O zaman cevabımı senden alacağım. Bu yüzden beni seni seven biri olarak görmeni istiyorum, bir arkadaş olarak değil.”  Song Jang’ın gözlerinin içine bakarak “Eski Song-i geri gelmezse diyorsun. Peki sen Bu Song-i’yi de seveceğine emin misin?” diye sorunca Jang ne diyeceğini bilemez. Tam bu sırada odaya Tae Yang girer “Sen de mi burdaydın?” diyip Jang’a pis bir bakış attıktan sonra Song-i’ye dönüp “Bugün nasılsın?” diye sorar. Song-i “Her zaman ki gibi.” Tae Yang kapıdan çekilere Kim Sun’a içeri girmesini işaret eder. Kim Sun odaya adımını atıp Song-i’yi görür görmez gözleri dolar. Hastaneye girdiği andan beri tuttuğu göz yaşlarını daha fazla tutamaz. Tae Yang, Jang’a dışarı gelmesini işaret edip “Biz sizi biraz yalnız bırakalım.” diyip dışarı çıkar. Ne olup bittiğini anlamayan Jang kaşlarını çatıp zorla dışarı çıkar kapıyı kapattıktan sonra “Neden şirketin mimarıyla Song-i’yi yalnız bırakıyormuşuz söylesene?” diye  sorar. Tae Yang “O sadece şirketin mimarı değil. Bilmediğin şeyler var.” diyip Jang’ın meraklı yüzüne bakıp sinsi sinsi güler. Jang “Söyleyecek misin? Yoksa şimdi içeri gidip sorayım mı?” diye kapı koluna elini atar. Tae Yang ona engel olup “Dur! Tamam anlatacağım. Hadi biz gidip birer kahve içelim. Onların konuşması bitince geri döneriz.”

“Ne eski sevgilisi mi?!” diyerek masadan kalkar. Tae Yang onu oturmaya çalışarak “Tamam otur şöyle, anlatıyorum işte.” Jang “Yalan söylemiyorsun değil mi? Hani beni vaz geçirmek için falan.” diyince Tae Yang sinirlenir “Evet yalan söylüyorum. Zaten  boşuna adamın kolundan tuttum getirdim. Hem neden oturmuş bunları sana anlatıyorsam.” diyip masadan kalkar. Bu sefer Jang kalkıp onu tekrar masaya oturtarak “Tamam, bir şey demedim sadece çok şaşırdım.” der. Bu arada etrafta ki diğer insanlar bu iki gencin neden sandelye kapmaca oynar gibi yaptıklarına anlam vermeye çalışıyorlardır. Jang “Peki şimdi neden geldi.” Tae Yang “Ne demek neden geldi eski sevgilisi işte eskilerden biri hafızasını geri kazanması için iyi olabilir diye düşündüm.” Jang “Sadece bunu mu düşündün?” Tae Yang “Tamam kabul sadece bu değil. Bak beni iyi dinle Song-i hasta olduğu için bu çocuktan ayrılmış. Yani hala onu seviyor olabilir. Bu yüzden ondan uzak dur diyorum.” Jang “Biliyordum işte, beni engellemek için yaptın.”  Tae Yang “Kendini fazla önemsiyorsun. Song-i’nin iyiliği için yaptım.” Jang “Tamam o zaman bırak kendi kararını kendisi  versin. Eğer gerçekten onu seviyorsa onu seçecektir.” der. Tae Yang sinirlenir “İşte sorun da bu şuan onu hatırlamıyor ve sen kafasını karıştırıyorsun.” Jang “Bak eğer hafızasını kaybetmeden önce ona aşıksa bu haldeyken ona tekrar aşık olacaktır. O yüzden bırak kararı kendi versin.” der. Tae Yang “Ne halin varsa gör şimdi seninle uğraşamam.” diyip kalkar ve Song-i’nin odasına doğru gider. Kapıyı çalıp içeri girince odada sadece Song-i olduğunu görür ve şaşırarak sorar “Kim Sun nerede?” Song-i dudaklarını bükerek

“Çoktan gitti.”

12. Bölümün Sonu

13. Bölüm: “Bir Kar Tanesi & Bir Bahar Dalı” 

Bir Kar Tanesi Ol

11. Bölüm

“Benden ikinci bir şans isteyen biri için ben de hayattan ikinci bir şans istemeye karar verdim”

Doktor kıza  gülümser ve doğrulayarak  başını sallar ” Zaten hayatımıza anlam katan onlar değil midir?” der. Song-i’nin suratı aniden değişir “Bir anda buraya geldim ama aslında hala çok korkuyorum.” der. Doktor “Önemli olan ilk adımı atmaktı ve sen bunu başardın. Şimdi  kararından vazgeçmeden hemen ameliyat için testlere başlayalım.” diyince Song-i direk “Yine mi testler?” diye elini alnına götürür. Doktor “Bu sefer çok kısa sürecek sonuçları bahsettiğim doktora göndericeğim ve onun fikrini de aldıktan sonra yarın senle oturup ameliyat sürecinde yaşayacakların hakkında konuşacağız.” der. Song-i kafa sallayarak yavaş yavaş ayağa kalkar ve doktora selam verir tam çıkmak üzereyken Doktor “Ha unutmadan, para meselesini ayarladın mı? Avusturya’dan gelecek doktor belirlediğimiz miktardan fazla isteyebilir ama ben onunla konuşup ayarlarım. Sen merak etme.” der. Song-i kafasını sallayarak dışarı çıkar. “Daha o parayı tamamlayamamışken daha fazla mı? Off acaba şimdiden vaz mı geçsem?” diye düşünerek hemşireyi takip eder.

Hastaneden sonra markete uğrayıp alışveriş yapar. Eve döndüğünde diğerlerini gelmesine çok az kalmıştır bu yüzden hemen yemek hazırlıklarına girişir. Bu akşam verdiği kararın şerefine bir kutlama yapmak ister. Yemekler bittikten sonra odasına geçip banka cüzdanını alır ve hesap yapmaya başlar. Aslında bu parayı o gittikten sonra ailesi kullansın diye biriktirmiştir ama şimdi hesaplayınca ameliyat parasının yarısı eder. “Hıım kalan yarısını nereden bulabilirim?” diye düşünürken kapı sesi duyulur. Hemen hesap defterini yatağın içine sıkıştırarak aşağı iner. Tae Yang içeri girip çoktan mutfağa dalmıştır bile, masanın önünde durmuş inceleyerek “Hayrola kutlamamı var.” der. Song-i gülerek “Hıım kutlama sayabiliriz.” der. Tea Yang kıza şüpheli bakarak “Planı mı öğrendin yoksa?” der. Song-i anlamaz gözlerle bakar “Plan mı, nolmuş plana?” diye sorunca Tae Yang pot kırdığını anlayıp “Bir şey yok canım, ne planı nereden çıkardın onu?” diye merdivenlere doğru yürür. Song-i peşinden giderek “Ne demek nereden çıkardın, sen söyledin ya şimdi.”  Tae Yang ona dönüp ellerini bilmiyorum anlamında açarak hızla yukarı çıkar. Song-i olduğu yerde somurtup “Meraktan çatlarım ama” der. Tam o anda içeri giren Leun “Burada meraktan çatlayacak biri varsa oda ben olmalıyım. Neler oluyor.” der. Song-i hemen çocuğun yanına giderek “Tae Yang planla ilgili bir şeyler dedi sen kesin biliyorsundur.” diyerek elini omzuna atar. Leun kızın elinden kurtularak “Şey benim yukarı çıkmam lazım.” der ve hızlıca merdivenlere yönelir. Song-i yine umduğunu bulamayınca “Bir şeyler çeviriryorsunuz ama yakında öğreniriz.”  der ve mutfağa yönelir.

 

 

Tae Yang ve Leun gelince hep birlikte yemeğe başlarlar. Tae Yang “Madem kutlama yapıyoruz şarapsız olmaz.” der ve uzun zamandır sakladığı şaraplardan birini getirir. Leun “Ne için kutlama yapıyoruz?” diye sorunca Song-i “İşte gayet mutluyuz falan diye, olamaz mı?” Leun “Böyle güzel yemekler olacaksa her gün kutlama yapabiliriz.” diyip yemeğe başlar. Tae Yang “Sabret biraz şunu açayım.” diyip sonunda açabildiği şarabı kadehlere doldurur. Yemeklerini her zaman ki gibi konuşmaktan geç saate kadar bitiremezler. Tae Yang saate bakarak “Ah neredeyse üç saatir sofradayız, haydi kalkın artık. Daha bir sürü işim var.” diyerek masadan kalkıp merdivenlere yönelmişken geriye dönüp “Song-i bu gece için teşekkürler.” der. Song-i gülümseyerek “Rica ederim. Benim için zevkti.” der. Leun hemen lafa atlayarak “Öyleyse her gün isteriz bu ziyafet sofrasını.” diyince Tae Yang “Öyleyse her gün yardım edersin.” der. Leun  “Her gün kutlama mı olurmuş canım.” diyerek yavaş yavaş kalkar.  Song-i “Sanırım bunu her gün yapabilirim.” diyince ikiside dönüp bakar. Tae Yang “Bugün fazla mı iyisin bana mı öyle geldi?” der. Song-i “Aman size de hiç yaranılmıyor.” diyip tabakları toplamaya başlar.  Diğerleri yukarı çıkınca sandalyesine oturup “Bu hergün kaç gün olacak acaba…” diye düşünmeye başlar. Aslında bugün onlara ameliyattan bahsetmeyi planlamıştır ama ikisini de bu kadar neşeli görmüşken bahsedip ortamın neşesini kaçırmak istememiştir. “Neyse yarın ki görüşmeden sonra söylerim.” diyerek kalkar ve masayı toplamaya devam eder.

Doktor bir yandan elinde ki sonuçlara göz gezdirirken bir yandan Song-i ile konuşmaktadır. “Seninle ameliyatın tehlikelerini daha önce konuşmuştuk. O tehlikeler şimdide geçerli, malesef ilaçlarla tümörü küçültmeyi başaramadık. kullandığın ilaçlar  sadece onun büyümemesini sağladı. Bu da iyi bir şey.” diyerek tekrar masada ki kağıtlara gömülür.  Song-i korkarak “Felç olma ihtimali hala var mı?” diye sorar. Doktor başını sallayarak “Malesef  böyle bir ihtimal var. Ayrıca tümörün bulunduğu yer itibariyle konuşmama gibi bir durumda ortaya çıkabilir. Ama bunlar hayatta kalırsan olabilecek şeyler, önceliğimiz seni hayatta tutmak.” dedikten sonra kızın yüzüne bakınca  “Sakın umutsuzluğa düşme, ameliyatı yapacak olan doktor daha önce seninkine benzer bir kaç ameliyata girmiş ve tüm hastaları iyileşmiş.” diyerek onu cesaretlendirmeye çalışır. Song-i “Biraz daha konuşursak vazgeçeceğim. En iyisi daha fazla ameliyattan bahsetmeyelim. Siz bana günü ve saati söyleyin.” diyerek zorla da olsa gülümser. Doktor onun vazgeçebileceğ ihtimalini göz önünde bulundurarak “Öyleyse Avusturya’dan doktor gelir gelmez yapalım. Yani  üç gün sonra.Ama bir gün önceden hastanede olman gerekiyor. İstersen bugün bile yatış işlemlerine başlayabiliriz.” der. Song-i telaşlanarak  “Bugün mü? Eğer sakıncası yoksa ameliyattan bir gün önce yatmayı tercih ederim. Yapmam gereken bazı işler varda.” der. Doktor “Pekala öyle olsun, o zaman ilaçları kullanmaya devam et. Ama ağrıların şiddetlenebilir.  Eğer baş edemeyeceğin şekilde olursa hemen buraya geleceğine söz ver.” der. Kız sessizce başını tamam anlamaında sallar ve teşekkür ederek çıkar.

Yol boyunca parayı Tae Yang’dan istemenin planlarını yapar. Hala söyleyip söylememekte kararsızdır ama sonunda elbette öğreneceklerdir. Bu yüzden ondan duymaları daha iyi diye düşünür. Ama en başından beri karar verdiği gibi ailesine söylemeyecektir. Sonra aklına Kim Sun gelir. “Bir gün önceden yatacaksam şimdilik 2 günüm var bu iki gün içinde onu mutlaka görmem lazım.” diye düşünür. Önce alesine uğrayıp onlarla vakit geçirdikten sonra eve döner. Geldiğinde Leun evdedir. “Bugün erkencisin.” diyerek oturur. Leun “Evet, bir kaç gün böyle part-time çalışacağım. Sen nerelerdesin?” diye sorar. Song-i koltuğa uzanarak “Ah çok yoruldum. Annemlerdeydim.” der. Leo gelip kızın suratını yalayınca Song-i “Ah, biri uzanınca gel beni yala mesajı mı veriyor nedir. Hemen koşup geliyorsun.” diyerek köpeğin dilinden kurtulmaya çalışır. Leun “Leo! mama ister misin?” diye sorunca Leo gidip mama kabını getirir. Leun ona mama verip tekrar salona döndüğünde kızın uyuya kaldığını görür. “Hah annen eve gelince seni çalıştırıyor mu yoksa? Ne bu yorgunluk.” diyerek kızın üzerini örtmek için bir şeyler bulmaya gider.

Tae Yang kapıdan bir hışımla girerek “Song-i nerdesin?” diye bağırır. Kız gözlerini açmaya çalışırken, sesi duyan Leun merdivenlerden koşarak iner. “Neden bağırıyorsun?” diye sorsada Tae Yang onu dinlemeden salona geçer. Bu sırada Song-i ayağa kalkmaya çalışsa da dengesini sağlayamıyordur. Sonra eliyle koltuğun kenarına tutunara kalkar. “Burdayım bir şey mi oldu?” diye anlamaz gözlerle Tae Yang’a bakar. “Hah bir şey mi oldu diyor bir de. Hiç bir şey olmadı canım sadece karım  babamla arkamdan anlaşmalar imzalıyor.” diyince Song-i onun babasıyla konuştuğunu anlar. “Demek öğrendin.” diyerek yere bakar. Tae Yang’ın yüzüne bakmaya cesareti yoktur. Onun ne kadar kızdığını biliyordur. Leun “Ne olduğunu biri bana da söyleyecek mi?” diye sinirlenir. Tae Yang “Hemen anlatayım. Biz burda bu saçma evcilik oyununu oynarken babamın her şeyden haberi varmış.” der. Leun korkarak “Nasıl yani?” diye sorar. Tae Yang, Song-i’nin daha önce hiç görmediği kadar sinirlenmiştir. Sesini yükselterek konuşmaya devam eder.” Yani bu evliliğin sahte olduğundan, ilişkimizden, her şeyden başından beri haberi var. Ve Song-i ile bir anlaşma bile yapmış.” der. Leun Song-i’ye dönerek “Ne anlaşması?” der. Leun da hiç olmadığı kadar ciddi görünüyordur. Kız daha ağzını açmadan Tae Yang “Boşandığımız da hiç bir şey istemeyeceğine dair bir anlaşma.Ama asıl önemli olan babamın Leun ve benden haberi olması ve senin bize bunu söylememen.” diyerek Song-i’ye döner. Leun ne söyleyeceğini bilmeden en yakınında ki koltuğa oturur. Song-i zorla konuşarak “Be- ben sadece sizin keyfinizi kaçırmak istemedim. Böyle iyi gidiyordu.” diyince Tae Yang yüksek sesle güler ve “İyi gidiyordu öyle mi? Demek sen eğleniyordun. Sanırım diken üstünde olan sadece bendim. Ya öğrenilirse, ya büyükbabam duyarsa, ya yakalanırsak diye düşünen sadece bendim.” diyip parmağını Song-i’ye uzatarak “Eğlenen sadece sendin ve kendi huzurun kaçmasın diye bize söylemedin.” der. Song-i her zaman söylemekle söylememek arasında gidip gelmiş hangisinin iyi olacağına karar verememiştir. En sonunda onların mutlu hallerini görünce şuan için durumun iyi olduğunu düşünüp söylememeye karar vermiştir. Şimdi düşününce  Tae Yang haklıdır. Aslında bencillik yaparak kendi huzuru için söylememiştir. Tae Yang ve Leun’un yanında gerçekten mutludur ve bunu kaybetmek istememiştir. Eğer öğrenirse bu evliliğe daha fazla devam etmeyeceğini düşünmüştür. Kalan son günlerini rahat geçirmek için söylememeyi tercih etmiştir. Song-i bunları düşünürken Tae Yang onun konuşmamasına sinirlenip “Bir şey söylemeyecek misin? Yani bunu kabul ediyor musun?” der. Song-i kafasını kaldırıp Tae Yang’a bakarak “Özür dilerim. Haklısın.” der. Tae Yang sinirden evin ortasında dönüp duruyordur. Sonra aniden kıza dönüp “Bu saçma sapan evliliğe bir son vereceğiz. Yarın seni burada görmek istemiyorum. Boşanma işlemlerini sonra hallederiz.” der. Song-i ve Leun şaşkınlıkla ona bakar. Leun “Tae Yang biraz ileri gitmiyor musun? Tamam bir hata yaptı ama…” diye sözünü bitirmeden Tae Yang “Bir hata mı? Bu basit bir hata değil. Hem babamla bunu da konuştuk. Diğerlerine hiç bir şey söylemeyecek. Ama hemen boşanmamı istiyor.” diyip yukarı çıkar. Song-i başını ellerinin arasına alır ve eğilir yanaklarından süzülen göz yaşları yere düşer. Şimdi başı o kadar çok ağrıyordur ki ne yapacağını bilemez. Leun kıza bakar ama şu anda ne diyeceğini bilmiyordur o yüzden ilk önce Tae Yang’ı yatıştırmanın daha iyi olduğunu düşünüp yukarı çıkar.

Leo Song-i’nin yanına gelerek onu yalamaya başlar. Song-i başını kaldırıp “Bir tek sen bana kızgın değilsin değil mi? Ama eminim sende anlasaydın sende kızardın.” diyerek köpeğin başını okşar. Sonra ayağa kalkar ama dengesini kaybedip tekrar koltuğa düşer. “Ah şimdi bi de bu çıktı. Dengemi sağlayamıyorum.  Sanırım hastaneye yatmak en iyisi.” diye içinden geçirerek koltuğa tutunur ve ayağa kalkar. Yavaş yavaş merdivenleri çıktıktan sonra odasına ulaşır ve kendini direk yatağa atar. Gözlerini açtığında pencereden sızan güneşle çoktan sabah olduğunu anlar. Akşam yattığından beri hiç kıpırdamamıştır, yatak bozulmamıştır bile. “Acaba bayıldım mı?” diye düşünerek kalkmaya çalışır. Son bir kaç gündür sabah çok kötü bir baş ağrısı ile uyanıyordur ve bugün de öyle olmuştur üstelik mide bulantısı ile birlikte. Hızla kalkarak lavobaya zor yetişir. Duş aldıktan sonra odaya gelir ve “Evet Song-i gitme vakti geldi.” diyerek bavulünü dolabın üstünden almaya çalışır. Kıyafetlerini yerleştiriken bir yandan bu evde ki güzel anılarını düşünür ve göz yaşlarına engel olamaz.

 

Eşyalarını toplarken mektuplarını bulur. Bunları öldükten sonra okuması için ailesine ve Kim Sun’a yazmıştır. Onlardan bunca yıl sakladıkladığı için onu affetmeyeceklerini bildiği için onlarla bu şekilde vedalaşmak istemiştir. Bunları ameliyat sonrası ona bir şey olursa sahiplerine ulaştırmaları için Tae Yang ve Leun’a vermeyi planlamıştır ama şimdi onlara da söyleyemeyeceğine göre doktora vermek en iyisi diye düşünür. Aklına bir şey gelir ve kalkarak kağıt kalem alarak alarak yazmaya başlar. Bitince kağıdı katlayıp bir zarfa koyar ve zarfın üzerine Tae Yang ve Leun’a diye yazar. Mektuplarını bir pakete koymaya çalışırken odaya Leun girer. “Ne o ek iş olarak postacılığa mı başladın?” diye şaka yaparak girsede yerde duran bavulu görünce “Saçmalama, nereye gidiyorsun?” diye sorar. Song-i “Duydun sende, beni görmek istemediğini söyledi.” der. Bir yandan da mektuplarını yastığın altına sıkıştırır. Leun “Hadi ama yapma Tae Yang’ı sen de tanıyorsun. Böyle birden sinirlenir ama zaman geçince her şeyi unutur.” der. Song-i hayır anlamında kafasını sallayarak “Bu sefer farklı. Hem babası ile konuşmuşlar.” der. “Tamam boşanacağını söylemiş ama bu senin hemen gitmeni gerektirmiyor değil mi? Dava sonuçlanana kadar kalabilirsin. Hem bu ani alınmış bir karar belki değişir. Hala anlamış değilim sadece babası öğrendiyse neden boşanıyorsunuz. Ne bilim hala diğer aile üyeleri bilmiyor.” der. Song-i “Sanırım babası benim mirasta hak iddia edeceğimi falan düşünüyor. Her neyse şimdi toparlanmam lazım.” diyerek katladığı elbiseleri alır. Leun onları bıraktırarak “Lütfen bu kadar acele etme bir gece daha bekle. Bak görüceksin bugün Tae Yang’da kalmanı isteyecek.” der. Song-i çocuğa sarılarak “Gerçekten özür dilerim, ben bu kadar büyük bir olay olacağını bilmiyordum.” der. Çocuk kızın sırtını sıvazlayarak “Endişelenme artık, bir şekilde ortalık durulacak.” der. Song-i Leun’un yüzüne bakarak “Sen neden bana kızgın değilsin?” diye sorar. Leun biraz düşünerek “Aslında her zaman herkesin öğrenmesini istemişimdir. Yani ben eşcinsel olduğumu kimseden saklamıyordum. Ta ki Tae Yang’la tanışana kadar. O bu konuda biraz daha kapalı kimsenin öğrenmesini istemedi ben de kabul ettim. Ama böyle yaşamak zor, kendini saklamak zor. O yüzden babası öğrenince sanırım beni pek etkilemedi.” diyerek kıza gülümser ve devam eder “Senin tuzun kuru tabi, burada Tae Yang’ın ailesi söz konusu diye düşünüyorsun değil mi?”  diye kıza sorar. Song-i kafa sallayarak “Hayır, seni anlıyorum.” der. Leun “Öyleyse karnımızı doyuralım. Şahsen ben çok açım. Eğer biraz daha aç kalmaya devam edersen sana kızabilirim.” diyerek kızın kolundan çeker. Song-i gülerek ayağa kalkar, Leun “Hah şöyle, gül biraz. Somurtunca çok çirkin oluyorsun benden söylemesi.” diyip odadan çıkar. Song-i mutfakta yiyecek bir şeyler hazırlarken, dün öğlenden beri hiç bir şey yemediğini fark eder.

Leun masaya gelip hemen yemeğe başlar. “Hımm, bence Tae Yang acıktığı anda bu yemekler aklına gelecek ve seni affedecektir.” der. Song-i gülerek “Sanmam ama kızgın olan sen olsaydın yemekler kesin işe yarardı.” der. Leun “Ah aklıma süper bir fikir geldi. Siz boşanınca seni aşcı olarak eve alabiliriz. Evet evet süper bir fikir.” diyerek yemeğe devam eder. Song-i ona izleyip gülümser tam yemeğinden yiyecekken kapı sesi duyulur. Gelen Tae Yang’dır. Leun “Zamanlaman süper, hadi yemeğe gel.” der. Song-i huzursuzca Tae Yang’ın vereceği tepkiyi merak ediyordur. Tae Yang mutfağa girdiğinde Song-i ve Leun’u masa başında görünce ilk söylediği söz “Ben sana seni burada görmek istemediğimi söylemedim mi?” olur. Song-i’nin gözleri sulanıp sesi çatallaşmaya başlar ağzından yavaşca “Birazdan gidiceğim.” sözleri dökülür. Leun “Tae Yang yeter artık bu biraz fazla olmuyor mu? Kendine gel.” diye sesini yükseltir. Tae Yang şaşkın gözlerle Leun’a bakarak “Bakıyorum senin hiç umrunda değil bu olanlar.” der. Leun “Umrumda ama  böyle aşırı tepkiler vermiyorum.” der. Tae Yang gülerek “Aşırı tepki veriyorum öyle mi? O zaman aşırı tepkilerime devam edeyim. Song-i’yi bu kadar çok istiyorsan sen de onunla birlikte git.” der. Leun tam bir şey söyleyecekken Song-i ayağa kalkar “Lütfen yapmayın. Benim yüzümden kavga etmeyin.” der. Bunları söylerken yerin ayağının altından kaydığını hissediyordur. Şimdi her şey bulanık görünmeye başlamıştır. Yukarı çıkıp eşyalarını toplamak istiyordur ama yürüyecek hali yoktur. Düşmemek için masaya tutunur o sırada tabağına çarpar ve yemekleri aşağıya döker. Leun kıza bakarak “İyi misin?” diye sorar, Song-i kısık bir sesle “Özür dilerim.” der ve o anda yere yığılır. Tae Yang ve Leun aynı anda telaşla kızın yanına gelirler. Leun “Song-i, song-i beni duyuyor musun?” diye sorsa da karşılığını alamaz. Tae Yang kızı kucaklayıp salona koltuğa götürür. Leun “Sanırım bu saate kadar hiç bir şey yememiş ondan olabilir mi?” diye sorar. Tae Yang’ı ise çok endişeli görünmektedir. Ne yapacağını bilmeden bir o yana bir bu yana döner durur. Sonra kızı tekrar kucaklayarak Leun’a “Arabanın anahtarlarını al hastaneye gidiyoruz.” diyerek hızla kapıya yönelir.

Song-i’nin her zaman gittiğini hastaneye gelmişlerdir. Acil servise giderler. Doktorlar Song-i’ye bakarken onlar da kayıt işlemlerini yaparlar. Kayıt sırasında Song-i’nin doktoruna da haber verilir. Tae Yang ve Leun kapıda baklerken doktor hızla yanlarından geçer ve içeri girer. “Song-i benim hastam. Ne olmuş?” diye içeride ki doktora sorar. Doktor “Birden bayılmış. Ben de durumu anlamak için bazı testler istedim. Ama sizin hastanızsa sizin bakmanız daha iyi.” diyerek çekilir. Doktor kısa bir muaneden sonra “Kahretsin, ameliyattan önce en çok korktuğum şey oldu. Bilincini kaybetmiş olabilir, çabuk yoğun bakım odasına alın.” derken bunları açık kapıdan duyan Tae Yang  içeri girerek “Ameliyat mı?” der. Doktor adamın yüzüne bakarak “Sen kimsin?” diye sorar. Tae Yang “Song-i’nin eşiyim. Onun nesi var?” diye sorar. Doktor telaşla “Şimdi zaman kaybetmeden yapmamız gerekenler var. Sizinle sonra konuşacağım.” diyerek ayrılır.  Tae Yang ve Leun anlamaz gözlerle birbirlerine bakarlar ve beklemeye devam ederler. Leun sessizliği bozarak “O doktor benim hastam dedi yaa, yani daha önce de mi gelmiş?” diye sorar. Tae Yang “Bilmiyorum ve biraz daha hiç bir şey bilmeden beklersek delireceğim.” der. Ta bu sırada bir hemşire gelir “Efendim. Song-i Hanım’ın eşi siz misiniz?”” diye sorar. Tae Yang evet anlamında başını sallayınca “Doktoru sizinle görüşmek istiyor beni takip edin.” der ve onları doktorun odasına götürür.

İçeri girdiklerinde Doktor  telefon görüşmesi yapıyordur. Telefonu kapatıp “Buyrun oturun.” diye Tae Yang’a masanın önünde ki koltukları gösterir.Doktor Leun2a bakarak “Siz nesi oluyorsunuz?” diye sorar. Leun “Çok yakın bir arkadaşıyım, ben de kalabilir miyim?” diye sorar. Doktor “Tabi buyrun.” der ve sandalyesine oturup derin bir nefes alır. “Sanırım sizin olanlardan haberiniz yok. Tam da Song-i’den beklenildiği gibi bu zamana kadar kimseye söylememiş.” diyerek konuya başlar. Merakını daha fazla dizginleyemeyen Tae Yang “Neyi söylememiş?” diye sorar. Doktor sözlerine devam ederek “Song-i buraya ilk, iki buçuk yıl önce geldi ve beyin tümörü tehşisi konudu.” diye söze başlayınca Tae Yang ve Leun birlikte “Ne?” diye şaşırırlar. Doktor “Tümörün bulunduğu yer itibariyle ameliyatla alınması çok riskliydi. Masada kalma ihtimali çok yüksekti. Ama tümör alınmazsa da yaşama şansı çok azdı ama yinede bir kaç yıl yaşayabilirdi. Song-i ameliyat olmayı istemedi ve 2.5 yıl boyunca yaşadı. Tabi bu sağlıklı bir yaşam değildi. Sürekli ilaç kullanmalı ve büyük bir ağrıyla başa çıkmalıydı. Ama artık bu yaşamında sonuna gelmişti. Son günlerde ağrıları iyice arttı ve ona bir ay önce ameliyat olmazsa daha fazla yaşamayacağını söyledim. Yine ameliyatı kabul etmedi. Fakat bir kaç gün önce aniden gelip fikrini değiştirdiğini söyledi. Bu kadar yıldan sonra artık sona yaklaşmışken böyle bir karar verdiğine çok sevindim. Normalde iki gün sonra ameliyat olmasına karar vermiştik. Ama bu gece bilincini kaybetmesi her şeyi daha da zorlaştırdı. Biraz önce ameliyatı yapacak doktorla konuştum. Avusturya2dan iki gün sonra gelecekti ama böyle bir durum çıkınca ilk uçakla buraya gelmesi için ricada bulundum. Yarın ameliyatı yapıyoruz. şimdi sizin bazı belgeleri imzalamanız gerekiyor. Diyerek Tae Yang2ın önüne bir dosya koyar. Tae Yang ve Leun şaşkınlıktan ve üzüntüden adete dillerini yutmuş gibi susarlar. Leun göz yaşlarına engel olamaz.  Tae Yang yumruklarını sıkarak sessizce  “Nasıl böyle bir şeyi söylemez.” der. Leun korkarak doktora aklında ki soruyu sorar “Ameliyat tehlikeli demiştiniz, peki şimdi bu durumda daha da tehlikeli olmuyor mu?” diye sorar. Doktor “Biz elimizden geleni yapacağız. Bu ameliyat tek şansı, biraz daha beklersek onu kaybedeceğiz.” der. Tae Yang masada ki belgelere bakarak “Bunlar ne için?” diye sorar. doktor “Riskli ameliyatlarda prosedür gereği yaptığımız bir uygulama. Ameliyat sonunda ne olursa olsun kabul ettiğinize dair.” der. Tae Yang  elelriyle saçlarını karıştırark sinirle masadan kalemi alır ve hiç okumadan imzalayarak kendini odadan dışarı atar. Leun odadan çıkmadan doktora “Onu ameliyattan önce görebilir miyiz?” diye sorar. Doktor “Tabi ama yoğun bakımda olduğu için odaya giremezsiniz. Cam bölmeden görebilirsiniz.” der. Leun odadan çıkıp Tae Yang’a yetişmeye çalışır. Tae Yang anlamsızca hızlı hızlı yürüyerek sonunda bekleme odasına gelir ve bulduğu ilk sandalyeye oturur. Leun’da yanına gelp oturur, ikiside biraz önce duydukları sözlerden dolayı şoka girmiştir. Dayak yemiş gibi hiç hareket etmeden oturduktan sonra Tae Yang’ın ağzından şu sözler dökülür: “Ona söylediğim son şey seni görmek istemiyorumdu.” başından beri tuttuğu göz yaşlarına daha fazla engel olamaz ve elleriyle yüzünü kapatıp ağlamaya başlar. Leun aniden ona dönüp “Saçlama o daha ölmedi. Son sözlerin falan değildi. O ölmeyecek, ölemez.” diyerek ayağa kalkar “Ben Song-i’yi görmeye gidiyorum. Geliyor musun yoksa ölmemiş birinin yasını tutmaya devam mı edeceksin?” diye sorar. Tae Yang göz yaşlarını silerek “Geliyorum.” der.

 

İki adam camın arkasında durup içerde bir yatakta yatan bir bir sürü kabloya bağlı olan kıza bakarlar. Bir süre sessiz kaldıktan sonra Leun “Neden o kadar sinirlendin?” diye sorar. Tae Yang  düşüncelerinden sıyrılarak irkilir, soruyu tam anlamadığı için “Hı?” diye sorar. Leun gözlerini Song-i’den ayırmayarak “Neden o kadar sinirlendin dedim.” diye tekrarlar. Tae Yang “Bilmiyorum. Şimdi düşününce bu yaptıklarım o kadar saçma geliyor ki… Ama bunu geri çevirmenin bir yolu yok değil mi?” diye Leun’a dönüp sorar. Leun ona dönüp “Geri çevirmenin bir yolu yok ama o affedecektir. Yeter ki iyileşsin.” diyip tekrar kıza kıza döner. Tae Yang “Ben babamla görüştüğünü bizden saklamasına kızarken, o çok daha önemli bir şeyi bizden saklıyormuş.” diye devam eder. Leun “Sadece bizden değil ailesinden de…” dedikten sonra duraklayarak Tae Yang’a bakar. Tae Yang yüzündeki şaşkınlık ifadesini görünce “Ne var?” diye sorar. Leun kafasını sallayarak “Şimdi anlıyorum.” der. Tae Yang anlamaz gözlerle bakınca, Leun “Kim Sun.” der. Tae Yang sonunda anlayıp “Yani bu yüzden mi ayrıldılar demek istiyorsun.” diye sorar. Leun “Kesinlikle bu yüzden ayrıldı ama ona hiç bir şey söylemedi. Hatta okuluda bu yüzden bıraktı. Çünkü çok az zamanı kaldığını düşünüyordu.” der. Tae Yang başını sallayarak onaylar. Sonra “Kim Sun’a haber vermemiz gerekiyor.” der. Leun “Peki ya ailesi?” diye sorunca Tae Yang biraz düşünerek “Ailesine ameliyattan sonra haber vermek daha iyi olacaktır. Of ya da bilmiyorum şuan için hangisi iyi hangisi kötü hiç bilmiyorum.” der. Leun “O kimsenin bilmesini istemiyordu. Bence onun istediği gibi yapalım. Yarın ki ameliyattan sonra diğerlerine haber veririz.” der. Tae Yang’da bunu onaylar.

 Tüm geceyi hastanede geçirirler. Sabah olduğun ilk iş doktorun yanına giderler ve kızın durmunu sorarlar. Doktor “Şimdilik her hangi bir gelişme yok. Durumun kötüye gitmesinden iyi. birazdan beklediğimiz doktor gelecek ve ameliyata alacağız.” diye onları bilgilendirir. Leun, Tae Yang’a “İstersen sen işe git. Ben beklerim burada.” diyince Tae Yang “Bugün gitmeyeceği şirkete çoktan haber verdim bile.” der. Öğlene doğru beklenen doktor gelir ve Song-i ameliyat için hazırlanır. Ameliyattan önce onu görmek isteyen Tae Yang ve Leun’da ordadır. Sedye ile ameliyathaneye götürülürken Leun kızın elini sıkarak “Seni dışarda bekliyoruz. Bizi çok bekletme olur mu? Bu huysuz Tae Yang’ın beklemekten hoşlanmadığını biliyorsun.” diyerek gülümser. Tae Yang’da arkalarından bakarak sessizce “Asıl ben özür dilerim.” der ve bir damla göz yaşı  yanağından süzülerek yere düşer.

Ameliyat süresi boyunca Tae Yang ve Leun koridorda volta atarlar. Tae Yang sabırsızlanarak “Çok uzun sürmedi mi?” diye sorar. Leun “Evet ama uzun sürmesi iyi bir şey değil mi? Yani ne bilim şu ana kadar kötü bir haber gelmedi.” der.  Bir kaç saat sonra nihayet doktorlar çıkmaya başlar. Song-i’nin Doktor’unu görünce hemen yanına giderler. Doktor “Zorlu bir ameliyattı ama elimizden geleni yaptık. Ameliyatta bir kez kalbi durdu ama tekrar hayata döndürmeyi başardık.” diye konuşurken Leun daha fazla dayanamayarak “Yani?” diye sorar. Doktor “Yani ameliyat başarılı geçti tümörü aldık. Ama sonuçlarını henüz bilmiyoruz. Uyanınca anlayacağız.” diyerek gider.

İlaçların etkisi geçmesi ve uyanması için bir gün geçmesi gerekiyordur. Bu süre boyunca Leun ve Tae Yang sırayla eve gidip üzerlerini değiştirmenin dışında hep hastanede beklemiştir. Bir günün sonunda Song-i hala uyanmamıştır sonra birden doktor ve hemşireler telaşla kızın odasına girerler. Tae Yang ve Leun’da içeri girmek istesede hemşireler dışarda beklemelerini söylerler. Bir süre sonra doktor onları odaya çağırır. Song-i’nin elini kımıldatmaya başladığını görünce ikili telaşla yatağın yanına giderler. Leun “Song-i!” diye heyecanla kızın yanına gelir. Kız onun yüzüne anlamsızca bakarak “Kar mı yağıyor?” (Song-i’nin kelime anlamı kar) diye sorar. Leun şaşırarak Tae Yang’a döner. Doktor kızın avcuna elini koyarak “Elimi sıkar mısın?” diye sorar. Kız elini sıkınca Doktor “Evet çok güzel. Şimdi ayaklara bakalım.” diyerek ayaklarının altına dokunur. Song-i “Ah gıdıklanıyorum.” diyince Doktor gülerek “Çok iyi korktuğumuz şey olmamış ama..” diye konuşurken Song-i sözlerini kesip deminden beri merak ettiği şeyi Tae Yang ve Leun’a bakarak  sorar.

 “Siz kimsiniz?”

11. Bölümün Sonu

Song-i dışardaki kiraz çiçeklerine bakar, yukardan bakınca kışın karlar altındaki ağaçlarla aynı görüntüde olduğunu fark eder ve bunu farketmenin sevince ile gülerek Jang’a döner. Jang’da gülümseyerek yüzünü kızınkine biraz daha yaklaştırır

“Üstelik burada bir kar tanesi daha var. Hiç erimeyen.”

Song-i yüzünü geri çekerek şaşırmış bir şekilde Jang’a bakar. Jang ise “İsmin Kar demek değil mi?” diye açıklamaya çalışır. Kız gülümseyerek “Evet, öyle.” der. Sonra ayağa kalkıp “Halletmem gereken işlerim var. sonra görüşürüz.” diyerek Jang’ın yanından ayrılır. Jang kızın arkasından bakerken “Bir sorunu var ama ne?” diye düşünür.

 

 

Song-i,  Tae Yang odasına girerek “Selam, nasılsın bakalım?” diye sorar. Tae Yang “Ben aynıyım asıl sen nasılsın,  dün mimarımızı epey telaşlandırmışsın.” diyince song-i anlamaz gözlerle bakar. Bunu gören Tae Yang “Nasıl olduğunu sormaya odama geldi. endişeli görünüyordu.” diye açıklama yapar. Song-i “İyiyim, sorun yok.” diyerek geçiştirir. “İşi bırakmaya karra verdim.”  diyerek pat diye konuyu açıp koltuklardan birine oturur. Tae Yang şaşkın gözlerle “İşi bırakmak mı? O kadar istedikten sonra hem de.” Diye sorar. Song-i umursamaz görünmeye çalışarak “Sanıırm beklediğim gibi değildi. Sıkıldım.” diyip gülümser. Tae Yang  kızım karşına geçip oturarak şüpheci bir tavırla “Bunun asıl nedeni Kim sun olmasın?” diye sorar. Song-i kafasını hayır anlamında sallayıp “Onunla ilgili değil. Tamamen benimle ilgili.” deyip göz kırpar. Tae Yang’da gülümseyerek “Pekala sen bilirsin. Şimdi ne yapmayı düşünüyorsun?” Song-i düşünüyormuş gibi yaparak “Hımm eve gidip bol bol uyumayı mesela.” diyerek gülümser. Tae Yang “Sana ceza o zaman, bundan sonra yemekleri sen yapıyorsun. Boş durmak yok.”  diyerek oturduğu yerden kalkar ve kzın saçlarını karıştırır. Song-i “Öyleyse ben gidiyorum. Evde görüşürüz” diyip çıkmak üzereyken Tae Yang “Seni eve bırakayım mı? ” diye sorar. Kız hayır anlamında başını sallayarak çıkar. Tae Yang  “Kim Sun yüzünden burada çalışmaya dayanamıyorsun. İkisi de birbirini seviyor görünüyor. Ama neden ayrılmışlar bunu öğrenmem gerek.”  diyerek sesli düşünür. Daha sonra şöförünü arayarak Song-i’yi eve bırakmasını ister.

Song-i dün dağınık bıraktığı masasına gidip eşyalarını toplarken tüm gözler onun üzerindedir. Toplama işi bittikten sonra tam çıkmak üzereyken dönüp yüksek sesle “Her şey için teşekkürler arkadaşlar. Umarım istediğiniz başarıları elde edersiniz.” diyerek selam verip odadan çıkar.

 Leun eve gelip buzdolabının altını üstüne getirmeye başlamışken Tae Yang içeri girer.  Mutfaktan gelen sesleri duyunca Song-i sanarak “Aferin yemek görevini yapıyorsun.” diye mutfağa dalınca Leun’la karşılaşır. Leun yaramazlık yaparken yakalanan çocuklar gibi hemen ayağa kalkarak “Şey yemekten önce atıştırıcak bir şeyler arıyordum.” diyerek güler. Tae Yang’da “Kedi gibi dolapları karıştırmaktan ne zaman vazgeçeceksin.” diye çocuğun yanaklarını iki yandan tutarak geçer. Sonra kafasının iki yanından tutup öperek “Song-i nerede?” diye sorar. Leun”Seninle değil mi?” diye sorar. Tae Yang “Bugün işi bıraktı. Eve gideceğini söylemişti.” der ve ikisine birbirine anlamaz gözlerle bakar. Leun “Ben bir saattir evdeyim kimseyi görmedim.” diye omuz silker. Tae Yang merdivenlere yönelerek “Odasına baktın mı?” diyince Leun kafasını hayır anlamında sallar. Odasına gittiklerinde Song-i’nin uyuduğu görüp rahatlarlar. Leun direk yatağa atlar  “Hınbıl seni hem işi bırakmış hem tembellik yapıyor.” diyerek kızı gıdıklamaya başlar. Song-i gözlerini açmaya çalışırken bir yandan da Leun’a engel olmaya çalışır.  “Ahaha yeter ama” diye bağırırken Tae Yang yardıma gelir ve Leun’un tshirtünün ensesinden yakalayarak “Dolap kedisi sen bir saattir evdesin hani yemek?” diyince Leun hemen savunmaya geçer “Ya ama ben pek yemek yapmayı bilmiyorum. Hem işten yorgun geliyorum bir de yemek mi yapayım canım. Burda tembel biri var.” diyip Song-i vurur. Song-i de yattığı yerden ayağıyla bir tekme atar. “Şişşt çocuk gibi kavga etmeyin. Sonra dondurma alacağım dediğim de kızıyorsunuz.” dese de Leun ve Song-i hala vurma, tekme atma, dil çıkarma gibi aktivitelerine devam ediyordur. ” Tae Yang gülerek “Ben sizinle ne yapıcağım. Haydi kalkın dışarda yiyelim.” diye kalkar ve beraberinde Leun’u da sürükler. Song-i yüzünde koca bir gülümsemeyle tekrar yatağa uzanarak burada  ne kadar mutlu olduğunu düşünür. “Gitmek için çok erken olduğunu.” düşünür.

Yemekte Song-i’yi her zamankinden sessiz gören Tae Yang sorar “İşten kendin ayrıldığına emin misin? Ne bu surat?” Song-i ise çubuklarıyla tabağındakileri çorba kıvamına gelene kadar karıştırıyordur. Toparlarak “Haha tabiki kendin ayrıldım. Sadece uyku sersemiyim hala.” diyerek gülümser. Kafasından geçenleri sormanın zamanı gelmiştir. “Tae Yang hani başta anlaştığımız her ay vereceğin parayı hesabıma yatırıyor musun?” diye sorar. Tae Yang evlendikleri günden bu yana Song-i’den ilk defa para meselelerini duyuyordur. Bir an şaşırdıktan sonra “Evet her ay düzenli olarak yatıyor.” diye cevap verir. Song-i “Peki kardeşimin okul işi.” diye devam eder. Tae Yang “Oda aklımda, merak etme.” diye cevaplar ama bir yandan da şüpheli şüpheli kızı inceliyordur. Bugün normalden farklı göründüğünü düşünür. Tam o anda Tae Yang’ın telefonu çalar. Telefonu açıp  “Yine mi sen? Rahat bırakmıyacak mısın bizi?” diye konuşmaya başlarken Song-i ve Leun anlaşılmaz gözlerle birbirlerine bakarlar. Leun sessizce “Kim o?” diye sorsada Tae Yang konuşmasına devam eder “Evde değiliz bugün gelme, hatta hiç bir zaman gelme.” diye telefonu kapatıp sırırtır. Leun “Telefonu suratına kapattığın için bu kadar mutlu olduğuna göre arayan Jang’dı.” der. Tae Yang “Bingo. Herif yapışkan gibi izin versem her gün bizim evde. Hadi siz de çabuk yiyin eve gidip ayaklarımı uzatmak istiyorum.” didiği anda Leun ve song-i birbirlerine sinsi sinsi gülerek yiyebilecekleri en yavaş şekilde yemeye devam ederler. Leun menüyü alarak “Bir de tatlı mı yesek acaba? Şöyle en zor hazırlanannından.” der demez Tae Yang menüyü çocuğun suratına kapatarak “Boşverin tatlıyı yolda alırız evde yersiniz.” der ve kalkmaya hazırlanır. Leun “Tamam tamam dur bari yemeğimizi bitirelim. Ev meraklısı oldu çıktı.” diye söylenmeye devam eder. Tae Yang “Ha bu arada 2 gün sonra şirketin yıldönümü partisi var. Ona göre hazırlanın.” der. Leun yemeği boğazında kalarak “Ne bende gelebilir miyim bu sefer? Geçen sene götürmemiştin.” diye surat asar. Tea Yang “Geçen sene götürmedim çünkü seninle gitseydim çıkacak haberleri biliyorsun.” diyerek elinde ki menüyle hafifçe kafasına vurur. “Ama bu sene Song-i ile birlikte gelirsiniz. Benim önceden gidip ailemle vakit geçirmem lazım. Bu fırsattan istifade arayı düzeltiriz belki.” der ve kıza göz kırpar. 

Ertesi gün Leun’un da tatil günü olunca o ve Song-i party için alışverişe çıkarlar. Song-i bir türlü elbise beğenmeyince Leun mızmızlanmaya başlar “Ah ayaklarım ağrıdı ama hadi bir tane seç gidelim artık. Tatil günümü magazalarda harcıyorum resmen.”  Song-i “Hiç yardımcı olmuyorsun. Zaten hiç anlamma bu işlerden.” diyince Leun daha çok sinirlenir “Hah ben çok anlıyorum sanki.Ayrıca ne giysen yakışıyor hiç kasma.” diyerek yanağından makas alır. Sonunda song-i bir elbise bulunca şirkete uğrayıp ordan eve geçmeye karar verirler. Tae Yang’ın odasının önünde Jang’ı görürler  “Selam,  Song-i işi bırakmışsın. Uzun moladan kastın buydu demek.” der. Song-i gülümseyerek “Evet, anca dinlenirim diye uzun bir mola verdim.” der. Tam bu sırada Tae Yang odasından çıkıp onların yanına gelir. “Haydi  dışarı çıkalım bugün erken bırakıyorum.”  ve Jang’ı görünce daha o ağzını açmadan “Hayır sen gelemezsin.”  der. Jang kahkaha atarak “Ahaha zaten senin suratı görmeye çok meraklı değilim. Nasıl olsa Song-i artık evde sen çalıştığın bir gün onu dışarı çıkarırım.” der ve meydan okur gibi bakar. Tae Yang sinirlenip parmakğını uzatarak “Bunu aklından bile geçirme.” der ve kızı kolundan tutuğu gibi yürür. Asansöre gelince kolunu kurtaran  Song-i “Hey neler oluyor size.” diye sinirlenir. Tae Yang “Eğer birgün birine aşık olursan o kesinlikle Jang olmayacak tamam mı?” diye biraz sesini yükseltir. Asansör geldiğinde üçüde biner. Ama yaklaşmakta olan Kim Sun’u farketmemişlerdir. Kim Sun olduğu yerde dona kalmıştır. “Birine aşık olursanla ne demek istiyor. Zaten onunla evli değil mi?” diye beyninde bir sürü soru dönmektedir.

Bu arada asansörde  Song-i “Merak etme kimseye aşık olacağım falan yok. Hem anlaşmamız da var zaten değil mi? İkimiz de bu şartları yerine getirmek zorundayız.” diyerek Tae Yang’a ters bir bakış atıp çıkar. Tae Yang ve Leun birbirlerine şaşırmış bir şekilde bakarak çıkarlar. Leun sessizce “Gördün mü sinirlendirdin kızı?” Tae Yang “İlk defa onu bu kadar sinirli görüyorum. Gerçekten kızdı sanırım.” diyerek Song-i’ye yetişmeye çalışır. Arabaya bindiklerin de Tae Yang “Kızdın mı? Bak aslında öyle demek istmedim yani sadece senin iyiliğin için. Onun gibi biriyle mutlu olamazsın diye.” açıklamaya çalışır. Song-i “Artık kapatabilir miyiz konuyu?” der ve pencereyi açıp dışarıyı seyretmeye koyulur.

Song-i birden “Dur dur, burada dursana.” diye heyecanlanınca Tae Yang arabayı kenera çekerek “Ne oldu?” diye telaşla sorar. Song-i “Ah eskiden sürekli gittiğimiz bir kafeyi gördüm. Gidip birer kahve içebilir miyiz? Lütfen.” diye yalvaran gözlerle bakar. Tea Yang yolun karşısına bakarak “Heaven Cafe mi? Dur düzgünce park edelim o zaman. Öyle bir telaşlandır ki birine çarpacağız falan sandım.” diye söylenerek arabayı park etmeye çalışır. Kafe’den içeri girdiklerinde Song-i etrafı incelemeye başlar. Hala eskisi gibi dinlendirici bir havası vardır. “Yukarı kata çıkalım. Terası harikadır.” diyerek merdivenlere yönelir. Arkasından Tae Yang ve Leun ağır adımlarla çıkarlar. Song-i Bir masa bulup oturduğunda “Hala Türk kahvesi yapıyorlar mı acaba?” diye sesli düşünür. Leun “O nasıl bir şey?” diye sorar. Tam bu anda Song-i karşıda çiçekleri sulayan kıza gözü takılır. Gülümseyerek “Birazdan göreceksin nasıl olduğunu.” diyip gülümser. Siparişler için gelen çocuğa Türk kahvesi istediğini söyleyince çocuk birazcık şaşırır. Daha sonra çiçekleri sulayan kızın yanına gider ve masayı işaret eder. Kız masaya baktığında Song-i “Sunbae!!!”  diye el sallar. Mercan, Song-i’nin üniversite zamanlarından arkadaşıdır. Türkiye’den Seul’e üniversite okumak için gelmiştir. Ondan yaşca büyük olsada çok iyi anlaşıyorlardır. Mercan ve sevgilisi Dae Han, Song-i ve Kim Sun beraber çok vakit geçirmiştir.

Mercan eliyle güneşi engeller “ Song-i? Nun Song-i?” Mercan da Song-i da çok şaşırmışlardır. Song-i ayağa kalkar “ İnanmıyorum gerçekten sensin.” Mercan hemen ciddileşir ve kızın kulağından çeker “ Nerelerdesin sen? İnsan sunbaesini hiç aramaz mı?” Song-i kulağının ağrısından yana doğru eğilmiştir “ Sunbae! Ben özür dilerim. Kulağımı bıraksan da hani affetsen. “ Bu sırada Leun Tae Yang’a “Görüyor musun Song-i’nin hakkından nasıl geliyor. İyi izle taktik falan al” der. Tae Yang’da  “Çok mantıklı. Kendi ayağıyla buraya gelmeside ayrı bir hoş hani” der ve gülümserler Song-i “Ya Leun bari sen yardım et. Sunbae gerçekten telefonumu değiştirmek zorunda kaldım öyle olunca telefonun yoktu sonra, dönmüşsündür diye düşündüm.” Leun “ Noona! Acıma acıma nasıl olur da insan sunbae’sinin numarasını kaybeder?” der ve kıza dil çıkarır. Biraz önce siparişleri almaya gelen çocuk şaşkın gözlerle “ İşte bu bir Mercan gazabı” der ve daha önce birkaç kez yaşamış olan Song-i kahkaha atar “Kesinlikle” der Mercan gülümser ve kızın kulağını bırakır ve kendine doğru çeker sıkı sıkı sarılırlar. Song-i “ Ben çok mutlu oldum. Anlatamam yani gerçekten çok mutlu oldum” der ve gözleri dolar Mercan “ Deli kız seni “ der ve yanaklarından tutar “ Bende özledim seni”

Tanışma faslını geçtikten sonra eğlenceli bir sohbete başlarlar. Ve söz dönüp dolaşıp Kim Sun’a gelir. Mercan “ Anlat bakalım neler yapıyorsun? Kim Sun nasıl? O niye gelmedi seninle?” Song-i biran donup kalır. Mercan bir pot kırdığını anlar. Song-i biranda gelen sessizlikle gerilen ortamı dağıtmak ve son hızla konuyu değiştirmek için  “Bu arada ben evlendim”  der Mercan şok olur “Ne? Nasıl yani ciddi misin? Kiminle?” Song-i Tae Yang’ın koluna girer “ İşte kocam” Mercan ne yapacağını, ne diyeceğini şaşırır “ Demek siz… Vay canına tebrik ederim Song-i ama bak yine beni kızdırdın” der ve kızın kulağını çeker “ Hani davetiye, hani düğün?” Tae Yang Song-i’nin üzerindeki yükü azaltmak için söze girer “ Ben pek sevmediğim için o tür şeyleri, kendi aramızda küçük bir tören yaptık” der. Song-i’de Dae Han’ı sorar ama Mercan’ın surat ifadesinden artık Dae Han’ın hayatında olmadığını anlar.

Aradan geçen zaman ikisinin de hayatını değiştirmiştir. Eskiden hep birlikte kurdukları hayalleri hatırlar. Şimdi onlardan ne kadar uzak ne kadar farklıdır hayatları. İçinden “Zaman hiçbir şeyin ilacı değil. Sadece her şeyi değiştirerek acılarımızı unutturuyor o kadar.” diye düşünür. Bu sırada Mercan’ın erkek arkadaşı Soon Cheol’da gelir ve sohbetlerine dahil olur. Mercan ve Song-i masada erkeleri bırakarak çiçeklerin olduğu tarafa geçerler. Song-i konuşuşurken Mercan’ın şimdiki hayatından mutlu olduğunu görür ve onun adına sevinir.

Tae Yang heyecanla sunbaesi ile konuşan Song-i’yi izler. Gülümsüyordur, yüzünde ki şok ifadeleri kendisinin de gülümsemesine neden oluyordur. Biran düşünür “Bir hayatı vardı. Sevdiği bir adam vardı, hayalleri vardı, arkadaşları…Hepsini elinden aldın” der kendi kendine “ Song-i’nin geleceğini kendi çıkarların için elinden aldın.” Bunları düşünürken Song-i ile göz göze gelirler kız kocaman gülümser ve el sallar Tae Yang’ta karşılık verir. İçinden “ Bir şekilde mutlu olmasını sağlamalısın” der.

Ayrılma vakti geldiğinde Song-i Mercan’a sıkı sıkı sarılır. “Belki’de onu son görüşüm.” diye aklına gelen düşünceden dolayı gözleri sulanmaya başlayınca hemen bu düşünceyi unutmaya çalışır. Birbirlerinin telefon numaralarını alırlar ve bundan sonra her zaman görüşmek için birbirlerine söz verirler. Song-i arabaya bindiğinde “Verdiğin sözleri tutmuyorsun, tutamıyorsun. O halde neden sürekli söz veriyorsun.” diye düşünür. Onu dalgın gören Tae Yang “Arkadaşınla görüştüğün için mutlu olman lazım ama üzügün görünüyorsun.” der. Leun’da “Aklıma gelmişken neden onca yıl onunla görüşmedin. Sanırım tam da okulu bırakmana denk geliyor. Biraz tuhaf her şeyi bırakmışsın gibi sanki.” diyerek şüpheli gözlerle Song-i’ye bakar. Song-i telaşlanarak “Ne alakası var canım. Sadece tesadüf. Telefonu kaybettim dedim ya.” der ve konuyu değiştirmek için “Hem siz ne konuşuyordunuz öyle. Leun’un her zaman ki hali de senin bu kadar konuşkan olmana şaşırdım.” diyerek Tae Yang’a bakar. Tae Yang umursamazca omuz silkerek “Ne var canım. Onlar senin arkadaşların değil mi? Arkadaşımın eski arkadaşlarıyla konuşurum tabiki.” der. Song-i gülümseyerek “Hım öyleyse Jang’da benim arkadaşım.” der ve sinsi sinsi bakar. Tae Yang “O sayılmaz hem onu senden önce tanıyorum.”  ve ekler “Açmayın şu adamın konusunu gıcık oluyorum.” der. Leun ve Song-i Tae Yang’ı kızdırarak eğlencelerine  devam ederler.

Ve parti günü gelmiştir. Tae Yang erkenden evden çıkınca Leun ve Song-i hazırlanmaya çalışıyordur. Daha doğrusu Leun çoktan hazırlanıp salonda Leo ile uğraşırken bir yandan da Song-i’ye bağırıyordur. “Hadi artık, bu takımla oturmak yeterince zor zaten.” diyerek kalkıp üstünü düzeltir. Song-i merdivenlerden inerken “İçimden bir ses beyaz giymekle hata ettiğimi söylüyor.” der. Leun merdivenlere bakınca “Vay canına harika görünüyorsun. Bir de saç ve makyaj için kuaföre gitseydin iyiydi ama bu halinle de süpersin.” diyip göz kırpar. Song-i “ah elbiseyle yeterince süslüyüm bence bir de saçlarımı yaptırsaydım bünyem kaldırmazdı.” der ve Leun’un koluna girer. “Ee taksi çağırdın mı bakalım?” diye sorar Leun cebinden çıkardığı araba anahtarlarını sallayarak “Hah Tae Yang bana anahtarlarını verdi.” diye sırıtır. Yolda kendi kendine gülmeye başlayan Leun’u görünce Song-i “Yine ne oldu?” diye sorar. Leun “Daha ne olsun sevgilimin karısıyla birlikte partiye gidiyorum. Bundan komik ne olabilir?” diyince Song-i’de kendini tutamayıp güler “Ama ben olmazsam hiç gidemeyecektin.  Biraz pencereyi açar mısın Leun?” der. Evden çıkmadan ilacını almasına rağmen yine midesi bulanmaya başlamıştır. Akşamın serin havası ona iyi gelsede bu gece zor geçeceğe benziyordur.

Leun’la birlikte salona girdiklerin de herkesin çoktan geldiğini görürler. Onları gören Tae Yang hemen yanlarına gelerek “Geç kaldınız. Haydi gidelim.” diyip song-i’nin koluna girer. Üçü birlikte Tae Yang’ın masasına giderler. Annesi ve Büyükbabasına selam veren Song-i soğuk bir şekilde karşılık alır. “En azından karşılık verdiler.” diye düşünüp kendini rahatlatır. Üçü birlikte başka bir masaya geçerler. Etraf çok kalabalıktır. Gazeteciler, iş adamları, ünlüler oradadır. Tae Yang misafirlerle ilgilenmek için sık sık yanlarından ayrılır. Leun sayesinde Song-i kendini yalnız hissetmez. O sırada Tae Yang’ın babasını görür. Tam selam vermeye hazırlanırken o “Gelsene bir dakika.” der ve Song-i ona doğru yürür “O çocuğun ne işi var burda.” diyerek Leun’u gösterir. Song-i Leun’u bildiğini hatırlayarak “Arkadaşımız olarak geldi bir sakıncası mı var?” diye sorar. Adam sinirlenerek “Bu gece bir olay çıkarsa hepsinden sen sorumlusun.” diye tehdit savurup gider. Song-i “Adamaa bak savaş çıksa beni sorumlu tutacak.” diye söylenerek masaya döner. Leun merakla “Ne dedi?” diye sorar. Song-i omuz sallayarak “Hiç, sadece geç kaldığımızı söyledi.” Leun endişeli görünerek “Ondan korkuyorum biliyor musun? Bakışları çok garip. Genelde Büyükbaba’dan korkarlar ama ben ondan daha çok korkuyorum.” der. Song-i söyleyip söylememekte kararsız kalır ama sonra söylememeyi seçer. Eğer Tae Yang’ın babasının her şeyi bildiğini öğrenirlerse tüm huzurları kaçacaktır. “Boşver, beni de pek sevmiyorlar zaten.” diyip göz kırpar.

Jang onların masasına gelerek “Vay canına işte şimdi gerçek bir kar tanesi olmuşsun.” der ve oturur. Song-i  “Bu bir iltifat olmadı. Öyleyse teşekkür ederim.” der. Leun “Seni burada görmek şaşırtıcı, ailenle anlaşamadığını sanıyordum.” der. Jang “Asıl seni burada görmek şaşırtıcı.” deyip bir kahkaha atar ve “Ailemle aramı düzeltmeye çalışıyorum, hepsi bu.”  diyip menüyü alır. “Ee ne yiyoruz, bu davetlerin en sevdiğim yanı yemekten sonra hesap ödemiyoruz.” der. Song-i “Benim canım bir şey istemiyor. Siz söyleyebilirsiniz.” diyip etrafı seyretmeye başladığında tam karşıdan onların masasını izleyen Kim Sun’u görür. Göz göze gelince şaşırır tam bu anda Kim sun gözlerini ayırıp yanında ki kadınla konuşmaya başlar. Song-i dikkatli bakınca onun Topuklu Felaket Ba Lam olduğunu görür. “Yine mi bu kadın?” diye içinden söylediğini sanarken sesli söylemiştir. Leun onun baktığı yere bakarak “Ah hiç kaçırmaz bu geceyi. Her senenin banko misafiri.” der. Jang’da o tarafa bakarak “Ne alıp veremediğiniz var. Bence hoş kadın.” diye sırıtır. Sonradan  “Aha buldum. Tae Yang’da gözü var diye kıskanıyorsunuz değil mi?” sorar. Leun başını sallayarak “Valla benim için hiç sorun değil. O konuda rahatım ama başka birinde daha gözü var diye sinir oluyoruz.”  diyerek Song-i’ye bakar. Song-i Leun’a sinirli bir bakış atarak “Kıskandığımız falan yok. Sadece sevmiyoruz.” diyelim diyip sırıtır. Jang kendinden emin bir şekilde  “Bu işin içinde bir şey var ya yakında öğrenirim.”  der. Leun hemen “Hemen öğren hiç bir şeyi kaçırma, paparazi sanki.” der ama Jang hiç aldırmadan Karşı tarafı izleyip bir şeyler öğrenmeye çalışır. Yemekler geldiğin Leun, Song-i’ye bakarak “Tüm gün bir şey yemedin zaten. Neden yemiyorsun. Bak bunun tadı çok güzel.” diyerek tabağı ona uzatır. Song-i birazcık tadına bakarak “Güzelmiş. Ama canım bir şey yemek istemiyor.” der ve yine suya sarılır.

Song-i biraz hava almak ister. “Buranın bir bahçesi vardır değil mi?” diye sorar.  Jang “Yukarına teras var. Ama kimse çıkmaz oraya.” der. Song-i “Öyleyse daha iyi. Siz oturun ben biraz hava alıp geliyorum. Kalabalık ortamlardan pek hoşlanmıyorum.”  der ve kalkar. Jang arkasından bakarak “Bugün keyfi yok gibi değil mi?”  Leun “Birkaç gündür böyle ama nedenini anlayamadım.” der ve üzgün üzgün bakar. Jang aceleyle kalkarak “Ben bir bakayım.” der ve kızın arkasından gider. Çaktırmadan izlemeye devam eden Kim Sun Song-i’nin masadan kalktığını ve Jang’ın da peşinden gittiğini görür.

Song-i temiz havayı içine çeker ve manzarayı seyretmeye başlar. “Gece manzarasına bakınca insan garip bir huzur hissediyor değil mi?”  Song-i arkasını döndüğün de Jang’ı görür. Song-i  “Gece kişiye özeldir. İstediğimiz şeyleri sırf kendimiz için yaparız. Sanırım huzur oradan geliyor.” diyerek gülümser. Jang’da “Hımm demek istediğin şeyleri yapamıyorsun diye huzursuzsun.” diyip kızın yanına gelir. Parmaklıklara yaslanarak manzaraya bakmaya başlarlar. Jang “Şimdi ne yapmak istiyorsun? Söyle yapalım.”  Song-i “Ahaha aslında sadece yalnız kalmak istiyordum.” diyip yan gözle bakar. Jang “Aman tanrım açıkca kovuldum.”  der ve birlikte gülerler. Tam bu anda hızlı adımlarla Tae Yang gelir ve Song-i’nin kolundan tutup çeker. “Aşağı inmemiz lazım.”  Kız ne olduğunu anlamadan Jang Tae Yang’ın kolunu tutar ve “Biraz sakin olur musun?” der. Tae Yang kızı bırakmadan “Sakin mi olayım. Ben dedikodulardan kaçmak için evleniyorum. Siz de burada  başbaşa yeni dedikodulara davetiye çıkarıyorsunuz. Bir de Tae Yang’ın karısı kuzeniyle aldatıyor diyenler mi uğraşayım. Bunu mu istiyorsunuz?” diye sesini yükseltir. Tae Yang’la birlikte gelen Leun “Biraz sessiz olun.” diye uyarır. Song-i kolunu Tae Yang’dan kurtarıp parmaklıklardan destek alarak ayakta durmaya çalışır. Baş ağrısı böyle anlarda daha çok şiddetleniyordur. “Özür dilerim haklısın dikkat etmem gerekiyordu.” diyerek Tae Yang’dan özür diler.   Jang iyice sinirlenerek “Bir de özür mü diliyorsun? Bu ne bencillik. Adam sevgilisiyle rahatça yaşamak için senin tüm hayatını engelliyor. Bir de özür diliyorsun.”  diyerek Song-i’ye bağırır. Tae Yang “Bu seni hiç ilgilendirmez bu ikimizin arasında.” der. Jang dişlerini sıkarak “İlgilendirir. Song-i’yi bir eşya gibi kullanmana izin vermem.” diyerek Tae Yang’ın gözlerinin içine bakar. Biraz sonra yumruk yumruğa girecek gibi duruyorlardır. Leun ve song-i ne yapacaklarını bilmeden izlerler. Tae Yang “Onunla bir anlaşma yaptık ve buna uymalıyız. Bu kullanmak değil. Kesinlikle değil.” der.  Jang tam ağzını açacakken Song-i “Yeter artık iyice saçmaladınız. Burda söz konusu olan benim ve hiçbir şikayetim yok. Kesin artık. Ben aşağıya iniyorum.” der ve kapıya yönelir. Leun’da arkasından gider.

Song-i merdivenlerden inmek üzereyken başı döner ve korkuluklara tutunur. Leun hemen arkasından yetişip “İyi misin?” diye tutar. Song-i “İyiyim ben. Sen Tae Yang’la ilgilen ve o ikisini birbirinden uzaklaştır.” der ve korkuluklara tutunarak aşağı ner. Garsonlardan birine lavoboyu sorar. hızlı hızlı yürümeye çalışır ama bu pek mümkün değildir. Burnundan sıcak bir şey hissedince elini burnuna götürür ve kanadığını fark eder. Neyseki lavaboya ulaşmıştır. İçeri girip kimseye görünmeden tuvalete girer. Baş ağrısından ve mide bulantısından kurtulmanın en kısa yolu kusmaktır. Bu sıralarda Leun Tae Yang’ı sakinleştirip aşağıya indirmiştir. Jang’da hala terasta sakinleşme çalışırken bir yandan da Tae Yang’a söyleniyordur.

Aşağı indiğinde Tae Yang’ın konuklarıyla sohbet ettiğini görür. Masada Leun tek başına oturuyordur. “Song-i nerede?” diye sorar. Leun telaşla “Ben de sana soracaktım aşağı indiğimizden beri yok.” der. Jang etrafa bakınarak “Eve gitmiş olabilir mi?”  diye sorunca Leun iyice sinirlenir “İki dakika çeneni tutamadın değil mi?”  diyerek ona kızar. Jang “Sen de başlama sende en az onun kadar bencilsin.” der ve masadan ayrılır. Song-i’nin  lavaboda olabileceğini tahmin ettiği için oraya doğru ilerler. İçerden çıkan  kadınlardan birine “İçeride uzun beyaz elbiseli biri var mı?” diye sorar. Kadın “Ah evet, pek iyi görünmüyordu.” diye cevap verince Jang bir hışımla içeri dalar.  Song-i lavabonun önünde yüzünü su çarparken karşısında Jang’ı görünce “Se- sen ne arıyorsun burada?” diye sorar. Jang “Sana bakmaya geldim.” diye kızı gözlerken elbisesin önünde ki kan lekesini görür. “Ne oldu bir yerini mi kestin?” diye sorar. song-i umutsuzca elbisesine bakarak “Üff elbiseyi mahvettim. Bir şey yok sadece size sinirlenince burnum kanadı.” diye kızarak bakar. Jang’ın telaşı hala geçmemiştir “Hastaneye gidelim mi?” diye sorar. Song-i “Yok artık burnum kanadı diye hastaneye mi gideyim? Geçti bile bir şey olmaz. Ama olan elbiseye oldu.” der. Bu sırada lavaboya gelen kadınlar Jang’ı görünce şaşırarak geri çıkmaktadır. Song-i “Acele et çıkalım burdan.” diyerek onu uyarır. Jang “Pekala o zaman seni eve götüreyim.” der. İkisi birlikte lavabodan çıkıp garsonlardan birine arka kapıyı sorarlar. Mutfak girişinden otoparka ulaşıp arabaya binerler. Song-i Leun’u arayarak elbiseninkirlendiğini ve eve gittiğini haber verir.

Arabadayken Jang “Özür dilerim. Seni korumaya çalışıyordum.” diye özür dilemeye çalışır. Song-i “Beni korumana ihtiyacım yok. Çünkü ben şikayetçi değilim. Tae Yang’ın söylediği gibi bir anlaşmamız var ve ikimizde ona uymalıyız. Hatalı davranan bendim. Kızmakta haklıydı.” diyince Jang  “Hiçbir şey anlamıyorum.” diyerek Song-i’ye bakar. kız artık tükenmiş bir haldeyken “Boşver anlamaya çalışma sadece böyle olduğunu kabul et.” der ve koltuğuna yaslanır. Bir süre sessizce gittikten sonra Jang tam bir şey söylemek için yan tarafa baktığında kızın çoktan uyuduğunu farkeder ve ağzından şu sözcükler dökülür: “Neden bunu kendine yapıyorsun neden?”

Kim Sun kapının arkasında yere çökmüş vaziyette biraz önce duyduklarını sindirmeye çalışır. Çöktüğü yerden kalkar ve kapının dışına yani terasa çıkar. Kulaklarında o sözler tekrar tekrar dönmektedir:

“Onunla bir anlaşma yaptık ve buna uymalıyız.”

Not: Bu bölümde geçen Mercan karakteri çingum Ser-Min’in Finding The Heaven hikayesinin ana karakteridir. Okumak isteyenleri buraya alabilirim. 😉

9. Bölümün Sonu