You are currently browsing the tag archive for the ‘Güney Kore’den hikaye’ tag.

Bir Kar Tanesi Ol

11. Bölüm

“Benden ikinci bir şans isteyen biri için ben de hayattan ikinci bir şans istemeye karar verdim”

Doktor kıza  gülümser ve doğrulayarak  başını sallar ” Zaten hayatımıza anlam katan onlar değil midir?” der. Song-i’nin suratı aniden değişir “Bir anda buraya geldim ama aslında hala çok korkuyorum.” der. Doktor “Önemli olan ilk adımı atmaktı ve sen bunu başardın. Şimdi  kararından vazgeçmeden hemen ameliyat için testlere başlayalım.” diyince Song-i direk “Yine mi testler?” diye elini alnına götürür. Doktor “Bu sefer çok kısa sürecek sonuçları bahsettiğim doktora göndericeğim ve onun fikrini de aldıktan sonra yarın senle oturup ameliyat sürecinde yaşayacakların hakkında konuşacağız.” der. Song-i kafa sallayarak yavaş yavaş ayağa kalkar ve doktora selam verir tam çıkmak üzereyken Doktor “Ha unutmadan, para meselesini ayarladın mı? Avusturya’dan gelecek doktor belirlediğimiz miktardan fazla isteyebilir ama ben onunla konuşup ayarlarım. Sen merak etme.” der. Song-i kafasını sallayarak dışarı çıkar. “Daha o parayı tamamlayamamışken daha fazla mı? Off acaba şimdiden vaz mı geçsem?” diye düşünerek hemşireyi takip eder.

Hastaneden sonra markete uğrayıp alışveriş yapar. Eve döndüğünde diğerlerini gelmesine çok az kalmıştır bu yüzden hemen yemek hazırlıklarına girişir. Bu akşam verdiği kararın şerefine bir kutlama yapmak ister. Yemekler bittikten sonra odasına geçip banka cüzdanını alır ve hesap yapmaya başlar. Aslında bu parayı o gittikten sonra ailesi kullansın diye biriktirmiştir ama şimdi hesaplayınca ameliyat parasının yarısı eder. “Hıım kalan yarısını nereden bulabilirim?” diye düşünürken kapı sesi duyulur. Hemen hesap defterini yatağın içine sıkıştırarak aşağı iner. Tae Yang içeri girip çoktan mutfağa dalmıştır bile, masanın önünde durmuş inceleyerek “Hayrola kutlamamı var.” der. Song-i gülerek “Hıım kutlama sayabiliriz.” der. Tea Yang kıza şüpheli bakarak “Planı mı öğrendin yoksa?” der. Song-i anlamaz gözlerle bakar “Plan mı, nolmuş plana?” diye sorunca Tae Yang pot kırdığını anlayıp “Bir şey yok canım, ne planı nereden çıkardın onu?” diye merdivenlere doğru yürür. Song-i peşinden giderek “Ne demek nereden çıkardın, sen söyledin ya şimdi.”  Tae Yang ona dönüp ellerini bilmiyorum anlamında açarak hızla yukarı çıkar. Song-i olduğu yerde somurtup “Meraktan çatlarım ama” der. Tam o anda içeri giren Leun “Burada meraktan çatlayacak biri varsa oda ben olmalıyım. Neler oluyor.” der. Song-i hemen çocuğun yanına giderek “Tae Yang planla ilgili bir şeyler dedi sen kesin biliyorsundur.” diyerek elini omzuna atar. Leun kızın elinden kurtularak “Şey benim yukarı çıkmam lazım.” der ve hızlıca merdivenlere yönelir. Song-i yine umduğunu bulamayınca “Bir şeyler çeviriryorsunuz ama yakında öğreniriz.”  der ve mutfağa yönelir.

 

 

Tae Yang ve Leun gelince hep birlikte yemeğe başlarlar. Tae Yang “Madem kutlama yapıyoruz şarapsız olmaz.” der ve uzun zamandır sakladığı şaraplardan birini getirir. Leun “Ne için kutlama yapıyoruz?” diye sorunca Song-i “İşte gayet mutluyuz falan diye, olamaz mı?” Leun “Böyle güzel yemekler olacaksa her gün kutlama yapabiliriz.” diyip yemeğe başlar. Tae Yang “Sabret biraz şunu açayım.” diyip sonunda açabildiği şarabı kadehlere doldurur. Yemeklerini her zaman ki gibi konuşmaktan geç saate kadar bitiremezler. Tae Yang saate bakarak “Ah neredeyse üç saatir sofradayız, haydi kalkın artık. Daha bir sürü işim var.” diyerek masadan kalkıp merdivenlere yönelmişken geriye dönüp “Song-i bu gece için teşekkürler.” der. Song-i gülümseyerek “Rica ederim. Benim için zevkti.” der. Leun hemen lafa atlayarak “Öyleyse her gün isteriz bu ziyafet sofrasını.” diyince Tae Yang “Öyleyse her gün yardım edersin.” der. Leun  “Her gün kutlama mı olurmuş canım.” diyerek yavaş yavaş kalkar.  Song-i “Sanırım bunu her gün yapabilirim.” diyince ikiside dönüp bakar. Tae Yang “Bugün fazla mı iyisin bana mı öyle geldi?” der. Song-i “Aman size de hiç yaranılmıyor.” diyip tabakları toplamaya başlar.  Diğerleri yukarı çıkınca sandalyesine oturup “Bu hergün kaç gün olacak acaba…” diye düşünmeye başlar. Aslında bugün onlara ameliyattan bahsetmeyi planlamıştır ama ikisini de bu kadar neşeli görmüşken bahsedip ortamın neşesini kaçırmak istememiştir. “Neyse yarın ki görüşmeden sonra söylerim.” diyerek kalkar ve masayı toplamaya devam eder.

Doktor bir yandan elinde ki sonuçlara göz gezdirirken bir yandan Song-i ile konuşmaktadır. “Seninle ameliyatın tehlikelerini daha önce konuşmuştuk. O tehlikeler şimdide geçerli, malesef ilaçlarla tümörü küçültmeyi başaramadık. kullandığın ilaçlar  sadece onun büyümemesini sağladı. Bu da iyi bir şey.” diyerek tekrar masada ki kağıtlara gömülür.  Song-i korkarak “Felç olma ihtimali hala var mı?” diye sorar. Doktor başını sallayarak “Malesef  böyle bir ihtimal var. Ayrıca tümörün bulunduğu yer itibariyle konuşmama gibi bir durumda ortaya çıkabilir. Ama bunlar hayatta kalırsan olabilecek şeyler, önceliğimiz seni hayatta tutmak.” dedikten sonra kızın yüzüne bakınca  “Sakın umutsuzluğa düşme, ameliyatı yapacak olan doktor daha önce seninkine benzer bir kaç ameliyata girmiş ve tüm hastaları iyileşmiş.” diyerek onu cesaretlendirmeye çalışır. Song-i “Biraz daha konuşursak vazgeçeceğim. En iyisi daha fazla ameliyattan bahsetmeyelim. Siz bana günü ve saati söyleyin.” diyerek zorla da olsa gülümser. Doktor onun vazgeçebileceğ ihtimalini göz önünde bulundurarak “Öyleyse Avusturya’dan doktor gelir gelmez yapalım. Yani  üç gün sonra.Ama bir gün önceden hastanede olman gerekiyor. İstersen bugün bile yatış işlemlerine başlayabiliriz.” der. Song-i telaşlanarak  “Bugün mü? Eğer sakıncası yoksa ameliyattan bir gün önce yatmayı tercih ederim. Yapmam gereken bazı işler varda.” der. Doktor “Pekala öyle olsun, o zaman ilaçları kullanmaya devam et. Ama ağrıların şiddetlenebilir.  Eğer baş edemeyeceğin şekilde olursa hemen buraya geleceğine söz ver.” der. Kız sessizce başını tamam anlamaında sallar ve teşekkür ederek çıkar.

Yol boyunca parayı Tae Yang’dan istemenin planlarını yapar. Hala söyleyip söylememekte kararsızdır ama sonunda elbette öğreneceklerdir. Bu yüzden ondan duymaları daha iyi diye düşünür. Ama en başından beri karar verdiği gibi ailesine söylemeyecektir. Sonra aklına Kim Sun gelir. “Bir gün önceden yatacaksam şimdilik 2 günüm var bu iki gün içinde onu mutlaka görmem lazım.” diye düşünür. Önce alesine uğrayıp onlarla vakit geçirdikten sonra eve döner. Geldiğinde Leun evdedir. “Bugün erkencisin.” diyerek oturur. Leun “Evet, bir kaç gün böyle part-time çalışacağım. Sen nerelerdesin?” diye sorar. Song-i koltuğa uzanarak “Ah çok yoruldum. Annemlerdeydim.” der. Leo gelip kızın suratını yalayınca Song-i “Ah, biri uzanınca gel beni yala mesajı mı veriyor nedir. Hemen koşup geliyorsun.” diyerek köpeğin dilinden kurtulmaya çalışır. Leun “Leo! mama ister misin?” diye sorunca Leo gidip mama kabını getirir. Leun ona mama verip tekrar salona döndüğünde kızın uyuya kaldığını görür. “Hah annen eve gelince seni çalıştırıyor mu yoksa? Ne bu yorgunluk.” diyerek kızın üzerini örtmek için bir şeyler bulmaya gider.

Tae Yang kapıdan bir hışımla girerek “Song-i nerdesin?” diye bağırır. Kız gözlerini açmaya çalışırken, sesi duyan Leun merdivenlerden koşarak iner. “Neden bağırıyorsun?” diye sorsada Tae Yang onu dinlemeden salona geçer. Bu sırada Song-i ayağa kalkmaya çalışsa da dengesini sağlayamıyordur. Sonra eliyle koltuğun kenarına tutunara kalkar. “Burdayım bir şey mi oldu?” diye anlamaz gözlerle Tae Yang’a bakar. “Hah bir şey mi oldu diyor bir de. Hiç bir şey olmadı canım sadece karım  babamla arkamdan anlaşmalar imzalıyor.” diyince Song-i onun babasıyla konuştuğunu anlar. “Demek öğrendin.” diyerek yere bakar. Tae Yang’ın yüzüne bakmaya cesareti yoktur. Onun ne kadar kızdığını biliyordur. Leun “Ne olduğunu biri bana da söyleyecek mi?” diye sinirlenir. Tae Yang “Hemen anlatayım. Biz burda bu saçma evcilik oyununu oynarken babamın her şeyden haberi varmış.” der. Leun korkarak “Nasıl yani?” diye sorar. Tae Yang, Song-i’nin daha önce hiç görmediği kadar sinirlenmiştir. Sesini yükselterek konuşmaya devam eder.” Yani bu evliliğin sahte olduğundan, ilişkimizden, her şeyden başından beri haberi var. Ve Song-i ile bir anlaşma bile yapmış.” der. Leun Song-i’ye dönerek “Ne anlaşması?” der. Leun da hiç olmadığı kadar ciddi görünüyordur. Kız daha ağzını açmadan Tae Yang “Boşandığımız da hiç bir şey istemeyeceğine dair bir anlaşma.Ama asıl önemli olan babamın Leun ve benden haberi olması ve senin bize bunu söylememen.” diyerek Song-i’ye döner. Leun ne söyleyeceğini bilmeden en yakınında ki koltuğa oturur. Song-i zorla konuşarak “Be- ben sadece sizin keyfinizi kaçırmak istemedim. Böyle iyi gidiyordu.” diyince Tae Yang yüksek sesle güler ve “İyi gidiyordu öyle mi? Demek sen eğleniyordun. Sanırım diken üstünde olan sadece bendim. Ya öğrenilirse, ya büyükbabam duyarsa, ya yakalanırsak diye düşünen sadece bendim.” diyip parmağını Song-i’ye uzatarak “Eğlenen sadece sendin ve kendi huzurun kaçmasın diye bize söylemedin.” der. Song-i her zaman söylemekle söylememek arasında gidip gelmiş hangisinin iyi olacağına karar verememiştir. En sonunda onların mutlu hallerini görünce şuan için durumun iyi olduğunu düşünüp söylememeye karar vermiştir. Şimdi düşününce  Tae Yang haklıdır. Aslında bencillik yaparak kendi huzuru için söylememiştir. Tae Yang ve Leun’un yanında gerçekten mutludur ve bunu kaybetmek istememiştir. Eğer öğrenirse bu evliliğe daha fazla devam etmeyeceğini düşünmüştür. Kalan son günlerini rahat geçirmek için söylememeyi tercih etmiştir. Song-i bunları düşünürken Tae Yang onun konuşmamasına sinirlenip “Bir şey söylemeyecek misin? Yani bunu kabul ediyor musun?” der. Song-i kafasını kaldırıp Tae Yang’a bakarak “Özür dilerim. Haklısın.” der. Tae Yang sinirden evin ortasında dönüp duruyordur. Sonra aniden kıza dönüp “Bu saçma sapan evliliğe bir son vereceğiz. Yarın seni burada görmek istemiyorum. Boşanma işlemlerini sonra hallederiz.” der. Song-i ve Leun şaşkınlıkla ona bakar. Leun “Tae Yang biraz ileri gitmiyor musun? Tamam bir hata yaptı ama…” diye sözünü bitirmeden Tae Yang “Bir hata mı? Bu basit bir hata değil. Hem babamla bunu da konuştuk. Diğerlerine hiç bir şey söylemeyecek. Ama hemen boşanmamı istiyor.” diyip yukarı çıkar. Song-i başını ellerinin arasına alır ve eğilir yanaklarından süzülen göz yaşları yere düşer. Şimdi başı o kadar çok ağrıyordur ki ne yapacağını bilemez. Leun kıza bakar ama şu anda ne diyeceğini bilmiyordur o yüzden ilk önce Tae Yang’ı yatıştırmanın daha iyi olduğunu düşünüp yukarı çıkar.

Leo Song-i’nin yanına gelerek onu yalamaya başlar. Song-i başını kaldırıp “Bir tek sen bana kızgın değilsin değil mi? Ama eminim sende anlasaydın sende kızardın.” diyerek köpeğin başını okşar. Sonra ayağa kalkar ama dengesini kaybedip tekrar koltuğa düşer. “Ah şimdi bi de bu çıktı. Dengemi sağlayamıyorum.  Sanırım hastaneye yatmak en iyisi.” diye içinden geçirerek koltuğa tutunur ve ayağa kalkar. Yavaş yavaş merdivenleri çıktıktan sonra odasına ulaşır ve kendini direk yatağa atar. Gözlerini açtığında pencereden sızan güneşle çoktan sabah olduğunu anlar. Akşam yattığından beri hiç kıpırdamamıştır, yatak bozulmamıştır bile. “Acaba bayıldım mı?” diye düşünerek kalkmaya çalışır. Son bir kaç gündür sabah çok kötü bir baş ağrısı ile uyanıyordur ve bugün de öyle olmuştur üstelik mide bulantısı ile birlikte. Hızla kalkarak lavobaya zor yetişir. Duş aldıktan sonra odaya gelir ve “Evet Song-i gitme vakti geldi.” diyerek bavulünü dolabın üstünden almaya çalışır. Kıyafetlerini yerleştiriken bir yandan bu evde ki güzel anılarını düşünür ve göz yaşlarına engel olamaz.

 

Eşyalarını toplarken mektuplarını bulur. Bunları öldükten sonra okuması için ailesine ve Kim Sun’a yazmıştır. Onlardan bunca yıl sakladıkladığı için onu affetmeyeceklerini bildiği için onlarla bu şekilde vedalaşmak istemiştir. Bunları ameliyat sonrası ona bir şey olursa sahiplerine ulaştırmaları için Tae Yang ve Leun’a vermeyi planlamıştır ama şimdi onlara da söyleyemeyeceğine göre doktora vermek en iyisi diye düşünür. Aklına bir şey gelir ve kalkarak kağıt kalem alarak alarak yazmaya başlar. Bitince kağıdı katlayıp bir zarfa koyar ve zarfın üzerine Tae Yang ve Leun’a diye yazar. Mektuplarını bir pakete koymaya çalışırken odaya Leun girer. “Ne o ek iş olarak postacılığa mı başladın?” diye şaka yaparak girsede yerde duran bavulu görünce “Saçmalama, nereye gidiyorsun?” diye sorar. Song-i “Duydun sende, beni görmek istemediğini söyledi.” der. Bir yandan da mektuplarını yastığın altına sıkıştırır. Leun “Hadi ama yapma Tae Yang’ı sen de tanıyorsun. Böyle birden sinirlenir ama zaman geçince her şeyi unutur.” der. Song-i hayır anlamında kafasını sallayarak “Bu sefer farklı. Hem babası ile konuşmuşlar.” der. “Tamam boşanacağını söylemiş ama bu senin hemen gitmeni gerektirmiyor değil mi? Dava sonuçlanana kadar kalabilirsin. Hem bu ani alınmış bir karar belki değişir. Hala anlamış değilim sadece babası öğrendiyse neden boşanıyorsunuz. Ne bilim hala diğer aile üyeleri bilmiyor.” der. Song-i “Sanırım babası benim mirasta hak iddia edeceğimi falan düşünüyor. Her neyse şimdi toparlanmam lazım.” diyerek katladığı elbiseleri alır. Leun onları bıraktırarak “Lütfen bu kadar acele etme bir gece daha bekle. Bak görüceksin bugün Tae Yang’da kalmanı isteyecek.” der. Song-i çocuğa sarılarak “Gerçekten özür dilerim, ben bu kadar büyük bir olay olacağını bilmiyordum.” der. Çocuk kızın sırtını sıvazlayarak “Endişelenme artık, bir şekilde ortalık durulacak.” der. Song-i Leun’un yüzüne bakarak “Sen neden bana kızgın değilsin?” diye sorar. Leun biraz düşünerek “Aslında her zaman herkesin öğrenmesini istemişimdir. Yani ben eşcinsel olduğumu kimseden saklamıyordum. Ta ki Tae Yang’la tanışana kadar. O bu konuda biraz daha kapalı kimsenin öğrenmesini istemedi ben de kabul ettim. Ama böyle yaşamak zor, kendini saklamak zor. O yüzden babası öğrenince sanırım beni pek etkilemedi.” diyerek kıza gülümser ve devam eder “Senin tuzun kuru tabi, burada Tae Yang’ın ailesi söz konusu diye düşünüyorsun değil mi?”  diye kıza sorar. Song-i kafa sallayarak “Hayır, seni anlıyorum.” der. Leun “Öyleyse karnımızı doyuralım. Şahsen ben çok açım. Eğer biraz daha aç kalmaya devam edersen sana kızabilirim.” diyerek kızın kolundan çeker. Song-i gülerek ayağa kalkar, Leun “Hah şöyle, gül biraz. Somurtunca çok çirkin oluyorsun benden söylemesi.” diyip odadan çıkar. Song-i mutfakta yiyecek bir şeyler hazırlarken, dün öğlenden beri hiç bir şey yemediğini fark eder.

Leun masaya gelip hemen yemeğe başlar. “Hımm, bence Tae Yang acıktığı anda bu yemekler aklına gelecek ve seni affedecektir.” der. Song-i gülerek “Sanmam ama kızgın olan sen olsaydın yemekler kesin işe yarardı.” der. Leun “Ah aklıma süper bir fikir geldi. Siz boşanınca seni aşcı olarak eve alabiliriz. Evet evet süper bir fikir.” diyerek yemeğe devam eder. Song-i ona izleyip gülümser tam yemeğinden yiyecekken kapı sesi duyulur. Gelen Tae Yang’dır. Leun “Zamanlaman süper, hadi yemeğe gel.” der. Song-i huzursuzca Tae Yang’ın vereceği tepkiyi merak ediyordur. Tae Yang mutfağa girdiğinde Song-i ve Leun’u masa başında görünce ilk söylediği söz “Ben sana seni burada görmek istemediğimi söylemedim mi?” olur. Song-i’nin gözleri sulanıp sesi çatallaşmaya başlar ağzından yavaşca “Birazdan gidiceğim.” sözleri dökülür. Leun “Tae Yang yeter artık bu biraz fazla olmuyor mu? Kendine gel.” diye sesini yükseltir. Tae Yang şaşkın gözlerle Leun’a bakarak “Bakıyorum senin hiç umrunda değil bu olanlar.” der. Leun “Umrumda ama  böyle aşırı tepkiler vermiyorum.” der. Tae Yang gülerek “Aşırı tepki veriyorum öyle mi? O zaman aşırı tepkilerime devam edeyim. Song-i’yi bu kadar çok istiyorsan sen de onunla birlikte git.” der. Leun tam bir şey söyleyecekken Song-i ayağa kalkar “Lütfen yapmayın. Benim yüzümden kavga etmeyin.” der. Bunları söylerken yerin ayağının altından kaydığını hissediyordur. Şimdi her şey bulanık görünmeye başlamıştır. Yukarı çıkıp eşyalarını toplamak istiyordur ama yürüyecek hali yoktur. Düşmemek için masaya tutunur o sırada tabağına çarpar ve yemekleri aşağıya döker. Leun kıza bakarak “İyi misin?” diye sorar, Song-i kısık bir sesle “Özür dilerim.” der ve o anda yere yığılır. Tae Yang ve Leun aynı anda telaşla kızın yanına gelirler. Leun “Song-i, song-i beni duyuyor musun?” diye sorsa da karşılığını alamaz. Tae Yang kızı kucaklayıp salona koltuğa götürür. Leun “Sanırım bu saate kadar hiç bir şey yememiş ondan olabilir mi?” diye sorar. Tae Yang’ı ise çok endişeli görünmektedir. Ne yapacağını bilmeden bir o yana bir bu yana döner durur. Sonra kızı tekrar kucaklayarak Leun’a “Arabanın anahtarlarını al hastaneye gidiyoruz.” diyerek hızla kapıya yönelir.

Song-i’nin her zaman gittiğini hastaneye gelmişlerdir. Acil servise giderler. Doktorlar Song-i’ye bakarken onlar da kayıt işlemlerini yaparlar. Kayıt sırasında Song-i’nin doktoruna da haber verilir. Tae Yang ve Leun kapıda baklerken doktor hızla yanlarından geçer ve içeri girer. “Song-i benim hastam. Ne olmuş?” diye içeride ki doktora sorar. Doktor “Birden bayılmış. Ben de durumu anlamak için bazı testler istedim. Ama sizin hastanızsa sizin bakmanız daha iyi.” diyerek çekilir. Doktor kısa bir muaneden sonra “Kahretsin, ameliyattan önce en çok korktuğum şey oldu. Bilincini kaybetmiş olabilir, çabuk yoğun bakım odasına alın.” derken bunları açık kapıdan duyan Tae Yang  içeri girerek “Ameliyat mı?” der. Doktor adamın yüzüne bakarak “Sen kimsin?” diye sorar. Tae Yang “Song-i’nin eşiyim. Onun nesi var?” diye sorar. Doktor telaşla “Şimdi zaman kaybetmeden yapmamız gerekenler var. Sizinle sonra konuşacağım.” diyerek ayrılır.  Tae Yang ve Leun anlamaz gözlerle birbirlerine bakarlar ve beklemeye devam ederler. Leun sessizliği bozarak “O doktor benim hastam dedi yaa, yani daha önce de mi gelmiş?” diye sorar. Tae Yang “Bilmiyorum ve biraz daha hiç bir şey bilmeden beklersek delireceğim.” der. Ta bu sırada bir hemşire gelir “Efendim. Song-i Hanım’ın eşi siz misiniz?”” diye sorar. Tae Yang evet anlamında başını sallayınca “Doktoru sizinle görüşmek istiyor beni takip edin.” der ve onları doktorun odasına götürür.

İçeri girdiklerinde Doktor  telefon görüşmesi yapıyordur. Telefonu kapatıp “Buyrun oturun.” diye Tae Yang’a masanın önünde ki koltukları gösterir.Doktor Leun2a bakarak “Siz nesi oluyorsunuz?” diye sorar. Leun “Çok yakın bir arkadaşıyım, ben de kalabilir miyim?” diye sorar. Doktor “Tabi buyrun.” der ve sandalyesine oturup derin bir nefes alır. “Sanırım sizin olanlardan haberiniz yok. Tam da Song-i’den beklenildiği gibi bu zamana kadar kimseye söylememiş.” diyerek konuya başlar. Merakını daha fazla dizginleyemeyen Tae Yang “Neyi söylememiş?” diye sorar. Doktor sözlerine devam ederek “Song-i buraya ilk, iki buçuk yıl önce geldi ve beyin tümörü tehşisi konudu.” diye söze başlayınca Tae Yang ve Leun birlikte “Ne?” diye şaşırırlar. Doktor “Tümörün bulunduğu yer itibariyle ameliyatla alınması çok riskliydi. Masada kalma ihtimali çok yüksekti. Ama tümör alınmazsa da yaşama şansı çok azdı ama yinede bir kaç yıl yaşayabilirdi. Song-i ameliyat olmayı istemedi ve 2.5 yıl boyunca yaşadı. Tabi bu sağlıklı bir yaşam değildi. Sürekli ilaç kullanmalı ve büyük bir ağrıyla başa çıkmalıydı. Ama artık bu yaşamında sonuna gelmişti. Son günlerde ağrıları iyice arttı ve ona bir ay önce ameliyat olmazsa daha fazla yaşamayacağını söyledim. Yine ameliyatı kabul etmedi. Fakat bir kaç gün önce aniden gelip fikrini değiştirdiğini söyledi. Bu kadar yıldan sonra artık sona yaklaşmışken böyle bir karar verdiğine çok sevindim. Normalde iki gün sonra ameliyat olmasına karar vermiştik. Ama bu gece bilincini kaybetmesi her şeyi daha da zorlaştırdı. Biraz önce ameliyatı yapacak doktorla konuştum. Avusturya2dan iki gün sonra gelecekti ama böyle bir durum çıkınca ilk uçakla buraya gelmesi için ricada bulundum. Yarın ameliyatı yapıyoruz. şimdi sizin bazı belgeleri imzalamanız gerekiyor. Diyerek Tae Yang2ın önüne bir dosya koyar. Tae Yang ve Leun şaşkınlıktan ve üzüntüden adete dillerini yutmuş gibi susarlar. Leun göz yaşlarına engel olamaz.  Tae Yang yumruklarını sıkarak sessizce  “Nasıl böyle bir şeyi söylemez.” der. Leun korkarak doktora aklında ki soruyu sorar “Ameliyat tehlikeli demiştiniz, peki şimdi bu durumda daha da tehlikeli olmuyor mu?” diye sorar. Doktor “Biz elimizden geleni yapacağız. Bu ameliyat tek şansı, biraz daha beklersek onu kaybedeceğiz.” der. Tae Yang masada ki belgelere bakarak “Bunlar ne için?” diye sorar. doktor “Riskli ameliyatlarda prosedür gereği yaptığımız bir uygulama. Ameliyat sonunda ne olursa olsun kabul ettiğinize dair.” der. Tae Yang  elelriyle saçlarını karıştırark sinirle masadan kalemi alır ve hiç okumadan imzalayarak kendini odadan dışarı atar. Leun odadan çıkmadan doktora “Onu ameliyattan önce görebilir miyiz?” diye sorar. Doktor “Tabi ama yoğun bakımda olduğu için odaya giremezsiniz. Cam bölmeden görebilirsiniz.” der. Leun odadan çıkıp Tae Yang’a yetişmeye çalışır. Tae Yang anlamsızca hızlı hızlı yürüyerek sonunda bekleme odasına gelir ve bulduğu ilk sandalyeye oturur. Leun’da yanına gelp oturur, ikiside biraz önce duydukları sözlerden dolayı şoka girmiştir. Dayak yemiş gibi hiç hareket etmeden oturduktan sonra Tae Yang’ın ağzından şu sözler dökülür: “Ona söylediğim son şey seni görmek istemiyorumdu.” başından beri tuttuğu göz yaşlarına daha fazla engel olamaz ve elleriyle yüzünü kapatıp ağlamaya başlar. Leun aniden ona dönüp “Saçlama o daha ölmedi. Son sözlerin falan değildi. O ölmeyecek, ölemez.” diyerek ayağa kalkar “Ben Song-i’yi görmeye gidiyorum. Geliyor musun yoksa ölmemiş birinin yasını tutmaya devam mı edeceksin?” diye sorar. Tae Yang göz yaşlarını silerek “Geliyorum.” der.

 

İki adam camın arkasında durup içerde bir yatakta yatan bir bir sürü kabloya bağlı olan kıza bakarlar. Bir süre sessiz kaldıktan sonra Leun “Neden o kadar sinirlendin?” diye sorar. Tae Yang  düşüncelerinden sıyrılarak irkilir, soruyu tam anlamadığı için “Hı?” diye sorar. Leun gözlerini Song-i’den ayırmayarak “Neden o kadar sinirlendin dedim.” diye tekrarlar. Tae Yang “Bilmiyorum. Şimdi düşününce bu yaptıklarım o kadar saçma geliyor ki… Ama bunu geri çevirmenin bir yolu yok değil mi?” diye Leun’a dönüp sorar. Leun ona dönüp “Geri çevirmenin bir yolu yok ama o affedecektir. Yeter ki iyileşsin.” diyip tekrar kıza kıza döner. Tae Yang “Ben babamla görüştüğünü bizden saklamasına kızarken, o çok daha önemli bir şeyi bizden saklıyormuş.” diye devam eder. Leun “Sadece bizden değil ailesinden de…” dedikten sonra duraklayarak Tae Yang’a bakar. Tae Yang yüzündeki şaşkınlık ifadesini görünce “Ne var?” diye sorar. Leun kafasını sallayarak “Şimdi anlıyorum.” der. Tae Yang anlamaz gözlerle bakınca, Leun “Kim Sun.” der. Tae Yang sonunda anlayıp “Yani bu yüzden mi ayrıldılar demek istiyorsun.” diye sorar. Leun “Kesinlikle bu yüzden ayrıldı ama ona hiç bir şey söylemedi. Hatta okuluda bu yüzden bıraktı. Çünkü çok az zamanı kaldığını düşünüyordu.” der. Tae Yang başını sallayarak onaylar. Sonra “Kim Sun’a haber vermemiz gerekiyor.” der. Leun “Peki ya ailesi?” diye sorunca Tae Yang biraz düşünerek “Ailesine ameliyattan sonra haber vermek daha iyi olacaktır. Of ya da bilmiyorum şuan için hangisi iyi hangisi kötü hiç bilmiyorum.” der. Leun “O kimsenin bilmesini istemiyordu. Bence onun istediği gibi yapalım. Yarın ki ameliyattan sonra diğerlerine haber veririz.” der. Tae Yang’da bunu onaylar.

 Tüm geceyi hastanede geçirirler. Sabah olduğun ilk iş doktorun yanına giderler ve kızın durmunu sorarlar. Doktor “Şimdilik her hangi bir gelişme yok. Durumun kötüye gitmesinden iyi. birazdan beklediğimiz doktor gelecek ve ameliyata alacağız.” diye onları bilgilendirir. Leun, Tae Yang’a “İstersen sen işe git. Ben beklerim burada.” diyince Tae Yang “Bugün gitmeyeceği şirkete çoktan haber verdim bile.” der. Öğlene doğru beklenen doktor gelir ve Song-i ameliyat için hazırlanır. Ameliyattan önce onu görmek isteyen Tae Yang ve Leun’da ordadır. Sedye ile ameliyathaneye götürülürken Leun kızın elini sıkarak “Seni dışarda bekliyoruz. Bizi çok bekletme olur mu? Bu huysuz Tae Yang’ın beklemekten hoşlanmadığını biliyorsun.” diyerek gülümser. Tae Yang’da arkalarından bakarak sessizce “Asıl ben özür dilerim.” der ve bir damla göz yaşı  yanağından süzülerek yere düşer.

Ameliyat süresi boyunca Tae Yang ve Leun koridorda volta atarlar. Tae Yang sabırsızlanarak “Çok uzun sürmedi mi?” diye sorar. Leun “Evet ama uzun sürmesi iyi bir şey değil mi? Yani ne bilim şu ana kadar kötü bir haber gelmedi.” der.  Bir kaç saat sonra nihayet doktorlar çıkmaya başlar. Song-i’nin Doktor’unu görünce hemen yanına giderler. Doktor “Zorlu bir ameliyattı ama elimizden geleni yaptık. Ameliyatta bir kez kalbi durdu ama tekrar hayata döndürmeyi başardık.” diye konuşurken Leun daha fazla dayanamayarak “Yani?” diye sorar. Doktor “Yani ameliyat başarılı geçti tümörü aldık. Ama sonuçlarını henüz bilmiyoruz. Uyanınca anlayacağız.” diyerek gider.

İlaçların etkisi geçmesi ve uyanması için bir gün geçmesi gerekiyordur. Bu süre boyunca Leun ve Tae Yang sırayla eve gidip üzerlerini değiştirmenin dışında hep hastanede beklemiştir. Bir günün sonunda Song-i hala uyanmamıştır sonra birden doktor ve hemşireler telaşla kızın odasına girerler. Tae Yang ve Leun’da içeri girmek istesede hemşireler dışarda beklemelerini söylerler. Bir süre sonra doktor onları odaya çağırır. Song-i’nin elini kımıldatmaya başladığını görünce ikili telaşla yatağın yanına giderler. Leun “Song-i!” diye heyecanla kızın yanına gelir. Kız onun yüzüne anlamsızca bakarak “Kar mı yağıyor?” (Song-i’nin kelime anlamı kar) diye sorar. Leun şaşırarak Tae Yang’a döner. Doktor kızın avcuna elini koyarak “Elimi sıkar mısın?” diye sorar. Kız elini sıkınca Doktor “Evet çok güzel. Şimdi ayaklara bakalım.” diyerek ayaklarının altına dokunur. Song-i “Ah gıdıklanıyorum.” diyince Doktor gülerek “Çok iyi korktuğumuz şey olmamış ama..” diye konuşurken Song-i sözlerini kesip deminden beri merak ettiği şeyi Tae Yang ve Leun’a bakarak  sorar.

 “Siz kimsiniz?”

11. Bölümün Sonu

“Belki o kadar üzülmemiştir? Belki beni çoktan unutmuştur? ”

Song-i’nin aklından bu sorular geçerken, Tae Yang kızın kolundan tutarak “Hadi bir saatimiz var.” diyip yürümeye başlar. Asansörün önüne  geldiklerinde Ba Lam ve Kim Sun yeni proje hakkında sohbet etmektedir. Yanlarına gelince birbirlerine başlarıyla selam verirler. Bu sırada asansör gelmiştir ve hepsi binerler. Lam, Song-i’yi süzerek “Burada çalışmaya başladığını duydum. Bildiğim kadarıyla yılın belli dönemlerinde elemelerle mimar alıyordunuz ama…” diye konuşmasına sürdürürken bir yandan da göz ucuyla Tae Yang’a bakıyordur. Tae Yang sözlerini bitirmesine fırsat vermeden “Song-i oldukça yetenekli, elemelere girseydi de geçecekti zaten sadece elemelere kadar beklesin istemedim. Hem şuan daha mimar kadrosunda değil.” diyip Kim Sun’a doğru döner. Kim Sun’da başıyla onaylayıp “Evet.” der. Ba Lam umursamaz şekilde “Her neyse, alışveriş merkezi için ekibinizden güzel fikirler bekliyorum.” diyerek Sun’a gülümser. Song-i ise kendini pek iyi hissetmiyordur, sessiz kalmayı tercih eder. Bu sırada asansör otopark katına gelmiştir ve hepsi iner. Ba Lam iner inmez Tae Yang’a  “Öğle yemeğine gidiyordunuz değil mi? Beraber yiyelim mi? Hem projeyi de konuşuruz.”  der. Tae Yang ne diyeceğini bilemez, sonuçta yemeğe gidiyorlardır ve bahane bulamaz. Ba Lam, Tae Yang’ın sessizliğinden yaralanıp “Birlikte yiyoruz o zaman. bildiğim harika bir yer var. Beni takip edin.” diyip arabasına doğru yönelir. Tae Yang ve Song-i de kendi arabalarına binerler. Song-i suratını asıp “Hayır desen olmazdı değil mi?” diyip arabaya biner. Tae Yang’da binerek “Ben de çok meraklı değilim ama bahanemiz olmadan reddedersek hoş olmayacaktı.” der. Ba Lam’ın arabasına Kim Sun’da binmiştir ve Tae Yang onları takip etmeye başlar.

Song-i başını ellerinin arasına alıp eğilir. Tae Yang  “Bir şey mi oldu? İyi misin?” diye sorunca kafasını kaldırır ve “Başım ağrıyor birazcık, iyiyim.” der. Tae Yang “İstersen eczaneye uğrayıp ilaç alabiliriz.” diyerek kıza bakar. Song-i “Yok yok önemli bir şey değil, geçer birazdan.” der. Tae Yang “Bence sevgili değiller.” diyince Song-i şaşırarak  “Nerden çıktı şimdi bu.” der. Tae Yang gülerek “Hani o yüzden başına ağrılar girdiyse diye söyledim.” diyip kıza bakar. Song-i sinirlenir “Ne alakası var şimdi, hem sevgilisiyse de bana ne. Tabi ki sevgilisi olacak şimdiye kadar olmadığı hata.” der ve camını açarak soğuk rüzgarın yüzüne vurmasıyla bu rüzgarla beraber tüm anılarının ucup gitmesini diler. O güzel günleri bir daha özlemle hatırlamamayı ister ama ne soğuk şubat rüzgarı ne de geçen yılların bu anılar üzerinde hiçbir faydası yoktur. Tae Yang pencereyi kapatarak “Hasta olacaksın çok soğuk.” der. Sonunda  Ba Lam bir restaurantta durur. Burası oldukça lüks görünen bir yerdir. Song-i arabadan inerken “Aa az kalsın unutuyordum. Teşekkür ederim.” diyince Tae Yang şaşırır “Ne için?” kız gülerek “Benim yetenekli olduğumu söyledin ama daha çizdiğim hiç bir şeyi görmemiştin, benim için yalan söyledin.” der. Tae Yang “Görmesem bile bu işi bu kadar istediğine göre yeteneklerine güveniyorsun demektir. Hem bak bu projede yer almayı başardın.” diyip göz kırpar.  Gülerek içeri girerlerken Kim Sun’un gözleri onların üzerindedir.

 Song-i içeri girdiğinde ağzı açık kalır , burası öyle bir dekore edilmiştir ki sanki İngiliz Kraliyet Sarayında yemeğe davet edilmişlerdir. Masalarına otururlar. Song-i sandalyede huzursuzca kıvranmaya başlar. Oldu olası böyle lüks yerlerde rahat edememiştir ve bu hiç değişmeyecektir. Ba Lam söze başlayarak “Buranın yemeklerini çok seviyorum. İzin verirseniz sizin için de söyleyeceğin.” diyerek hemen önüne gelen menüye dalar. Song-i kıza ters ters bakarak içinden “Aman onu da sen yap hatta bizim yerimize de ye her şeyi sen yap.” diye söylenir. Ama önüne gelen menüye baktığında yemeklerinde ortam gibi yabancı olduğunu görür. Bu duurmda Ba Lam’ın seçmesi isabet olmuştur. Ba Lam menüyü inceledikten sonra “Hepinizin seveceğini tahmin ettiğim bir yemek.” diyip gülerek bir Fransız yemeği söyler. Tam o anda Kim Sun “Onda peynir var. Song-i peynir yemez.”  diye bir çıkışta bulununca tüm gözler ona çevrilir. Ba Lam şaşkınlıkla “Kısa zamanda nasıl öğrendin. Önceden tanışıyor muydunuz?” der. Kim Sun biraz önce söylediğine pişman olarak durumu açıklamaya çalışır. Song-i’ye bakarak “Şey üniversitedeyken aynı sınıftaydık.” diyip Tae Yang’a bakar ve şaşırmadığını görür demek ki song-i ona söylemiştir. Tae Yang “Her neyse o zaman izin veririsen Bayan Lam herkes kendi yemeğini seçsin.” diyerek garsondan müsade ister. Ba Lam biraz bozulsada çaktırmamak için elinden geleni yapar. Song-i Tae Yang’ın yardımıyla yemeğini seçer. Yemek boyunca iş hakkında konuşurlar. Restauranttan çıktıklarında Ba Lam kendi şirketine gideğinden Tae Yang, Kim Sun’uda şirkete bırakmayı teklif eder. Böylece önce Tae Yang ve Song-i arkada Kim Sun yola çıkarlar. Song-i bu gergin ortamın bitmesini sabırsızlıkla bekliyordu.

Tae Yang telefonunu Song-i’ye uzatarak “Leun’u ara akşama bize yer ayırtsın.”  diyince kız anlamaz gözlerle bakar. Tae Yang gülerek “Kutlama yapıcaktık, bu sayılmaz.” diyip göz kırpar. Song-i gülümseyip telefonu alır ve Leun’la konuştuktan sonra gülerek telefonu kapatınca Tae Yang sorar “Ne diyor?” “Ahaha hep benim için kutlama yapıyormuşuz ayarlamıyormuş restaurantı arayıp kendiniz rezarvasyon yaptırın diyor.” diyince Tae Yang “Demek öyle akşam gittiğin de hatırlat patronuna şikayet edelim.”

Çemberimde Gül Oya OST – Hep Bana

Bu sırada camdan dışarı izliyormuş gibi yapan Kim Sun kulakları onların üzerindedir. Yemeğin başından beri gülmeyen yüzü daha da asılmaktadır. Song-i’nin başka biriyle evli olması yetmiyor gibi onunla gayet mutlu görünmektedir. Onları her gördüğünde kalbinin bu acıya dayanamayacağını hissediyordur. Yolların çabuk bitmesini ve şirkete varmayı diler. Bir an önce varmalıdır ki bu manzarayı görmeye daha fazla dayanamıyordur.

Otoparka girdikleri anda Kim Sun hemen iner “Bıraktığınız için çok teşekkürler, acelem var hemen gitmeliyim.” diyerek asansöre yönelir. Song-i onun arkasından bakarken hayattan çaldığı yılları, ondan ve kendinden çaldığı mutluğu, düşünmektedir. İşte zamanda onun gibi hızla geçip gitmektedir ve Song-i’nin tek yaptığı şey gidenlerin arkasından bakakalmakdır. En kötüsü de elinden gelen hiçbir şey yoktur. Song-i dalmışken Tae Yang omzuna dokunarak onu kendine getirir ve sorar:

“Bu kadar seviyorken neden ayrıldın?”

Song-i şaşırır “Nerden çıktı şimdi bu?” diyerek yürümeye başlar. Tae Yang arkasından yürür “Ne kadar inkar edersen et. Ağzından çıkanların önemi yok ben gördüğüme inanırım.” Song-i asansörü çağırarak “Yanlış görmüşsün o zaman.”  Tae Yang kıza bakarak “Umarım bir gün bunun nedenini de anlatacağın kadar yakın görürsün beni.” diyince Song-i ona dönerek “Yakın gördüğüm için anlatmıyorum zaten.” diyip gülümseyerek  gelen asansöre biner. Bu sıralar da Kim sun kendini odasına zor atmıştır. Kapıyı kapatır kapatmaz yere çöker. Daha ne kadar dayanabilecektir bu boşluk hissene? Bir yanının olmaması gibi, hep eksikmiş gibi yaşamaya?

Song-i günün geri kalan kısmını çizim için fikir düşünmekle geçirir bir yandan da her zaman ki işine devam etmektedir. Akşam olunca Tae Yang’la birlikte Leun’un çalıştığı yere gidip yemek yerler ve işini kutlarlar. Eve geldiklerin de Leun sorar “Noona yemek boyunca mutsuz gibiydin. Bir şey mi oldu?” Song-i “Bugün  beni sorguya çekme konuusnda sözleştiniz galiba.” Leun anlamaz gözlerle bakınca “Bir şeyim yok diyorum, gayet iyiyim, mutluyum yanımda siz varken nasıl mutsuz olabilirim değil mi?” diyip göz kırpar ve Leun’a sarılır. “Benim için endişelendiğiniz için çok teşekkür ederim ama çok endişelenmeyin olur mu?” der. Yukardan inen Tae Yang, Leun’u kolundan çekip Song-i’nin elinden kurtararak “Hey o benim sevgilim. Git kendine sarılacak başka birini bul.” diyip dil çıkarır ve Leun’a sıkı sıkı sarılır. Leun boğulmak üzereyken “Hey durun durun, biliyorum karşı konulmaz bir cazibem var ama şimdi boğucaksınız beni.” diye konuşmaya çalışır. “Bugün ikinizde de bir tuhaflık var ama neyse.” derken Tae Yang’ın kollarından kurtulur. Tae Yang “Her şeyi bilmek zorunda mısın çoçuk? Biraz merak et.” diyince Leun hemen atlar “Ahh bir şey olmuş demek ki, ne oldu ne oldu çabuk söyleyin.” Tae Yang kaşlarını kaldırarak hayır işareti yapar “Kimmiş bize yer ayırtmayan cezanı çekeceksin, meraktan çatla bakalım.” diyip yukarı çıkar. Leun’da onun arkasından giderek ikna çalışmalarına başlar.

Bir hafta geçmiştir ve Song-i planının kaba taslak halini çizmeyi başarmıştır. Bugün tatil günü olduğu için hepsi evdedir ancak Tae Yang ve Leun dışarı çıkmıştır. Song-i’de hazır evde kimse yokken planını alarak salondaki masa da çalışır, evdeki en büyük masa olduğu için bir yanda kalemleri bir yanda kahvesi rahat rahat yayılmıştır. Bu sırada kapı çalınır. eve misafir gelmediği için çok şaşırır. Kapıyı açtığında şaşkınlığı iki katına çıkar. Gelen Ba Lam’dır “Merhaba Tae Yang’la konuşmam gereken bir şey vardı, girebilir miyim?” Song-i’nin onu çekmeye hiç hali yoktur bu yüzden “Şimdi evde değil. Telefonunda ulaşabilirsin.” diyip gülümseyerek (zorla da olsa) kapıyı kapatmak için hamle yapmıştır ki Ba Lam “Telefonu kapalıydı. İçerde bekleyebilirim.” diyip girer. song-i arkasından şaşkınlıkla bakarak kapıyı kapatır. Lam salona geçerek “Ahh demek çalışıyordun. Seninde bizim proje için çizim yaptığını duydum ama projenin seçilmesi bir mucize olurdu heralde. Çünkü bizim şirketimiz mimarının itibarına çok önem verir.” diyip sinsi sinsi güler.  Song-i içinden “Zaten planıda itibar çiziyor.” desede sadece gülümsemekle yetinir. Ba Lam içecek bir şeyler isteyin mutfağa giderken suratını direk değiştirir “Off gülüyormuş gibi yapmak ne kadar zormuş, ağzım ağrıdı resmen.” diye söylenir. Ba Lam’a da bir kahve getirip oturur. “Aslında Tae Yang geçikebilir. Yani not falan bırakabilirsin, boşuna bekleme diye söylüyorum.” der. Ba Lam aldırmıyormuş gibi yaparak “Sorun değil hem seninle de konuşmuş oluruz. Mesela Tae Yang’la nasıl tanıştınız? Ne zaman evlilik kararı aldınız? Tae Yang bu güne kadar hiç evlenmeyi düşünmemişti, böyle aniden  hem de hiç tarzı olmayan biriyle evlenmesi bana tuhaf geldi doğrusu.” diyip bir yandan da Song-i’yi süzmektedir. Song-i sinirlensede belli etmemeye çalışarak “Demek ki bu güne kadar aşık olmamış. Aşık oldu ve evlendi.” diyip güler. İki kadını uzaktan seyredenler normal bir konu hakkından güzel güzel konuştuklarını düşünebilirler. ama ortamda ki gerilim hissedilmeyecek gibi değildir.

Ba Lam bu sözden sonra sinirini çıkarmak için masada duran kahvesini yanlışlıkla çarpmış gibi yaparak döker ve planı sırılsıklam yapan kahve her yere sıçrar. Song-i biranda kalkarak planı çekmeye çalışsada artık çok geçtir. Tam bu sırada Tae Yang ve Leun içeri girerler. Manzarayı görünce ikisi de çok şaşırır. Ba Lam hemen açıklamaya çalışır “Çok üzgünüm, kazayla oldu.” diye bir kaç şey geveler. Song-i’nin suratını görünce durum hiç kazaya benzemiyordur. Ba Lam yüzsüzlüğü son sınırına dayandırarak “Ahh görüyormusnuz en sevdiğim elbiseyede kahve sıçramış. Kahretsin ne yapacağım ben şimdi.” diye söyleninnce Leun2un tepesi atar. Mutfağa koşup bir elbezi ile dönerek “Hemen temizleyelim Noona yoksa beyaz renkte hiç geçmez.” der ve Ba Lam’ın çekilmesine fırsat vermeden elbezini eteğine sürmeye başlar. Bembeyaz eteğin üzerinde koca bir siyah leke oluşunca Ba Lam çığlık atar. Leun elinde ki beze bakarak “Tüh yanlışlıkla kirli bezi getirmişim.” der ve Song-i’ye dönüp göz kırpar. Ba Lam sızlanarak “Kahretsin hemen çıkmalıyım.” diyip kapıya yönelir. Leun da arkasından el sallayarak “Kusura bakma Noona inan kazayla oldu. Bugünlerde insanlar kazayla ne kadar çok şey yapıyor.” der. Ba Lam çıktıktan sonra Tae Yang Leun’u kolunun altına lıp sıkıştırarak saçlarını dağıtır. “Bu kafan bazen çok iyi çalışıyor.” diyince Leun bozulur “Bazen mi? Benim kafam her zaman çalışır” der. Tae Yang çocuğa sarılarak “Ahaha aferin aferin hep böyle ol.” der. Leun Song-i’ye elleriyle gel şaret yapar. Song-i’de gelir ve sarılma işine katılır. Tae Yang ikisini de bırakarak “Haydi yeter bu kadar sevgi böceği halleri. Ortalığı temizleyelim.”  Song-i’ye döner “Plan kurtarılacak gibi değil mi? ” der. Song-i kafasını sallayarak “Neyse zaten çok ilerlememiştim.” der. Ve planı daha kuru bir yere koyar.

Şirkette diğer tüm mimarlar kendi işlerine gömüldüğü için Song-i’ye kötü bakışlar atmalarına bile vakitleri yoktur. Çizimlerini bitirenler Song-i’ye temize çekmesi için projelerini bırakıyordur ve Kim Sun’a giden hiçbir çizim henüz onayından geçmemiştir. Song-i Kim Sun’un mükemmelliyetçiliğini bildiği için çizimini tamamen bitirmeden ona göstermeyi düşünmüyordur.

Tae Yang televizyon kanalları arasında zapping yaparak parmak kaslarını geliştirirken Song-i yukardan gelip “Biraz daha hızlı çevirirsen hiç bir şey göremiyeceksin.” der. Tae Yang dönüp ona baktığında “Yavaş yavaş çevirsene kanalları ne olduğunu bile bakmadan değiştiriyorsun.”  diyince o da “İzlemek için çevirmiyorum ki bu benim hobim.” diyip kumandayla oynamaya devam eder. Song-i yanına gelip oturur “Ne o, Leun evde olmayınca yalnızları oynuyorsun.” diyip zavallı kumandayı ellerinden kurtarır. Tae Yang “Kaçta gelicekmiş o söyledi mi? Bu mesai işi de nerden çıktıysa.” diye söylenince Song-i “Ovv ovv durum tahmin ettiğimden daha ciddi.” diyip kahkaha atar ama Tae Yang2ın sinirli bakışlarını görünce “Tamam kızma, sadece arkadaşının yerine bu gecelik çalışması gerekiyormuş, birazdan gelir.” der demez zil çalınca “Leun geldi diyeceğim  ama o kapıyı çalmaz.” Tae Yang “Ben bakarım.” diyip kapıya yönelir.

Kim Jang (Noh Min Wu) Tae Yang’un kuzeni, biraz kafasına buyruk, istediğini yapan, kimseleri önemsemeyen bir gençtir. Şu anda ailesinden uzakta yaşamayı seçmiştir. Amerika’dan gelip hikayemize dahil olur.

Gelen Jang’dir. Onu görünce Tae Yang’ın suratı şaşkınlıkla kızgınlık arası bir hal alır. Jang geçen sene tüm aileyi karıştırarak Amerika’ya taşınmıştır. Liseden beri basının ilgi odağı olan Jang, çapkınlıklarıyla Kim ailesinin başını hayli ağrıtmıştır.

Jang kuzanine bakarak “Ee beni tüm gece kapıda mı dikeceksin?” diye sorar. Tae Yang istemeyerekte olsa “Gir tabi.” der. Jang “Evlendiğini duydum da seni tebrik edeyim.” diyerek bir kahkaha patlatır. Tam o andan Song-i görür “Şanslı bayan sen olmalısın.” diye selam verirken sözlerine devam eder. “Eee kaç para alıyorsun bakalım bu evlilik için.” dediği anda Song-i şaşırarak Tae Yang’a bakar. Oda kafasını sallayarak bunu onaylar. Kızın şaşırdığını görenm Jang  gülerek “Evet biliyorum. Tae Yang birden bire kadınlardan hoşlanmaya karar vermeyeceğine göre sahte bir evlilik yapmış olmalısınız. Sakın bana para almadığını söyleme.” diye bir cevap bekler ama Song-i şaşkınlıktan dilini yuttuğu için sessiz kalmayı tercih eder. Jang sözlerine devam ederken kendi eviymişçesine koltuğa yayılarak “Tabi sen de haklısın böyle lüks bir evde yaşamak bile senin gibi biri için ödül olmalı. Yiyip içmek kıyafetler falan.” diye kırıcı sözler etmeye başlayınca song-i tam ağzını açacakken Tae Yang “Zırvalamayı kes, bunlar seni hiç ilgilendirmez.” diyerek konuyu kapatır. “Neden döndün, hani bir daha asla bu aileyi görmek istemiyordun.” diye sorunca Jang dudağının kenarıyla glerek “Haha, ben özgürlüğü seçtim diye bana kızıyorsun değil mi? Çünkü sen bu hapise hayatında kaldın ve ben özgürüm. Sen korkakça kendi hislerini bile ailene söyleyemezken ben istediğimi yapıyorum. Öyle değil mi, Tae Yang?” diye sesini yükselterek konuşur. Tae Yang daha fazla dayanamaz ve oda bağırmaya başlar “Bunun korkaklıkla bir alakası yok. Ben ailemi seviyorum ve üzmek istemiyorum. Senin gibi düşüncesiz değilim. Sen hep ailemizin kötü reklamı oldun. Şu hayatta her gece sarhoş olup saçmalamaktan başka ne yaptın.”

Jang hiç etkilenmemiş gibi görünerek “İstediğim gibi özgürce yaşadım. Ama sen anlamazsın çünkü sen bu ailenin o yüzyıllardan önce kalma kurallarına körü körüne bağlısın. Ailenden hala gay olduğunu saklıyosun ve bu yüzden saçma sapan insanları hayatına dahil ediyorsun.”  Tae Yang sinirlerine hakim olmaya çalışarak “Burda saçma sapan bir insan varsa oda sensin. Evimden gider misin?” der ve kapıyı gösterir. Jang “Her zaman ki sorunlarından kaçıyorsun. Kaçmaya devam et bakalım.” diyerek kalkar ve çıkar.

Song-i şu 10 dakika içinde olanları sindirmek ister gibi tek kelime etmeden ortada dikiliyordur. Tae Yang başını ellerinin arasına almıştır ve hiç ses çıkarmadan öylece duruyordur. Kız ona biraz yaklaşınca yere damlayan göz yaşlarını görür ve şu ana kadar olanlar içinde en çok şaşırdığı şey bu olur. Tae Yang2ı ilk defa ağlarken gördüğü için ne yapacağını bilemez, keşke Leun olsaydı diye düşünür. Sessizce Tae Yang2ın yanına gelip otururnca, çocuk başını kaldırır. Song-i onun gibi güçlü duran birini bu halde görünce o da kendini çaresiz hisseder. Tae Yang gözlerini elinin tersiyle silerek konuşmaya başlar “İnan korkmuyorum, belki beni evlatlıktan bile reddederler. Ne tepki vereceklerini bile tahmin edemiyorum. Ama tek düşündüğüm büyükbabam, o bunu kaldıramaz. Üç yıldır kalp tedavisi görüyor. Sırf kendimi düşünseydim yıllar önce söylemiştim, ama sırf kendimi düşünemem benim ailem var, sevdiğim insanlar, beni sevem insanlar var. Binlerce kişinin çalıştığı ve bana emanet edilen bir şirket. Bu durumda nasıl sırf kendimi düşünebilirim?” diye bir solukta içini dökmüştür. Song-i gülümseyerek “Başkalarını üzmemek adına bir şeyi saklarsan kendi üzüntüne birde onlarınkini eklersin, onlar yerine de sen üzülürsün. Söylememenin daha doğrusu söyleyememenin verdiği o pişmanlık hissi. Sana git söyle veya sakın söyleme gibi bir şey diyemem buna karar verecek olan sensin. Ancak unutma onlar senin ailen ve bu durum da saklanılacak utanılacak hiç bir şey yok. Bu senin gerçeğin ve onlar da anlayacaktır. Belki biraz zaman gerekecek ama sonunda anlayacaklardır. Sadece bunları bil ve zamanı geldiğinde içinden ne geliyorsa öyle yap.” diyerek Tae Yang’ın omzuna destek amacıyla dokunarak odasına çıkmak için merdivenlere yönelir.

Aklından geçenler ise “Hepimiz başkaları üzülmesin diye bir şeyler saklıyoruz. Belki de onlara sorsak sakladığımız için daha fazla üzüldüklerini söyleyecekler. Ama bu riski alamazsın değil mi Song-i? Yıllar sonra çıkıp sana yalan söyledim diyemezsin.”

Song-i odasına girer girmez Leun’u arar ve eve çabuk gelmesini ister. Tae Yang’ın şuan için ihtiyacı olduğu tek şey Leun’dur. Leun’un yolda olduğunu öğrenince rahatlar.

 

Sabah herzaman ki gibi Leun Song-i’nin kapısını kırarcasına vurarak onu uyandırır. “Noona hadi kalk kahvaltı hazırla.” diye dışarda yaygara yapmaktadır. Song-i yataktan kalkıp eline yastığı alarak kapıyı açar açmaz yastığı fırlatır ama yastık hedefi tutturamamış üstelik ordan geçmekte olan Tae Yang’a gelmiştir. Tae Yang ne olduğunu anlamaya çalışırken Leun kapının kenarına pısmış kahkalar atmaktadır. “Her gün seni uyandırdıktan sonra buraya saklanıyordum. Bakalım ne zaman sinirlenip beni döveceksin diye bekliyordum ama şansa bak.” diye gülme krizlerine kaldığı yerden devam ederken suratına yediği yastıkla şok olur. Tae Yang “Al şimdi mutlu oldun mu?” diye elinde yastık suratında ise her zaman ki ifadesiz tavrıyla olayı daha da komik hala getiriyordur. Kısa bir sessizlikten sonra üçü de gülmeye başlarlar. Song-i o gergin ortamdan eser kalmadığını görünce rahatlar. Kahvaltıya inerken Leun’u sıkıştırıp sorar “Ne yaptın bakalım. Tae Yang iyi görünüyor.” Leun bilmiş bilmiş “Hııh bir şey yapmama gerek yok ki, benim varlığım bile başlı başına mutluluk kaynağı. Hem..” diye sözünü bitirmeden Song-i çoçuğun saçlarını bozmaya başlar “Bu ne kendini beğenmişlik ha? Azıcık alçakgönüllü ol.” diye söylenirken Leun koşarak ondan kaçar ve ikisi merdivenlerde hayli gürültü çıkarınca Tae Yang aşağıdan seslenir “Birgün de yetişkin numarsı falan yapsanız. Yetişkin olun demiyorum, rol yapsanız da yeter.” derken bir yandan da halinden gayet memnun bir halde gülümsüyordur.

Öğle yemeği arasında Song-i genelde diğerleriyle birlikte yemek salonun da yemek yemez ya Tae Yangla birlikte dışarı çıkar ya da sandaviç gibi şeylerle günü geçiştirir. Bugün de her zaman ki gibi binanın ormana bakan pencerilerinin birinin önünde oturup manzara eşliğinde sandaviçini yemeğe hazırlanırken oradan geçen Jang onu farkeder. Gelip dünkü laf sokmalarına devam eder. “Ne o, Tae Yang sana çok para vermiyor anlaşılan. Yemeğe çıkacak paran yok mu?” der. Song-i manzaya dalmıştır kimin konuştuğunu anlamak için arkasını döndüğünde tahmin ettiği isimle karşılaşır. Hiç duymamış gibi “Yemek yedin mi?” diye sorar. Jang şaşırarak “Hayır yemedim, ne alakası var sana yemek ısmarlamamı mı istiyorsun?” diye kahkaha atar. Song-i sandaviçinin yarısını bölerek “Al bakalım. Ben yaptım diye söylemiyorum ama lezzetlidir.” diyince Jang şaşırır, kız ısrar eder “Al hadi, merak etme zehir yok,  bak bende yiyorum.” diyerek kocaman ısırır ve yanında ki boşluğu işaret eder. Jang şaşkınlığını üzerinden atmadan sandviçi alır ve kızın yanına oturur.

“Benden nefret etmen gerekmiyor mu?” diye sorar. Song-i gülerek “Bunu özellikle yapıyorsun.” diyince çocuk “Neyi?” diye sorar. “İnsanların senden nefret etmesini istiyorsun. Çünkü sende kendini sevmiyorsun.” diyince Jang bir kahkaha atarak “Şuana kadar duyduğum en saçma şeydi” der. Song-i gülümseyerek devam eder “Öyle olsun bakalım. Sadece şunu bilmeni istiyorum. Bu evliliği teknik olarak para için yaptığım söylenebilir. Yani Tae Yang’a bir borcum vardı ve ödeyecek param yoktu. Ama düşündüm de hiç borcum olmadan gelip bana durumu anlatsaydı da ona yardım ederdim.” diye devam eder. Jang alaycı alaycı gülerek “Saçma hem de çok saçma. Emin ol yapmazdın, hem neden başkaları için kendi hayatından vaz geçesin ki, çok saçma.” der. Song-i düşünüyormuş gibi yaparak “Hıım neden olabilir düşünelim bakalım. Buldum. Çünkü onun durumunu anlardım ve ona yardım etmek isterdim. Bu hayatta birilerine faydam dokunsun isterdim. Kendime faydam yok bari başkalarına olsun derdim sanırım. Tıpkı seninle sandviçimi paylaştığım gibi onunla  sorunlarını paylaşırdım.” diyip kalkar. Jang onun arkasından bakarken tahmin ettiği gibi biri olmadığını hatta şu ana kadar tanıdığı kimseye benzemediğini düşünür.

7. Bölümün Sonu

Dip Not: Baştaki resim için tarih84’e teşekkürlerimi sunarım:)

Bir de Noh Min Wu’yu seçme nedenim Kim Jae Wook’a çok benzemesi:) Hatta kuzen değil direk kardeşi bile oynayabilirler. Sahi neden bunu yapmıyorlar? 😉